VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

“PONTOS SOYKIRIMI” ÜZERİNE

Bu konu ile ilgili olarak daha önce de yazmıştım. Bu nedenle, lafı fazla uzatmak istemiyorum. Hepimizin duyduğu diyebileceğim BOP, şimdi daha da genişletilmiş haliyle, ABD emperyalizmi ve genellikle onun kuyrukçuluğunu yapan AB emperyalizminin, “sınırlanmamış kâr” amacı doğrultusunda hazırlanmış ve uygulamaya konulmuş bir projedir.

Uluslararası Tekelci Kapitalizm (emperyalizm), kendi amaçları doğrultusunda, hedeflediği coğrafyada, tıpkı bugün Suriye’de olduğu gibi, önce ayrılık tohumları eker, daha sonra ise; dün kapı komşu olan farklı milliyet ve inançtan insanların, toplulukların, halkların ve milliyetlerin kanlı boğazlaşmalarını, belli bir aşamaya gelinceye kadar seyreder, kendisine göre, şartların olgunlaştığını gördüğünde ise doğrudan veya dolaylı olarak müdahale eder.
Emperyalistler arası çelişkinin uzlaşmaz karakter kazandığı aşamanın bir sonucu olan I. Paylaşım Savaşı’nda, benzer gelişmeler coğrafyamızda ve çevresinde, daha doğru bir deyimle, “elde kalan Osmanlı toprakları” üzerinde de yaşanmıştır. Gerek Osmanlı’nın son dönemlerinde, gerekse, Mustafa Kemal önderliğindeki Türk – İslâm burjuva milliyetçi hareketi sürecinde, Küçük Asya coğrafyasında, farklı inanç ve milliyetler arasında, büyük ölçekli, kanlı boğuşmalara şahit olunmuştur.

Bir süredir, Yunan burjuva milliyetçileri, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı tarih olarak kabul edilen 19 Mayıs’ı, ”Pontos Soykırımını Anma Günü” olarak ön plana çıkarıyorlar. Yaşadığımız coğrafyadaki, özellikle de, Doğu Karadeniz bölgesinden bazı burjuva ve küçük burjuva “sosyalistleri” de (!), huyları olduğu üzere, “mal bulmuş mağribi” gibi bu konuya “atlıyorlar” – bunların içinde Laz etnik gurubuna dahil olanları görmek ise apayrı bir konudur.

Şimdi kalkıp bu sayın bayan ve baylara, Marks ve Engels’in “Doğu Sorunu” üzerine yazılarını, Marks’ın o dönem bazı ABD gazetelerinde yayınlanan Trabzon limanı ile ilgili makalelerini, çeşitli “batılı” gezgin ve “görevliler”in Doğu Karadeniz bölgesi ile ilgili yayınlarını, Çarlık Rusyası işgali sırasında, Trabzon’da görev yapan askeri ve sivil kişilerin anı ve yayınlarını okuyun desem, eminim ki bu sözlerim onlara “vızıltı” gelecektir – “neden o kadar zahmete gireceğim ki, yaşasın görsellik”.

Sözü fazla uzatmadan söylersek; burjuva milliyetçiliği ve proletarya enternasyonalizmi, halen hazırda, hiçbir ortak noktası olmayan dünya görüşlerinden kaynaklanırlar.
Örneğin, Yunan Krallığı’nın “Küçük Asya Seferi”ne açıkça karşı çıkıp, katledilmelerini göze alarak “Türk kardeşlerine” karşı savaşmayı reddeden ve bu uğurda, ölümü kucaklayan Yunanistan Komünist Partisi üyesi askerler, proletarya enternasyonalizminin çarpıcı, çarpıcı olduğu kadar da hüzünlü bir örneğidir.

Emperyalizmin çıkarları doğrultusunda, 300 bin kişilik bir Yunan ordusunun, “kızıllar”a karşı savaşmaları için, Odesa’ya gönderilmesini desteklemek, alkışlamak ise; burjuva milliyetçiliğinin daniskasıdır. Kafkaslar’a doğru ilerleyen ve Yunan köylülerinden derlenmiş bu ordu, Krasnodar yöresinde, Kızılordu tarafından kamilen yok edilmiştir. Geride kalan, 1 milyona yakın çoluk – çocuğu bekleyen ise sadece yoksulluk ve açlık olmuştur.

Burjuva ve küçük burjuva “sosyalist”leri, bu çok bilmiş bayan ve baylar, ne Atina ve İzmir’de kurşuna dizilen Yunan Komünist askerlerini görürler, ne de Odesa’ya çıkarılan 300 bin kişilik orduyu. Aslında çoğu bu olaylardan habersizdirler de.

Venizelos’un Küçük Asya Ortodoksları ile Yunanistan’daki Müslümanlar’ın mübadelesini istemesinin nedeni de, her iki savaşta yitirilen büyük erkek nüfusudur. Evet, mübadeleyi isteyen taraf Yunanistan’dır – “uyduruyorsun” diyenleri duyar gibi oluyorum.

Proleter devrimcilerin halklar ve milliyetler konusunda izleyecekleri, izlemeleri gereken yol Bolşevik çözümlemelerdir. Özellikle de “milliyetler komiseri” J. Stalin’in Kafkasya’daki uygulamaları.

Söylenecek son söz mü?
“SİZİN YOLUNUZ SİZE, BİZİM YOLUMUZ BİZE” !..

Ahmet H. Köse 19 Mayıs 2021

Yorumlar