SSK ÜZERİNE BİR DURUM DEĞERLENDİRMESİ VE SORUNLARA ÇÖZÜM TASLAĞI

Yazar Nezih Gençler
  

Tez Koop İş Sendikası’nda Genel Başkan Danışmanı olarak göreve başladığım 1996 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi örgütlenmesini yürütürken hazırladığım bu SSK raporunu arşivimden sunuyorum. Evet son günlerin meşhur sözü; “neredeydiiiikkk, nerelere gelmişiz?” Daha doğrusu nerelere savrulmuşuz?
Bu önerimizi sendikamızın hazırladığı rapor olarak zamanın SSK Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu’na, Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanı’na, Türk İş, DİSK, Kamu Çalışanları Sendikalaşma Girişimi’ne ve konfederasyonlara bağlı sendikalara ve sendikamızın şubelerine de göndermiştik. Daha sonra bazı sendikaların, kendi sendikemızın genel merkez ve şubelerinin tozlu raflarında, daha poşeti bile açılmadan, farelerin acımasız eleştirilerine terk edildiğine ibretle şahit olduk…

KISA TARİHÇESİ
SSK’nın sorunlarını sıralamak, “Şöyle yapılsın! Böyle önlem alınsın!” demek yetmez. “Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım!” mantığı ve “salla başını al maaşını!” yöntemi ile Kurum’daki kangrenleşmeye katkıda bulunan “devletçi” gericilik, “liberal” gericiliğin özelleştirme duvarına çarpar. SSK’da, her türlü geriliğe ve gericiliğe karşı etkin bir yapılanma, daha fazla zaman kaybetmeden hayata geçirilecektir.
SSK; kurulduğundan beri hiçbir katkı ve destek görmediği devletin etki ve güdümündedir. Siyasi iktidarların sürekli baskı ve müdahaleleriyle “yönetilen” SSK’nın 1995 bütçesi 182 trilyon, 1996 bütçesi ise 419 trilyondur. SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’da biriken sigorta primlerinin yurtiçi tasarruflar içindeki payı; 1993’de %39,2 iken, 1995’de %50’leri, 1996’da %65’i aşmıştır. Bu, yerli-yabancı holdinglerin iştahını kabartmaktadır. Onlar, özelleştirme kervanına SSK’yı da katmanın “makul” ve “esnek” gerekçelerini ve yollarını arıyorlar, buluyorlar ve deniyorlar. Devlet ve medya; bu operasyona “kamuoyu” oluşturmak için, özellikle son 10 yıldır gece-gündüz “çalışıyor”.
SSK’nın; bu haliyle bile, sağlık hizmetlerini ucuza malettiği, ucuz ilaç ve tıbbi alet politikalarıyla yerli-yabancı sermayenin vurgununu zorlaştırdığı herkesçe biliniyor. Hele bir de SSK, halktan yana özerk-demokratik bir yönetime kavuşur da, toplum sağlığını olumlu yönde geliştirecek ve kâr amaçlı yaklaşımlar aleyhine yeni alternatifler hayata geçirip örnek olabilecek dev potansiyelini etkin olarak kullanabilirse; “Allah, tıbbi alet ve ilaç firmalarını korusun!” SSK, işte tüm bunlar için ortadan kaldırılmak isteniyor. Böylece, insanlarımızın; kârdan başka bir amacı olmayan özel sigorta ve “sağlık” firmalarının insafsızlığına terkedilmesi hedefleniyor.
SSK’nın, 1945 tarih ve 4792 sayılı Kuruluş Kanunu’nun ilk maddesinde; “Kurum, bu kanun ve özel hukuk hükümlerine tabidir. Mali ve idari bakımdan özerktir ve tüzel kişilikte bir devlet kurumudur.” denilmektedir. Gerekçede de; “devlet kurumu olmanın bütün imkanlarından yararlanabilecek, buna karşılık siyasi iktidarların müdahale ve direktiflerinden, mali ve idari bakımdan tam bağımsız olarak düşünülmüştür.” denilmektedir. SSK Genel Kurulları, uzunca bir süre her yıl toplanmış ve Yönetim Kurulu da; 4 hükümet, 2 işveren, 2 işçi, 1 emekli, 1 SSK çalışanları temsilcisinden oluşmuştur.
12 Eylül’den sonra; o zamana kadar yetersiz de olsa çalışanların ağırlığıyla oluşturulan Yönetim Kurulları’nın yapısı değiştirilmiştir. 1982 yılından itibaren Yönetim Kurulları; 3 hükümet, 1 işveren ve 1 işçi temsilcisinden oluşturulmuş, 1986’dan itibaren de, zaten danışma dışında hiçbir yaptırım gücü olmayan SSK Genel Kurulları 3 yılda bir toplanır olmuştur. Mali ve idari özerklikten bahseden yasanın ruhu çiğnenerek, bugüne kadar 50 Genel Müdür atanmış, her Genel Müdür’ün ortalama çalışma süresi 1 yıl olmuştur. SSK Yönetim Kurulu, 1993 yılında çıkarılan 3918 sayılı yasa ile; 1 Başkan (Genel Müdür) ve 6 üyeden oluşturulmuştur. Yönetim Kurulu’nun; Genel Müdür dahil 4 üyesi siyasi iktidar tarafından atanmakta, diğer 3 üyeyi ise işçi, işveren ve işçi emeklileri temsilcileri oluşturmaktadır. SSK Kanunu’nun 10. maddesi; “Yönetim Kurulu; Kurum’un en yüksek yönetim, karar, yetki ve sorumluluğunu taşır.” derken, 11. maddesi; Yönetim Kurulu’na, “Kurum’un yıllık yönetim giderleri bütçesi ve memur-hizmetli kadrolarını inceleyip tesbit etmek; bütçe bölümleri arasında aktarmalar yapmak; Kurum’un bilançosunu, yapılan işler raporunu, Genel Müdürlük’çe hazırlanan her çeşit yönetmelikleri incelemek” görev ve yetkilerini vermiş, ancak, Yönetim Kurulu’nun bu konuda alacağı bütün kararları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın onayına sunmak zorunluluğunu getirmiştir.
SSK Genel Kurulu’nun yapısı ve görevleri, 1986 tarih ve 3330 sayılı yasa ile yeniden belirlenmiştir. Bu yasaya göre Genel Kurul, Çalışma Bakanı’nın veya görevlendireceği bir kişinin başkanlığında, bakanlıklardan ve diğer kamu kurumlarından seçilen 7 temsilci; YÖK’ün üniversitelerden seçtiği 5 öğretim üyesi; en fazla işçi ve işvereni temsil eden konfederasyonların 50’şer temsilcisi ve 10 emekli işçi temsilcisinden oluşmaktadır. Genel Kurul, Çalışma Bakanı’nın çağrısı ile 3 yılda bir toplanmaktadır. Genel Kurul’un görevlerini belirleyen 14. madde, Genel Kurul’a, seçimle gelecek üyelerini ve yedeklerini seçmek dışında hiçbir yetki ve sorumluluk vermemektedir. Genel Kurul, SSK’nın bilanço ve faaliyet raporları üzerinde, Genel Kurul’a sunulan ve Kurum’un çalışmalarını ilgilendiren Komisyon Raporları hakkında, sosyal sigortalar konularında düşünce ve dileklerini bildirir. Çalışma Bakanlığı’nın isteği üzerine danışma mahiyetinde kararlar alır. Genel Kurul, görüşme sonuçlarını raporla tesbit eder. Bu raporlar, Çalışma Bakanlığı’na ve Başbakanlık Denetleme Kurulu’na gönderilir. Genel Kurul karar ve görüşlerinin siyasi iktidarın tercihleri karşısında hiçbir geçerliliği ve etkinliği yoktur ve bugüne kadar da olmamıştır.
Görüldüğü gibi, özellikle son 20 yıldır devam eden özelleştirme döneminin siyasi iktidarları, SSK’ya katkıda bulunmadıkları gibi, kaynaklarını da talan etmişlerdir.
Tüm Yönetim Kurulu kararlarının uygulanması Çalışma Bakanlığı’nın onayına bağlı olan, atamaların Başbakanlığın iznine tabi olduğu, tüm yatırımlarında DPT’nin onayı gerektiği, Yönetim Kurulu yapısının siyasi iktidar ağırlıklı olduğu, Genel Kurulu’nun sadece danışma görevi yaptığı bir Kurum batma durumuna gelmişse; sorumlu siyasi iktidarlardır, devlettir.
Hele bu iktidarlar ve devlet tüm bunların üzerine, bir de, 1996 Bütçesi’nin 6. ve Maliye Bakanlığı Bütçesi’nin ilgili maddeleriyle SSK’yı vesayet altına alıp kısmen ya da tamamen satma, yerli-yabancı sermayeye peşkeş çekme ardniyetlerini, “Aman! Battı! Batıyor! Zarar ediyor!” çığlıklarıyla gizlemeye kalkıyorlarsa, bu; ev sahibine baskın çıkmaya çalışan yavuz hırsızın telaşıdır.
KİT’lerin, sosyal güvenlik kurumlarının ve SSK’nın içine düşürüldüğü durum; toplumumuzun genel tarihi gidişinin göstergeleri ve yansımalarıdır.
Bu sebeple, SSK’nın veya KİT’lerin ya da örneğin üniversitelerimizin sorunlarını toplum sorunlarından bağımsızmış gibi ele alıp onları tek tek “kurtarmaya” kalkmak; halkı kandırmak değilse saflık ve ütopyadır. Konu, genel toplumsal sorunlarımızla içiçe ele alınıp işlenirse bir anlam taşır.
Hemen her kesimden insanlarımızın aşınıp yozlaştığı şu günlerde, “yönetime katılım”, “halka açılım”, “örgütlü toplum”, “yerinden yönetim”, “sivil toplum” ve benzeri sloganlar kimsenin dilinden düşmüyor. Medyanın gözümüze tuttuğu “projektör” ve kulağımızın dibinde patlattığı “bomba”larla her an gündemde olan bu parlak ve moda sözlerin “körlük – sağırlık” yaratıcı etkilerinden korunabilmek için, toplumsal olay ve ilişkilerimizi tarihi gelişimleriyle duruca bilince çıkarmalıyız.
GEREKÇELER           
Toplumsal gelişmenin kaçınılamaz bir sonucu olarak filizlenen yeni ekonomik, sosyal, bilimsel, kültürel, sanatsal oluşumlar; ÖZERKLİK ve DEMOKRATİKLİK sayesinde gerici ve tutucu baskılardan (bir dereceye kadar) korunabilir.
Özerk-demokratik yapılanmaların garantörü; ne devlet ne özelleştirme ne de “iyi yönetici”lerdir. Örneğin sosyal güvenlik alanında: SSK’nın gelişebilmesinin gerekleri ile sosyal sigortalıların çıkarları arasında uzlaşmaz çelişkiler olmadığı, tam tersine; aralarında, Kurum’a işlerlik kazandıracak hayati bir bağ olduğu bilinen bir gerçeklik. İşte bu nedenle; SSK’nın özerkliğinin, demokratikliğinin ve gelişip yaygınlaşmasının garantörü: Çalışanlarımızın örgütlü yönetimidir. Ancak böyle bir yönetimle; SSK’nın gelişimini duralatıp engelleyen, onu bir zırh bir kabuk gibi kuşatıp sıkıştırarak normal gelişimini olanaksızlaştıran etken ve şartlar birer birer ortadan kaldırılıp, SSK’nın önündeki engel ve molozlar temizlenebilir.
– İşverenlerin kaçak işçi çalıştırmasına  göz yumup Kurum’u trilyonlarca gelirden mahrum eden,
– İşverenlere, onlarca kez prim borcu affı çıkaran,
– SSK paralarını, enflasyonun ancak %20’si kadar faiz geliri getiren “Hazine Bonoları”na yatırtan,
– SSK primlerini yatırmayıp gaspeden işverenlerin, bu paraları faizsiz kredi olarak kullanmasına gözyuman,
– Hiçbir prim karşılığı olmayan “Sosyal Yardım Zammı”, “Kıyak Emeklilik” vb. uygulamaları SSK’ya yükleyen,
– SSK’nın ilaç fabrikasını geliştirmeyerek, Kurum’u çok uluslu ilaç tekellerine soydurtan,
– SSK gayrimenkullerini düşük kiralarla peşkeş çeken,
– SSK çalışanlarını 657 sayılı kanun hükümlerinin kısıtlayıcı sınırları içine hapsedip, primlerin Emekli Sandığı’na gitmesine sebep olarak SSK’yı iki kez zarara uğratan,
– KİTlerin özelleştirilmesiyle, emeklilik süresi dolmuş olanları zorunlu olarak emekliye sevkederek ya da emekli olmak istemeyenleri işten çıkartarak hem SSK’nın prim gelirlerinin azalmasına hem de Kurum ödemelerinin artmasına neden olan,
– KİTlerde olduğu gibi SSK’yı da arpalık gibi kullanan
siyasi iktidarlar, şimdi de;
– İMF ve Dünya Bankası’nın telkinleriyle raporlar hazırlatıp; SSK’nın sağlık primlerini ve hastanelerini, “International Hospital”, “İsviçre Sigorta” gibi yerli-yabancı tekellere “KURTARMA” operasyonlarına kalkıyor. Bu raporlarda belirtilen “alternatif reform! seçenekleri”, kısmen 1996 Bütçesi’ne de yansımış. “Sağlık Finansmanı Kurumu”, Emeklilik Sigortasıyla Sağlık Sigortası hizmetlerinin kurumsal olarak ayrılması, prim toplama “işi”nin SSK’dan alınması, sosyal güvenlik kuruluşlarının devlet-özelsektör güdümüyle birleştirilmesi, (GSSP) “Genel Sağlık Sigortası Programı”, “Vakti-Geldiğinde!-Hemen-Öde” (PAYG) ve “birbirini karşılama” (Trade off) gibi sistemler: SSK’nın özelleştirilmesine altyapı hazırlama çalışmalarıdır.
REORGANİZASYON İLKELERİ
Tüm bunlardan sonra artık SSK için özerklik; onun toplumsal gereksinimlere cevap vermesini zorlaştıran, bilimsel ve teknolojik gelişimini engelleyen mevcut mekanizmalara karşı hayati bir ihtiyaçtır. Bu özerklik manivelasını, insan için yeterince çevik ve bilinçli kullanamayan yöneticiler de demokratiklik ilkesi olan seçimle değiştirilebilmelidir. SSK’da böyle bir özerk-demokratik yapılanma, onun bir kamu kuruluşu oluşunu inkar etmek anlamına gelmez. “Ferman devletin, SSK bizimdir!” ya da “Devlet, SSK’dan elini çeksin! Özgür SSK!” gibi slogan ve anlayışlar, tersinden, özelleştirme değirmenine su taşımakla sonuçlanabilir.
Özerkliği, Anayasa ve Yasalarca da kabul edilmiş, çalışanlarının 506 sayılı SSK Kanunu ve 1475 sayılı İş Kanunu kapsamına alınarak grevli-toplusözleşmeli sendikal haklara sahip olduğu, bir Kamu Kuruluşu özelliklerine sahip, demokratik bir SSK oluşturulacaktır. “Parayı veriyorsam düdüğü de çalarım!” yaklaşımlı ve “satar kurtulurum!” eğilimli devlet ve yönetim anlayışı tamamen değişecektir. SSK’da; toplumsal gelişime ve değişime uygun iş, ürün ve hizmet üretebilecek yapılanmalar gerçekleştirilecektir.
1- Sermaye kesimlerinin güdümündeki devlette “sosyal devlet”, “hukuk devleti” ilkeleri ancak sözde kalır, hayata geçmez. Halktan toplanan vergi ve mevduatlar güya sanayicilere ve sözümona işadamlarına bağışlanarak ne kadar sanayileşip batılılaşıldığı ortada. Halkın birikimlerinin halk için ve halk tarafından kullanımı sağlanacaktır.
 2- Kurum çalışanlarının 506 sayılı SSK Kanunu ve 1475 sayılı İş Kanunu statüsüne alınmasıyla, SSK; hem her ay Emekli Sandığı’na yüz milyarlarca lirayı ödemekten kurtulacak, hem ayda ödediğinin yarısı kadar ek bir prim gelirine kavuşacak ve hem de SSK çalışanları, grevli-toplusözleşmeli sendikal haklara sahip olacaklar.
3- Kendi içinde; gönüllülükten kaynaklanan kollektif aksiyonla, kendi dışındaki ekonomik “piyasa” koşullarında; ortaklarının toplu çıkarlarını güden, “basiretli yönetici” hür inisiyatifiyle düşünüp davranabilen bir SSK yönetimi oluşturulacak.
4- SSK’da, bugüne kadar koruyucu sağlık hizmetleri hep ihmal edilmiş, daha pahalı ve çığ gibi büyüyen tedavi edici hizmetlerle yetinilmiştir. Oysa, ortaya çıkabilecek her türlü olası hastalıkları daha ortaya çıkmadan tespit eden ve yaşamı zorlaştıran sağlıksız koşulları ortadan kaldıran Koruyucu Toplum Hekimliği; her türlü israfı ve kaybı önleyecektir.
5- Kurum’un sağlık hizmetlerinde; işyeri Hekimliği -> Sağlık İstasyonları -> Dispanserler -> Eğitim Hastaneleri sevk zinciri kurulup işletilecek ve KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ SEFERBERLİĞİ başlatılacaktır.
6- Kurum’un, katrilyona varan kamudan ve özel sektörden pirim + gecikme zammı + Sosyal Yardım Zammı alacakları hemen tahsil edilecektir.
7- 1946’dan beri Kurum’da milyarlarca dolarlık kayıplara sebep olan devletin, özellikle 1965-93 arası Kurum’a verdiği 20 milyar Dolarlık zarar geri ödenecektir.
8- Bugüne kadar işverenlerin primlerini geciktirmelerinden ve gecikme faizlerinin siyasi iktidarlarca affedilmesinden doğan kurum zararına karşılık devlet tarafından kuruma makul bir tazminat ödenecektir. Devlet bunu daha sonra işverenlerden alacaktır.
9- Toplam ödeme içindeki payı %70’lere varan “Sosyal Yardım Zammı” uygulaması ve “Süper Emeklilik” gibi; devletin, “hamam suyuyla dost ağarlaması”na, baskıcı ve anti demokratik müdahalelerine son verilecek.
10- Kurum’un nakit, taşınır-taşınmaz varlıkları verimli şekilde kullanılacak, Kurum fonları düşük faizli tahvillere yatırılmayacaktır.
11- İşverenlerin, düşük ücret beyan ederek eksik prim ödemeleri önlenecektir.
12- Sigortasız çalışanların sigorta kapsamına alınabilmesinde ve eksik gün bildiriminin önlenebilmesinde sadece polisiye tedbirlerle yetinilmeyecek, halen (1,87 / 1) olan (çalışan sigortalı / emekli) oranının, ortalama (7 / 1)’e çekilebilmesi amacıyla bir SİGORTA SEFERBERLİĞİ başlatılacaktır.
13- Kurum bünyesinde; Koruyucu Sağlık Hizmetleri, Tedavi Hizmetleri, Emeklilik Hizmetleri, Kaza Hizmetleri, İşsizlik Hizmetleri grupları oluşturulup uzman birimleşmeye gidilecektir.
14- Kurum’un tüm çalışanları ve üyeleri, en küçük ve uç birimlerden başlayarak söz ve karar sahibi olacak, onların inisiyatif ve güdümünde bir reorganizasyonla, sağlık hizmetlerinin her kademesinde seçimle gelen görevlilerin Kurum’a sahip çıkması sağlanacak, “her şey insan için” ilkesiyle, gerekli her türlü rehabilitasyon yapılacak, Sağlık Hizmetleri’nden Emeklilik Hizmetleri’ne kadar her türlü aksaklık ve eksiklik giderilecek, SSK, özerk ve demokratik bir kapıya kavuşturulacaktır.
ACİL BİR ÖNLEM
Konu öncelik ve ivedilik arz etmektedir. Bu sebeple; böyle bir reorganizasyon sağlanıncaya kadar ve bu süreci hızlandırıp kolaylaştırmak için hemen bir GEÇİCİ YÖNETİM oluşturulacak. İşçi Sendikaları, Tabipler Birliği, İşçi Emeklileri, SSK çalışanları, Barolar Birliği ve ilgili diğer kurum, kuruluş ve örgüt temsilcilerinden oluşan bu Geçici Yönetim’e; işverenler, ödemedikleri prim borçlarını derhal ödemek koşuluyla ve bunu takip için, devlet, yerine getirmediği anayasal ve yasal sorumluluklarını derhal gerçekleştirmek ve bu görevleri takip için temsilci gönderebilir.
Son günlerde, sosyal güvenlik alanında etkili ve yetkili çevrelerin ağzından “reform” sözcüğü hiç eksik olmuyor. Üstelik bu “reform”, tarafların da “katılımı” ile gerçekleştirilecekmiş. Gerçekten “katılımcı” bir “reform”da samimilerse, eğer mevcut durumu ve kazanılmış ekonomik-demokratik-sosyal hakları daha da geriye götürücü bir DEFORM ardniyetine sahip değillerse; böyle bir GEÇİŞ YÖNETİMİ’nin kurulmasına ve çalışmasına yardımcı olurlar. Bu Geçici Yönetim ile; bir taraftan özerk-demokratik yapılanma için yasal çalışmalar hızlandırılırken, diğer taraftan SSK çalışanlarının 506 sayılı SSK Kanunu ve 1475 sayılı İş Kanunu kapsamında birleştirilmesi için yasa, tüzük ve yönetmelik değişikliği çalışmalarına başlanır…
TASLAK ÖNERİ
SSK TÜRKİYE MECLİSİ
(Bölge Meclislerinin seçeceği delegelerden ve Bölge Yönetim Kurulları’ndan oluşur.)
30-60.000 sendikalı işçiye 1 temsilci olarak sendikalardan    50
SSK idari ve sağlık hizmetleri çalışanlarından……………….         30
Emekli işçi dernek ve sendikalarından…………………………………. 30
İşverenlerden ……………………………………………………………………….  40
İlgili Bakanlıklardan……………………………………………………………     10   
Türk Tabipleri Birliği’nden…………………………………………………..      5
İşçi Konfederasyonları ve Dem. Kit. Mesl. Örgütlerinden………..5
temsilci olmak üzere TOPLAM………………………………………..170 delege
SSK GENEL YÖNETİM KURULU
(SSK Türkiye Meclisi tarafından, delegeler arasından seçilir)
İşçi Temsilcilerinden……………………………………………………..    4
SSK Temsilcilerinden……………………………………………………    2
Emekli İşçi Temsilcilerinden………………………………………..     2
İşveren Temsilcilerinden………………………………………………     3
İlgili Bakanlıkların Temsilcilerinden…………………………….       2
TTB Temsilcisi……………………………………………….………………   1
İşçi Konfederasyonlarından………………………………………….     1
TOPLAM……………………………………………………….……………… 15 üye
SSK GENEL MÜDÜRÜ
SSK’nın tüm çalışanları, Genel Yönetim Kurulu’nun göstereceği adaylar arasından birini SSK Genel Müdürü olarak seçer.
SSK BÖLGE MECLİSİ
Bölgedeki sendikalardan………………………………………………..    30
Bölgedeki SSK idari ve sağlık hizmetleri çalışanlarından.    20
Bölge emekli işçi dernek ve sendikalarından……………….       20
Bölge İşverenlerinden ……………………………………………………..   25
İlgili Bakanlıkların Bölge Müdürlüklerinden…………………..        5
Türk Tabipleri Birliği bölge temsilcileri…………………………         3
Hastane Baştabipleri………………………………………………………     ?
Dispanserlerin baş hekimleri………………………………………..      ?
Sağlık istasyonlarının baş hekimleri……………………………..       ?
İşyeri hekimleri………………………………………………………………….   ?
TOPLAM……………………………………………………………………103 (+?) delege
SSK BÖLGE YÖNETİM KURULU
(SSK Bölge Meclisi tarafından, delegeler arasından seçilir)
İşçi Temsilcilerinden……………………………………………………..   3
SSK Temsilcisi………………………………………………………………   1
Emekli İşçi Temsilcisi…………………………………………………….  1
İşveren Temsilcisi…………………………………………………………… 2
Bakanlık Temsilcisi………………………………………………………..  1
TTB Temsilcisi………………………………………………….…………….1
İşçi Konfederasyonu Bölge Temsilcisi…………………………   1
TOPLAM……………………………………………………………………… 10 üye
SSK BÖLGE MÜDÜRÜ
SSK’nın bölge çalışanları, Bölge Yönetim Kurulu’nun göstereceği adaylar arasından birini SSK Bölge Müdürü olarak seçer.
HASTANE MECLİSİ
(SSK Bölge Meclisi tarafından, delegeler arasından seçilir)
İşçi temsilcilerinden……………………………………………………… 10
SSK Temsilcilerinden……………………………………………………   5
Emekli İşçi Temsilcilerinden…………………………………………    5
İşveren Temsilcilerinden……………………………………………….   7
Bakanlık Temsilcilerinden…………………………………………….    5
TTB Temsilcilerinden……………………………………………………    3
Baştabip………………………………………………………………………     1
Bağlı dispanserlerin ve sağlık ist. baş hekimleri…………… ?
Bağlı işyeri hekimleri…………….……………………………………….?
TOPLAM…………………………………………………………………… 36 (+?) delege
HASTANE YÖNETİM KURULU
(Hastane Meclisi tarafından, delegeler arasından seçilir)
İşçi Temsilcilerinden……………………………………………………..  3
SSK Temsilcisi……………………………………………………………..  1
Emekli Temsilcisi…………………………………………………………  1
İşveren Temsilcisi…………………………………………………………. 2
Bakanlık Temsilcisi………………………………………………………. 1
TTB Temsilcisi……………………………………………………………… 1
Baştabip……………………………………………………………………….  1
TOPLAM………………………………………………………………….. 10 üye
DİSPANSERLER VE SAĞLIK İSTASYONLARI
Yukardaki örneklere uygun organlarla yönetilir.
BÖLGE SAĞLIK KOORDİNASYON KURULU
Bölgeye bağlı hastane baştabiplerinden oluşan bir karar ve denetleme organıdır.
TIBBİ ARAŞTIRMA-GELİŞTİRME KURULU
Baştabip başkanlığında, hastaneye bağlı dispanser – sağlık istasyonu baş hekimlerinin, işyeri hekimlerinin ve TTB – TEB ve kentteki diğer demokratik kitle-meslek örgütlerinin ilgili temsilcilerinin katıldığı bilimsel araştırma-geliştirme-planlama-danışma ve denetim organıdır.
HASTANE BAŞTABİPLERİ
Bölge Sağlık Koordinasyon Kurulu tarafından seçilir.
DİSPANSERLER VE SAĞLIK İSTASYONLARI BAŞ HEKİMLERİ
Tıbbi Araştırma-Geliştirme Kurulu tarafından seçilir.
İŞYERİ HEKİMLERİ
Türk Tabipleri Birliği, SSK organları ve diğer örgütlerin ilgili birim temsilcileri tarafından seçilir.
HASTANE MÜDÜRÜ
Hastanenin tüm çalışanları, Hastane Yönetim Kurulu’nun göstereceği adaylar arasından birini Hastane Müdürü olarak seçer.
BAŞHEMŞİRE
Hemşireler, Hastane Yönetim Kurulu’nun göstereceği adaylar arasından birini başhemşire olarak şeçer.
BİR AÇIKLAMA
SSK’nın özerk ve demokratik bir yapıya kavuşturulması doğrultusunda  hazırlanmış-hazırlanacak rapor, yönetmelik ve yasa tasarıları zaman kaybetmeden tartışılıp netleştirilmeli, bunların yasalaşıp yürürlüğe girmesi için mücadele edilmelidir. Böyle bir reorganizasyonda çıkabilecek aksaklıkların ve eksikliklerin tespiti için “PİLOT” uygulamalar başlatılmalıdır. Bu uygulamalarda, amaçdan sapılıp özelleşme batağına batılmaması için özerkliğin yanında demokratikliğin de hayata geçirilmesi vb. önlemler alınması gerekir.
Özerk ve demokratik yapılanmalardaki tehlikelerden biri de POPÜLİZMdir. Bürokrasiden ve devlet müdahalesinden kurtulalım derken; yetkili-yetkisiz, ilgili-ilgisiz, bilgili-bilgisiz ayırımı gözetmeden, sırf “katılımcı” ve “demokratik” olsun diye (MEDİOKRASİYE) ORTA KARAR, VASAT çoğunluğun yönetime abanmasına da göz yumulmamalıdır.
SSK İçin Pratik Öneriler içeren bu rapor hazırlanırken;    
* Türk Tabipler Birliği’nin 1994-1995 “SSK Raporu”ndan,
* SSK Karabük Hastanesi Baştabip Yardımcısı Op. Dr. Alper Akçam’ın “SSK Nasıl Kurtulur? Sos. Güv. ve Sağlıkta Reorganizasyon” raporundan,
* SSK Gnl. Md.lüğü Sağlık Dairesi Başkanlığı’nın “Mevcut Durum-Sorunlar-Çözüm Önerileri” başlıklı, Mart-1996 tarihli raporundan,
* ’92-’93-’94 Petrol-İş yıllıklarından,
* SSK Gn.Md.lüğü’nün “50. Yılında SSK ‘96” raporundan,
* Hazine ve Dışticaret Müsteşarlığının İLO’ya ve Avustralya Sağlık  Sigortası Komisyonu’na hazırlattığı “Ortak Raporlar”dan,
* TES-İş’in “SSK RAPORU”ndan,
* Türk-İş, DİSK, Hak-İş, KESK, TTB ve TEB’nin hazırladığı
“SSK KURULTAYI”ndan ve “Kurultay Sonuç Bildirgesi”nden
yararlanıldı. Ayrıca;
* Fransız ve Alman Sosyal Güvenlik Sistemleri,  
* Hükümet yetkililerinin konuyla ilgili açıklamaları ve yasa çalışmaları,
* Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın, Maliye Bakanlığı’nın 1996 Bütçeleri ve TC. 1996 Mali Yılı Bütçesi,
* Çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanan konuyla ilgili yazı, yorum ve araştırmalar,
* SSK Genel Müdür Yardımcısı Dr. Doğan İstanbulluoğlu’nun görüşleri, incelendi.