TÜRKİYE'DE İŞSİZLİK ORANI VE NİTELİKLİ İŞGÜCÜ ARAYAN SEKTÖRLER

Yazar Prof. Dr. İbrahim Ortaş Sık sık devlet yetkililerinin yurt içi ziyaretlerinde yaşanan manzara insanların iş  istekleri objektiflere yansımaktadır. İşsizliği ancak işsiz kalanlar anlayabilir. Evine aş götüremeyen kişinin ızdırabını en iyi işsiz bilir. Mezun olduktan sonra kısa bir süre işsiz kalmamın bende bıraktığı iz gerçekten çok zor uzun süre geçmemiştir. Süreklide işsiz kalabilirim kaygısını yaratmıştır. Ancak hep, sarmaşık değil, ağaç olmayı, kara demir değil küçük bir altın parçası olmayı benimsedim. İyi yetişmenin, işini sağlam yapmanın her zaman bir karşılığı olacağını ve altın bileziğin önemli değer olduğu öz güvenimi de hiç kaybetmedim ve bunun karşılığını da hep gördüm…
İşsizlik günümüzde gerçekten çok ciddi bir sorun ve artık insanımızın ruh sağlığı bozulmuş durumdadır. Özelliklede eğitilmiş genç nüfusun işsiz kalması sosyal baskıyı da oluşturmaktadır. Gençlerin kendilerine gelecek kurması, evlenmesi, ev sahibi olması beklentisinin ertelenmesi beraberinde arzulanmayan sonuçlar doğurmaktadır. Sigara dumanı ve buğulu camların ardındaki kahvelerde saatlerce işsizlikten dolayı kuru bir sandalyede oturan insanların ruh hali gerçekten çok korkutucu. Bu durum yetkililerce en kısa sürede dikkatte alınarak gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır.
Türkiye’nin İşsizlik Durumu Nedir?
Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in açıkladığı rakamlar, 2007 yılı için genel işsizlik oranı % 9.2. Gençler arasındaki işsizlik oranı ise % 19.2 ile en yüksek düzeyde bulunmaktadır.
Bu değerlere kayıt dışı işsiz gençler eklenmemiştir. Bilindiği gibi her yıl iki milyon yakın kişi ÖSS’ye hazırlandığı için gizli işsizler sınıfına girmektedir. Okuyan, askerde olanlar da harç. Uzun zamandır bilinen yüksek öğretimli okumuş işsizlerin sayısının her geçen gün katlanarak artması eğilimi yüksek öğretime olan güveni de sarsmıştır…
Yetkililer çareyi mesleki eğitimi artırmakta arıyor ancak sorun mesleğe sahip olmamalarından değil, iş olanağının olmasından kaynaklanıyor denilse daha gerçekçi olacaktır. Çünkü yıllardır Türk ekonomisinin en ciddi sorunu üretime dayalı işsizlik süreci olduğu artık teorik çalışma düzeyine gelmiş durumdadır.
Son yıllarda özellikle de tarımda yaşanan olumsuz gelişmeler ile kırsaldan kente yapılan göçler, işsizliği iyice artırmıştır. Yaz aylarında çoğunlukla tarıma dayalı mevsimlik iş gücü gereksiniminden dolayı kısmen gerileyen işsizlik, kışa geçişle birlikte mevsimlik istihdamdaki daralmaya paralel olarak yeniden yükselmektedir. Aşağıda Devlet İstatistik Kurumunun verilerinde de bu durum açıkça görülmektedir. Bugünlerde yüzde 10’un üzerinde olan işsizliğin temel nedeni üretim yapamamaktır, yeni iş alanlarının elden çıkarılmasıdır. Türkiye İstatistik Kurumu, Hane Halkı İşgücü Anketi’nin Eylül-Ekim-Kasım 2005’i kapsayan dönemde erkekler arasındaki işsizlik oranı yüzde 9.4’ten yüzde 9.7’ye, kadınlar arasındaki oran yüzde 10.6’dan yüzde 11.1’e çıktığını gösteriyor. Günümüzde ise bu oran korunmaktadır.
Türkiye’de resmi anlamda istihdam edilen 23 milyon kişinin yüzde 50’sinin kayıt dışı çalıştığı İstatistik kurumu tarafından belirtilmektedir.
Yaklaşık 70 küsur milyon insanın yaşadığı  ülkemizde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus 51 milyon kişi iş yapacak kapasitede bulunmaktadır. 15 yaş ve üstünde 51 milyon insanın ancak yarısından daha azını ifade eden 24 milyon kişi çalışabilir statüsünde sayılıyor. Peki geri kalan 15 yaşın üstündeki 27 milyon insan, yaşlı, emekli vs. Çalışan 24 milyonun 2-3 milyon kişisi işsiz durumdadır. Ayrıca kırsalda olup da zorunlu olarak kendi işini yapan veya iş ve işçi kurumuna başvurmayan kişilerin oluşturduğu gizli işsizlik tabii hariç.
Konu Bilimsel Olarak İncelendi
Bir taraftan Türk ekonomisi rekor üstüne rekor kırarak büyürken, aynı zamanda işsizlik de yeni rekorlara imza atıyor, bütün yetkililer tedirgin. İktidar muhalefet rakamlarla ile birbirlerini köşeye sıkıştırmaya çalışmaktadır. İşsizlik konusu bilim insanlarının da yakından ilgilendiği bir konu. Dr. Özlem GÖKTAŞ YILMAZ “Türkiye Ekonomisinde Büyüme İle İşsizlik Oranları Arasındaki Nedensellik İlişkisi” Konusunda Hazırladığı Makalesi  İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri Ve İstatistik bölümü Tarafından Çıkarılan Ekonometri ve İstatistik Sayı:2 2005- 11-29 Dergiden Yayınladı.
Sayın Yılmaz çalışmasında özellikle Türkiye ekonomisinde 2002 yılından itibaren yüksek büyüme hızına rağmen meydana gelen yüksek işsizlik oranının çeşitli nedenlerini teorik olarak açıklamaya çalıştı. Yılmazın araştırma sonuçları “Türkiye ekonomisi tarihi incelendiğinde ekonominin daima büyüme eğiliminde olduğu fakat sürdürülebilir bir büyümenin sağlanamadığı ve işsizlik sorununun da önlenemediğini göstermektedir”. Türkiye ekonomisinde sürdürülebilir bir büyümenin sağlanamamasının ve işsizlik sorununun giderilememesinin bir çok ekonomik ve sosyal nedeni bulunduğu da ifade edilmiştir.
Girmeye çalıştığımız AB ülkelerinin önemli bir kısmın da durum bizden farklı değil. Ancak söz konusu ülkelerde enflasyon tek haneli ve % 5 veya altında görülmektedir. İssizlik Avrupa’da da artıyor ancak o ülkelerde sosyal güvenlik yardımı ve issizlik yardımı nedeniyle işsizler çok mağdur edilmemektedirler.
Eskişehir-Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Araştırma Merkezi (TEKAM) Müdürü, Muammer KAYA ‘nın http://www.universite-toplum.org/text.php3?id=276 adresinde yayınlanan Türkiye’nin İstihdam – İşgücü – İşsizlik Değerlendirmesi adlı çalışmasında “Türkiye’de istihdamın nüfusa oranı 1994’te %52.4 iken 2001’de %47.8 ve 2005’te %45.9 olmuştur. Ülkemizde nüfusun yaklaşık %54’ü istihdam edilememektedir. Türkiye istihdam edebilmede OECD ülkeleri ortalaması ile karşılaştırıldığında yaklaşık %20 daha geridedir. En iyi istihdam OECD ülkeleri içinde İsviçre’de olup %77’den fazladır. Türkiye OECD ülkeleri içinde 2001-2005 yılları içinde istihdam/nüfus oranı en kötü/düşük olan ülke olmuştur” diyor.
Kaya’nın çalışmasında, Türkiye’de işgününe katılım oranında 1994 yılında %57.5’luk bir oran varken 2005’de %51.3’lere kadar gerilemiştir.
Türkiye’de işsizlik oranı 1994’de %8.8 iken 2005’te %10.5’a kadar çıkmıştır. OECD ülkeleri ortalaması 1994’te %7.8 iken 2005’te %6.7’ye gerilemiştir. İşsizliğin en az olduğu OECD ülkesi Meksika (%6.7) iken en fazla olan ülke de Polonya’dır (%18).
AB ülkelerinin issizlik oranı için http://ntvmsnbc.com.tr/news/288891.asp adresini tıklayın.
Almanya, %9.9; Avusturya  5.4; Belçika 8.4; Danimarka 5.3; Hollanda, 2.6; Polonya, 12; İspanya, 14; Slovakya, 17 oranında işsizlik yaşamaktadır. AB içinde en yüksek işsizlik oranlarından birine sahip olan Polonya’da, işsizlik büyük ölçüde yapısal bir sorun olarak belirli sektörlerde rekabet edilebilirliğin gelişmesine duyulan ihtiyacı ifade ederken; Slovakya’da 1990’ların sonlarındaki resesyon sonucu ortaya çıkan iç talep yetersizliği, işsizliğin kilit nedenlerinden birini oluşturmaktadır.
Gelişmiş Batı Ülkelerinde Durum Nedir
Genel dünya işsizlik değerlerinin son on yılını değerlendiren aşağıdaki Tablodaki veriler ışığında AB’nin 25 ülke içinde 2005 yılı için özellikle Polonya (%17.7) ve Slovakya (%16.4) yüksek işsizlik rakamlarıyla dikkat çekerken; İrlanda (%4.3), Hollanda (%4.7), İngiltere (%4.7) ve Danimarka (%4.8) nispeten düşük oranları ile ön plana çıkmaktadır. Türkiye 2000 yılında %6.5 işsizlik düzeyinde iken 2005’yılında %10.3’ün üzerine çıkmış bulunuyor. Günümüzde ise aynı oranda işsizlik devam etmektedir.
Gelişmiş ülkeler içinde yoğun göç alan ülkelerde biraz yüksek görülmekle beraber, ABD, Japonya ve diğer AB ülkelerinde işsizlik oranı genelde gelişmekte olan ülkelere göre daha düşüktür. Bu da gelişmekte olan ülkelerde istikrarlı bir yapının söz konusu olduğunu gösteriyor.

Değişik Ülkelerin Toplam İşsizlik Oranları (%) Eurostat, Adjusted Employment Series, Employment İndicators-Annual Data, Total Unemployment Rate (%),http://europa.eu.int/comm/eurostat/newcronos adresinden tıklayın.

Türkiye’nin Eksiği Nitelikli İşgücü Eksikliğidir
Dünyanın gelişmişlik başarısı ile nitelikli iş gücü arasında doğrudan bir ilişik bulunmaktadır. Her yönü ile iyi eğitilmiş bilim ve teknoloji bilgisi olan, dil bilen iletişim sağlayan insanların biriktiği alanlarda yaratılan sinerji bunun tek nedenidir. Türkiye’nin yetiştirdiği nitelikli diplomalı işsiz sayısını artırmak istemiyorsa mesleki eğitim ve yüksek öğretimin niteliğini yeniden gözden geçirmesi gerekir.
Ne yapılabilir?
Bunun yolu eğitimi yeniden biçimlendirmekten geçiyor.
İşsizlik yalnızca işsiz işçilerin değil, tüm çalışanların ve hepimizin sorunudur. İşsizliğe bağlı olarak artan kapkaç, terör ve diğer olumsuzluklar hepimizin günlük yaşamını etkilemektedir. Yakınımızda en azından mezun eğittiğimiz öğrencilerimizin işsiz gezmesi hepimizi üzmektedir. Bugün ülkemizin ciddi anlamda yaşadığı çoğu sosyal sorunların, terörün, fuhuş’un, kapkaçın altında temelde ülkemiz kaynaklarının rasyonel kullanılamaması, insanların iş bulamaması ve bunun yaratığı olumsuz gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Bu sorun giderek Türkiye’nin sosyal barışını bozmaya ve güvensizlik üretmeye devem etmektedir. Özellikle kentlerin varoşlarına yığılan niteliksiz göçün ürünü olan işsizliğin çözümü için bir taraftan eğitim programları devam ederken, diğer taraftan iş imkanları üretilebilir. Kahvehane köşelerine sıkışan bu insanların birere suç unsuruna dönüştürmesinin önlenmesi için mutlaka bir şeylerin yapılması gerekir.
Yeni Bir Eğitim Ve Kalkınma Hamlesi Başlatmak Gerekir
Ayrıca Türkiye’nin makro bir proje ile potansiyelini tanımlayıp, geleceğe yönelik gereksinim duyduğu nitelikli iş gücünü oluşturması gerekir. Çok sayıda iş yerinde nitelikli teknik eleman ihtiyacına karşılık ortamda çok sayıda niteliksiz yüksek öğretimli insanın bulunması tezatlığı düşündürücüdür. Genelde her tülü işi yapabilen, kalifiye olmayan elemanların daha rahat işe girebildikleri belirtiliyor. Türkiye’nin bir çok konudaki en önemli sorunu, yatırımların ve üretimin, artan nüfus artışına ayak uyduramaması gösterilebilir. Bunun anlamanın yolu nüfus artış oranı ile yaratılan istihdam durumuna bakma gerekir. Yani Türkiye’de her yıl bir milyon 300 bin bebek doğarken, ancak 300 bin kişilik istihdam potansiyelinin yaratıldığı biliniyor.
Ülkemizin bir bütün olarak işsizliği çözecek önlemler alması, iş imkanı yaratacak kişi ve kuruluşlara altyapı ve kredi sağlaması, kamu kaynaklı kalkınma modellerini devreye sokmasının işsizliği azaltacağını düşünüyorum.
iortas@cu.edu.tr