VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

RAHMİ TURAN GAZETECİLİĞİNDEN BİR KİŞİSEL GÖZLEM ÖRNEĞİ:

Yazar : Ali Tartanoğlu

1988… Bağdat’ta Anadolu Ajansı temsilcisiyim. Saddam Hüseyin İran’la savaşta kazanılan bir başarı üzerine, subaylara madalya töreninde konuşuyor. Associated Press’in muhabiri Irak’lı meslektaş da alt kat komşum. Konuşmada Türk mürk gibi laflar duyunca hemen indim o da dinliyor ve not alıyor televizyondan. “Notlarını bana da çevir” diye rica ettim. Saddam efendi Irak’ı işgal edenlerden söz edecek güya ama sadece Osmanlıdan söz ediyor. Perslerden, İskender’den, Roma’dan söz etmiyor. Ve işgalin kötülüğünü örnekle anlatırken Osmanlı’nın son dönemindeki bir valiyi anlatıyor. Güya vali ikindi vakti her gün Bağdat’ın en havalı caddesinde arabasıyla geziye çıkarmış. Bu sırada etraftan gelip geçenler arasında beğendiği bir kadın olursa da yaverine işaret edermiş; O kadın o akşam konakta valiye sunulurmuş.

Olduğu gibi yazdık geçtik Ankara’ya. Aradan bir hafta geçti, Enformasyon Bakanlığından aradılar. Endişesiz gittim. O güne kadar gayet hüsnü kabul görmüştüm. Yüksek düzeyde ağırlanmıştım. İkram izzet… Bu defa öfkeli bir şube müdürü, sadece otur diye işaret ettikten sonra sağ çekmeceden bir şey çıkardı. Bir gazete kupürü… TAN gazetesinin yarım manşeti: “SADDAM: ANAMI TÜRKLER ÖPTÜ…”
Biliyorum, ilk tepkiniz gülmek olacak. Gülmeyin, ayıp olur. Çünkü ben canımı zor kurtardım.
Şube müdürü küplere binmiş. Simsiyah bağırıyor. Çağırıyor. Anlattık, sakinleştirip. Ben böyle bir şey yazmadım. Abonelerin nasıl kullandıklarını da biz belirleyemeyiz… “İspat et…” dedi. Mecburen yanıma bir memur, altıma bir araba verdiler. Büroya gittik. Dosyasından çıkarıp verdim teleksle yazılmış haberin kendisini. Ankara’yı da uyardım: “Şu adamlara genel müdür imzalı bir resmi yazı gönderin. Yoksa vücudumdaki delikleri sayısı bir hayli artabilir…”
Tan gazetesini Rahmi Turan çıkarmıştı ve o yönetiyordu. Turan’ın ve gazetenin genel yayın tarzı bu idi. Hep belden aşağı ve hep sansasyonel, kışkırtıcı başlıklar… Meslek ahlakı, edep, adap… Önü sonu, birisine zarar verir mi vermez mi… Yok. Kışkırtır mı, ilgi çeker mi, çekiyorsa tamam…
Saddam’ın densizliğine tepki göstermek başka, “anamı Türkler öptü” başka…
Dolayısıyle Rahmi Turan’ın “Saray’da bir CHP’li” ham bilgisine balıklama atlayıp köşesine taşımasını gayet iyi anlıyorum. Adamın 50 yıllık gazetecilik anlayışı bu. İnsan 7’sinde neyse 70’inde de odur.

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorumlar