VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

MASKELİ SİSTEM İŞBİRLİKÇİLERİ

Şu an bu coğrafya, üzerinde insan faaliyeti görüldüğünden bu yana, belki de en büyük zulmü yaşıyor.Katledilen insan sayısı az olabilir ama, geçimlerini yanan bölgelerde tarım, hayvancılık (özellikle arıcılık) ile sağlayan insanlarımız, önümüzdeki 20 – 30 yıl için, geçimlerini nasıl ve ne ile sağlayacaklarını bilememektedirler. Cumhurbaşkanlığınca yapılan açıklamalarda, 600 milyar liralık bir “yardım”dan söz edildi. Muhtevası açıklanmayan bu yardımın nasıl olacağı, başlayan uygulama ile kendini gösterdi; elden para dağıtmak.

“Hiç yoktan iyidir”, “ehveni şer” anlayışı bu coğrafyada çok yaygındır. Bu insanların kuşaklardır sürdürdükleri ekonomik faaliyetlerinin alt yapısı tamamen yok edilmiş durumda. Avuçlarına sayılan o paralarla ne yapacaklar, ne yapabilirler? Yaşam bölgelerinde kalmaları artık mümkün değil, başka yerlere mi göç ettirilecekler – bu noktaya dikkat etmenizi öneririm.
Kişisel olarak, bu yangınların rastgele çıkmadığına, aradan geçen zaman içinde söndürülmemelerinin  imkansızlıktan kaynaklanmadığına inanıyorum. Bu asla komplocu bir yaklaşım değildir. Yangının öncesi ve sonrası dikkatle incelenirse, “kafası çalışan herkes”, bunu rahatlıkla kavrayabilir. Onun için fazla detaya girmeyeceğim.

Başlıktan da anlaşılabileceği gibi benim üzerinde duracağım konu ise, bu yangınların ortaya çıkardığı, “maskeli” sistem işbirlikçileri.

Hemen belirteyim, ben her taşın altında, yaşanılan her felakette, her melanette, emperyalizmi ve uzantılarını gören birisiyim. Bu bakış açısının kaynağı ise, yaklaşık yarım yüzyıldır savunduğum, hayatıma uygulamaya çalıştığım Bilimsel Sosyalizmdir. “Türkçesiyle”, karşınızda bulunan kişi, “kaşarlanmış bir Komünisttir” ve bu can bu tende kaldığı sürece de böyle olacaktır.

Bu yangınları, şu an Türkiye’nin birincil sorunu olarak gördüğüm için, gerek sayfamda ve gerekse değişik guruplarda, yazılar yazdım, iletiler paylaştım. Diğer yandan, “sosyalist” görüntü vermek çabasındaki kişilerin, yanlış ve “maksatlı” yazılarına da, yorumlarda bulundum. Ama bu uyarılarıma karşın, yanlışlarında ısrar ettiklerini gördüm. Bu durum,  coğrafyamızda çok görülen küçük burjuva burnu büyüklüğü değildi; onlar “görevlerini” yerine getiriyorlar.
Bu arada, yazı ve iletilerimi paylaştığım guruplardan biri olan TRABZON VİZYONU yöneticilerinden birinden bir uyarı aldım. “Yazdıklarım gurubun amaçlarıyla bağdaşmıyor” muş ve ayrıca “yöneticilere hukuki yaptırımlar uygulanabilir” miş.  Ben de, bu yaklaşımın yanlış olduğunu, nedenlerini belirterek vurguladım. Sonra messenger’dan benzer bir mesaj geldi ve üç yönetici de, “gurupla bağdaşmayan iletilerimin silineceğini, istersem guruptan ayrılabileceğimi” belirttiler. Bugün de aynı yazıyı, ismimi de vererek guruplarında paylaşmışlar. Daha önce de “Trabzon Lisesi Mezunları” (Trabzonlu tanınmış bir faşistin şüpheli ölümünü yazmıştım), “Trabzon Liseli Arkadaşlar” (İnönü dönemindeki büyük geri dönüşleri yazmıştım) çıkartılmıştım. “Sosyal Demokrat” bile olmayan CHP’nin, “devri sabık yaratmayacağız” anlayışına sahip olan bu yöneticiler, bir yerlerden (!) gelen parmak sallamalara göre de yelkenlerini ayarladıkları için davranışları çok “normaldir”. Guruptan da çıkarabilirler; Trabzon’da kullanılan deyimle “gökte delik olur”.

Bu yazıya gelen karşı yorumların sahiplerini engelleyeceğim. Temizliğe vesile olur.

Ahmet H. Köse

Yorumlar