Yıldırım Koç: SINIF MÜCADELESİ DAHA DA YÜKSELECEK

yildirimKoc

Bursa’da yaşanan işçi eylemleri, önümüzdeki dönem yaygınlaşacak
ve yoğunlaşacak işçi
eylemlerinin habercisidir. Açan bir çiçek ya
baharın habercisidir, ya da zamanını şaşırıp erken açan bir çiçektir.
Bursa’daki işçi eylemleri, yeni bir işçi baharının habercisi.

İşçi sınıfımızın üzerinde oturduğu minder tutuştu.


SINIF MÜCADELESİ BİRLEŞTİRİYOR

Bursa’da
eylem yapan işçiler arasında her etnik kökenden, her inançtan ve her
siyasal görüşten insan var. Ekmek kavgası ön plana çıktığında, bu
konulardaki farklılıklar geri plana itilir, sınıf kimliği ve sınıf
bilinci ön plana geçer.

Sınıf mücadelesi işçi sınıfını birleştirir. 

Etnik kökene ve dini inanca dayalı hareketler işçi sınıfını böler.

Bugün
Bursa’da otomotiv sektöründe çalışan işçileri birleştiren, kapitalizmin
yaşadığı krizdir. Sermayedar sınıf, işçilerin kendileri açısından temel
bir hak olarak gördükleri talepleri karşılayamaz durumda. Kriz olmasa,
güçlü bir işçi hareketi, taleplerin karşılanmasını sağlayabilirdi. Kriz
koşullarında bu mümkün değil.

İşçi, talebinin son derece haklı olduğuna inanıyor.

Patron ise bu talebi karşılayabilecek olanaklardan yoksun. (*)

Böyle bir durumda kendiliğindenci işçi eylemlerinin yükselmesini engelleyemezsiniz.

BURSA OLAYLARI GEZİ PROVOKASYONU GİBİYMİŞ!

Türk
Metal Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Mesut Gezer’in A Gazete’nin
15.5.2015 tarihli sayısında eylemler konusunda açıklamaları yayımlandı.
Mesut Gezer, bu eylemlerin uluslararası güçlerin eseri olduğunu ileri
sürüyor. Fabrikalar yatırım kararı alma dönemindeymiş. Dış güçler,
“Türkiye’yi baltalamak için görünmez elleri harekete geçirmiş.” “Dış
güçlerin Taksim Gezi provokasyonları Bursa’da yaşanıyor” imiş.

Akıl
var, mantık var. Eğer uluslararası güçler Renault Fabrikası’ndaki 5000
işçiyi eyleme sokacak kadar güçlü ise, ört ki ölem. İş işten geçmiş. Sen
sendika olarak üyene laf geçiremiyorsan ve üyeni uluslararası güçler
provokasyonlara sokabiliyorsa, geçmiş olsun.

Böyle akıl ve mantık dışı açıklamalar, Türk Metal’in çaresizliğinin ve etkisizliğinin göstergesi.

Otomotiv
sektöründe ücretler düşük. Birçok işçinin ikramiye dahil aylık net
ücreti 1600-1700 lira civarında. Bu işçiler, ücretlerini artırmak için
sürekli olarak fazla mesaiye kalıyor. İşveren de, yeni işçi alıp
maliyeti yükseltmek yerine, mevcut işçinin fazla mesaili çalışmasını
tercih ediyor.

Ancak hayat etkisini gösteriyor.

Bankaların
cömertçe verdiği tüketici kredilerini ve kredi kartlarını kullanarak
gelecekteki gelirlerini dün tüketen işçiler, ailelerinin artan
ihtiyaçlarını karşılamakta tıkandı. Tüketici kredileri taksitleri ve
kredi kartı borçları, işçilerin gelirlerinin önemli bir bölümünü
götürüyor.

Geçtiğimiz yıllarda işçilerin ücret artışı
talepleri sınırlıydı. İnsanlar kolay yolu seçtiler. Patronlara karşı
mücadele edip, risk alıp, mücadele etmek yerine, kendilerine sunulan
borçlanma seçeneğine yöneldiler.

Borçlanma seçeneği olmasaydı, araba üretenin araba satın alabilmesi için çok büyük mücadele vermesi gerekiyordu.

Borçlanma seçeneği olunca, mücadeleye gerek kalmadan araba alabildiler.

Borç yiyen kesesinden yer.

Şimdi aldığın ücretle hem geçineceksin, hem de geçmişte mücadeleden kaçınarak elde ettiklerinin taksitini ödeyeceksin.

Durum bu olunca Bursa işçisi patladı; patlamaktan başka çaresi kalmadığı için patladı.

Kriz derinleşerek devam ediyor.

Bursa işçisinin mücadelesi nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, başka bölgelerde ve sektörlerde de bu mücadele gelişecek.

Minder artık tutuştu.

(*) Patronun işçi taleplerini karşılayacak olanaktan yoksun olduğu görüşüne katılmıyorum… (Nezih Gençler)