VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

PROBİOTİKLER ELİNDE TABANCA OLAN KOVBOYLAR DEĞİL.PROBİOTİKLER VİRÜS VE MİKROPLARLANASIL SAVAŞIR?

0 5
Bağışıklık sisteminin en önemli konusudur bu.

O kadar karma karışık ve iç içe geçmiş bir sistemler bütünü varki ,patojenlere karşı savaş ve onları yok etmek bir senkronize zincir hareketidir.

Ancak bütünsel bir etkinlik ile vücudumuzu hasta eden bu zararlı mikroorganizmalar yok ediliyor veya etkinlikleri azaltılıp hastalık yapamayacak sayı ve nitelikte baskılanıyor .

Metabolizmanın her yerinde zararlı ve yararlı mikroorganizmalar bulunmaktadır .

Öncelikle bağışıklık sisteminin merkezi olan biolojik organımız MİKROBİYOTA’ya bir bakalım :

Burada mikroorganizmalar ;% 90 probiotikler % 10 patojenler şeklinde bulunmaktadır .
% 90 oran % 10 oranı baskılanmakta ve optimum oranda tutmaktadır .

Bu MİKROBİYOTA’nın doğal dengesidir.

PROBİOTİKLERİN SAVAŞ STRATEJİSİ VE TAKTİKLERİ
Probiotikler çoğunluk olarak bağırsaklarda kolonize olmakla birlikte insan vücudunun her yerinde bulunmaktadırlar.
Özellikle giriş bölgelerinde ağız ,burun ,boğaz,vagina ve deride de vardırlar.

1. STRATEJİ YARIŞMACI KARAKTER
Probiotikler yarışmacı bir özellik taşırlar .
Bulundukları ve yoğunlaştıkları bölgelerde dokulara tutunarak kolonize olma özellikleri vardır .
Çok hızlı bir şekilde patojenlerden önce dokulara tutunarak onlara kolonize olacak hiç bir mikron olarak bile doku bırakmazlar .

Eğer probiotikleri etkin ve canlı bir şekilde sürekli sağlar isek bu yarışmada onlar sürekli hep 1. ci olurlar .
Patojenlerin dokularda kolonize olmaması demek onların yaşama şansına sahip olammamaları demektir.
Bu şansa sahip olduklarında dokularda geçitler açarak ,bu geçitleri enfeksiyon yaparak yaralara neden olurlar.Bu geçitlerden vücudun her yerien yayılacak olanakalra sahip olurlar.
Bu nedenle probiotikler dokulardaki çoğunluğu tamamen ele geçirirler .Sayısal olarak eksilmeden çoğalarak bu sayısal üstünlüğü devam ettiriler

2.STRATEJİ KOLONİZE OLMAK
İnsan metabolizmasında konaklamak onların diğer en önemli özelliğidir.
Bazen bilim insanları sorarlar.
Onlar mı bizim misafirimiz ,yoksa bizim bedeniz mi onların misafiri :

Bu aslında probiotiklerin canlı yaşam içinde çok önemli rollerine dikkat çekmek için söylenmiştir.
Onlar her yerde :
Canlı yaşamın olduğu her yerde varlar.Topraklarda ve sudada varlar.
Onların diğer hikayelerini ayrıca yazmaya devam edeceğiz.

Probiotikler metabolizmada dokularda tutunduklarında yan gelip yatmıyorlar .
Canlı ve aktif bir yaşamı sürekli kolonize ediyorlar :

Proteinler ,prebiotik lifler ,kolajen ve diğer tüm yararlı besin öğeleri ile yararlanma ilişkisi içinde yaşamak için çaba sarfediyorlar .

Bu yaşam çabası ,sonuçta bize çok olumlu bir destek olarak geri dönüyor .
Özellikle besinlerin ve besin öğelerinin , sentezlendiği ve emildiği bağırsak duvarında koruyucu ve organizasyon kurucu olarak görev yapıyorlar .
Bağırsak duvarında koruyucu kalkan görevi ile hem dokuların geçirgenliğini önlüyor ,hemde patojenlerin dokulara karşı saldırılarını geri püskürtüyorlar.

3.STRATEJİ ANTİMİKROBİYAL MADDELER ÜRETMEK
Probiotik diye söz başladığımızda mutlaka cümleler fermentasyona varmak ve içermek zorundadır.
Fermente etmek probiotiklerin hem yaşamaları için gereklidir ,hemde çoğalmaları için.
Fermentasyon prosesinde probiotikler bir gıdayı değiştirerek dönüştürürler.
Onların bu dönüşümü yapabilmek için ilk yaptıkları karbonhidratlar ile beslenmek ,daha sonra bunları sindirilebilecek forma getirmek ve en önemli etkinlik bunları kısa zincirli yağ asitlerine dönüştürmektir .
Kısa zincirli yağ asitleri ; laktik asit ,asedik asit,hidrojen peroksit, bütürik asit ve diğer asitlerdir.

Bu asitlerin etkinlikleri;
1. Midedeki mekanik sindirimde besinleri parçalayan ve öğüten,onları mikro ölçülere getiren hidroklorik asit ve pepsin enzimlerine yardımcı olmaktır .
Bu etkinlik yenilen tüm besinlerin tamamının tam sindirilmesi demektir:
2. Bu asitler güçlü bir antimikrobiyal özellik ile düşük pH ayarları ile ,patojenlere yaşama şansı bırakmazlar .
Bunu öncelikle midede ,daha sonra bölgesel olarak ince ve kalın bağırsaklarda yaparlar .
Patoenlerin etkinliklerini azaltarak onların nötr hale gelmesini ve sonra dışkı ile dışarı gitmesini sağlarlar.
3.Bu asitler dezenfektasyon ve detoksifikasyon yaparak patojenleri yani mikrop ve virüsleri dışarıya atılmasını sağlamanın yanısıra diğer toksik olan tüm maddeleride parçalayarak dışarı atılmasında etkin görev yaparlar.

4. STRATEJİ DOĞAL ANTİBİOTİKLER ÜRETMEK
Probiotikler fermentasyon işleminde gıdadaki proteinlerden çok önemli bir zehir üretirler .
Bu zehir özeldir.
Patojenleri zehirlemek için ,sadece onların yemesini sağlayacak şekilde organize edilmiş bir etkinliktir bu.
Biz bunlara LANTİBİOTİK yani doğal antibiotik diyoruz.
Bakteriyosinler olarak genel bir gruplandırmada yapılabilmektedir.
Bakteriyosinler ; her probiotik bakterinin kendi kimliğini taşıyan farklı yapılardır .
Mesela Lactobacillus asidophilus asidopilin bakteriyosini üretir.
Bu zehiri beslenmek için yiyen patojenler zehirlenerek yaşamları sona erer.
Bakteriyosinlerin bir başka özelliği daha vardır .
Bunlar Biokoruyucular ve Bioprezervatif özellikleri ile metabolizmaya yararlı olan mikroorganizmalarıda bir film gibi kaplayarak korurlar.
Bu koruma bazen yararlı bakteri olupta mide asidinde ve safra tuzları etkisi ile etkinliği azalan ve yok olan bakterileride kapsar:
Bunun en iyi örneği yoğurt bakterisi olan Lactobacillus bulgarius örneğinde görebiliriz.
Lactobacillus bulgarius yoğurt fermentasyonunda çok önemli görevler gördükten sonra yenildiğinde mide asidinde zayıflarlar ,ince bağırsak girişinde yağları sentezleyecek olan safra kesesinden gelen safra tuzları etkisi ilede etkinlikleri iyice azalır ve ince bağırsağın ancak ortalarına kadar ilerler ve canlılıkları sona erer.
Metabiotik form olarak dışkı ile dışarı atılırlar.
Ancak Lactobacillus asidophilus bakterisi ile aynı yapıda olurlar ise asidopilin bakteriyosini lactobacillus bulgarius bakterisinin üzerinde bir koruyucu film oluşturarak onun bağırsak florasında uzun bir süre kalmasını ve ortak fermentasyon faaliyetlerine katılmasını sağlarlar.
Bu patojenlere karşı dolaylı bir etkinliktir.
Bakteriyosinler fermente bir ürün içindede koruyucu olarak küf ve mantarlara karşı görev yaparlar.
5. STRATEJİ BESİNLERİ FERMENTE ETMEK
Probiotikler fermentif karakterleri ile ne zaman bir besin görseler derhal onu fermente ederler .
Bu fermentasyon sürekli olarak süren bir faaliyettir.

Bu besinlerin fermente edilmesi midedeki kimyasal sindirim dediğimiz proseste gelişir.
Daha sonra bağırsakların her yüzeyinde devam eder.
Fermentasyon ile bir gıda aslında tam bir rafinerize işlem görür.
İçindeki tüm proteinler ,vitaminler ,mineraller,antioksidanlar ve diğer tüm yararlı maddeler sentezlenerek öncelikle ince bağırsaklardan emilim yapılabilecek formalara dönüştürülür,ayrıştırılır.
Bu tam beslenmedir.
İnsan metabolizmasının güçlü olabilmesi ,direnç kazanabilmesi bütün organ ve dokuların canlılığının sürmesi bu tam beslenme ile mümkün olabilmektedir.

Probiotikler tam beslenme ile patojenlerin besin maddelerinden yararlanımlarınıda engellerler.

Eğer bu sağlanamaz ise besinler kimyasal olarak çürür, toksik madde olarak patojenlerin en çok gereksinim duydukları besinler olurlar.
Hem ince bağırsaklardan emilim olmaz hemde çürüme ile bir çok rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olurlar.

6. STRATEJİ VÜCUDA GİREN HER ŞEYİ ALGILAMA, AYIRT ETME VE KAYDETME
Probiotiklerin bir canlı mikroorganizma olarak en önemli özelliklerinden biriside bu tanıma algılama ve kaydetme özelliğidir.

Öncelikle boğazda az sayıda da olsalar ; konaklayan probiotikler ağızdan giren her maddenin genetik şifrelerini çözümlerler ve bu bilgileri bağırsaklarda kolonize olmuş en güçlü probiotiklere iletirler.

Bağırsak dokularının ortasında bulunan peyer plakalarında M hücreleri dediğimiz hafıza hücreleri bulunur.
Probiotikler bu hafıza hücrelerine vücuda giren her maddenin genetik şifrelerini kaydederler.

Bağırsak dokularının arka bölümünde bulunan VAGUS sinir sistemi ile bu hafıza hücerelerindeki tüm bilgiler metabolizmanın her yerine gönderilir
Vagus sinir hücerleri omirilikteki sinir hücrelerinin 10 katıdır .
Bu anlamda sinir sisteminin en büyük çoğunluğu bağırsaklardadır .
Öncelikle beyin ile ve diğer organlar ile bir karşılıklı bilgi otobanı gibi haberleşmenin sağlandığı bütünsellik bulunur.

Bu bilgiler hem yararlı hem de zararlı olan tüm maddelerin şifreleri olduğu için bilginin ulaştığı yerde hem yararlanım hemde savunma ve karşı savaş teknikleri geliştirilir.

7. STRATEJİ ANTİKORLAR VE FAGOSİT HÜCRELER İLE İLETİŞİM .
Probiotiklerin patojen nitelikteki virüs ve mikroplara karşı savaşımında en kritik aşama bu aşamadır .
T ve B lenfositleri tarafından üretilen antikorlar bağışıklık sisteminin en önemli unsurlarındandır .
Antikorlar patojenlerin genetik şifreleri kendisine geldiğinde onlar için kilitleme özelliklerini geliştirir.
Karşına çıkan patojenlerin çevresini sararak ve sonra yutarak kilitleme görevi yapar .
Kilitlenen patojenin tüm beslenmesi önlenmiş olur .
Patojen ya intihar edecektir ya da beslenemediği için yok olacaktır .;

Fagosit hücreler ise doğal katillerdir.
Modern Tıp bunlara Naturel Killer adını vermiştir.
Bu hücreler sürekli devriye halinde gezen askerler gibidir.
Vücudun her yerinde dokularda dolaşırlar .
Antikorlar kilitledikleri patojenleri fagosit hücrelerin önüne getirirler ve onların yok edilmelerine yardımcı olurlar.
Antikorlar ile fagosit hücreler arasında bu şekilde bir yardımlaşma ve işbirliği bulunur .
Burada en kritik konu probiotiklerin oluşturduğu bilgilerdir.
Bunlar sürekli her gün güncellenen bilgilerdir.
Bu güncelleme patojenlerin uğramış olduğu değişimler var ise onlarında hakkında da yeni bilgiler demektir.

Probiotikler yok olduğunda ne olur ?
İşte hem bu bilgiler hafıza hücrelerine yüklenemez.
Hemde yeni bilgiler güncellenemez.
Buda savunma sistemi açısından büyük bir zaaf olarak ortaya çıkar.

Yani antikorlar gerekli genetik şifreleri alamazlar ve öldürülmesi emri oluşturulmuş patojenleri tanıyamaz hale gelirler .
Karşılarına çıkan maddeleri tanıyamadıklarından dolayı ayırt etme yetenekleri olmadığından her şeyi kiltileyerek yok etmeye çalışırlar :
Patojen yerine proteinlere, dokulara, hormonlara saldırırlar:
Bu otomiinün hastalıkların ortaya çıkışıdır .
İmmün sistemin zayıflaması ve çöküşüdür.

Probiotiklerin patojenlere karşı adına bağışıklık sistemi dediğimzi immün sistem içinde savunma ,saldırı ve yok etem stratejileri bunlardır .

Ancak şunun altını kalın çizgiler ile çizmek gerekiyor.
Bugün bilim dünyası bağışıklık sisteminin sadece % 15 ini tanımlayabiliyor .
Hala bilinmeyen % 85 lik gizemli ve büyük bir bölüm var.

Bu yazıda açıklamaya çalıştığımız savunma sistemleri kendi özgüllüğünde çalışır iken ,metabolizmanın normal kendi doğal sürecinde , kendi kendini onarma ve kendi kendini iyileştirme mekanizmalarıda bulunmaktadır.

Biz henüz bu konularda çok detaylı bilgilere sahip değiliz :

Ama şunun farkındayız artık .

Probiotik bakteriler bizim için yaşamsal bir öneme sahiptirler ve onları fermente gıdalar içinde bulabiliyoruz.

ÜLKEMİZ HEM ŞANSLI HEM ŞANSSIZ
Geneksel fermente ürünler açısından çok şanslıyız.
Yoğurt ,turşu,boza,şıra ve diğer fermente üürnlerimiz bizim sofralarımızda bolca bulunmaktadır :

Şimdi probiotiklerle bunlar daha zengin ve daha güçlü formları ile beslenerek sağlğımızı olumlu etkielemek şansına sahibiz.

Ama antibiotik tüketiminde dünyada 1. ci olmak demek karşımıza çok büyük bir tehlikeyide çıkarıyor :

Antibiotikler ve diğer zehirli kimyasallar ile bağırsaklarımız delik deşik oldu .Adeta antibiotikler ile bağırsaklarımızı bombaladık .Yapılacak en büyük kötülüğü biz kendimize yaptık :

Bunun karşılığında bizi bekleyen en büyük tehlike antimikrobiyal derinçtir:
Yani artık antibiotiklerin bile yok edemediği süper mikropların saldırıları altındayız
Yakın gelecekte milyonlarca insnanın öleceği amansız salgın hastalıklar ile karşılaşabiliriz..

Artık şunuda çok iyi biliyoruz ki son 75 yılda üretilen kimyasal zehirler bağırsaklarımızdaki probiotikleri yok ettiklerinden dolayı biz daha kolay hastalanır olduk.
Vücudumuzun bağışıklık sistemi zayıfladı ve çöktü.
Karşımıza sayısız hastalıklar çıktı.Hastalıklar diğer yen hastalıkların çıkmasına kaynaklık ediyor .

Yediğimiz besinlerden yararlanamıyoruz.
Sindirim sistemimiz düzenli çalışmıyor .
Besinleri ne sindirebiliyor ne de emilim yapabiliyoruz.

Bu doğal besin kaynaklarının yok edilmesi kadar karşımıza ilaç dünyasının çıkardığı antibiotikler ve diğer zarar veren zehirlerdir.

PROBİOTİKLER PATOJENLERİN YOK EDİLMESİNDE ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER YAPIYORLAR :

PROBİOTİKLER OLURSA SAĞLIKLI OLACAĞIZ .

YOKSA HASTA OLARAK SÜRÜNE SÜRÜNE YAŞAYARAK İLAÇLARA MAHKUM YAŞACAĞIZ.
Yazar: Dr. Haydar YILMAZ

Vatan Postası Youtube ABONE OLmak için Tıklayınız

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et! Oku