VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

Suriye konusunda Söylenceler Temelinde değerlendirmeler ve “Zorlama” Restleşmeleri

0 72
Suriyede değişen gelişmeler üzerine yapılan “sol” değerlendirmeler hala ilgili ülkelerin resmi açıklamalarına dayanma ve subjektiflikden kurtulmuş değil. Sol açısından bu subjektifliğin temelinde yatan iki nedenden birisi TR gericiğinin hala ABD emperyalizmine tam bağımlı olduğu anlayışı, ikincisi ve buna bağımlı olarak da, TR gericiliğinin aldığı pratiklerinin kimisinin Suriye Hükümeti açısından “olumlu” olduğu, ABD karşıtı olduğu “imajını” vermekten ve bu nedenle de damgalanmaktan korku yatmakta.
 
Sol derken, şüphesizki Marksist Leninist sol dan bahsediyoruz. Milliyetciler açısından gelişmeler bir gün “yaşasın Amerika” olur, diğer gün “Vive La France”, ertesi gün “kahrolsun Amerika”, yarın “Yaşasın (Erdoğan) Türkiye (si)”. Marksist Leninistler açısından savaşların niteliklerini belirleyen savaşan ülke ve grupların siyasi amaçları dır. Yağmadan pay alma, nüfus alanlarını geliştirme peşinde koşan TR nin bu savaşta niteliği gericidir. Onun bu amaçta kendi çıkarları doğrultusunda, pratikte “defakto” olan ittifakı, yani , Suriye hükümeti çıkarına uyuşan kimi pratik ” sonuçlar” ı, TR gericiliğinin niteliğini değiştirmez. Onun faaliyetlerinin Suriyenin ABD emperyalizmine karşı mücadelesine dolaylı bir şekilde faydalı olması, ona “haklı niteliği” kazandırmaz, çünki TR gericiliğinin amacı bu değil, kendi peşinde koştuğu “emperyalist” çıkarları. Bu nedenle doğru değerlendirme yapmak ve “doğruları” söylemekten damgalanma korkusuyla  kaçınmak, subjektif eğilime yönelmek liberalizmin ve oportunizmin batağına batmaktır.
Hiç bir hükümet asıl amaç, niyet ve planlarını açıkça belirtmez. Resmi “söylenceler”in, kamu oyu yaratmaktan, rakip ve ittifaklarına mesaj verme – rest çekme, tehdit etme vb bir sürü fonksiyonu vardır, ama bu söylenceler olayların ve arkasındaki gelişmelerin somut verileri olarak görülemez. Bu nedenle değerlendirmelerde “somut” olarak ele alınabilecek en önemli veriler pratikteki gelişmelerdir. Değerlendirme, bu gelişmelerdeki  “olayların” her birinin özgülde KİMİN ÇIKARINA yaradığı ve KİME NASIL hizmet ettiği, kimin ZARARINA olduğu, kimlerin işini kolaylaştırdığı, kimleri fikir değiştirmeye ve istemlerinden VAZGEÇİRMEYE ZORLADIĞI objektif verilere dayanmak zorundadır.
 
Bir sene önceki (bu arada en çok küfür aldığım) Afrin üzerine yazı serisinde “Suriyenin TR nin Afrine askeri saldırısına karşı medya açıklamalarını ” gerçekci” olarak ele almak zor. …ABD nin “sınırlı “yeşil ışık yakması”, üslerinin kullanılmasına ses çıkartmaması,”uyumsuzluğu” uzlaşmazlık derecesine getirmek istemediğinin bir göstergesi olabilir.” demiştim. Geçen ay  Rusya dış işleri bakanının yaptığı açıklamada Ortaya çıktığı gibi , Suriye Hükümetinin Türkiye ye karşı söylenceleri gerçekleri yansıtmıyordu, yansıtamazdı.
 
Gelinen yerde, yukardaki haritadan da algılanabileceği gibi, ABD çekileceğini söylemeden önce İdlib de giderek güç kaybeden HTS bu gün itibarıyle İdlib in yüzde 90 ına sahip durumda ve JTS in diğer yerleri de HTS e devretme anlaşması yaptığı haberleri veriliyor. Şimdi söylencelerde ve görünüşte  bu TR destekli JTS in “kaçtığı” vb olarak yorumlanıyor. Aceba? Yoksa bu gelişme TR gericiliğinin  İdlib de Suriye muhalefetini tek bir güç haline getirip Suriye Hükümetine ve Rusya ya karşı pazarlık ta koz olarak kullanma yönünde adımlar olarak görülebilirmi? (görünüşe göre maaşları veren “patron” unda değişikliğe uğrayan) HTS liderinin doğu Fırata bir saldırıda TR nin yanında olacağı açıklaması sadece Suriye hükümetine değil, Kürt Önderliğine ve ABD ye de yönelik olan TR gericiliğinin bir taktiği. Suriye hükümetine  Kürt önderliğiyle anlaşmalarında TR nin çıkarlarını göze alması, ABD ye de Kürt önderliği ile ilişkileri konusunda bir tehditi içinde taşıyor olabilir.

Yani TR gericiliği bu tehditle, şu ya da diğer tarafı güçlendirecek-zayıflatacak “zorlama taktikleriyle” belirli ölçüde “bağımsız” manevralar yapma, çıkarlar temin etme gücüne sahip olduğunu kanıtlıyor.  İdlib deki gelişmeler TR gericiliğinin her iki taraf arasında denge sağlama politikası, gelinen yerde, İdlib de Suriye ve Rusya ile ilişkileri açısından, Kuzey Suriyede ABD  açısından tehlikeli ve dengenin korunma olasılığını zorlaştıran bir konuma sokacak gibi. Bu gelişme bilinçlice yalpalayan  TR yi, planlarının tersine,  artık “dengeleme” taktiklerinden çıkıp,  stratejik ortaklığını seçmeye zorlayıcı sonuçlar yaratabilecek nitelikte. Kısacası TR gericiliğinin “bale dansı” gösterisinin sonu geliyor olabilir. Dans dan sonra ne tarafa yöneleceği gerek TR nin ve gerekse bölgenin geleceği açısından önem taşıyor.

Söylenceleri ve pratikleri inceledeğimizde, ilginç görüntü , bir tarafla sert, çatışmalı sözler, ve uyumlu sözler  genellikle söylence nin tam tersi pratiklerleri takip ediyor. Özellikle TR ve ABD arası çatışan  sözleri uyum, uyumlu söylenceler, çatışmalı pratikler le devam etti. 
 
ABD ve TR arası uyum söylencelerinin devam ettiği dönem de, Türkiyenin Manbiçe ve hatta Kobaniye saldırı olasılığına gene aynı yazı dizisinde değinmiş ve bu taktiksel yaklaşımın “PYD nin Raqqa vb yerlerden çekilmesi,” ve “ABD yi “yasal” dayanaklarından yoksun bırakmayı ve anlaşmaya zorlamayı hedef alan” taktiksel bir yaklaşım olabileceğini vurgulamıştım. Bu pratik sonucundan da  görüneceği gibi, söylenceler karşılıklı zorlama, yumuşama, restleşme, ittifaklaşma  vb taktiksel yaklaşımları perdeleyen içeriğe sahip.

TR nin Kuzey Suriye sınırına asker yığmasının ABD ile uyum içinde, “ABD nin bir planı” olduğunu söyleyebilmek için, bunun sonucundan  ABD nin bir çıkarı olması gerekir. Büyük ihtimalle Rusyanın taktiksel bir planı sonucu olan asker yığımı ve saldırı tehditleri  şu anda bölgede büyük bir savaşı yürütecek askeri gücü olmayan, yenilgiler nedeniyle  “arayış içinde olan” ABD ye karşı etkili olması yanında , düne kadar “kazanımlarımızı her pahasına koruyacağız” diyen SDF i de Suriye ile “geçmişe nazaran daha da güçsüz bir şekilde” masaya oturmaya zorlamış oldu. Özgüldeki, şu anki sonuç olarak bu gelişmelerden çıkarı olan Suriye, Rusya, İran bir yanda, diğer yanda pazarlıklarında gücünü ortaya koymuş olan TR gericiliği . “Zorlanan ” SDF oldu. Fransa nın bu “zorlama” nın gücünü zayıflatma olasılığı çok az, bir önceki yazıda da belirttiğim gibi “Fransanın Manbiç te ve Fıratın doğusunda kalmış olması belirleyici hiç bir önemi olmayan bir durumdur. Ne askeri olarak, ne de (özellikle ülkede sarı yelekliler gösterilerin devam ettiği bu dönemde) mali olarak böylesine bir savaşın altından kalkamaz”. 
 
Yani TR gericiliğinin Kuzey Suriyeye asker yığımı na karşı Suriye Hükümetinin resmi söylenceleri, somut da sonuç “verileri” ne bakarsak, gerçeği yansıtmıyor. Bu askeri yığma  PYD nin Manbiç i Suriye Hükümeti güçlerine devretmesine, SDF i Suriye ile masaya oturmaya zorlayan, yani Suriye nin çıkarlarına hizmet eden bir pratik oldu. 
 
Her ne kadarda Suriye – ABD  bölgede varlığını sürdürdüğü sürece– doğu Fırat a yapılması kaçınılmaz olan  hareketde, TR gericiliğinin Kuzey sınırında olmasından (ittifaklarda ani değişim olmadığı sürece) çıkar sağlayacak olsa da, TR gericiliğinin İdlib de ki manevraları, İdlib de tek bir muhalefet oluşturma çabası, Suriye ye karşı “kozlarını” elden kaybetmeme taktiği olarak görülebilir. Fırat ın doğusu – yani petrol alanları- sorunu çözülmeden Suriyenin hem İdlib de, hem Afrin de, hem de sınırda askeri güç bulunduran TR gericiliğini direk karşısına alma olasılığı çok az, ve TR danışmanları bundan en fazla nasıl yararlanabileceklerinin hesapları içindeler. Buna, Fıratın doğusu na, ilave olarak, doğu Suriyede – Irak sınırında hala üsleri ve askeri olan, ve geniş bir alanı elinde tutan, hemen sınır dışında Irak ta  ABD nin askeri varlığını da ilave edersek bu olasılık gittikçe zayıflamakta. Aynı şekilde ABD nin TR yi direk karşısına alma olasılığının da çok az olması, TR gericiliğine çıkarları doğrultusunda  manevralar yapma güç ve olanağını sağlamakta. Bu manevralar ve karşı manevralar sürecindeki “söylence” ler çoğunlukla kitlelere yönelik -“for public consumption”- olan, gerçekleri yansıtmayan içerikte söylemler. 
 
Yani “Resmi Söylenceler”, pratiklerin sonuçlarına bağımlı olarak, “sonuç çıkar” larla çelişkili oluyor, gerçekleri yansıtmıyor ve doğal olarak yansıtamaz. Örneğin, TR nin bir pratiği, Suriye Hükümetinin çıkarına bir zorlama pratiği olsa bile, o pratiği “resmi söylemlerle” desteklemesi, pratiğin (kendi çıkarına) ZORLAMA olma niteliğini ve etkisini ortadan kaldırır. Bu nedenle Suriye  pratiğe karşı olan “söylence” ler yayınlayacaktır. Bu “söylence” tavırı aynı zamanda “zorlanan” ı, özgülde Kürt önderlikleri, karşılarına alma yerine, saflarına kazanma taktiğini de içinde taşır. 
 
ABD nin, özellikle gerileme sürecinde olduğu bu dönemde özgül “söylencelerinin” gerçekleri yansıttığı nadir bir durum. Gene konu üzerine bir önceki yazıda “ABD nin bu ani çekilim kararı, her ne kadarda (ciddiye almamak için) Trump dan gelsede, Pentagonun kararla uyum içinde olması, bunu – tarihi derslere bakarsak – düşündürücü ve “kuşku” ile bakmak için yeterli neden kılıyor. Aynı şekilde Afganistan dan da çekilme kararı, askeri gücünü toparlaması, “kuşku” ları arttıran nitelikte ” olduğunu vurgulamıştım. Ancak bu demek değildir ki “tüm- özellikle genel söylenceler” ciddiye alınmıyacak nitelikte. ABD nin “savaş çığlıkları” ciddiye alınması gereken, geneldeki pratik gelişmelerle uygunluk sağlayan “genel söylenceler”. “”ABD nin – kimi yerde “özel ordular” la (Orta Doğu ve Asya), kimi bölgelerde direk katılımıyla (Ukrayna ve Balkanlar) – savaşı genelde yaygınlaştırma olasılığı da ihtimal gelişmeler içindedir.””

Dünya genelindeki çatışmalara bağımlı olarak, Afrin üzerine yazı dizisinde “ABD ve İsrail Suriyenin toprak bütünlüğünü yeniden kazanmasını engellemek, özellikle petrol ve su alanlarının bir şekilde, dolaylı ya da dolaysız kontrolünü eline geçirmekten vazgeçmiyecektir.” değerlendirmesini yapmıştım. Bu değerlendirmeyi bugünde geçerli görüyorum. Suriye Hükümetiyle ilk “anlaşma” girişiminden farklı olarak, günümüzde  SDF nin Suriye Hükümeti ile masaya oturma zorunda kalması, Suriye ile bir anlaşmayı garantilemeyecek. Bu anlaşmaya SDF önderliği, ABD ve İsrailin Suriyenin bütünlüğünü ve özellikle petrol ve su alanlarının kontrolü ile ilgili istemlerini getirmek zorunda. Hemen her yazıda vurguladığım gibi, bu içerikte istemler , enerji kaynağı zengin Suriye halkının enerji sıkıntısı çekmesinin nedenini, Suriyenin yeniden yapılanması için gerekli olan gelirini engellediği için , Suriye hükümeti tarafından kabullenilmeyecektir. ABD Türkiye “yakınlaşması” ve “restleşmeler”, Suriye nin TR nin Kuzey Suriyedeki askeri hareketine karşı yaptığı “söylenceler”, söylence olmanın üstüne çıkmayacaktır. Çünki TR nin Kürt bölgesine “saldırı” tehlikesi, Suriyenin şu anki özgül şartlarda – Kürt önderliğini “zorlama” niteliği taşıdığından- çıkarına hizmet eden bir etkendir. Tüm söylencelere rağmen, ABD ve TR nin çıkarları ters düşmektedir. TR nin ABD oradayken saldırmaya yeltenemeyeceği yorumları dünyadaki gelişmelerden bihaber, TR hakim sınıflarını hala 1950 lerde tıkanıp kalmış zanneden, küflenmiş kafalardan veya subjektif  kalemlerden gelmekte. SDF Süriye ile anlaşmaya giremediği sürece TR ve Suriye defakto ittifakı devam edecektir. Bu ittifakın ortadan kalkması, ABD de dış politika belirlemesinde hakim olan  “düşünce üretici”  lerin ısrarla üzerine durduğu, TR nin Rusya saflarına daha da derin girmesini, NATO dan ayrılmasını engelleme ve yumuşamayı sağlama pratiği ile,  ABD nin SDF ittifakında bir kopuşuyla gerçekleşebilir. Bu da Neokonların karşı çıktığı bir politika. Yakın gelecek hakkında veriler, bu “masa” dan çıkacak olan sonuçlara bağımlı olacaktır. Sonuçlara göre TR gericiliği gerek İdlib te ve gerekse Kuzey Suriyede kendisini her iki tarafa da “zorlayıcı” olacak bir şekilde hazırlamış durumda. Görünüşe göre , her iki durumda da- ABD  kaynaklardan vazgeçip, ya da tavizler alıp Suriyeden ayrılmadığı sürece –  savaş kaçınılmazlığını koruyor.

Bu konuda sonuça doğru gelişmeler ABD -İngiltere-Fransa-İsrail ve Rusya-Çin çatışmasındaki güçler dengesindeki gelişmeler üzerine de somut veriler verecek öneme sahip olacaktır. Suriye de Rusya (ve Çin) nın “akıllı-soğuk kanlı” siyasetinin, karşılarındakinin “provokatif ve zorlayıcı” siyasetlerini zor durumda bıraktığı, ABD de neokon ların hükümetde etken olma uğraşlarında, kendi aralarındaki çatışmalarla da  açıkça ortaya sermekte. Trump ın söylenceleri ve pratikleri arasındaki çelişkilerin kaynağı sadece Trumpın siyaset bilinçsizliği ile ilgili değil,  pratikteki gelişmeleri  değerlendirme konusunda da yetersizliği, siyasi kararların arka planda –ve tam uyum içinde olmayan bir şekilde– alınıp pratiğe konulması, resmi söylencelere kuşkuyla bakmak için yeterli neden oluyor.

Bu nedenle Suriye konusunda diğer ilgili ülkelerin söylenceleri yerine pratiklerin sonuç verilerine dayanarak yaklaşık bir değerlendirme yapma olasılığı olmasına rağmen, ABD üzerine, ne söylence, ne de pratik gelişmeler temelinde yaklaşık- yakınla ilgili bir değerlendirme yapma olasılığı azalıyor. ABD nin özgül deki tavırları ile ilgili değerlendirmeler genel teorik ve tarihe dayanan pratik varsayımlar la, ve en önemlisi , diğerlerinin pratik sonuçlarına bağımlı olmakla sınırlı kalıyor.

Genel olarak burjuva siyasi söylenceler gerçekleri YANSITAN değil, YANILTAN içeriğe sahiptir. Değerlendirmeler söylencelere değil somut pratik gelişmelere ve bunların sonuçlarının somut göstergesi  olan “kazanım ve çıkar” ların (taraflarda) kısa ve ya da uzun vadede KİM lerin yönünde olduğunu belirleme temelinde olması gerekir. 
 
 
Erdoğan A 15.01.2019

Kaynak: https://yenidemokrasi.blogspot.com/2019/01/suriye-konusunda-soylenceler-temelinde.html
Vatan Postası Youtube ABONE OLmak için Tıklayınız

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et! Oku