KAZDAĞLARI VE MADRA DAĞI’NDA MADEN TALANINA HAYIR!

Yazar Derleyen: Av. Necdet Bayhan – Vatan Postası   

Haber:  Edremit'te ' Siyanürlü Altına Hayır' Mitingi 19 Ocak 2008 Cumartesi günü Bayramiç, Çan, Çanakkale, Altınoluk, Edremit, Burhaniye, Ayvalık ve Balıkesir’de eş zamanlı olarak binlerce kişinin katılımıyla kitlesel eylemler gerçekleştirildi.

Maden Yasası’nın iptali için imza kampanyası başlatıldı. Daha ilk günden onbinlerce imza toplandı. Katılmak isteyenler, yorum bölümüne düşüncelerini yazabilirler.

ALTIN-CI FİLO’YU DA DENİZE DÖKECEĞİZ!

Balıkesir Demokratik Halk İnisiyatifi’nin Kazdağları ve Madra Dağı Girişimi adına

Av. Necdet Bayhan’ın Balıkesir miting alanında yaptığı konuşma: 

Yaşamımızı, ormanlarımızı, dağlarımızı, topraklarımızı, çocuklarımızı, gelecek nesillerimizi, yaşam alanlarımızı, vatanımızı savunmak üzere bu meydana gelen Balıkesir’imizin duyarlı yurttaşları hoş geldiniz,

Değerli basın mensupları hoş geldiniz,
Güvenliğimizi sağlamak  için burada bulunan güvenlik güçlerimiz hoş geldiniz,
Duyamadıkları ve bilgilendirilemedikleri için ve ekmek parasına çalışmak zorunda oldukları için bu meydanlara gelemeyen ve ortak vicdanda buluştuğumuza inandığımız, Balıkesir’in çalışkan ve üretken insanları merhaba,
Biz niye buradayız ve ne istiyoruz?
(Yazının sonundaki linki tıklayarak televizyondan izleyebilirsiniz.) 

Altın ve değerli maden avcısı ulusüstü şirketler ve yerli işbirlikçileri bölgemizin oksijen ve su deposu, doğal hayat kaynağı Kazdağlarımız ve Madra Dağı’nda yüzden fazla arama ve işletme ruhsatı alarak hayat damarlarımızı, akciğerlerimizi yağma ve talana başlamışlardır,

Bu dağlarımız ve havzalarımız 2002 yılında Dünya Dağlar gününde açıklandığı gibi; dünyanın 2 Eko Turizm bölgesinden biridir, 200 koruma alanından biridir, altında 400’ü aşkın antik kent ve antik toplumu barındırmaktadır, üzerindeki yaban hayatı, oksijen deposu, mitolojinin “ bin pınarlı” “İda”sı zengin su kaynakları, eşsiz güzellikte ormanları ve bitki örtüsü, başta “Kazdağ göknar”ı olmak üzere 32 çeşit dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan bitkisel örtüsü ile bölgemizin ve vatanımızın vazgeçilmez zenginliğidir. Bir taraftan Dünyanın en büyük destanı Homeros’un “İlyada”sına konu olmuş binlerce yıllık antik eser ve kültürünü, bir taraftan yüzlerce yıldır buralarda yaşayan Yörük ve Türkmenlerimizin harman olduğu tarihsel ve kültür alanlarımızdır, termal ve sağlık merkezimizdir, turizmi cennetidir,
Bu dağlar ve uzantısı tarım havzaları, su havzaları zeytinlikleri, eko turizmi, termal ve sağlık turizmi ile ülkemiz ve Bölgemizin en önemli ekonomik bölgelerinden biridir,
Bu zenginliklerimizle arama ve işletme faaliyetleri sonucunda  :
* 400 metre derinliğinde, 1 km. çapında dev cehennem çukurları açılacak,
* Yüzbinlerce ağaç bu çukurlar ve dev kamyon yolları için kesilecek,
* Milyonlarca ton kaya un ufak edilip, siyanürlü su ile ayrıştırılıp dev maden dağı atıkları,  çöplükleri oluşacak, ormanlarımız, suyumuz, hayvanlarımız, doğal hayatımız, zeytinliklerimiz siyanürle havaya ve suya karışıp zehirlenecek,
* Antik tarih talan edilecek,
* Türkmen ve Yörük yaşam ve kültürümüz geri dönüşsüz yok edilecek,
* Bu dağlarda doğal hayat bitecek, geriye çoraklaşmış dağlar, cehennem çukurları, ölüm, göçler ve yoksullaşma kalacaktır,
Nasıl geldiler?
ABD, AB ve İsrail gibi emperyalist güç merkezleri ve bu merkezlerin kontrolündeki Dünya Bankası DTÖ, İMF gibi kuruluşlarca hazırlanıp bizim gibi dünya üzerinde 100’ü aşkın geri ve yoksul ülkelere bir şablon gibi dayatıp 5 Haziran Dünya Çevre gününde TBMM’ce kabul edilen 5177 Sayılı Maden Yasası ile; orman alanları, milli parklar özel koruma bölgeleri, ağaçlandırma alanları, tabiat alanları özel koruma bölgeleri, doğal ve kültürel sit alanları, tarım alanları, kıyılar, meralar sulak alanlar, karasuları, kent imar alanları, turizm bölgeleri, su havzalarını madencilik alanına açtı, Peki ne karşılığı net kardan  devletimize % 2 karşılığı, ocakbaşı üretiminde bu oran % 1‘e düşürüldü, bununla kalınmayarak madencilik sektörüne sektörel teşvikler, KDV indirimleri, Sosyal Sigorta indirimleri verdiler,
Sınırsız ve kuralsız arama işletme faaliyeti ve sömürge ülkelerine  reva görülen mali teşvikler ve komik devlet payı, işte bu sömürge yasasına dayanılarak ulusüstü altın ve i maden şirketleri ülkemiz toprakları üzerine çekirge sürüleri gibi üşüşerek 450.000 Km’ye yakın toprağımız üzerinde arama ve işletme ruhsatı alıyorlar,
Halkımızın ve ülkemizin çıkarlarına tamamen aykırı bu sömürge  maden yasası ile ülkemizin yer altı ve yerüstü kaynakları sınırsız ve kuralsız olarak yağmalanmakta ve talan edilmekte en temel insan hakkımız olan yaşam hakkımız elimizden alınmaktadır,
İşte bu toprakların yerüstü ve yaraltı kaynaklarına el koyulmasına, yağmalanmasına ve talanına izin vermemek için bu meydanlardayız, yeni Balya’lar, Bergamalar, Tunceli Ovacıklar, Uşak Eşmeler, İzmir Efem çukurlarında başımıza gelenler burada gelmesin diye bu meydanlardayız, çoraklaşmış topraklarda aç, işsiz göçe zorlanmış, yoksul yaşamamak için buradayız, vatan topraklarının uluslarüstü altın tekellerine peşkeş çekilmesine izin vermemek için bu meydanlardayız, Biz bu ülkeyi atalarımızdan ödünç aldık, gelecek nesillere de aynen teslim etmek için bu meydanlardayız,
Bizim sesimiz çalışkan ve üretken yüzbinlerce Balıkesirli yurttaşın vicdanının sesidir. İşte tıpkı Çanakkale savaşlarındaki ve 1. Kurtuluş Savaşımızdaki atalarımızın ruhu, bu ruhun takipçileri olarak bu meydanlardayız
Sevgili Balıkesirliler, biz basit bir çevre hareketi için bu meydanlarda değiliz, aşımız, işimiz, çoluk çocuğumuz, gelecek nesillerimiz ve vatanımız için buradayız,  
Şimdi sizlere soruyorum:
– Kazdağları ve Madra Dağı’nda dev cehennem çukurları açılmasına izin verecek miyiz?
– Bu  bölgede 400’ü aşkın antik kent ve kültürün yağmalanmasına ve talanına izin verecek miyiz?
– Yüzbinlerce ağacın kesilmesine izin verecek miyiz?
– Yaban hayatı ve doğal bitki yaşamının zarar görüp, tükenmesine izin verecek miyiz?
– Termal, sağlık, eko turizmimizin yok edilmesine izin verecek miyiz?
– Maden faaliyetleri için bu bölgede miyarlarca metreküp yer altı suyu ve pınarlarımızın tüketilmesine izin verecek miyiz?
– Madencilik faaliyetleri için yüzbinlerce ton siyanürün kullanılmasına izin verecek miyiz?
– Bu dağların ve havzaların çoraklaşmasına, tarım havzalarının bitirilmesine, açlığa, göçe, işsizliğe, ölümlere ve yoksullaşmaya izin verecek miyiz?
– Bu dağların, ormanlarımızın, pınarlarımızın yaban hayatımızın çoraklaşmış maden dağları haline gelmesine izin verecek miyiz?
– Yaşamımızın, yaşam alanlarımızın çoluk çocuğumuzun, gelecek nesillerimizin, vatanımızın, bayrağımızın, altın  ve maden tekellerine peşkeş çekilmesine izin verecek miyiz?
Tüm bunlara hayır diyorsak tıpkı Çanakkale Savaşı’nda, tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, aynı ruh hali ile açtığımız bu yolu zaferle sonuçlandırmak zorundayız.
Ülkemizi askersiz işgale kalkan emperyalistleri bu topraklardan kovana dek bu mücadeleye devam etmeye kararlı mıyız?
Cevabımız evet ise: Zafer inananlarındır, gazamız mübarek olsun.
———————————————————————————————————–

Bayramiç, Çan, Çanakkale, Altınoluk, Edremit, Burhaniye, Ayvalık, ve Balıkesir’de eş zamanlı olarak gerçekleşen kitlesel eylemlerde okunan ve dağıtılan ortak deklarasyon:
BASINA VE KAMUOYUNA
KAZDAĞLARI VE MADRA DAĞINDA MADEN TALANINA HAYIR!
Bizler, güzel yurdumuzun Çanakkale – Balıkesir illeri içerisinde yer alan, “Biga Yarımadası ve Edremit Körfezi” diye anılan, “doğal – tarihsel ve kültürel zenginlikleriyle” eşsiz güzelliklere sahip bölgesinde yaşıyoruz.
Yöremizde bir süredir, başta Altın-Gümüş olmak üzere maden arama ve işletme dayatmaları ile karşı karşıyayız. Kazdağlarının kuzeyinde; Çanakkale-Çan-Bayramiç ve çevresinde 60 ruhsat, Kazdağları’nın güneyinde ve Madra Dağı’nda, yani Edremit Körfezi’nde 50 civarında ruhsat, tüm yer üstü değerlerimiz ve yaşamımız yok sayılarak verilmiştir.
Biga Yarımadası ve Edremit Körfezini, bu acımasız altın madenleri talanı ve termik santraller- çimento fabrikaları – tersaneler ile adeta yok etmeye, yağmalamaya yönelik tüm dayatmaları asla kabul etmiyoruz. Yöremizi korumak için her türlü savaşımı kararlılıkla sürdüreceğiz.
Çok uluslu altın tekelleri ve yerli işbirlikçilerinin doymak bilmez hırsları için, ülkemizin çevresel felaketlere sürüklenmesine yol açacak “bugüne kadar planlanan en büyük çevresel yıkım projesi” olan, 5177 sayılı Maden Yasası; emperyalist talan yasasıdır. Bu yasa ile dayatılan; “ne olursa ve nerede olursa olsun madencilik yapılmalı” anlayışını ve madenlerimizin %2’lik paylarla peşkeş çekilmesine karşı sonuna kadar direnmeye kararlıyız.
Yaşadığımız yörenin yerüstü zenginlikleri ve doğayı koruyan-sürdürülebilir ekonomik faaliyetlerimiz madenlerin getirdiğinden çok fazlasını ülkemize kazandırmaktadır. Edremit Körfezi’nde zeytin ve dünyanın en iyi zeytinyağını üreterek, Bayramiç – Çan – Biga – Gönen ve tüm yörede nitelikli tarımsal üretimlerle, ayrıca hayvancılık ve süt ürünleriyle, her yıl 8 milyar doları aşan gelir sağlıyoruz.
Turizmde Çanakkale ve Edremit Körfezi ülkemizin geleceğidir. Yeraltında madenlerden çok daha değerli; “400’ü aşkın Antik Kent ve Tümülü” ile eşsiz arkeolojik zenginliğe sahiptir. “Deniz turizminin yanı sıratermal turizm-sağlık turizmi ve eko-kültür turizmi” olanakları ile milyarlarca dolar gelir getiren yöremiz, “Dünya Kültür Mirası” olarak koruma altına alınmalıdır.
Kazdağları; Çanakkale ve Edremit Körfezi’nin ve hatta Midilli’nin su kaynağıdır. Küresel ısınma ile “su”, yaşadığımız yüzyılın en önemli hayat kaynağıdır. Sularımızın, altın madenlerinde tüketilmesine, toz bulutları ve siyanürlü atıklar ile zehirlenmesine izin vermeyeceğiz. “Kazdağları’nın Bin Pınarı Gözyaşları Olmayacaktır!”
Yöremizde verilen yüzden fazla ruhsatla; 1 km. çapında- 400 m. Derinlikte “dev cehennem çukurları” ve milyonlarca metreküp siyanürlü çamurun depolandığı “dev atık barajları” yani “maden çöplükleri” dayatılmasına karşı, her türlü eylem ve girişimi yaşama geçireceğiz. Biga Yarımadası ve Edremit Körfezi’nde yeni “BALYA”lara izin vermeyeceğiz.
5177 sayılı emperyalist maden yasası iptali başvurusu, Anayasa Mahkemesi’nde 3,5 yıldır anlaşılmaz şekilde bekliyor. Anayasaya aykırı bu talan yasasının yüce mahkemede biran önce görüşülmesini, yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini bekliyoruz.
Bunun yerine; ülkemiz çıkarlarına uygun, yerüstü-yer altı dengesini gözeten,çevreyi ve doğal zenginliğimizi koruyacak bir madenciliğe izin veren, en önemlisi ‘’yurttaşların görüşlerini ve katılımını dikkate alan’’ çağdaş ve ulusal bir maden yasası yapılmalıdır.
Kazdağları ve Madra Dağı’nda bugüne kadar verilen çoğu altın 100’ü aşkın ruhsat iptal edilmeli, yeni ruhsat başvuruları kabul edilmemelidir.
Kazdağlarında – Madra Dağı’nda, Biga Yarımadası ve Edremit Körfezi ile birlikte tüm güzel yurdumuzda; “Hayat Altın’dan Daha Değerlidir”. Birileri para kazanacak diye hayatımızın karartılmasına izin vermeyeceğiz.
Bizler “Vatan toprağı kutsaldır. Kaderine terk edilemez” diyen, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yol göstericiliğinde, toprağımıza-vatanımıza sahip çıkmaya kararlı yurttaşlar olarak; “ekmeğimizihavamızı-suyumuzu ve tüm yaşam alanlarımızı” tehdit eden, başta “Siyanürlü Altın – Gümüş Madenlerine” Termik Santrallere ve benzeri girişimlere karşı “örgütlü olarak” sonuna kadar mücadele etmeye kararlıyız.
Tüm yurttaşlarımızı bu çok önemli ve onurlu yaşamsal mücadelede yer almaya, “duyarlılık yetmez-sorumluluk almak gerekir” diyerek; “Hayatımızı ve Vatanımızı Savunmaya” davet ediyoruz.
            Yaşamımız ve yaşam alanlarımız bizimdir-savunacağız!
            Yaşam alanlarımız vatanımızdır-vatan savunması için herkes göreve!
            Biz istemiyorsak yapamazlar!
            Bu cennet toprakların günleri sayılı değildir!
            Kararlıyız. Haklıyız. Korkmuyoruz. Kazanacağız!
            Yöremiz ve ülkemiz kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.

KAZDAĞLARI VE MADRA DAĞI ÇEVRE PLATFORMU

————————————————————————————–


T.C. Cumhurbaşkanlığı Makamına
T.C. Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
T.C. Başbakanlık Makamına
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Makamına
T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Makamına,
T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Makamına
T.C. Kültür ve Turizm ve Bakanlığı Makamına,
T.C. Balıkesir Valiliği Makamına,
T.C. Çanakkale Valiliği Makamına,
Bizler, Balıkesir’de yaşayan yurttaşlar olarak ilimizin de sınırları içinde bulunan Kazdağları ve Madra Dağları’nda başta altın, gümüş olmak üzere kimyasal maden arama  ve işletme ruhsatlarına karşı  aşağıda yazılı duygu, görüş ve istemlerimizi
Arz ediyoruz,
Bölgemiz eşsiz güzelliklere, Kazdağları (İda) ve Madra Dağı ile çevrili Ege Denizi’nin kıyısında yer alan “Kutsal Zeytin Ağaçları” ile kaplı, dünyanın “ikinci en bol oksijenini” insanlığa sunan bir yeryüzü cennetidir. Şimdi yöremizde gündeme gelen birçok yerde çok geniş alanda başlatılan madencilik faaliyetleri ile bu güzel vatan köşemiz özellikleri yitirme tehlikesi ile karşı karşıyadır,
Bizler aşağıda belirttiğimiz nedenlerle bölgemizde madencilik faaliyetlerinin yürütülmesine karşıyız.
Kazdağları, efsanevi adıyla İda Dağı, 2002 Dünya Dağlar yılında ”Eko-Kültür Turizmi” için dünyanın en iyi iki dağından biri seçilmiş, yine dünyanın 200 koruma alanından biridir. 21450 Hektarı “ Milli Park olan Kazdağları’nda 78’i Endemik olan 1000 civarında bitki çeşidi vardır. 32 Endemik Tür (Kazdağı Göknarı) başta olmak üzere dünyada sadece Kazdağları’nda bulunmaktadır. Ayrıca 18 adet hayvan çeşidi ile fauna zenginliğine de sahip olan mitolojik ve arkeolojik bulguları ile eşsiz güzellikteki “bin pınarlı” Kazdağlarımız aynı zamanda Balıkesir ve Çanakkale’nin içme suyunun da kaynağıdır. Edremit Körfezinin doğusunda yer alan Madra Dağı yöre ekolojisi açısından büyük öneme sahiptir. Verimli ovalarımızın arkasından Kozak Yaylası’na uzanan Madra Dağı yine önemli su kaynadığıdır
Madencilik faaliyetleri ile açılacak olan 1 km. çapında 400 m. derinliğinde dev cehennem çukurları yerin altını üstüne getirecek, arsenik başta olmak üzere “ağır metaller” harekete geçerek tehlike oluşturacaktır,
Milyonlarca ton toprak ve kayalar unufak edilecek, toz haline gelecek, siyanür püskürtülerek ayrıştırma yapılacak ve siyanürlü çamurlar dev atık havuzunda depolanacaktır. Siyanür en etkili zehirdir. Atık havuzunda buharlaşma ile havaya karışıp yağmurlar ile bitki hayvan zincirine ve insana ulaşacaktır. Ayrıca yeraltı ve yerüstü su kaynaklarımız siyanür bulaşması ve toz etkisiyle büyük tehlike altında kalacaktır.
Siyanürlü altın-gümüş madenciliğinde aşırı su tüketilmektedir. Küresel ısınma ile kuraklık ve çölleşme tehlikesi yaşayan dünyamızda en önemli değer artık “su”dur. Sularımızın madencilik faaliyetinde kullanılması bölgemizde su sıkıntısına yol açacaktır.
Zeytin ülkesi olan ve dünyanın en iyi zeytinyağını üreten bölgemiz için “kutsal zeytin ağaçları”mızın toz bulutları nedeniyle verimsizleşmesi en büyük tehlikedir.
Yüzbinlerce ağacın kesilmesiyle “Ekolojik Denge” onarılmaz şekilde bozulacak, çevrenin olumsuz etkilenmesiyle astım ve kalp hastaları için doğal tedavi merkezi olan yöremiz bu özelliğini yitirecektir. Bu da başta sağlık ve termal olmak üzere yöre turizmimizi olumsuz etkileyecektir.
Bölgemizi tehdit eden madencilik faaliyetleri sonunda devletimize net karın sadece %2’si kalacak, uluslarüstü maden tekelleri yeraltı zenginliklerimizi götürecektir. Bizlere ise yok edilmiş doğa, çoraklaşmış topraklar, maden çöplükleri kalacaktır. Yeraltı zenginliklerimizin acımasızca sömürülmesi, ulusal çıkarlarımıza aykırıdır. Oysa yöremizin yerüstü zenginlikleri ve yaşanabilir doğayı gözeten ekonomik faaliyetlerimiz madenlerin getirdiğinden çok fazlasını ülkemize kazandırmaktadır.
Tüm bu olumsuz gelişmeleri yaşamamıza neden olan uluslarüstü maden şirketlerinin doymak bilmez kâr hırsı için ülkemizin zenginliklerini ve tüm değerlerini  yok sayarak, madencilik faaliyetlerinin önünü sınırsız ve denetimsiz açan 5177 sayılı “maden yasası”dır, Bu yasa bugüne kadar  planlanan çevresel,yaşamsal en büyük yıkım projesidir.
Ulusüstü şirketlerin ve yerli işbirlikçilerinin ülkemizin yerüstü ve yer altı kaynaklarına el koymalarına, yağmalamalarına ve talanına karşı çıkıyoruz ve cehennem çukurları, atık dağları, çoraklaşmış topraklarda aç, işsiz ve yoksul yaşamak istemiyoruz,
Bu nedenlerle:
Öncelikle, yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı sınırsız ve denetimsiz uluslarüstü şirketlere açan 5l77 Sayılı Maden Yasası; ülkemiz çıkarlarına uygun, yerüstü yer altı dengesini gözeten, çevreyi ve tüm doğal zenginliklerimizi koruyacak bir madenciliğe izin veren, en önemlisi “madencilikte sömürgeciliği” ortadan kaldıran, halkçı,ulusal,yaşanabilir doğa ve toplumu esas alan bir maden yasasına dönüştürülmelidir. Maden yasası ile birlikte değiştirilen 8’i aşkın Koruma Yasası tekrar eski şekliyle ivedilikle yürürlüğe konulmalıdır. Önümüzdeki yüzyıl çevrenin mutlak korunmasını su kaynaklarının önemsenmesini gerektiren bir süreçtir, Yaşayabileceğimiz başka bir dünya yoktur,

Anayasamızın 56. maddesinde “herkes dengeli ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir” denilmektedir. Madencilik faaliyetleri ile bu hakkımız elimizden alınmaktadır. Bu nedenle ve bu anlamda ilgili tüm makamları, yöremiz için son derece olumsuz olan bu yasaya dayanılarak verilen  tüm madencilik arama ve işletme ruhsatlarını derhal iptal  etmeye ve madencilik faaliyetlerini durduracak kararları almaya, vatanı vatan, bizi insan yapan değerler adına talep ve davet ediyor, “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez” diyen büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yol göstericiğinde aşımıza, işimize, çoluk çocuğumuza, geleceğimize, topraklarımıza,vatanımıza sahip çıkma bilinci ile hareket eden yurttaşlar olarak yukarıdaki duygu görüş ve kanaatlerimizi saygı ile makamınıza arz ediyor, gereğinin yapılmasını talep ediyoruz.