SİYONİST İSRAİL ORDUSUNUN KATLİAMININ VE GAZZE DİRENİŞİNİN YILDÖNÜMÜ

Yazar sol.org

İsrail Ordusu’nun Gazze kentindeki Filistinlilerin üzerine ölüm yağdırmasının üzerinden tam 1 yıl geçti.

27 Aralık 2008 günü İsrail Ordusu Filistin’e yönelik en kanlı saldırılarından olan “dökme kurşun operasyonu”nu başlatmıştı. Adını İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudilerin çektiği acıları anlatan bir şiirden alan operasyon, Nazilerin Yahudilere yaptığını, İsraillilerin Filistinlilere yapması olarak eleştirilmişti.

Katliam 18 Ocak’ta İsrail’in ateşkes ilan etmesiyle son bulduu ve geride 1417 ölü, harabeye dönmüş 4 bin ev ve sudan bile mahrum bırakılan 400.000 bin Filistinli bıraktı.

Katliamın sorumlusu direniş değil, işgal
Katliamın nedeninin İsrail işgaline direnen Filistinli örgütlerin “taktik hatası” olduğu iddia edildi. Batı Şeria’daki karargahında bir intifadayı önlemekle övünen Fetih Lideri Mahmud Abbas’ın ilk çıkışı da bu yöndeydi. Abbas’a göre Gazzeliler Hamas’ın hatalarının bedelini ödüyorlardı. Daha sonra İsrail’i uluslararası Savaş suçluları mahkemesinden de kurtaran Abbas’ın daha sonra ortaya çıkan haberler ve raporlarla Gazze katliamını önceden bildiği ve İsrail saldırısı altında Hamas’ı iktidardan indirmeye çalıştığı da ortaya çıktı. Haberlere göre o dönem İsrail Başbakanı olan Ehud Olmert ile görüşen Abbas, Batı Şeria’daki toprak paylaşımını bile yapmıştı. Dahası Gazze’de bulunan Fetih üyelerinin İsrail uçaklarına istihbarat sağladığı da ortaya çıktı.

Katliamın gerekçesi Hamas’ın 18 Aralık’ta altı aylık ateşkesi yenilememesi olarak lanse edilmeye çalışıldı. Ancak ateşkes süresi boyunca İsrail Gazze’ye yönelik ablukayı sıklaştırdığı gibi, yerleşim yapımına devam etmiş ve yüzlerce Filistinliyi öldürmekten çekinmemişti. 2005 ve 2007 yılları arasında dünyada metrekare başına düşen insan sayısının en fazla olduğu kentlerden olan Gazze’ye İsrail ordusu top atışı yapmış, bu nedenle 59 Filistinli yaşamını yitirmiş 270 Filistinli de yaralanmıştı. Birleşmiş Milletler Raporları’na göre aynı dönemde bütün Filistin’de 1735 kişi İsrail Ordusu tarafından öldürüldü 8 bin 308 kişi yaralandı.

Dünya göz yumdu
Katliamın sinyalleri ise 13 Aralık’ta verildi. İsrail Hamas’ın ateşkesi yenilememesini gerekçe göstererek bu örgütü yoketmek için Gazze’ye yönelik bir saldırı opsiyonunu değerlendirdiğini açıklamıştı. Gerçekte, İsrail Ordusu en başından itibaren Hamas’ı bitiremeyeceğini biliyordu. Savaşın ardından ortaya çıkan durum, katliamın nedeninin “kasap” olarak bilinen eski İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un “Gazze ve Batı Şeria’yı siyasi olarak ayırma” politikasının devamı olduğunu gösterdi. Üstelik katliam Fetih’in işbirlikçi tutumu nedeniyle gerçek anlamda bir bölünme yarattı. Bugün uluslararası kamuoyunda devam eden İsrail-Filistin sorunu İsrail ile sadece Batı Şeria’da iktidarda bulunan Fetih arasında çözülmeye çalışılırken, dünya Gazze’ye ve onun siyasi temsilcisine ambargo uyguluyor ve Gazze adeta Filistin’in bir parçası olmaktan çıkarılmış durumda.

İsrail tarafından yürütülen Şaron planı, su kaynakları ve verimli arazileriyle Batı Şeria’da işgalin yoğunlaşması anlamına geliyor. Gazze’ye yönelik katliam ise Batı Şeria’nın işgale karşı çıkmaması için bir gözdağı… Katliamın ardından bugün ortaya atılan ABD menşeli çözüm planları, Batı Şeria’da İsrail polisinin tam kontrolünü içerebiliyor!

İsrail’in savaş suçları sabit
Karadan, havadan ve denizden Gazze’ye saldıran İsrail Ordusu’nun savaşta sivillere ateş açtığı, sivilleri canlı kalkan olarak kullandığı, kente yasaklanmış fosfor bombası gibi silahlarla saldırdığı Birleşmiş Milletler temsilcisi Richard Goldstone’un raporuna girdi. Yahudi olan Goldstone savaşta İsrail’in suç işlediğini delilleriyle birlikte ortaya koydu.

Türkiye sadece konuştu
Katliam boyunca özellikle Türkiye’nin tavrı çok tartışıldı. AKP hükümeti bir yandan İsrail’e sert mesajlar gönderirken bir yandan da ikili işbirliğinde taviz vermeyeceğini açıkladı. İsrail’e karşı sadece konuşulmamasını ve yaptırım uygulanmasını isteyenlere Başbakan Tayyip Erdoğan “bakkal dükkanı mı işletiyoruz” cevabını vermişti. Erdoğan daha sonra Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda İsrail’i “insan öldürmeyi iyi bilirsiniz” sözleriyle eleştirmişti ancak savaş boyunca ikili ilişkilerde herhangi bir yaptırım gündeme gelmedi. Ateşkesle birlikte Türkiye’nin aktif çabasının sonuç aldığı iddia edildi. Hükümete yakın kaynaklar ve iktidar yanlısı gazeteler bir ateşkeste Türkiye’nin önemli payının olduğunu iddia etmişti ancak bu iddianın tümüyle gerçek dışı olduğu da ortaya çıkacaktı.

İsrail Büyükelçisi’ni kovarak, katliama karşı çıkan ve dünyayı Tel Aviv yönetimine karşı harekete geçirmeye çalışan Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez’in adı Ortadoğu’da caddelere verildi. Birçok gösteride posterleri taşınan Chavez, Arap devlet başkanlarında olmayan cesareti nedeniyle kahraman haline geldi. İsrail ordusunu sivilleri öldürerek dünyanın en korkak ordusu olduğunu ispat ettiğini söyleyen Chavez, Tel Aviv’de bulunan Venezuela Büyükelçisi’nin ülke dışına çıkarılmasına da “bizim için onurdur” yanıtını vermişti. Venezuela, Nikaragua ve Küba üçlüsü Birleşmiş Milletler Genel Meclisi’nde İsrail’in mahkum edilmesi için yoğun diplomatik çaba sarfetti ve bu çabanın karşılığı da alındı. Birleşmiş Milletler Genel Meclisi Gazze’ye yönelik katliamı protesto etti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ise katliamı seyretmekle yetindi. Katliam boyunca ABD İsrail karşıtı bir kararın çıkmasını engellerken, ABD’nin seçilen ancak henüz görevi devralmamış olan Devlet Başkanı Barack Obama İsrail karşıtı hiçbir açıklama yapmayarak, sessizliğe gömüldü.

Birleşmiş Milletler’e ait binaların dahi hedef olduğu katliamda, bir BM hastanesi bombalanırken BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon İsrail’de temaslarda bulunuyordu. Ki-Moon, olayı haberaldığında ne İsrail’i protesto etti ne de ziyaretinden vazgeçti. Bu durum “BM’nin bittiği an” olarak nitelendirilecekti.

FHKC direndi…
Gazze katliamı süresince özellikle “savunulamaz” olarak düşünülen Beyt Hanun bölgesinde etkili bir direniş sergileyen Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) savaşın ardından elindeki kaynakların azlığına karşın etkili yardım ve dayanışma kampanyalarıyla da gerek Hamas ve gerekse Fetih’e karşı önemli bir politik alternatif oldu. Gazze katliamı boyunca örgütün direngen tutumu, son olarak kuruluş yıldönümündeki büyük Gazze Mitingi ile kendisini gösterdi. Onlarca militanını kaybeden FHKC’nin Gazze komutanı da İsrail Ordusu ile girdiği çatışmada yaşamını yitirdi.

İsrail’de de Komünist Parti, Gazze katliamına karşı sokaklara çıktı. Yüzlerce Arap ve Yahudi Gazze katliamına birlikte karşı çıkarken, parti “vatan hainliği” ile suçlandı.

Gazze katliamın ardından çok tartışıldı ancak İsrail kente yönelik ablukasını sürdürmeye devam ediyor. Savaş boyunca İsrail ile işbirliği yapan ve sınırı kapatarak Gazzelileri en temel insani yardımdan dahi mahrum bırakan Mısır Ortadoğu’da “lanetli ülke” oldu ve bütün politik ağırlığını yitirdi.

Gazze bugün temel hijyen maddeleri, inşaat malzemelerinden mahrum. Ve bölgeye gönderilen yardımlar abluka nedeniyle ulaştırılamıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı’nın durumun çok kritik olduğunu bildirdiği Gazze’de tarım yapılamadığı için kıtlık yaşanırken, kentin altyapısının İsrail Ordusu tarafından sistematik olarak yokedildiği belirtiliyor.
(soL – Ali Örnek)