WALL-MART CANAVARI GELİYOR!

Yazar Serdar Kuru

Sevgili dostlar, geçtiğimiz günlerde büyük “denizcilerimizden” ve “Yunanseverlerimizden” Rahmi Koç bey ilginç açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalardan ilki kendisinin Nazenin yatıyla yaptığı dünya turu sırasında elinde içki şişesiyle okyanusun engin sularına bakarken Türkiye’mizin tüm sorunlarını çözecek yegane yolu bulması ve bunu kamuoyu ile paylaşmasıydı. Hiçbirimizin aklına gelmeyen bu fikre göre dünyanın en güzel yönetim sistemi akıllı diktatörlükmüş ve ah keşke olsa ne de güzel olurmuş. Rahmi Beyin bu açıklaması beni hiç şaşırtmadı çünkü kapitalistlerin en uyumlu çalıştığı rejimlerin dikta rejimleri olduğu bilinen tarihsel bir gerçektir. Bu şekilde her beş senede bir yeni lider adaylarına tonla para dökmekten ve her defasında kamuoyunu kandırmak için türlü çemberi çevirmekten kurtulmuş olurlar. Geçmişin ünlü diktatörleri Hitler,Mussolini ve Franconun arkasındaki gücünde ensesi kalın parababaları olduğu biliniyor. Bu yüzden bu açıklama bana o kadarda ilginç gelmedi çünkü ben Rahmi Beye notumu bundan birkaç sene önce TV’den yayınlanan bir üniversite konferansında Hindistandaki kast sistemini balllandıra ballandıra överken zaten vermiştim.

Bence Rahmi Beyin en önemli açıklaması daha doğrusu “ağzından kaçırması” Koç Holdinge ait market zinciri Migrosun Dünyanın en büyük perakende devi Amerikan Wal-Mart şirketine satılacağını söylemesiydi. Böylece Global Kapitalizmin temsilcilerinden Tescodan sonra WalMartında ülkemize giriş yapmak üzere olduğundan haberdar olduk. Bu haber üzerine boyalı medyada “amanda aman yabancı sermaye ülkemize girecek bize iş ve para verecek” diyen cahil sürüsüne bu WalMartın ne menem bir yaratık olduğunu ve ülkemize girerse başımıza neler geleceğini açıklamak da bize borç oldu.

Walmart canavarı son rakamlara göre 256 milyar dolar cirosu olan dev bir market zinciridir. Türkiye’nin koskoca bir ülke olarak toplam gayrisafi milli hasılasının 250 milyar dolar olduğunu düşünürseniz WalMarta şirket değil, şirket süsü verilmiş devlet dememiz gerektiğini anlarsınız. Bu koca devin kurucusu gerçektende tarihin gördüğü en kurnaz ve hırslı işadamlarından biri olan Sam Walton. 1962 senesinde mahalle bakkalı benzeri ufacık bir dükkandan bugünkü haline getirdiği WalMartın keyfini o da süremedi ve 1992 senesinde ardında Karun kadar zengin dört çocuk bırakarak herkes gibi bir kefenle dünyayı terk etti.

Bugün şirketi profesyonel yöneticiler idare ederken Walton ailesinin üyeleri de 17 sülalelerine yetecek parayı yemek tüm zamanlarını aldığı için pek ortada gözükmüyorlar.

Sam Waltonun başarısın ardındaki sırsa şudur. Sam Walton ikinci dünya savaşında Amerikan askeri istihbaratında subaydı ve Yüzbaşı rütbesine kadar görev yaptı. Bu dönemdeki görevi binlerce savaş esirinin tutulduğu dev toplama kamplarındaydı. Sam Walton bu dönemde kapitalizmin bir sırrına vakıf oldu ve insanların çoğunluğunun güç ve korku karşısında nasıl beyinsiz koyunlara dönüşebildiğini bu esir kamplarındaki görevinde bizzat deneyerek öğrendi ve burada edindiği yaşam felsefesini hayatının geri kalanında uyguladı. Bugün WalMart şirketi de kurucularının izinden gitmektedir.

Şimdi gelin esir kamplarından edinilen bu felsefe WalMarta nasıl yansımış inceleyelim. WalMartın şirket parolası “Always low Prices”dır yani “Her zaman düşük fiyatlar” Peki ilk bakışta biz tüketiciler için güzel gibi gözüken bu düşük fiyatları nasıl sağlıyorlar. Öncelikle WalMart şirketi bir yere girip dükkanını açtı mı ilk olarak elinden geleni ardına koymayarak tüm rakiplerini yok eder. Bakın rakiplerini geçer demiyorum onları tam anlamıyla yok eder. Sadece son on yılda Amerika’da Walmart tam 25 süper market zincirini yok etti ve bu hesaba dahil olmayan yüzlerce küçük ve orta boy esnafı tamamen buharlaştırdı. WalMart rekabete inanmaz tek inandığı ister ufak bir bakkal,ister orta boy bir market yada kendisi gibi koca bir süper market zinciri olsun bayrağını diktiği yerdeki tüm rakiplerini yok etmektir. Yani Walmartın en ucuz market olması etrafında kendisinden ucuz fiyaT verebilecek herhangi bir şirketi ayakta bırakmamasından ileri gelir. Bu birinci sebepti.

İkinci olarak WalMart şirketi devasa boyutlara sahip ve büyük miktarda parasal gücü olduğu için girdiği ülkedeki toptancıların hepsini ele geçirir. İlk olarak rakiplerinden daha fazla parayı peşin olarak vererek piyasadaki tüm toptancıları kendilerine bağlar. Çek senetle çalışmaya alışmış toptancı ve üreticiler bir anda kendilerine nakit olarak,zamanında verilen büyük çapta siparişleri görünce hepside göbek atarak Wal Martla çalışmaya başlarlar ama bu bir tuzaktır. WalMartın bu güzel tavırları rakiplerini yokedene veya kendisiyle rekabet edemez duruma düşürene kadar sürer.

Bu aşama geçildikten sonra WalMart toptancıların eline yeni bir anlaşma tutuşturur. Buna göre istediği ürünler kendisine istediği zaman ve istediği fiyattan verilmezse anlaşmasını tek taraflı feshedebileceğini yazar Garibim toptancılar kendilerini tümüyle WalMarta bağladıkları ve eski müşterilerini kaybettikleri için kendilerine ne söylenirse kuzu kuzu kabul ederler. Bir süre sonra WalMart o kadar düşük teklifler vermeye başlarki toptancılar neredeyse maliyetine WalMarta çalışmaya başlarlar.

Walmartın bir diğer özelliğiyse çalışanlarını tam bir kölecilik mantığıyla çalıştırmasıdır. Walmart dünyadaki hiçbir işyerinde sendikalı işçilere izin vermez. Düşük fiyattan çalıştıracağı sendikasız işçiler bulamazsa bu sefer ihtiyacı olan hizmetleri kendisi fason olarak dışarıdan getirtir. Walmartın Çin’de,Bangladeşte,Latin Amerika’da kurduğu ve çocuk yaşta köle işçilerin neredeyse bedava üretim yaptığı pek çok tesisi vardır.