ORTADOĞU MU, BATI ASYA MI?

YİĞİT TUNCAY VE SUAT PARLAR

Yiğit Tuncay:
Merhaba Suat.

Suat Parlar: Merhaba Yiğit.

Yiğit Tuncay: Dikkat ediyorsan, her kitabın çıktığında biraraya geliyoruz. Hatta kitaplar çıkıyor da mı biraraya geliyoruz, yoksa biraraya geldiğimiz de mi kitapların çıkışı tesadüf oluyor, orasını anlayamadım. Yeni bir kitabın var elimizde: “Türkler ve Kürtler – Ortadoğu’da İsyan Gelenekleri”. Epeyce kalın bir kitap. Bu kitapta ne anlattığını sormayacağım. Benim merak ettiğim, böyle bir süreçte bu kitabı niye yazma ihtiyacı duydun?

Suat Parlar: Aslında bu kitabın veya buna benzer kitapların çok daha önce yazılması gerekirdi. Belki de mesele olarak ilan edilen konuların en başında bu tür kitapların yazılması gerekirdi. Ama bizde entelektüel bir gelenek vardır; her zaman için en kolay klişelere tutunuruz. Bu kolay klişeler çeşitli başlıklar ilan eder: Kürt sorunu, Türk sorunu veya “ulusların kendi kaderini tayin hakkı”. Ardından içeriği hiçbir şekilde oturtulmamış emperyalizm saptamaları yapılır. Bunların hepsi bir miktar doğruluk payı taşır ama, o doğruluk payları bunların bütünsel bir hakikât kurmasına elvermez. Çünkü, hakikât bir kurgu olmaktan öte gerçeğe sadakâtle, gerçeğin soluk bir analizinden öte, o gerçeğin tarihsel akış içerisinde çok çeşitli yanlarıyla bütünsel kavranmasıyla bağlantılıdır. Böyle baktığımızda da gerçekle hakikât arasında aslında bir özdeşlik ilişkisi olmadığını görürüz. Buradan varacağım sonuç şudur; ben hakikâtin peşindeyim, güncel gerçeklerin peşinde değilim. Güncel gerçeklere dayalı kavramlaştırmalar, bizi olsa olsa, son derece hurda çözümlemelere götürür. Hurda çözümlemeler de kendi hurdalığı içerisinde zaten bir anlam ifade etmez. Hem açıklayıcı gücü yoktur, hem de dönüştürücü gücü yoktur. Bu bakımdan kitap, tarihsel yöntem arayışının, o tarihsel yöntem arayışıyla bütünselliği içerisinde meseleye ekonomik, politik, sınıfsal, sosyal yönleriyle yaklaşımın ürünüdür.

Biz insanî hakikâtleri birimlere, disiplinlere veya bölümlere ayırarak kavrayamayız. Bütünsellik içinde değerlendirmeliyiz. Bilimsel anlamının dışında da, bilimsellik iddiasında olan, özellikle, siyasi bütün görüşlerin veya felsefelerin, bu bütünlük temeli üzerinde hakikâte yaklaşması gerekir. Böyle değerlendirildiğinde de bu kitabı hakikât arayışının yöntemsel ürünü olarak değerlendirmek mümkün. Dolayısıyla bu kitabın çok fazla güncel yanı olduğu inancında değilim.. Ama, doğru metoda dayanan her tarihsel çalışmanın aynı zamanda çok fazla güncel sorunu taşıdığı inancındayım. Böyle değerlendirdiğimizde, çok güncel politik sorumluluklara da cevap vermeye çalışan bir kitap.Daha fazlasını okuyunuz