KÜBA, ABD’NİN SİNİRLERİNİ BOZDU

Yazar sol.org

5 Aralık’ta Küba’da karşı-devrimci faaliyetlerde bulunan bir ABD ajanının yakalanmasının ardından ABD’li bir ‘demokrasi’ kuruluşunun yaptığı açıklamada ‘genel olarak, kapalı toplumlarda demokrasiyi teşvik etmek ve demokrasiyi geliştirecek yardım programları uygulamaya çalışmak oldukça sinir bozucu bir deneyim’ ifadeleri yer aldı…


Bir ABD ajanının ABD hükümetinin 1996’dan beri Küba’ya uygulamaya çalıştığı ‘demokrasi programı’ çerçevesinde faaliyet gösterirken Küba’da yakalanması söz konusu programın ayrıntılarını gün ışığına çıkarırken, programın etkililiği ABD kamuoyunda tartışmaların alevlenmesine yol açtı.

Küba Devlet Başkanı Raul Castro 5 Aralık’ta yakalanan ABD ajanının Kübalı karşı-devrimci gruplara çeşitli iletişim araçları dağıtmakta olduğunu açıklamıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Kongre kaynakları söz konusu ajanın bir bilgi-işlem uzmanı olduğunu, turist vizesi ile dolaştığını, siyasi muhaliflere cep telefonu, bilgisayar vb. temin ederken değil, bir topluluğun üyelerinin internet bağlantılarını sağlamaya çalışırken yakalandığını iddia etti. Meselenin hassasiyeti nedeniyle ismini söylemekten kaçınan bir yetkili ise ‘başka herhangi bir yerde olsa, bu son derece tehlikesiz bir faaliyet olarak görülürdü’ dedi.

Son yıllarda ABD, çabalarını Küba’ya “teknoloji” sızdırma çalışmaları üzerinde yoğunlaştırdı. Dışişleri Bakanlığı ve Amerikan Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) özel taşeronlarla çalışmayı tercih ediyor. 5 Aralık’ta yakalanan ajan bu taşeronlardan biri olan Kalkınma Alternatifleri (DAI) adlı şirket için çalışıyordu. Dışişleri Bakanlığı ve USAID yetkilileri programa dahil olan diğer grupları açıklamayı reddetti.

1990’ların ortasında Küba demokrasi programı yola çıktığından bu yana ABD yönetimi çeşitli şirket ve karşı-devrimci gruplara ödenek dağıtıyor. Bu grupların organizasyonlarıyla, kısa dalga radyolar, dizüstü bilgisayarlar, fotokopi makineleri, kitaplar ve diğer materyaller, genellikle turist olarak Küba’ya geçen gönüllülerin valizlerinde taşınıyor. ABD hükümetinin ayırdığı bazı başka fonlar da ‘muhalif’ ailelere insani yardım ve ‘Küba’nın insan hakları sicili ve Castro sonrası geçiş sürecine’ ilişkin faaliyetleri için kullanılıyor.

Geçtiğimiz hafta Washington Post’ta yer alan konuyla ilgili haber ABD’nin yıllardır Küba’nın sosyalist rejimini boğmak için sürdürdüğü karşı-devrimci faaliyetlerin ABD kamuoyunda ne denli rahat tartışılabildiğini gösterdi. Haber aynı zamanda, ABD’nin bu konudaki hezimetinin de bir itirafı niteliğinde.

Washington Post’un haberine göre ‘demokrasi programı’, adaya gizlice bilgisayar, cep telefonu, DVD çalar ve diğer iletişim araçlarını gizlice sokarak Küba hükümetinin bilgi ablukasını kırmayı hedefliyordu. Bu programın bütçesi 2000 yılında 3.5 milyon dolarken demokrasinin teşvik edilmesini öncelikli gündemi sayan Bush yönetimi tarafından 2008’de 45 milyon dolara çıkarıldı.

Küba istihbaratı 1996 Helms-Burton yasası çerçevesinde fonlanan programın taşeronluğunu yapan grupların ve programın hedefi olan karşı-devrimci Kübalıların içine sızmayı defalarca başardı. Küba’nın ele geçirdiği ajanlar ve karşı-devrimci gruplar 20 yıla varan hapis cezaları ile cezanlandırılıyorlar. Küba istihbaratının bu başarısı, ABD’nin uyguladığı ‘demokrasi programı’nın destekçileri tarafından bile sorgulanmasına neden oluyor. Uzmanlar, Küba’nın yakalananları birer ABD kuklası olarak göstermeyi başardığını ve “ABD’nin demokrasi çabalarının” yanlış anlaşılmasına neden olduğunu düşünüyorlar.

Programa getirilen eleştiriler arasında başlatılmasından bu yana kötü yönetilmesi yer alıyor. Devlet Mali Sorumluluk Ofisi tarafından 2006’da yapılan bir denetim, 4.7 milyon dolar demokrasi programı için ödenek alan grupların Godiva çikolataları ve Nintendo Game Boys gibi şüphe uyandıran çeşitli lüks harcamalar yaptıklarını ortaya koydu. 2008’de eski bir Küba-Amerika grubu çalışanı demokrasi programı fonundan 600,000 dolar çalmaktan suçlu bulundu.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi üyesi senator John Kerry, bu ay Küba programının gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Kerry, ‘soylu amaçlarımız olabilir ama bu amaçlara ulaşıp ulaşamadığımızı değerlendirmeliyiz’ dedi. ABD Kongresi Dış İşler Komitesi başkanı Howard L. Berman Nisan ayında Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a yazarak, ‘tartışmalı’ programın harcamalarını ve sonuçlarını takip etmek üzere daha ‘güçlü bir mekanizma’ oluşturulması talebinde bulunmuştu.

Obama yönetimi Küba demokrasi programına 2009 ve 2010’da 20 milyon dolar tahsis ederek yeni dönemde Küba sosyalizmini yıkma faaliyetlerine desteğin sürdüğünü gösterdi. Obama, ABD’de yaşayan Kübalıların ailelerini ziyaretlerinin önündeki kimi engelleri kaldırarak Küba’ya yönelik yaptırımları gevşetiyormuş izlenimi uyandırmaya çalışmıştı. Ay başında ABD’li ajanın yakalanmasıyla ABD hükümetlerinin Küba politikasındaki süreklilik bir kez daha görülmüş oldu.