“Tatar Ramazan nasıl battı?”

“Tatar Ramazan”, Kerim Korcan’ın romanındadır.
Bir hapishane kabadayısı, haksızlığa dirim dirim direnen “Tatar Ramazan” koğuş ağalarına diklenen, garipleri savunan, eline beline sahip kabadayı…
Galiba filmi de çevrilmişti.
Kerim Korcan, Doktor Hikmet Kıvılcımlı ile birlikte “gomonist”likten 10 yıl yatmış…
Şimdi de bir televizyon dizisinde izleniyor..
Milliyet’te, kurucusu Ali Naci Karacan adına bir yarışma düzenlenmiş, konusu “Bir Memleket Gerçeği”.
İlk eleme yapılmış, bir mahkumun yazdığı “Sultanahmet Cezaevi” başgardiyanını anlatan “Köse”, ilk defasında elenmiş, elenenlerin bir daha değerlendirilmesi için yeniden okuyoruz.
Üslup, anlatım, dört dörtlük… Eleyen arkadaşa, nedenini sorduk:
“Komünistin biri, onu seçersem başım derde girer!”
Rahmetli İpekçi’ye gidip durumu anlatıyoruz:
“Yazık olacak, hiç olmaza Seçiciler Kurulu’na çıksın.”
Abdi İpekçi “Evet” derse kim “Hayır!” diyecek.
“Seçiciler Kurulu” “Köse”yi oybirliğiyle seçti.
Saklı bilgilere bakıldı.
“Komünizmden mahkum, cezaevinde yatıyor, başka bir isimle yarışmaya katılmış…
Dr. Hikmet Kıvılcımlı, ‘Vatan Partisi’nden, on yıl yatmış, af gelmiş, tahliye olmuş, saat tamircisi olarak içeri girdi… Mahpusta ince marangoz olmuştu. ‘İnce Marangoz’ olarak çıktı.
Arayıp kendisini buluyoruz ödül kazandığını söylüyoruz, bir iki kadeh içip bunu kutluyoruz.”
***
Kerim Korcan artık bizim kırk yıllık arkadaşımız.
İş arıyor, aklına cezaevinde tanıştığı biri geliyor: “Abi çıkınca beni ara.”
Gidip genci buluyor.
Kartal’da atölye fabrika arası bir yeri var. Kerim’in içerdeyken kardeşine sahip çıkmasını hiç unutamaz, Kerim’e, bir iş bulmalı ama ne işi?
***
Buluyor:
“Kerim abi, kardeşime içerdeyken gösterdiğin yakınlığı hiç unutmam! Şu karşıdaki araziyi çevirelim, bir gecede bir baraka oturtalım, gecekondu gibi, sen orada zeytin ekmek peynir, arnavut ciğeri filan işçiler karınlarını doyurmak için nerelere gidiyorlar?”
İş giderek büyüyor, tezgah altından rakı, şarap gibi içki de veriyor. Kerim zaten bu işlerden iyi anlar… Her şey tıkır tıkır giderken, Kerim hayatından memnun borcunu ödüyor.
***
Bir sabah duyarlar ki, sendika gelmiştir. İşçilerle işveren toplu sözleşme yapılacak. Sözleşmenin bir maddesi de “İşveren işçilere öğle yemeği verecektir.”
Bedava yemek varken, kim, Kerim Korcan’dan şunu bunu alır?
Kerim Korcan’ın o geceki halini görmeliymişiz!
“Ulan ben işçi sınıfı için on yıl yattım, onlar beni batırdı!”
“Tatar Ramazan”ı seyrettikçe aklımıza hep bu geliyor.