VATAN POSTASI
Yaşamımızı savunmak üzere,duygu,düşünce ve davranış birliğini gerçekleştirmek için varız.

Sosyal Medyada Tükenen Türkiye’nin Okuma Yazma Problemi

0 2

Yazar: Atilla Fikri Ergun

Bunlarda ilginizi Çekebilir

İnternet ağı çökse dımdızlak kalacak bir toplum var ettiler Türkiye’de, Google’a bakamayacağı için bir gecede cahil kalacak bir toplum. Eskiden şehirli ahalinin evinde iyi kötü bir ansiklopedi bulunurdu, şimdi herkesin kafasına göre girip düzenleme yaptığı, kaynağı meçhul bilgilerle dolu Wikipedia var, vatandaş araştırmasını bile internet üzerinden yapıyor. Yani bir gecede cahil kalacak dediysek lafın gelişi, zaten kapkara cahil.[ihc-hide-content ihc_mb_type=”block” ihc_mb_who=”all” ihc_mb_template=”1″ ]

Sosyal medya insanlarda sürekli iletişim ve etkileşim halinde olma, bir yerlere bağlı kalma ve sürekli mesaj verme ihtiyacı doğuruyor. Hal böyle olunca millet bir şeyler yazmak için kendini zorluyor. Hâlbuki sürekli yazıp konuşacağız diye bir kural yok, bu Müslüman’a yakışan bir şey de değil, bilakis bazı şeyleri kendi akışına bırakmak gerek. Yani aklımda bir şey varsa, bir mesele üzerinde tefekkür etmişsem yazarım, değilse yazmam, bu kadar basit.

İnsanlar sürekli görünür olmak istiyorlar, sosyal medya da onları sürekli görünür kılıyor, canlı yayın uygulamaları tam bir felaket, kameranın karşısına geçen “döktürüyor”, yani televizyona çıkamıyorsan sosyal medyada canlı yayına çıkarsın, işte bu da bir “nimet”.

Youtube ve sosyal medyadaki canlı yayın uygulamaları -Twitter’da Periscope, Facebook’ta Livestream- ego tatmininde çıtayı biraz daha yükseltti. Televizyona çıkmak isteyip de çıkamayan, sağda solda konuşmak isteyip de konuşamayan kimseler için bulunmaz fırsat. Artık her ev, her iş yeri (ofis), sakinleri ve sahipleri tarafından stüdyo potansiyeline sahip mekânlar olarak görülecek. Yazının -ki insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük icadıdır- yerini tutmayacağı için benim tercihim her zaman yazıdan yana.

Tabii ki herkes yazar olacak diye bir şey yok, ancak herkes yazı yazmasını bilmek zorunda, zira yazı dilin temsilidir ve icat edildiği günden bu yana onun ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye’de okur-yazar olmayan bir toplum meydana getirildi, kitap okuma oranı yerlerde sürünüyor, millet kâğıdı kalemi eline alıp dil bilgisi ve yazım kurallarına uygun birkaç satır yazamıyor, karikatürize şeyler çıkıyor ortaya. Üniversite talebesi çocuk “Ağabey, rica etsem şu dilekçeyi yazabilir misin” diyor, yazık.

Sosyal medya ahalisi, entelektüel tayfa, TV programcıları ve siyasetçiler kendi yazdıklarının ya da söylediklerinin analizini yapamayacak derecede bilinçsiz. Kendi alanımız üzerinden gidelim; fikir dünyasında kelimeler ve kavramlar çarpışır, insanlar fikirlerini yazılı veya sözlü olarak ifade ederler ve bunu yaparken de kelime hazinelerini ortaya dökerler, belli kelime ve kavramlar üzerinde yoğunlaşırlar. Kullanılan kelime ve kavramlar kişilerin eğilimlerini ve amaçlarını ortaya koyar.

Bu noktada içerik analizi devreye girer. İçerik analizi herhangi bir metnin yahut konuşmanın kelime ve kavram haritasının çıkarılmasına, bunlar arasında nasıl bir ilişki kurulduğunun belirlenmesine, eğilim ve amaçların, kişilerin ruh hallerinin, ilgi alanlarının, kültürel altyapılarının, kullandıkları iletişim ve propaganda yöntemlerinin tespit edilmesine, metnin yahut konuşmanın kategorilendirilmesine vs. yarar.

Düzenli olarak içerik analizi yaptıran siyasetçiler vardır, hem kendi konuşmalarını hem de rakiplerinin konuşmalarını analiz ettirerek rapor alırlar. İstihbarat servisleri de bu analizleri sıklıkla yapar. “Batılı aklı”, “nicel yaklaşım” falan deyip geçmeyin, iyi bir yöntemdir.

Manzara-i umumiye böyle olmakla birlikte sosyal medya ve bloglarda piyasadaki entel takımından çok daha iyi iş çıkaran insanlar da var. Piyasadakiler bu insanlardan fikir aşırıyorlar. Sabah haberlerinde günlük gazetelerdeki haber ve yazılar üzerine değerlendirme yapanların akılları bir karış havada, gündeme ilişkin değerlendirmeleri geniş bir tarama sonucunda seçecekleri sosyal medya ve blog yazarları üzerinden yapsalar milletin ufku genişler, zira entel takımı sosyal medya ve bloglarda ilk anda yazılanları ancak 1-2 gün sonra köşesine taşıyabiliyor, sonra sanki ilk olarak onu kendileri söylemiş pozuna yatıyorlar. Yani vitrinin arkası boş!

Sosyal Medyada Tükenen Türkiye’nin Okuma Yazma Problemi — Atilla Fikri Ergun üzerinden[/ihc-hide-content]

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.