Vatan Postası
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

TEKEL İŞÇİLERİNİN YOLUNDAN GİDİYORUZ: ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK!

14271_12_22_02Yazar Ulukışla Altın Madenine Karşı Köylü Direniş Komiteleri

Pazarlığınız büyük. Altını topraktan çıkartıp, tüm yaşamlarımızı yok edecek gücünüz olduğunu düşünüyorsunuz. Medyanız var. Patronlarınız, bürokratlarınız, topunuz, tüfeğiniz. Bize savaş ilan ettiniz, ama siz kaybedeceksiniz. Bu sefer uçan halılar da yapsanız, vergi borçlarınızı da ödeseniz, ellerimiz iki yakanızda olacak.

Sizin cehennem ateşiniz, bizim direniş ekmeğimizi ısıtabilir ancak. Siz ya bizim cennetimizden ellerinizi çekersiniz ya da kendi ellerinizle kendi cehenneminizin ateşini körüklersiniz.

Desteklediğimiz Tekel işçileri ne öğretti bize biliyor musunuz? Ölmek Var Dönmek Yok. Haydi Gelin…

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası,
TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Şehir Plancıları Odası,
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Ayamama Son Durak, Beyaz Adımlar Platformu, Çağdaş Hukukçular Derneği, DOĞADER, Donkişot Çevre Akademisi, Ekoloji Kolektifi, EKODER, GDO’ya Hayır Platformu, 
Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği
Gemlik Doğal Hayatı ve Hayvanları Koruma Derneği (GEMDOHAY), Gemlik Satranç Kulübü,, Gemlik Yaşam Atölyesi, İmeceevi,
İmece Toplumun Şehircilik Hareketi, Kentsiz, KESK, Nilüfer Yerel Gündem 21, Osmaniye Çevre Platformu, Sorgun Platformu,
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri (SES) Sendikası, Tüketici Dernekleri Federasyonu, Tükoder, Tüketici Hakları Derneği,
ORTAK BİLDİRİSİ İÇİN TIKLAYIN…

ULUKIŞLA KÖYLERİ’NDEN DOST VE KARDEŞ KİŞİ VE KURUMLARA AÇIK MEKTUP

Kardeşlerimiz,

Bolkar dağlarının sırtlarında altın madeni işletmek isteyen Aydın Doğan ve Necati Kurmel’e ait Gümüştaş şirketine karşı bir yıldır direniyoruz. Eylül ayında Niğde İl Encümeni tarafından açılan ihalede köylerimizin sulama göletine ait araziler bu şirkete satıldı. Bu satışa karşı yoğun bir eylemlilik başlattık. Yıllar önce gölet yapılması için kamulaştırılan arazilerimiz bir gün ansızın altın madenciliği yapacak bir şirkete satılması karşısında Niğde ilinde bu satışın durdurulması için bir protesto mitingi düzenledik. Protesto mitinginde idarenin aldığı satış kararlarının kamu düzenini bozduğunu haykırdık. Ardından Adana- Ankara karayolunun içinden geçtiği Hasangazi köyünün meydanında sesimizi yükselttik. Ancak, bizlere karayolunu trafiğe kapatmaktan dava açıldı. Oysa ki bizler hükümet edenlerin bozduğu kamuyu yeniden kurmak istedik. Sularımız, toprağımız için, geleceğimiz için… Buna karşın binlerle ifade edilen bu kalabalığın sesi duyulmadı. Bizler hâlâ yargılanıyoruz. Suçumuz ise, bozulan kamu düzenini yeniden kurmayı istemek.

Kardeşlerimiz, Sizler bu süreçte yanımızda oldunuz. Ancak, Eylül ayından sonra şirket köylerimize girmek için yoğun çaba harcadı. Köylerimizde, bizleri bilgilendirmeye gelen kişiler hakkında kara çalmaya çalıştı. Dostumuz Jeolog Tahir Öngür’ü karalayan broşürler dağıtmak istediler. İzin vermedik. Altın madenciliğini övdüler. İtibar etmedik. Davalar açıldı. Yılmadık. Şirketin maden araması yaptığı alandaki sularda yaptırdığı analizlerde yüzde onbeş arsenik çıktı, gizlediler. Duyduk. Köylere arıtma kuralım dedi. Ya peki sebzelerimiz, meyvelerimiz, ağaçlarımız, kuşumuz dedik. Duyan olmadı. Kardeşler tek bir isteğimiz var. Biz burada barış ve huzur içinde yaşamak ekmeğimizi sağlıklı koşullarda yemek istiyoruz. Bizler, emeğimiz ve doğamız kirlensin istemiyoruz.

Kardeşlerimiz, son günlerde altın madeni şirketi köylerimizde 400 dönüm daha toprak almak için hazırlık yapıyor. Bu almak istedikleri topraklar meralarımız ve ormanlarımızı da kapsıyor. 29 Ocak 2010 günü kalabalık bir jandarma birliği eşliğinde, memurlarıyla, topraklarımızdan satın almak istedikleri yerleri ölçmeye geldiler. İstemedik. Bizleri dövmeye kalktılar. İzin vermedik. Köylerimizden kovduk. 1 Şubat 2010 sabah saat beşte, biz uykudayken yeniden geldiler. İki bin kişilik orduyla. Kim için? Altın madenine bu sefer de meralarımızı satmak için. Ölçüm yapmaya. Köylerimizi altın madencisi şirket yüzünden karakola çevirdiler. Köylülerimizi de şirketin önce ajanı sonra kölesi yapmak istiyorlar. Altın madeni hamdolsun kalkındırdı hepimizi.

Bu kuşatmaya karşı aylar önce köy meclisleri oluşturduk. Maden havzasındaki her köyde bir köy meclisimiz var. Köy meclisleri bu zor dönemde birlikte hareket etmek için siz kardeş kişi ve kurumları desteğe çağırıyor. Altın madenciliğine karşı dayanışma komiteleri oluşturarak sesimizin Türkiye ve Dünya’ya duyurulmasını istiyoruz. Eşmeli, Artvinli, Gümüşhaneli, İzmirli, Diyarbakırlı kardeşlerimiz sesimizi duyun. Perulu, Bulgaristanlı, Güney Afrikalı Kardeşlerimize bu mektuplarımızı ulaştırın. Daha önce yaptığınız gibi bu kuşatmaya birlikte delmek için sizi yanımıza çağırıyoruz. Güçlü medya organlarına sahip bu şirkete karşı birleşirsek toprağı, suyu ve yaşamı kazanırız. Bu nedenle de birlikte hareket etmeye çağırıyoruz. Sizlerden ilk dileğimiz, Bu şirketlerin ürünlerini protesto etmeniz. Unutmayın bu şirketlerin ürünlerinin üzerinde köylülerin kırılan burunlarından akan kan var.

Tarımımızı, suyumuz mahveden bu insanlardan sizler de hesap sorabilirsiniz. Vergisini ödemeyen bu adamların, malını bu dünyada biz mi kurtaracağız? Bu mektubumuzu arkadaşlarınıza, kardeş diğer kurumlara gönderebilirsiniz. Bu satışların yapılmaması için Ulusal ve uluslar arası kurumlara mektup yazabilirisiniz. Çevre ve Orman Bakanlığı’na, Başbakanlığa, Niğde Valiliği’ne, Ulukışla Kaymakamlığı’na siyanürlü altın madeni istemediğinizi belirten dilekçeler gönderebilirsiniz.  Şimdi hep birlikte altın madenciliğine karşı dayanışma komitelerini oluşturmak için sizleri birlikte hareket etmeye çağırıyoruz. Bu zor günlerde sizlere çok ama çok ihtiyacımız var. Hepimize kolay gelsin. Gazamız mübarek olsun.

Ulukışla Altın Madenine Karşı Direniş Komiteleri

 

Ulukışla Köyleri’nden siyanürlü altın madencisi Aydın Doğan ve Necati Kurmel’e açık mektup

Baylar, bir süredir Ulukışla’da satın aldığınız altın madenini işletmek için adamlarınızla topraklarımıza girmek istiyorsunuz. Köylerimizin sulama göletinin bulunduğu alanla birlikte şimdi de meralarımız ve ormanlarımızı satın almak için günlerdir adamlarınız köylerimizde türlü fesatlar çeviriyor. Biliyorsunuz ki, bu coğrafya İpek Yolu üzerindedir; derin ve sarp vadilerle örülüdür. Binlerce insan uygarlığı gelip geçmiş ve milyonlarca canlı yaşamıştır.

Köylerimizde insanlarımız kışın sert ve soğuk geçtiğini bilir, soğuğa karşı nasıl direnmesi gerektiğini de. Kurdunu, kuşunu tanırız bu coğrafyanın, uçan kuşun kanat çırpışından anlarız dostu düşmanı. Aylar önce sizlere “köylerimize gelmeyin” dedik. Israr ettiniz. “Hayır, bu madeni işleteceğiz” dediniz. Sularımıza göz diktiniz.

Şirketinizin yaptırdığı analizlerde yüzde on beş arsenikli çıktı bile suyumuz. Köylülerimiz tedirgin. Bolkar Derelerine akan karın içine kir bulaşmaya başladı. Derenin suyunu satın alan Hayat ve Tekir Su sessiz. Onların gidecek yeri vardır. Ama bizlerin gidecek yeri yok. Atalarımız bu köylerde öldü. Bu köylerde kiraz topladı, ata bindi, çift sürdü. Bu topraklardan sevdi, evlendi, çocuk yaptı, everdi. Ceviz ağaçlarını bu sularla suladı. Almak istediğiniz sadece suyumuz değil. Geçmişimizi ve atalarımızın ruhlarını da istiyorsunuz. Kemiklerimiz sizlerin kepçelerinin ucunda rahmet ve merhamet dilenmeyecek, bunu bilin.

Köylerimize günlerdir jandarma eşliğinde gönderdiğiniz görevliler, köylerimizin geleceğini satın almak için topraklarımızı ölçmek istiyor. Amaçları 400 dönüm daha toprak satın almak. Eşeklerin geçtiği yoldan geçerek gelmenize gerek yok Baylar. Doğrudan çıkın köylerimize gelin. Adamlarınızı göndermeyin. Düşmanımızı yakından tanımak istiyoruz. Size söyleyecek sözümüz var. Tabi varsa cesaretiniz gelin.

Baylar, size toprak satacak analar daha çocuklarını doğurmadı. Böyle bir çocuk da bu coğrafyada barınamaz. Adamınız olan Sadettin Sakatoğluadlı Maden Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı topraklarımızı birbirine katıyor. Kendisini önce size, sonra yargıya şikâyet ediyoruz. Köylerimizi satın almaya teşebbüs ederek, halkın değerlerini satın almak istiyorsunuz. Bu coğrafyada yaşanacak tüm olumsuz gelişmelerden adamlarınız ve sizler sorumlu olacaksınız. Bu hafta yeniden ölçüme gelecekler. Geçen hafta biliyorsunuz yine gelmiştiniz. Köylülerimizi dövmeye kalktınız. Ama sokmadık sizleri. Jandarma eşliğinde yine geleceksiniz, daha kalabalık geleceksiniz. Haydi deneyin. Kaybedecek çok şeyiniz var.

Oysaki biz misafirperver bir ilçeyiz. Dostlarımızı severiz. Ama düşmanlık yapanların başına ipek yolunda neler geleceğini dosta da düşmana da gösteririz. Bu toprakları satın alamayacaklarını bilirler. Bilirler ki bir halkın bedduasını almak, vergi borçlarınızdan daha ağır veballer yükler. Vicdan sahipleri bedduanın ne olduğunu bilir. Biz biliyoruz ki, ipek yolunun bu yakasından haramiler geçmek istiyor. Her yeri talan etmek, dağlamak, hayvanlarımızı, topraklarımızı ve insanlığımızı yok etmek istiyor. Bu hafta yine geleceksiniz. Uyarıyoruz. Gelmeyin. Haramiler tankla, topla, tüfekle gelecekse eğer, bizler kiraz ile, elma ile, su ile ,toprak ile direneceğiz. Biliyoruz siz yapmazsanız başkası yapmak isteyecek bu işi.

Pazarlığınız büyük. Altını topraktan çıkartıp, tüm yaşamlarımızı yok edecek gücünüz olduğunu düşünüyorsunuz. Medyanız var. Patronlarınız, bürokratlarınız, topunuz, tüfeğiniz. Bize savaş ilan ettiniz, ama siz kaybedeceksiniz. Bu sefer uçan halılar da yapsanız, vergi borçlarınızı da ödeseniz, ellerimiz iki yakanızda olacak. Sizin cehennem ateşiniz, bizim direniş ekmeğimizi ısıtabilir ancak. Siz ya bizim cennetimizden ellerinizi çekersiniz ya da kendi ellerinizle kendi cehenneminizin ateşini körüklersiniz.

Desteklediğimiz Tekel işçileri ne öğretti bize biliyor musunuz? Ölmek Var Dönmek Yok. Haydi Gelin.

Ulukışla Altın Madenine Karşı Direniş Komiteleri

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Oku