VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

Kazanana kadar sürecek grevler örgütlemeliyiz

Büyük sanayi devriminin getirdiği kitlesel üretim sistemleri, işçileri sayısal olarak çoğalttı. Tek tek işçilerle tek tek patronlar arasındaki mücadele giderek iki sınıf arasındaki mücadeleye dönüştü.
İşçi sınıfının burjuvaziye karşı mücadelesinin belirli bir aşamasında, işçiler, oluşturdukları sendikalar aracılığı ile kapitalistlere karşı haklarını savundular. Ve grev işçi sınıfının bir mücadele aracı olarak ortaya çıktı. İşçiler, üretimden gelen güçlerini kullanarak, grev yaparak kapitalistlere taleplerini kabul ettirmeye çalıştılar.
Marx ve Engels, çalışmalarının başından itibaren, işçi sınıfının grev eyleminin sınıfın mücadelesindeki belirleyici rolüne gereken ilgiyi gösterdiler. Engels, “İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu” adlı kitabında, grevleri, işçi sınıfının savaş okulu olarak niteler. Grev sırasında çekilen sıkıntıların işçi sınıfını bilediğini ve onun dayanma gücünü arttırıp sınadığını anlatır:
“Sefaleti kendi deneyiminden tanıyan bir işçi için, karısı ve çocuğu ile buna karşı durmak, açlığı ve yoksulluğu aylar boyunca çekmek ve bu arada sağlam ve sarsılmadan kalmak, gerçekten ufak tefek bir iş değildir. Bir burjuvayı dize getirmek için buna katlanan kişiler, tüm burjuvazinin iktidarını devirmeye de muktedir olacaklardır.”
Grev hakkı, yani işi durdurma hakkı, esas olarak sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkı ile bağlantılıdır. Grev hakkı olmaksızın, sendikal örgütlenmeler zayıf kalır, toplu sözleşme hakkı “toplu dilenme” hakkından başka bir anlama gelmez.
Bir işyerinde grev yapmak, sadece grev kararını ilan etmekle bitmez. Grev hazırlıklarının çok daha önce başlaması, grev öncesi çeşitli eylemlerle işçilerin greve hazırlanması gerekir. Fazla mesaiye kalmama, yemek boykotu, öğle arasında toplu yürüyüşler yapma, akşam servislerin önünde eylemler yapma, bazı greve hazırlık yöntemleridir. İşçilerle işyeri dışında, evlerde toplantılar yapma, grevin nasıl yapılacağı, yasaklama benzeri saldırılar karşısında ne yapılacağı konusunda işçilerin görüş ve önerilerini alma, sürecin şeffaf yürütüldüğü konusunda işçiye güven verme ve başka pek çok uygulama, grevin başarıyla sonuçlandırılması için olmazsa olmaz koşullardır.
Her demokratik hak gibi grev hakkı da asıl olarak işçi sınıfının kendisi tarafından korunmalıdır. Siyasal iktidarlar herhangi bir demokratik hak gibi grev hakkını da kolaylıkla ortadan kaldırabilmektedir. Grev hakkını ortadan kaldıran “grev ertelemesi düzenlemesi”ne karşı mücadele, işçilerin hak mücadelesinin ana hedefleri arasına alınmalıdır. Bu konuda tüm emek örgütleri bir araya gelmeli ortak bir mücadele sergilemelidir.
Kendiliğinden olabilir, ekonomik, siyasal, ulusal, bölgesel ya da bir işkolunda olabilir ama aslolan kazanana kadar grev örgütlemektir. Önümüzdeki dönemde grev silahını daha çok hatırlamalıyız. Ekonomik krizin bedelini ödemek istemiyorsak grev hakkımıza daha fazla sahip çıkmalıyız. Son yıllarda işçilerin mücadele aracı olarak grev yapmak yeterince başvurulan bir yöntem olamadı. Bunda iktidarın grevlere karşı takındığı yasakçı tutumun büyük rolü var. Ama artık grev hakkımızı tekrar kullanmaya başlamak, kazanan grevler örgütlemek zorundayız.
Yazar: Faruk Sevim mfaruksevim@gmail.com 
(Sosyalist İşçi)

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorumlar