VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

Türk Sineması’nda Rus Edebiyatı

Yazar:Okan Çiftçi

Tarkovski sinemasıyla ilk tanıştığımızda onu dünya sinemasında nereye koyacağımızı pek kestiremesek de kimi eserleri bize doğrudan Rus Edebiyatı’nın farklı bir sanatsal etkinlik alanına aktarılması olarak gelebilir. Andrey Rublev ve Stalker örneğinde olduğu gibi.

Her ne kadar Nuri Bilge filmlerinin görsel şiiri ile büyülensek de sinema tarihinde hangi yöntemleri içerimlediği, hangi yeniliklere yön verdiği ve hangi keşifleri sivriltip öne çıkardığı hakkında konuşmayı başkalarına bırakıyorum.

Nuri Bilge’in yeni filmi; Golovlev Ailesi (Şçedrin), Stepançikovo Köyü, Budala (Dostoyevski), Oblomov’u (Gonçarov) hatırlattı. Zaten filmin sonunda da eklenmiş “Çehov’un eserlerinden esinlenilmiştir” diye. Belirgin bir Rus edebiyatı etkisi.

Çehov eserlerinde okuyucusu ile taşra yaşamının ayrıntılarını paylaşır. Kendi kabuğunu kıramayanlar, çevresi ile didişenler, bir ideal uğruna eyleme geçip “kader”ine takılıp düşenler, halkına yabancılaşmış aydınlar eserlerinde kol gezer.

Çehov bize sıkıcının/tekdüzenin de alabildiğine ilginç olduğunu fısıldar. Yalnızca toplumun üst tabakaları arasında geçmesine gerek yoktur anlatılan olayların. Çehov, Ercan Kesal gibi doktordur. Meslek donunda bir yazarın toplumun türlü tabakalarına sızıp gözlemlemesi tanık olmasına ve okuyucuları ile izlenimlerini paylaşmasına olanak tanır.

Kapadokya’da otel işleten eski tiyatrocu kendisini kimsenin okumadığı bir yerel gazeteye çok önemli bulduğu makaleler yazmakla meşgul eder. Film boyunca bu konu yakın çevresi tarafından sürekli iğneleme eleştiri ve alay konusu olur. Otelde bir tür Oblomov hayatı sürdüren bir çift ve kardeş huzursuzdur başka dünyaları/şehirleri arzulamakta zaman zaman durumlarından yakınmaktadırlar.

Kahramanın çevresindeki insanlar ile içerisinde bulunduğu iletişim kanallarının katman katman açığa sunduğu kişiliği film süresince açığa çıkarılır. Zamanla filmin başkarakterinin seçkinlik deneyimlilik ve yaşlılık kılığı arkasına gizlediği/gizlenmiş karakter düğümü bir dizi olaydan sonra bir içki masası ile zirve yapar ve sonrası gelen kusma ile çözülür.

“Bir zamanlar Anadolu’da”ki muhtar bu sefer bir din adamına dönüşmüştür sanki; yargının sonlandırıldığı sessiz bilinç doktor bu kez karşımıza 15 yıldır kekemeliği yüzünden konuşamayan ama artık konuştu mu kimsenin durduramayacağı köy öğretmenine dönüşmüştür.

Tıpkı bu kahramanların Nuri Bilge sinemasında değişik kılıklarda yeniden belirmeleri gibi Rus toplumunda ve dolayısı ile Rus edebiyatında aynı kahramanlar kol geziyor.

“Neden Rus edebiyatı Türkiye’de bu kadar geniş okur kitlesi yakaladı?” sorusu yerine şu soruyu dillendirmek istiyorum; “Neden tarihin sahnesine sürekli bu kahramanlar fırlatılıp fırlatılıp duruyor?” Bunu Avrasyacılar bozkır kültürü, tarihsel gelişim ve Cengiz Han’a dayalı devlet geleneği ile ilişkilendirebilirlerdi.

Tolstoy Rus edebiyatında zamanın şairi ise Dostoyevski mekanın şairidir. Mekanlar arası iletişim ve geçişler Dostoyevskinin romanlarında kahramanların çalkantılı ruhsal yaşantıları aracılığı ile sağlanır; Bahtinden öğrendiğimiz şeylerden bir tanesi. Budala adlı romanında da Nuri Bilge’nin Kış Uykusu’nda olduğu gibi çok ünlü bir para yakma sahnesi vardır. Bu sahne kusma sahnesine eşsüremli olarak eşlik eder adeta. Karakter örgüsünün bir zirve yaparak çözülmesi ömür/emekten örülü çelişkiler yumağı para zarfı ateşe atılır. Cama taş atan gururlu çocuk ise bize Karamazov Kardeşlerde Alyoşa’nın parmağını ısıran babasının gururu kırılan çocuğu hatırlatır.

Bu dikkat çeken benzerlikleri sıraladıktan sonra rahatça söylenebilecek birkaç şey daha var. Nuri Bilge vefalı bir Rus Edebiyatı okuru, bunu hem kahramanlarına derinlerine eğilmesinden ki olumlu bir işarettir hem de günlük yaşam söyleşilerinden kimi zaman oldukça uzaklaşan bu alanın kaldırabileceğinden daha fazla ilişiklendirilen diyaloglar gibi olumsuz bir işarete (Dostoyevski kahramanlarının konuşma tarzları) dayanarak söylemek mümkün.

Nuri Bilge yönetmenliğinin zirvesinde sürekli yeni keşiflere bizi sürüklerken kendi halkını anlamak ve ona yaklaşıp dokunabilmek için içerik olarak Rus Edebiyatından yararlanıyor/besleniyor. Edebiyatçı kişiliği yönetmenliği altında eziliyor.

Halkına eğilmek onu anlamak ve anlatmaya çalışmak çoğu sanatçının gerçekleştiremeden aramızdan uzaklaştığı bir aşama. Sanatsal ereklerle dile getiriş/ifade sadeliği arasındaki uyuşum sanat olayında en yetkin konum. Peki, günlük yaşamın sanatın içeriğini oluşturacak malzemesi ve bunun sunumu olayların gidişi içerisindeki ilgi tepecikleri halinde neden Rus edebiyatından ödünç alınıyor?

Bozkırın bu büyük yönetmeni şiirinde aksaklıklar olsa da ustalığının bize gösterdiği yer alçakgönüllük, yüzleşme ve kabul etme yaşamın uzakta tuttuğumuz yönlerine erişmemize olanak tanıyor.( Kaynak:sendika.org )

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.