Tayfun Özkaya-Serbest piyasa tanrısının son kurbanı: Fındık üreticileri

Yazar Tayfun Özkaya – sendika.org

Bakanlar kurulunun 14 Temmuz 2009’da fındık üreticileri ile ilgili kararının fındık alanlarını kısıtlanmayı, aşırı üretime engel olmayı, diğer yandan da üreticilere destek olmayı amaçladığı iddia edilmektedir. Son yıllarda alım yapan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) artık alım yapmayacakmış. Fındık yetiştirmek üzere ruhsat almış ve fındık yetiştiriciliği belgesi almış üreticilerin desteklenmesinin de üç yıllık bir süre ile sınırlı olarak dekara 150 TL’lik bir alan bazlı ödeme ile yapılacağı kararda yazmakta. Kararda daha çok Batı Karadeniz’de olan başka ürün yetiştirilebilecek fındıklıkların sökülmesi öngörülüyor. Fındık Alanlarının Tespitine Dair Kararın 1 inci maddesinde belirtilen il ve ilçelerdeki, birinci, ikinci ve % 6’dan daha az eğimli üçüncü sınıf tarım arazilerinde ve rakımı 750 metrenin üzerindeki ruhsatsız fındık bahçelerinin sökümü teşvik edilecek. Bu amaçla da en fazla üç yılık bir sürede toplam 600 TL ödenecek. İlk bakışta karar olumlu gibi görünmekte. Sanki aşırı üretim azalınca stoklar eriyecek, Türkiye fındığı daha iyi para edecek ve herkes kazanacakmış gibi gözüküyor. Ancak koyduğum başlıktan da anlayacağınız gibi kazın ayağı hiç de öyle değil…

Bir kere neo-liberal bağımlıların inandığı gibi bir serbest piyasa fındıkta hiç var olmadı. Bunu anlamaları için dünya ekonomi krizi de yetmemektedir. Türkiye fındığında fiyatta belirleyici olan Avrupa’daki olan büyük alıcılardır. Türkiye fındıkta dünya borsasına sahip değil sözleri bir ölçüde bu durumu anlatmaktadır. Bizim fındık ihracatçılarımızın temel yaklaşımı olabildiğince üreticiden ucuza ürünü alıp ihraç etmektir. İhraç fiyatını indirmek için de aralarında yarışırlar. Bununla onları suçlamış olmuyorum, çünkü bu yapı içinde ellerinden başka bir şey gelmez. Eğer fındık ülkemizde büyük işletmelerde (örneğin kooperatiflerde) ileri düzeyde işlense idi, çikolata gibi ürünlere dönüştürülseydi ve dışalımcıların karşısına az sayıda işletme çıksa idi bu takdirde ihraç fiyatları yüksek olurdu ve üreticinin de eline iyi fiyat geçerdi. Bunları sağlayabilecek olan kooperatifler vardı. Ancak ülkemizde bunlar yıllarca güçlüler lehine ve çoğunluğu liberal olan iktidarlarca arpalık olarak kullanıldı. Fiskobirlik de aynı kadere mahkûm edildi. Sonunda 2000 yılında Çiller Hükümeti Dünya Bankasının desteği ve yol göstermesi ile Tarım satış Kooperatiflerini yok olmaya götürecek olan bir yasa çıkardı. O yıldan bu yana da Fiskobirlik geriletildi, yasa gereği desteklenmedi.

Türkiye’de bu işin kaymağını yiyenler yıllarca fındığın fiyatının çok yükseltilemeyeceğini çünkü rakip ürün olan bademin (çoğunu da ABD üretiyor) buna izin vermeyeceğini ve dünya talebinin bademe kayacağına nerede ise herkesi inandırmışlardı. Ancak bu işle ilgili herkesin hatırlayacağı gibi fındık alanlarımızda görülen bir don olayı bu safsatanın doğru olmadığını adeta bir laboratuar deneyi gibi ispatlamış idi. Bu rakip ürün teorisi abartılıyordu. O yıl fındık ürünü fiyatı olağanüstü artmış idi.

Şimdi bu koşullarda Fiskobirliğin alım gücü olmadığına ve TMO’de alım yapmayacağına göre bu devrim denilen politika kime yarayacaktır. Bu tür ekim- dikim alanına bağlı olarak veya prim denilen ürünün kilosu başına ödenen devlet destekleri aslında o ürünün ticaretini yapanların eline geçmektedir. Sütten hatırlayalım. Kilo başına süt pirimi arttırıldığında ertesi gün süt sanayicileri artış kadar alım fiyatlarını düşürmüş idi. ABD’de de 1996’dan sonra yoğunlaşan bu politikalar orada da büyük gıda tekellerini zengin etmektedir. Şimdi fındık üreticileri sendikasının hesaplamalarına göre bu verilecek destek kiloda yaklaşık bir TL etmektedir. Emin olabilirsiniz ki çiftçinin eline geçen fiyat bir lira düşürülecektir. Çiftçi lehine alım yapacak hiçbir kuruluş ortada kalmaz ise bu durumdan kim yararlanacaktır? Şüphesiz önce fındık alıcıları. Ancak ülkemizdeki piyasa yapısı nedeniyle asıl bundan yararlanacak olanlar Avrupalı fındık alıcıları olacaktır. Kısacası vergi ödeyenlerin cebinden çıkacak olan para, fındık üreticisin cebine girmeden yurtdışına akacaktır. Serbest piyasa masalına fındık üreticisinin inanıp inanmadığını bilmiyorum. Ancak bu politika bütün vergi ödeyenlerin haklarını elinden alıyor.

Fındık alanlarının kısıtlanması konusunu başka bir yazıya bırakmak gerekir. Bu kısıtlamanın akılcı bir şekilde yapılması gerekiyor. Kararın bunu sağlayabileceği güç görünüyor. Dünya Bankası’nın yol göstermesi ile uygulanan bu gibi kısıtlamaların tamamen başarısız olduğunu bildiğimizi şimdilik ekleyelim.
Görüntüleme sayısı: 2688 / Yazdır