ÖRGÜTLENMEDE AMAÇLARLA ARAÇLAR KARIŞTIRILMAMALI

Yazar Nezih Gençler Genel olarak örgütlenmek, özel olarak da sendikal örgütlenme, gerçekten çok önemli ve yaşamsal bir zorunluluk olduğu için üzerinde titizlikle durulması gerekir. Örgütlenmek için örgütlenmek, eylem için eylem olmaz. Örgütlenmenin ve her eylemin bir amacı, bir planı ve programı, örgütlenme başlatılmadan önce hedef kitlenin ve alanın fizibilitesinin çıkarılıp durumun objektif olarak iyi değerlendirilmesi, hazırlıkların sağlıklı yapılması ve imkanlar da zorlanarak her olasılığın iyi değerlendirilmesi, alternatif düşünce, davranış ve eylem biçimlerinin programlanması gerekir.
Sendikal örgütlenme de, ilgili sendikaya üye alımının başlatılmış olmasıyla başlamış olmaz, olmamalı… Örgütlenecek işyerinin durumu iyi değerlendirilmeli, işyerinin mevsimlik veya dönemsel hareketlilikleri, kaç kişinin çalıştığı, yaş durumları, işçi sirkülasyonu, yaş ortalamaları, işletme türü işyeri ise bağlı işyerlerinin birbirleriyle ilişkileri gibi konular iyi incelenmelidir.
Üye alımlarına başlanmadan önce, sendika lafı edilmeden, o işyerinde belki aylarca sürebilecek bir ön çalışma yapılmalı, doğal liderler tesbit edilmeli, o doğal liderlerin birbirleri ile ve işyerindeki işçilerle, basit ve güncel konulardan başlayan bir birlik ve dayanışmasının başlatılması, işyerinde ya da dışarda, hayatın her alanında dayanışmanın, kendine güvenin geliştirilmesi, dayanışma grubu tarafından işçilerin tek tek kişilik yapılarının ve tüm özelliklerinin değerlendirilmesi gerekir.
Üyelik aşamasına geçinceye kadar, sendikal birlik adına değil, işyeri dayanışma grubu adına düşünüp davranan dayanışma grupları, sendika lafı etmeden, en basitinden en karmaşığına kadar sorunları dayanışma içinde çözmeye çalışmalı, sendikanın örgütlenme uzmanları da onlara her türlü desteği, sendikayı öne sürmeden sağlamalıdır. Bu süreç içinde işverene ve ispiyonculara karşı azami gizlilik kuralları geçerlidir. Dayanışma grubu da dahil, uzmanın, sendikal örgütlenmenin adını anmakta acele etmemesi örgütlenmenin sağlıklı olabilmesi için zorunludur.
Sendikal örgütlenmede üyelik aşamasına geçmeye de o işyerinde çalışan işçi arkadaşların doğal liderleri olan işyeri dayanışma grubundaki arkadaşlarla birlikte karar verilmelidir. Böyle bir süreç sonunda konuyu konuşmaya, dayanışma grubundaki en sağlıklı arkadaşlardan başlayarak sendika üyeliğinin başlatılıp başlatılmamasına, ne zaman başlatılmasına birlikte karar verilmedir. Hatta sendika mı, dernek mi, sandık mı kurulması gerektiğine, yoksa böylece mi devam edilmesine, eğer sendikalaşmaya karar verilirse hangi sendikaya üyeliğin başlatılmasına dayanışma grubundaki arkadaşlarla birlikte karar verilmelidir.
Bu hazırlık süreci sonunda başlatılan üyelik ile zaten yeterli güven sağlandığı ve hazırlıklar yapıldığı için, üye sayısı çok kısa zamanda %30’ları geçecektir. Ve işveren, sendikal örgütlenmeyi duyup ona karşı tedbir alıncaya kadar işyerinin 1/3’ünden fazlasının üyeliği sağlanabilir. Artık işveren; sendikal örgütlenmeye karşı baskıcı tedbirler uygulamak, işten atarak sendikal örgütlenmeyi durdurmak için oldukça geç kalmış demektir.
Şimdi her gün duyuyoruz, yaşıyoruz… Şu veya bu işyerinde sendikal örgütlenmenin başlamasından çok kısa bir süre sonra, hatta aynı gün “sendikaya üye oldukları için işten atılan” işçilerin basın açıklamalarına ve eylem girişimlerine tanık oluyoruz… Tabi genellikle o işyerinde çalışmaya devam eden büyük çoğunluktan kopuk, “emek yanlısı”, “emek dostu” olduklarını idddia eden bazı siyasi grupların desteğiyle, çoğunlukla yaygın-etkin-sürekli olmayan direniş ve protestolara şahit oluyoruz. Genellikle başarısızlıkla sonuçlanan bu iyi niyetli girişimler sonucunda o işyerindeki sendikal örgütlenme girişimleri süreç içinde sönüyor ve daha da önemlisi, bir daha orada sendikal örgütlenme çalışmaları çok daha zor şartlara mahkum oluyor. Sendikal örgütlenmenin AMACI gözardı ediliyor, direniş ve protesto eylemleri örgütlenmenin önüne geçiyor ve amaç oluyor.
Burada iki yanlış eğilim göze batıyor. Birincisi; “emek ve emekçiden yana” olduklarını ileri sürenler ve onların basın yayın organları olayı kamuoyuna yansıtırken; “sendikaya üye oldu işten atıldı! Bu insan hakları ihlalini protesto ediyoruz!” diyerek, bilmeyerek de olsa, halk ve işçi sınıfı içinde sendikal örgütlenmenin işsiz kalmak demek olduğunun propagandasını yapıyor. İkincisi ise; o eylemlere genellikle belli siyasi grupların, belki haklı olarak kendi siyasi kimlik, bayrak ve sloganlarıyla katılmaları; işçi sınıfı genelinden, halk genelinden, o işyerindeki çoğunluktan kopuk olduğu oranda, bu eylem ve protestolar etkisiz ve dar kalıyor, kısa süreli oluyor.
Hem genel olarak halk örgütlenmesinde hem de özel olarak sendikal örgütlenmede amaç; işçilerin birlik ve dayanışmalarının gerçekleşmesi, kendilerine ve arkadaşlarına güvenlerinin sağlanarak haklarını koruyup geliştirmeleri, yaşamlarını kolaylaştırmaları, daha iyi şartlarda bir yaşam sürdürebilmek için köklü çözüm yolları bulmaları ve onurlu bir çalışma ve yaşama şartlarına kavuşmalarıdır. Örgütlenmenin her aşaması buna hizmet etmeli, bu genel amaç unutulmadan, eylem ve söylem birliği içinde kollektif mücadele sağlanmalıdır. Sendikal örgütlenmenin her aşamasında amacın; onurlu bir toplu sözleşme imzalamak olduğu unutulmamalı ve unutturulmamalıdır. Ve tabi ki sendikal örgütlenmenin; daha yüksek ve toplumsal-evrensel birlik, dayanışma, direniş ve mücadele biçimleri için bir okul görevi gördüğü-görmesi gerektiği de unutulmamalıdır. Ve de tabi sendikaların parti olmadığı…
Bu alandaki daha geniş ve ayrıntılı açıklamalarımı sendikalarda iç örgütlenme ve işçilerin sendikalarda örgütlenmesi yazılarımda bulabilirsiniz.