TOPKAPI SARAYINDA DOĞRAMACININ TAŞERON ŞİRKETİ İŞÇİSİNE İŞ YASASI OKUMAK YASAK!

Yazar:habersol
Topkapı Sarayı Müzesi içinde işletmeciliğe soyunan İhsan Doğramacı’nın kurmuş olduğu Bilintur A.Ş.’de geçtiğimiz günlerde çok ilginç bir işten çıkarma yaşandı.

Topkapı Sarayı’nda iş yasasını okumak işten çıkarma sebebi olarak gösterildi.

Topkapı Sarayı ile Ayasofya’nın da içinde bulunduğu müze ve ören yerlerinde, işletmesi Döner Sermaye İşletmeleri Merkez Müdürlüğü’ne (DÖSİMM) ait olan kafeterya, hediyelik eşya ve kitap satış bölümlerinin işletme hakkı Bilkent Holding bünyesindeki Bilintur A.Ş.’ye bırakılmıştı.

Aynı dönemde, DÖSİMM personeli yerine işe alınan ve özel sektör koşullarında asgari ücretle istihdam edilen işçiler, 30 dakika öğle yemeği dışında bir ara dinlenmeleri olmadığı ve açık hava koşullarında 8 saat sürekli ayakta çalıştıkları için gün içinde iki defa, 15’er dakikadan oluşan ara dinlenme talep ettiler. Ancak istekleri, çalışma saatlerinin 7.5 saat olduğu ve yasaya göre sadece 30 dakikalık (bunun da 15 dakikası yemekhaneye gidip gelirken geçiyordu) öğle yemeği dışında başka bir dinlenme hakları olmadığı söylenerek 1.5 ay boyunca geri çevrildi.

BİLKENT’in hesabıyla çalışma süresinin nasıl 7.5 saate denk geldiğini anlamaya çalışan işçiler arasında rahatsızlık büyümeye başladı. İşçilerden biri, mesai arkadaşlarına, kişisel e-posta adresleri üzerinden, 4857 sayılı iş yasasında 68/b fırkasını, yani çalışma saatlerinin düzenlenmesi kısmını gönderdi.

Anlaşılması daha zor olan süreç bundan sonra başladı. Bir işçi, işyerindeki bilgisayardan kişisel e-postalarına bakarken arkadaşının gönderdiği iş yasasıyla karşılaştı. İş yasasının okunması, kişilik hakları ihlal edilerek sisteme giren merkez çalışanları tarafından tespit edildi. 4857 sayılı iş yasasını mesai arkadaşlarına gönderen işçi, aynı gün içinde işten çıkarıldı. Sebep olarak, kurumsal bir firmada böyle şeylerin hoş karşılanmayacağı gösterildi.

Bu sürece tanık olan bir işçi yaşananları şu şekilde değerlendirdi, “Topkapı Sarayı Müzesi’nde yaşananlar oldukça acı, ama bir o kadar da öğreticidir. Özelleştirme, taşeronlaştırma işçilerin, bu gibi olaylarla her geçen gün daha sıklıkla karşılaşacağını göstermekte ve her deneyim bunu doğrulamaktadır. İşçiler örgütsüz, sendikasız, asgari ücretle sosyal haklardan mahrum olarak ‘esnek’ çalışma saatlerine boyun eğerken, bu koşullara sebep olan, babalar gibi satarım diyen, tüm maddi ve manevi zenginliğimizi (kültürel varlıklarımız dahil) sermaye gruplarına pazarlayan, özelleştirmeleri ve taşeronlaşmayı kanıksamamıza sebep olacak derecede günlük hayatımıza sokan AKP’nin, içinde iş yasasını okumanın ve okutmanın haklı bir işten çıkarma sebebi sayılacağı yeni bir iş yasası hazırlıyordur herhalde.”
(soL – İstanbul)