VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

Para dolu bir cüzdan buldunuz, ne yaparsınız?

Yazar: Nıvart Taşçı

Bir
banka görevlisi düşünün, ya da bir postane, otel, tiyatro veya karakol
çalışanı… Masasının başına geçmiş, işiyle meşgul. Birden içeri aceleyle
biri giriyor ve onun oturduğu tarafa doğru yöneliyor. Elindekini uzatıp
“İyi günler, bunu kapının önünde buldum,” diyor. Bu bir cüzdan; ama
şeffaf, içi görülebiliyor. Birkaç kartvizit, bir alışveriş listesi ve
anahtarlar var. Kartvizitin üzerinde belli ki cüzdanın sahibinin ismi ve
e-posta adresi yazıyor. Adam cüzdanı görevlinin masasına bırakıp
“Herhalde birisi düşürmüş. Fakat benim acelem var, hemen gitmem
gerekiyor. Siz ilgilenebilir misiniz?” diyor ve cevabı beklemeden çıkıp
gidiyor. Cüzdanla baş başa kalıyor bizimki. Şöyle bir eline alıyor
incelemek üzere, içinde bir miktar para olduğunu görüyor. Etrafına
bakınıyor, masası iş arkadaşlarından biraz uzakta, dolayısıyla onu
görmüş olamazlar. Kameraların da görüş alanı dışında. Cüzdan ve içindeki
parayı alacak olsa büyük ihtimalle fark edilmeyecek. Sizce bu kişi ne
yapar? Parayı alıp bu karşılaşma hiç olmamış gibi mi davranır? Yoksa
cüzdanın sahibine mesaj atıp teslim etmek üzere çalıştığı yere mi
çağırır? Bu sorunun sorulduğu 299 kişi cevabın cüzdandaki paranın
miktarına bağlı olarak değişeceğini söylemiş. Buna göre cüzdanda para
olmaması durumunda kahramanımızın cüzdanın sahibiyle iletişime geçme
ihtimali, soruyu cevaplayanların kanaati uyarınca en yüksek; miktar
arttıkça bu ihtimal düşer diyorlar. Aynı soru ekonomi uzmanlarına
sorulduğunda da cevap değişmemiş. En gözde üniversitelerden 279
ekonomist böyle bir senaryo karşısında sade vatandaşınkinden farklı bir
akıl yürütmeye gidemiyor: Para yoksa cüzdan sahibi aranır, para varsa
miktar arttıkça arama ihtimali düşer. Uzman veya değil, herkes aynı
cevaba yöneliyor çünkü araştırmacıların ifadesiyle, özçıkarın
davranışlarımızdaki etkisi fazlasıyla abartılıyor. Hele başkalarının
çıkarını kollamayı ifade eden özgecilik ya da kaçınmacı davranış
ihtimalleri üzerinde hemen hiç durulmuyor. Oysa hepsi yanılıyor.
Yukarıdaki
senaryo ABD’den Michigan ve Utah Üniversiteleri ile İsviçre’den Zürih
Üniversitesi araştırmacıları tarafından 40 ülkeden 355 şehirde
tekrarlandı. Toplamda 17.303 cüzdan kaybedildi ve bulundu, yani her
ülkede aynı kurgu ortalama 400 kez tekrar edildi. Cüzdanda ya hiç para
yoktu, ya da düşük miktarı ifade edecek şekilde 13,45 dolara veya yüksek
miktarı ifade edecek şekilde 94,15 dolara karşılık gelecek kadar para o
ülkenin birimiyle cüzdana kondu. Kartvizitteki isimler ve alışveriş
listesinde yazanlar da aynı şekilde, denek ülkenin diline uygun biçimde
düzenlenip kurgusal cüzdan sahibinin yerli olduğu duygusu verildi.
Araştırmacıların “sivil dürüstlük” olarak adlandırdığı davranış biçimine
ait oranlar ülkeden ülkeye değişmekle birlikte genel eğilim adeta
evrensel bir tutarlılık gösterdi: Cüzdanın içinde para olduğunda bulan
kişinin sahibini arama oranı (%51), para olmayan duruma göre (%40) çok
daha yüksek çıktı. Üstelik cüzdandaki para arttıkça sahibini arama oranı
da arttı (%72). Araştırmacılar aynı senaryoyu anahtar bileşenini
denklemden çıkararak tekrarladıklarında içinde anahtar bulunan
cüzdanların sahibine ulaştırılma oranının daha yüksek olduğu
saptandılar. Peki
Science dergisinde 20 Haziran günü yayımlanan bu sosyal deneyin sonuçları uygulayıcılarının gözünde ne anlama geliyor?
Bireylerin
özçıkarlarını davranışlarının birincil motivasyonu olarak tanımlayan
klasik ekonominin mantığına aykırı gibi görünen bu sonuçların temelinde
kişinin kendine dair algısı yatıyor. Hırsızlık yapıyormuş gibi
hissetmekten kaçınma arzusu karşıdakinin çıkarını kollamak kadar, hatta
daha büyük ölçüde cüzdanla ilgili kararın belirleyicisi oluyor.
Nihayetinde anahtarlı cüzdanlar tam da bu yüzden, yani özgeci sebeplerle
sahibine daha fazla geri dönüyor. Fakat çalışma kapsamında ABD,
İngiltere ve Polonya’da yürütülen anketler, boş cüzdan-az paralı
cüzdan-çok paralı cüzdan-anahtarsız/paralı cüzdan olasılıkları arasında
çok para içeren cüzdanı sahibine ulaştırmamanın en fazla hırsızlık
yapıyormuş duygusu uyandıran senaryo olduğunu gösteriyor. Yani başkasına
ait olana dokunmama kararı kaynağını yazılı ya da yazısız yasalardan
değil kişinin özsaygısından alıyor.
Bu
arada cüzdanı sahibine iade edenlerin oranı %14’ten %76’ya kadar geniş
bir aralıkta, ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Coğrafi konumdan
devlet yapısına kadar farklı bileşenlerle “sivil dürüstlük” derecesi
arasındaki ilişkiyi de anlamlandırmaya çalışan araştırmacılar olumlu
coğrafi koşullar, kitleleri karar alma süreçlerine dahil eden siyasi
kurumlar, yaygın ulusal eğitim ve sosyal sermayeyi öne çıkaran kültürel
normların hakim olduğu ülkelerde dürüstlük oranının daha yüksek olduğunu
saptamışlar. Türkiye’nin sıralamadaki yerini merak ediyorsunuz değil
mi? Boş cüzdanı sahibine ulaştırma konusunda gerilerdeyiz; kırk ülke
arasında Türkiye’yi izleyen sekiz ülke sırasıyla Endonezya, Gana, Peru,
Kazakistan, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya ve Çin. İçi para
dolu cüzdanı verme konusunda ise %50’nin biraz altında seyrediyoruz
diyelim. Dürüstlük rekortmenlerine gelince: İsveç, Danimarka, Çek
Cumhuriyeti ve Yeni Zelanda en üst sıralarda. Meksika, Gana ya da
Malezya’da ise cüzdanınıza sıkı sıkıya sahip çıkmanızı öneriyoruz, geri
dönüş olmayabilir!  


Kaynak
Alain Cohn ve ark., “Civic honesty around the globe”, Science, 20 Haziran 2019.
[ bu yazı ilk Bilim ve Gelecek sitesinde 20.06.2019 tarihinde yayınlandı .]

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.