SERMAYE KONSANTRASYONU; ANTİKA+MODERN SERMAYENİN BİRLEŞMESİ

Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
(Sosyalist Gazetesi, 26 Ocak 1971)

Resmî İstatistiklerde tersini görüyoruz.1954’ten bir yıl sonra, 1955 yılı Türkiye’nin tüm işveren sınıfı, finans-kapitalistlerle birlikte 40 bin kişi bile değil. Kapitalizmin konsantrasyonu; sermayenin gittikçe az elde büyümesi (yoğunlaşması) kanununu herkes bilir. O bakımdan, sermaye büyür, ama sermayecilerin sayısı küçülür. Kimi altüstlükler, arada sermayecilerin kamçılayıp gel geç olarak çoğaltsa bile, sürekli kural; her geçen yıl bu sayının kişi ve işletme olarak azalma eğiliminde olduğunu gösterir.
Türkiye’de bunun tersi olabilir mi? “Büyük” adlı “10 işçi veya beygir gücü” çalıştıran sanayi imalât işyerlerine bakalım. Bunlar arasında gerçekten büyük olan ve her yıl bir başka boşluğu doldurmak zorunda kalan devlet işletmelerini bir yana bırakalım. Onlar 1958 yılı 195 iken,1959 yılı 214, 1960 yılı 219, 1961 yılı 226, 1962 yılı 230, 1963 yılı 237 olmuşlardır… Asıl özel girişim kesiminde “büyük” işyerleri sayısı ile, o işyerlerinde “ücretsiz” çalışanların sayıları yıllara göre şöyledir:
                  İşyeri           Yıl            Ücretsiz          İşyeri ile 
Yıllar         Sayısı         Farkı         çalışanlar       ücretsiz farkı
1958           4.928             –               4.777                 151   
1959           5.205          + 277           2.793               2.412
1960           5.286          + 81             4.163               1.123
1961           6.638         + 1352          5.610               1.028
1962           3.795          – 2843          2.458               1.337
1963           2.774          – 1021             686               2.088
İmalât sanayii bakımından kızoğlankız (bâkir) sayılması gereken Türkiye’de bile rakamların (arada yanlış ihtimalleri de göz önünde tutulursa) genel gidişi azalmak olmuştur. 1958’den 1961’e dek 4 yıl işyeri sayısında artış var. Ondan sonraki 2 yıl ise eksiliş o artışları fersah fersah geçer. 4 yıl boyu artışların toplamı 1.710 iken, ondan sonraki 1 yılda eksiliş tek başına 2.843; iki yılda eksiliş 3.864’ü bulur. 4 yıldaki çoğalış, 2 yıldaki azalışın yarısından çok daha düşüktür. Azalış çoğalıştan 4-5 kat (4.6 kat) daha hızlıdır. Ve gerçek kapitalist gelişim de ancak bu tempoyla olur.
İmalâtta ücretsiz çalışanların sayıları düşünülürse, durum daha da konsantrasyon lehinedir. 1958 yılı büyük sanayiin 4.928’inde ücretsiz çalışanlar 4.777 kişidir. Demek bu işyerlerinde patronun çalışmadığı 151 işletme vardır. 4.777 işletme esnaf-patron elindedir.1963 yılı oran tersine döner: Esnaf-patron işletmeleri 686 dır, asıl kapitalist işletmelerse 2.088’dir. Yani 6 yılda işletme sayısı %44 (yarıya yakın) azalır; kapitalist karakter 13 kat çoğalır.
Böyle bir gidiş ülkesinde nasıl olur da kapitalistlerin sayısı her yıl ardarda % 100 (4 yılda %395) artar? Ya sayı bilmiyorlar bizim sayın istatistikçiler, ya Kapitalist nedir tanımıyorlar. Yahut finans-kapital efendileri, kendi sosyal tabanının inceldiğini görünce, ne yapıp yapıp Türkiye’de kapitalistleri bir çırpıda 39 binden 156 bine çıkartıvererek, yürek serinlendiriyorlar ve insan aldatıyorlar.
Nitekim sonra bu çaba sürdürülemiyor. 1963 yılı sayımında (3 yıl sonra) işverenleri %100 çoğaltmak şöyle dursun, 2.654 kişi azaltmak gerekiyor. Bir kaç yüz finans-kapitalist, millet içinden kendi kuyruğuna takabileceği 150 bin küsur kişilik bir tabanı artık yeterli bulmuş olmalıdır. Kapitalistleri her yıl %100 arttırmanın sivriliği bir yerine batmasın diye, Şah sarayının üskatından bırakılan çekici yere düşürmek zorunda kalan Acem’in durumunda görünüyor finans-kapital.
Bir itiraz akla gelebilir: Finans-kapital, Türk tarımına onbinlerce traktör soktu. Bu ve benzeri Tarım makinelerine sahip olan köylüler kapitalistleşmiş olamazlar mı? Hayır.
Traktör sayısı daha 1955 yılından beri istikrarlaşmış, sanki değişmez duruma girmiştir.
 Yıllar        1957          1958           1959          1960          1963
Traktör     31.498       30.973        31.128       31.528       33.417
Demek 1955’le 1960 arası Türk köyüne traktör akımı çoktan durmuştur. Ona karşılık, tarımda işverenlerin sayısı:
1955 yılı          1960 yılı           5 yılda artış
 2.781               49.473                46.692
30 bin traktöre sahip olmuş köylüler içinde 49 bin kapitalist  yetişir mi? 5 yılda %1.775  kapitalist artışı! Ve sonra duruş.
Bu durum neden ileri gelebilir? 1955 yılına dek kapitalist sayılmayanlar, 1960 yılında nasıl kapitalist olurlar? Tek ihtimal şu: 1955’e dek Türkiye’nin kapitalizmden önceki tefeci-bezirgân sermaye sahipleri, Türkiye’nin antika sınıfı olarak modern kapitalistler arasına sokulmuyorlardı.1960 yılı af çıkıyor: Finans-kapitalizm nasıl büyük emlâk sahipleri ve kapitalist sınıflarının en kodamanlarını kaynaştırıyorsa, tıpkı öyle bir eğilimle; antikakapitalistler sınıfı ile modern kapitalistler sınıfı arasında bir kaynaştırma yapıyor. Toplum politikasında gerekli görülen (finans-kapital + tefeci-bezirgân) sınıflarının ölüm kalım ittifakı gibi aynı sosyal nedenlerle, ekonomi politikasında; biri modern, ötekisi antika olan iki sermaye sınıfı birleştiriliyor.
Tek parti çağı; antika sermaye ile modern sermayeyi ayrı kaplarda korumuştu. Çok parti çağı; bu iki düşman kardeşi birleştirdi. Finans-kapitalin 20-30 yıllık çabası Türkiye ve halkı için korkunç olan bu ittifakı (ölü ile diriyi bir yatakta birleştirmeyi) başardı.