VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

Öykündükleri,Bizim Paramızla Diziler Çekdikleri Dedeleri:

“ULU HAKAN”ABDÜLHAMİT!..

Abdülhamit,sadece kendini,kendi canını düşünür,başkalarının ne olduğunu,halkın neler çektiğini,milletin çökmek üzere olduğunu düşünmek değil,bir dakika bile aklının köşesinden geçirmek gereğini hatırına getirmezdi.Hatta Ali Suavi olayından bir süre önce verilen jurnal üzerine Yıldız’a çağırtarak Darüssaade ağası Hafız Behram Ağa aracılığıyla gece yanına kabul eylediği ve iki üç saat görüştüğü bir kişi ile konuşması sırasında;’Ben para biriktirmez isem,evlatlarıma hayırlı baba ve karılarıma hayırlıkoca olmam’ sözlerini edebilmişti..Bu sözün söylendiği zaman Rusya’nın Ayetefanos’ta (Yeşilköy) bulunduğu vakte rastlamasına göre,millet ve devletin hiçbir zaman kalıcılığına güvenmediğini gösterir bu sözün bir padişah dilinden çıkması esef vericidir..Abdülhamit’in yukarıda anlatıldığı gibi yalnız kendi kişiliğini düşündüğü ve yaşamını korunması ve yerinin sağlamlığı için her türlü aşağılanmaya ve hakarete dayandığını gösterir.Kendi gözümle gördüğüm aşağıdaki olayı şuracıkta anmakve anlatmaktan kendimi alamadım:Rus ordusunun Ayestefanos’ta bulunduğu sırada bir gün iş gereği Yıldız Sarayı’na gitmiştim.Mutfak yönünde yüz kadar tenekecinin büyük bir çabukluk ve beceri ile teneke kutular yapmakta olduklarını gördüm.Bir yandan koyunlar kesilip,kazanlarda kavurmalar yapılıyordu.Beni şaşırtan bu durumun nedeninisaraya bağlı bir kişiden sorduğumda beni bir yana çekip;’Rusların İstanbul’a girip zaptedeceklerine kuşku yoktur.Sultan Abdülhamit’i de tutsak edeceklermiş.Bu günleri görmemek ve tutsaklık altına düşmemek için Padişah,Peygamberin hırkasıyla padişahlık sancağını ve kutsal emanetleri ve kendi çoluk çocuğunu alarak Bursa’ya kaçmak ve göçmek düşüncesine kapıldı.Yol yemeği olarak 800 teneke kavurma hazırlamakla uğraşıyorlar..’Bu durum beni son derece şaşkınlık içinde bıraktı.O gün akşam üzeri Darüssaade ağası Behram Ağa Padişah’ın yanına girerek;’Bursa’ya kaçalım emir buyuruluyor.Pek ala..Fakat işler bittikten sonra Rusya’yı bir biçimiyle kandırmak olanağı olur ise,İstanbul’dan çıkardıktan sonra acaba millet bizi yenidenkabul eder mi? Üçüncü Napolyon’un halini gördünüz’ demesi üzerine Abdülhamit;’Öyleyse ne yapalım,sen ne düşünürsün?.’demiş ve Kızlar Ağası’da;’Ne olacak?Milletin başına ne gelirse bize deo gelecektir.Sabretmekten başka çare yoktur’ cevabını vermiş ve bunun üzerine kaçmak düşüncesinden vazgeçilmiştir…Herkesin bildiği gibi,Ayestefanos anlaşması imzalandıktan sonra Grandük Nikola,Ayestefanos’tan İstanbul’a gelip Yıldız’a gitmiş ve Abdülhamit taht kapısından karşılayarak,bütün aşağılama hakaretle karşısında oturmuş ve iki gün sonra verdiği görkemli bir şölende Rusya’nın ve Grandük’ün sağlığına içki içmiştir..”
(Basiret Gazetesi sahibi Ali Efendi’nin anıları..İlk baskı 1909)

Güntekin Eke

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Devamı