Küresel İklim Değişikliğinin İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri

Yazar: Ahmet Soysal*
Küresel İklim Değişikliğinin İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri
Bir önceki yazımızda küresel iklim değişikliğinin nedenlerini ve ekosistem üzerine etkilerini özetlemiştik. Bu yazımızda ise küresel iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerine günümüzdeki ve gelecekte görülmesi beklenen etkilerini özetleyeceğiz.
Küresel iklim değişikliğinin gerek insanın iyilik hali üzerine gerekse insan sağlığı üzerine çok sayıda olumsuz etkisi vardır. Bu etkileri insan sağlığı üzerine direk ve dolaylı etkiler olarak iki ana gruba ayrılabilir. Küresel iklim değişikliği sonucu oluşan sıcak hava dalgaları, hava kirliliği, alerjenlerdeki artış insan sağlığı üzerinde direk olarak olumsuz sonuçlarını gösterirken; kuraklık, vektör yaşam alanlarının değişikliği, ekosistemlerin yıkılması, küresel iklim değişikliği sonucu ortaya çıkan olumsuz iklim olayları (seller, fırtınalar vb.) insan sağlığı üzerine dolaylı olumsuz etkiler yapar.
Direk etkiler:
Sıcak hava dalgaları: ani ölümler, kalp-damar sistemi hastalıklarında ve bu hastalıklardan ölümlerde artış.
Hava kirliliği: astım, KOAH ve kalp-damar sistemi hastalıklarında ve bu hastalıklardan ölümlerde artış.
Alerjenlerdeki artışa bağlı olarak; astım
Dolaylı etkiler
Ilıman iklim kuşağındaki değişikliler nedeni ile vektör üreme alanlarının yer değiştirmesi ve genişlemesi sonucu malarya, deng, lyme hastalığı gibi hastalıkların yayılması
Kuraklık; tarımsal üretimde düşme; özellikle Afrika, güney-doğu Asya başta olmak üzere bazı bölgelerde açlık sorunun derinleşmesine ve bunun sonucunda kitlesel ölümlere ve göçlere neden olur.
Küresel iklim değişikliği sonucu ortaya çıkan olumsuz iklim olayları (seller, fırtınalar vb.) yaralanma ve ölümlere neden olur; ayrıca alt yapıya zarar vererek bulaşıcı hastalıkların yayılmasına, barınma olanaklarının kaybedilmesine, ekonomik kayıplar nedeni ile yoksulluğun derinleşmesine neden olur. Ayrıca kuraklık gibi bu aşırı iklim olayları da tarımsal üretim kaybına ve açlık sorunun boyutlarının artmasına neden olur.
2002-2011 arasında 4130 doğal afet meydana gelmiş; bu olayların %80’ne yakınının küresel iklim değişikliği nedeni ile oluştuğu kabul edilen olaylar olup; %45’ni fırtına ve tayfunlar %36’sını seller %12’sini ise sıcak ve soğuk hava dalgaları oluşturmuştur. Bu olaylar sonucu yaklaşık 1 trilyon 195 milyar dolarlık ekonomik kayıp oluştuğu hesaplanırken; bu olaylardan yaklaşık bir milyon kişi yaşamını yitirmiştir.
Küresel iklim değişikliği sonucu ortaya çıkan ölümlere ve ekonomik kayıplara yol açan afetler büyük çoğunlukla küresel iklim değişikliğine neden olmayan ve sera gazı emisyonları yok denecek az olan yoksul ve altyapıları yetersiz olan Güney-doğu Asya ülkeleri ve Afrika ülkelerini etkilemiştir. Bu ülkelerdeki can ve ekonomik kayıpların büyük olmasının nedeni bu ülkelerin coğrafi ve iklimsel koşullar nedeni ile küresel iklim değişikliğinden diğer ülkelere göre daha çok etkilenmelerinin yanı sıra büyük oranda bu afetlere hazırlıksız olmalarıdır. Birleşmiş Milletler Üniversitesi Çevre ve İnsan Güvenliği Enstitüsü (UNU-EHS) tarafından geliştirilen ve ülkelerin doğal afetlere karşı savunma durumunu ve savunmasızlığını değerlendiren risk indeksine (WorldRiskIndex) göre küresel iklim değişikliğinde hiçbir katkısı olmayan çevresel kapitalist ülkeler risk açısından sera gazı emisyonları yoğun merkezi kapitalist ülkelerin çok önündedir. İndeks ülkelerin karşılaşabileceği doğal afetler, bunların zarar verme olasılıkları, zararı azaltma kapasitesi, uzun dönemli kapasite artırma yetenekleri gibi faktörler göz önüne alınarak hesaplanmıştır.
grafik+1Tablodan da rahatça görülebileceği gibi sera gazı emisyonlarından sorumlu olan ülkeler; çok büyük bölümü küresel iklim değişikliğinin etkisi ile ortaya çıkan doğal afetlere çok daha hazırlıklı olup; insan sağlığı ve ekonomi üzerine kayıplarını en aza indirecek kapasiteye sahiptir.
Sonuç olarak günden güne küresel iklim değişikliğine bağlı olarak doğal afetlerin sayısı artmakta ve nitelikleri değişmektedir. Merkez kapitalist ülkeler kendi ekonomik çıkarları için özellikle fosil yakıtları tüketmekte; sera gazı emisyonlarını azaltmamaktadır; bu ülkeler daha da ekonomik açıdan ‘zenginleşirken’ yoksul ülkeler sorumlusu olmadıkları küresel iklim değişikliğinin günden güne artan acı sonuçları ile yüzleşmektedir. Küresel yıkımı durdurmak; hiç olmazsa yavaşlatmak ve çevresel eşitsizliklerin günden güne derinleşmesini önlemek için Kyoto ve benzeri anlaşmalaşmalardan daha ileri ve ekolojik yaklaşımlarla hazırlanmış antlaşmalara gerek vardır. Ayrıca sera gazı emisyonu yüksek ülkeler; emisyonları düşük ülkelerin doğal afetlere karşı direnç kapasitelerini yükseltmelerine yardımcı olmalıdır.
Kaynaklar:

  • United Nations University; Institute for Environment and Human Security. World Risk Report 2012. Environmental Degradation and Disasters.
  • United Nations University; Institute for Environment and Human Security. World Risk Report 2014. The City as a risk area
  • Sapir DG, Hoyois P, Below R. Annual Disaster Statistical Review 2013. Centre for Research on the Epidemiology of Disasters (CRED) Institute of Health and Society (IRSS) Université catholique de Louvain – Brussels, Belgium

Kaynak:www.halkinsagligi.org