VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

Lenin’in vasiyetnamesi

0 3

Yazar: Ender Helvacıoğlu





Ekim
Devrimi’nin lideri Lenin’in, 24 Aralık 1922’de, ağır hastayken dikte
ettirerek yazdığı “Kongre’ye Mektup” başlıklı makalesi, onun
vasiyetnamesi sayılır. Lenin, kongre delegelerine hitaben yazdığı bu
mektubun, ölümünden sonraki parti kongresine iletilmesini istemişti.
İsteğine uygun olarak, mektup Komünist Parti’nin Mayıs 1924 tarihli 13.
Kongresi’nde delegelere okundu. Fakat o tarihte yayımlanması uygun
bulunmadı. Lenin’in vasiyetnamesi, ancak 1956 yılında
yayımlanabilmiştir. Görüldüğü gibi, bazen liderlerin yazıları bile
yayımlanmak için onlarca yıl bekleyebiliyor.





Peki, bu ünlü
mektupta neler yazılıydı? Lenin, “Kongreye Mektup”ta, partinin önde
gelen yöneticileri hakkındaki kişisel düşüncelerini aktarmıştı. Stalin,
Troçki, Zinoviev, Kamenev ve Buharin hakkında…









Daha nazik birini genel sekreter yapın
Lenin,
partinin iki liderinin, Stalin ve Troçki’nin kişisel özelliklerinin,
partide bölünmeye yol açabileceğinden kaygılıydı. Genel sekreter
Stalin’in elinde sınırsız yetki topladığını ve bu yetkiyi her zaman
yeterli dikkat ve ihtiyatla kullanacağından kuşkulu olduğunu söylüyordu.
Stalin’in aşırı kaba bir insan olduğunu vurguluyor, bu nedenle genel
sekreterlikten alınmasını öneriyordu. “Stalin’e oranla bir tek üstünlüğü
olan, yani daha hoşgörülü, daha sadık, daha saygılı, daha nazik ve daha
az kaprisli birinin” bu göreve getirilmesini istiyordu.





Lenin,
Troçki’yi ise şöyle değerlendiriyordu: “Kişisel yetenek açısından
bugünkü Merkez Komitesi’nin belki de en güçlü, en üstün yetenekli
üyesidir; ne var ki, o da kendine aşırı güven göstermiş ve işlerin
sadece idari yönüne aşırı ölçüde önem vermiştir.”





Lenin, partinin iki liderinin, Stalin ve Troçki’nin kişisel özelliklerinin, partide bölünmeye yol açabileceğinden kaygılıydı.




Lenin,
Ekim 1917’de, devrimden birkaç gün önce, hazırlanan silahlı ayaklanmayı
bir Menşevik gazetede açığa vuran Zinoviev ve Kamenev’in bu
tutumlarının rastlantısal olmadığını söylüyor, ama bu nedenle
suçlanmamalarını istiyordu.





“Sadece partinin en değerli ve belli
başlı kuramcısı olmakla kalmayıp, aynı zamanda partinin en sevilen
üyesi” olarak nitelediği Buharin hakkında ise Lenin şu eleştirileri
getiriyordu: “Ne var ki Buharin’in kuramsal görüşlerini bütünüyle
Marksist olarak nitelerken çok ihtiyatlı davranmak gerekir, çünkü
Buharin’de skolastik bir yan vardır. Hiçbir zaman diyalektiği
incelememiş ve sanırım hiçbir zaman da diyalektiği yeterince
kavramamıştır.”





Devrimin gerçek sahipleri merkez komiteye
Fakat
asıl önemli olan, Lenin’in partinin bölünmesi ve yozlaşması tehlikesine
karşı önerdiği tedbirdir. Bizler gençliğimizde, daha çok Lenin’in parti
önderleri hakkındaki kişisel değerlendirmeleri üzerinde durmuş ve
tartışmıştık. Belki de böylesi bize daha çekici gelmişti. Oysa şimdi,
Lenin’in tedbir önerisinin çok daha önemli olduğunu ve geleceğe ışık
tuttuğunu kavrıyorum.





Lenin “Kongre’ye Mektup”ta, Merkez Komite
üye sayısının 100’e çıkarılmasını ve çok sayıda işçinin komiteye
alınmasını öneriyordu. Şöyle yazmıştı:





Lenin,
devrimin sürmesini ve işçi iktidarının korunmasını garanti altına
alabilmek için merkez komiteye bizzat üretimde çalışan işçilerin
alınmasını önermişti.




“Merkez Komitesi’ne
alınacak işçiler Sovyet örgütlerinde uzun süre çalışmış olanlar
arasından seçilmemelidir, çünkü bu işçiler, mücadele edilmesi gereken
geleneklere ve önyargılara alışmış durumdadırlar. Merkez Komitesi’nin
işçi sınıfından seçilecek üyeleri son beş yıl içinde Sovyet örgütlerinde
çalışma düzeyine çıkmış olanlardan daha alt tabakadaki işçiler
olmalıdır; bunlar sıradan işçi ve köylülere daha yakın, ama dolaylı ya
da dolaysız sömürücü kategorisine girmeyen kişiler olmalıdır.”





Devrimin
lideri, hasta yatağında, devrimin sürmesini ve işçi iktidarının
korunmasını garanti altına alabilmek için böyle bir öneri
geliştirebilmişti: Yönetimde, devrimin gerçek sahiplerinin ağırlığını
artırmak.





Lenin’in vasiyeti, Sovyetlerde ne ölçüde uygulandı,
bilmiyorum. Stalin’in genel sekreterliği devam etti. Parti bölünmedi.
Çünkü Stalin bütün “bölücü” unsurları, Lenin’in de dikkat çektiği
kendine özgü yöntemlerle zaman içinde halletti!





(Kaynak: Lenin, Son Yazılar Son Mektuplar, Ekim Yayınları, Ekim 1977)

[İzin alarak yayınladığım yazı ilk olarak 12 Ocak 2019 tarihinde Bilim ve Gelecek sitesinde yayınlanmıştır. ]

Vatan Postası Youtube ABONE OLmak için Tıklayınız

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et! Oku