VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

LENİN’E SUİKAST, FEİGA HAİMOVNA ROYTBLAT VEYA “FANİA KAPLAN”

“Benim adım Fania Kaplan. Bugün Lenin’e ateş ettim. Kendi başıma yaptım. Tabancamı kimden aldığımı söylemeyeceğim*. Detay vermeyeceğim. Lenin’i öldürmeye uzun zaman önce karar vermiştim. Onu Devrim haini olarak görüyorum… Ben Kurucu Meclis’ten yanayım ve hala destekliyorum.”

Yukarıdaki ifadeyi okuduğunuzda, Abdi İpekçi’nin katili M. A. Ağca’nın, yakalandıktan hemen sonra söylediği sözlerle olan büyük benzerliği göreceksiniz.

Açıklaması basit; ipleri elinde tutanlar ve piyonlar.

(* Hâlbuki, Sosyalist Devrimci Parti militanı olan, itilaf güçleriyle bağlantılı ve narkotik işler de yürüten Boris Savinkov, Browning marka silahı F. Kaplan’a bizzat kendisinin verdiğini yazmıştı. Lenin’e suikast kararı ise Şubat 1918’de, Kurucu Meclisin dağılmasından sonra Kırım – Simferopol’de alınmıştı)

Bugüne kadar “tam olarak” açıklığa kavuşmamış olan Lenin’e düzenlenen suikastın faili olarak kabul edilen Feiga veya Fania Kaplan, bir Rus Musevisi olarak dünyaya gelmiş; önceleri Anarşist, daha sonra ise Sosyalist Devrimci (SR) Parti mensubu olmuştur. 1905 yılında Anarşistler’e katılan Fania, bir Çarlık subayına karşı bombalı saldırıya katıldığı için tutuklanır. Bombalı saldırı sırasında gözlerinden yaralanır ve kısmen kör olur. Önce ölüme mahkûm edilir, ardından ömür boyu hapis cezasına çarptırılarak Sibirya’da bir çalışma kampına gönderilir. Daha sonra gönderildiği bir hapishanede, ileriki yıllarda “Sol” SR’ların liderlerinden biri olarak öne çıkacak ve ilk Sovyet kabinesinde yer alacak olan Maria Spiridonova ile tanışır – hani şu Maria Suphi’nin fotoğrafıyla “karıştırılan” kadın.
1911 yılında Fania’nın ailesi, sosyalizm fikirlerinin zaferini beklemeden Amerika’ya göç etti. Fania Kaplan 1917 Şubat Devrimi’ne kadar ağır işlerde çalıştırıldı. Serbest bırakıldıktan sonra bir süre Chita’da yaşadı ve Nisan 1917’de Moskova’ya geldi. Çok çalışmak sağlığına zarar vermiş ve kör olmaya başlamıştı. Sosyalist – Devrimci partili yoldaşları, tıbbi tedaviye ihtiyacı olduğuna karar vererek onu Kırım’a gönderdi. 1917 yazını Fania, Evpatoria’da (Kırım) eski siyasi mahkûmlar için kurulmuş olan bir sanatoryumda geçirdi.
1917 Ekim Devrimi, Kaplan’ı Kharkov’da (Ukrayna) buldu ve burada gözlerinden ameliyat oldu. Kharkov’dan tekrar Kırım – Simferopol’e taşındı.
F. Kaplan, 1918 baharında Moskova’ya döndü ve hızla terörist Semenov yönetimindeki Bolşevik karşıtı bir komploya katıldı. Gurup Lenin ve diğer Bolşevik liderlere karşı suikastler planladı. Lenin’i öldürmeye yönelik ilk iki girişim, SR militanları Usov ve Kozlov tarafından yapılmış, ancak her iki girişim de başarısız olmuştu. F. Kaplan, esas olarak suikast gurubunda, Lenin’in izini sürmek gibi diğer faaliyetlerde yer aldı.
30 Ağustos 1918 tarihinde, konuşma yaptığı “Orak – Çekiç (eski Michelson) fabrikasından çıkan Lenin’e üç el ateş edildiği duyulur. İlk kurşunun vücuduna isabet etmemesine rağmen diğer iki kurşun Lenin’i ciddi biçimde yaralanmıştır. Tıbbi müdahaleye alınan Lenin’in boynuna saplanan kurşun ancak 4 yıl sonra çıkarılabilecekti.
30 Ağustos öncesinde ise; Petersburg’da Çeka görevlisi ve önde gelen bir Bolşevik olan Moisei Uritsky, yine SR’lar tarafından Petrograd’da öldürülmüştü. Petrograd’a giden Çeka başkanı Dzerzhinsky, İngiliz büyükelçiliğini arayarak büyükelçiliği “komplocuların karargâhı” olarak gördüğünü belirtti. Bir gün önce, diplomatik gereklilik nedeniyle, Çiçerin’in direktifi üzerine tutuklu bulunan İngiliz elçi Bruce Lockhart serbest bırakılmıştı. Ama Sovyet hükümetinin İngiliz hükümetine gönderdiği nota ile birlikte Bruce Lockhart yeniden tutuklanmıştı.
Sovyet hükümeti suikastı “büyükelçilerin komplosu” olarak değerlendiriyordu. Bu değerlendirmeye göre, planın başında, “Sağ SR”ler vardı ve İngilizler tarafından destekleniyorlardı. Hatta Lockhart, Kaplan’la yüzleştirilir ama F. Kaplan o bilindik sessizliğini korur.
Suikastin faili olarak Fania Kaplan yakalandı. Yazının başında yer alan açıklaması dışında konuşmadı. Soruşturmayı Yakov Sverdlov yönetiyordu. O sırada Tsaritsyn’de bulunan Joseph Stalin de soruşturmayı yakından izliyordu. Soruşturmadan bir sonuç alınamaması üzerine Fania, 3 Eylül 1918 de, Sverdlov’un talimatıyla infaz edildi.
Bu suikast ile ilgili bazı noktalar hala karanlıkta kalmaya devam ediyor:
• Bırakın usta bir atıcı olmayı, daha önce hiç ateşli silah kullanmamış olan F. Kaplan yerine, bu konuda ustalaşmış bir SR militanı neden görevlendirilmemiştir?
• Sorgulama sırasında da görme güçlüğü çektiği saptanan ve suikast sırasında gözlük kullanmayan Fania, nasıl 3 kurşundan ikisini Lenin’e isabet ettirebilmiştir?
• Sorgulama sırasında, ölümü kabullenmiş bir aziz tavrı sergilediği belirtilen ve konuşmayan F. Kaplan’ın bu tutumu nasıl açıklanabilir?
• Suikast sırasında 3 el ateş edildiği duyulmasına karşın 4 mermi kovanı bulunması nasıl açıklanabilir?
Hemen tüm önemli suikastlarda kaldırılamayan sır perdesi, Lenin suikastında de mevcudiyetini korumaktadır.

Ahmet H.K.

Yorumlar