JAMES PETRAS: BÜYÜK MALİ KRİZ YA DA KAZIK KİMİN ÇANTASINDA?

Yazar James Petras (sendika.org)

Bütün büyük mali analizciler başlayan ve derinleşen mali krizin aslında yatırımcıların yaşadıkları belirsizlikten kaynaklandığını iddia ediyorlar. Çünkü yatırım bankaları, türevleri ve yüksek riskli fonları, yüksek-riskli, subprime mortgageları [yüksek riskli emlak kredilerini]ve çürük hisseleri diğer daha güvenilir borçlanma kağıtları ile birlikte paketleyip, bunları dünya üzerinde “perakende” olarak satışa süren yatırım bankacılarına ve özel bankerlere satmış durumdalar.

Hepsinin de parası satıcılar tarafından ödenen kredilendirme kuruluşları, bu melez hisselere, mortgagelara ve çürük tahvillere en yüksek puanları (AA, AAA) vererek, bunları Hazine bonolarının sağladığından daha yüksek getiriler arayan riskten habersiz müşterilere kakalamaları için yatırım danışmanlarını teşvik ediyorlar. Çoğu yatırımcı kimin hangi kağıdını ellerinde tuttuklarını ya da kendi yüksek riskli yatırım fonlarının ne kadar para kaybetmekte ya da zaten kaybetmiş olduğunu bilmiyor. Bilenlerse zaten kaçıyorlar.

Bankalar başvuruculara kredi vermekte müteredditler. Kaldıraçlı fonların adı kreditörler arasında kirli bir sözcük gibi anılıyor. Yüksek riskli yatırım fonları ise ya kredilerini ödemek üzere varlıklarını satıyor ya da ne kadar varlığa ya da borca sahip olduklarını asla açıklamıyorlar. Türevler sönüp gitti. ABD, Japonya ve Avrupa Birliği’ndeki Merkez Bankaları nakit yaratmak üzere özel bankalara 250 milyar doların üzerinde para boca ettiler (ve etmeye de devam ediyorlar) ama bankalar kimseye kredi vermiyor; çünkü Palm Springs’deki ünlü bir bankerin bana söylediğine göre “Kimse kimin çantasında nasıl bir kazık (değersiz yatırım) olduğunu bilmiyor”.

Bu arada, Goldman Sach, Bear Stearns ve Lehman Brothers bunların tümü de iflas eden yatırım fonlarını ya kapatıyor ya da kurtarmaya çalışıyorlar. ABD Merkez Bankası “mali sistemi kurtarma” adı altında en berbat spekülatörlerin yardımına koşuyor- çöküp gitmekte olan Amerikan sağlık sistemini kurtarmak için asla yapmayacağı bir biçimde. Mali sistemin “kaçakları” var ve Merkez Bankası fonlarının buralara zerk edilmesi “kaçakları” kapatamıyor.

Önemli tahvil bankerlerinin sloganı: “Herkes kendi paçasını kurtarsın… kimse arkasına bakmasın” haline geldi. Demokratlar neyin yanlış gittiğinin açıklanması için alışıldık olağanüstü Kongre oturumları talep ediyorlar. Kongre üyesi Levin ve Barney Frank, yenilenlerin en zayıflarını takip ederek, yanlış soruları yanlış kimselere, sormaya hazırlanıyorlar: hileli alışverişlerin neden yüksek derecelerde kredilendirildiğini, alışverişleri yapanlara değil de kredilendirme kuruluşlarına soracaklar.

Çantalardaki “kazıklar” büyük ve sivri ama kimse ne kadar büyük olduklarını bilmiyor: 250 milyar dolar mı yoksa 500 milyar dolar mı? Çok sayıda banker ve yüksek riskli fon milyarderi burun deliklerini görünmez örtülerle kapatarak etrafta dolaşıyorlar.

Peki bütün bu rezaleti düşük faiz oranlarıyla, kuralsız mali piyasalarıyla başlatmış olan Greenspan nerelerde? Tüm yüksek riskli yatırımların-türevlerin-yaratıcı mali düzenbazların bu büyük kahramanı piramit gelirlerini yaptırıma bağladı, onayladı ve teşvik etti. Şimdiyse Deutsch Bank’a tavsiyelerde bulunuyor ve çöken mali reçeteleri karşılığında aldığı 100,000 dolarlık ücretler için uluslararası bankerlere yapışmaya devam ediyor. Ama voliyi vurup kaçan spekülatörler bakımından Greespan bu yükselmekte olan kazık kültürünün parçası falan değil. Kendisi hala servetlerini borçlu oldukları mali deha olmaya devam ediyor.

Yani fon yöneticileri temize çıkana, çantalarını boşaltıp bilançolarını açıklayana kadar kazıkların kimin çantasında olduğuhu bilemeyeceğiz: büyük sırların arasında ödenemeyecek tahviller, değersiz mortgagelar ve nakte dönüştürülemez yüksek riskli yatırım fonları var. Bu kazıkların büyüklüğü ve genişliği bilinmediği için büyük belirsizlik şimdi yatırımların ve kredilerin çoğunun donmasına neden olmuş durumda: mali sistemi felç ediyor. Fannie Mae ve Freddie Mac (federal fonlardan yararlanan mortgage şirketleri) bile gelip (“kötü borçlar” olarak da bilinen) bu “kazıkları” satın alamıyorlar. ABD’li vergi mükellefleri kaç yüz milyar doları buraya harcamak istiyor olurlarsa olsunlar hiçbir şey fark etmiyor.

Bütün o mali büyücüler, süper zeki bilimsel, matematiksel, % 30 garantili yatırım danışmanları sokak köşesinde mısır satan adam kadar bile güvenilir değiller. En kibirli, havalı, bilimsel spekülatörler çuvalladılar; özellikle de içeriden ticanetk yapanlar arasında “niceliksel yatırım” olarak adlandırılan pratikleri gerçekleştiren o büyük hatipler.

Yatırım kararlarının alınması için karmaşık bilgisayar lerinden yararlanılması anlamına gelen Niceliksel Yatırım (NY), Wall Street’in en zeki ve pek saygıdeğer bazı ünlü “guru”ları tarafından kullanılıyor ve teşvik ediliyordu. On yıl boyunca karmaşık matematiksel ler Renaissance Fonları, Goldman Sach ve diğer sayısız varlık ve yüksek riskli yatırım fonu yöneticisi açısından olağanüstü karlar yarattı. Varlıkların borçları ödemek ve çaresizce nakit aramak için kitlesel biçimde satışa çıkartılmasıyla birlikte, NY ile ilgili tüm vasayımlar da kapı dışarı edildi. “Model”, “tarihsel eğilimleri” söz konusu eden hiçbir krizi açıklayamıyordu. En iyiler , en parlaklar affaladılar. NY dahileri önceleri krizin en riskli, en alttaki spekülatörlerin yarattığı yerel bir sorun olduğunu söylediler. Ama kendi fonları da çökmeye başlayınca suçu aşırı tepki gösteren isterik yatırımcıların üzerine atmaya başladılar. “Bu bir algı sorunu” diyerek işi psikolojiye vurdular. Ama fonları çökmeye devam etti: Piyasa, hiç de “modellerinin” dikte ettiği gibi hareket etmiyordu. Dedikodu aldı yürüdü; şüpheciler ortalığa yayıldı.

NY pratisyenlerinden birisi “Sorun nedir: Piyasa mı yoksa mi?” diye soruyor bir meslekdaşına.

Yanıtsa Piyasadan geliyor: “Sizin iniz salağın teki: Bütün NY’ler, sanki kapitalizm adım adım değişen ve yatırımcıların satın alışları her türlü kaybı karşılayacak geri ödemelerle hizaya sokacak biçimde akılcı bir biçimde davranak kredi aldıkları krizsiz bir sistemmiş gibi, eski biçimleri geleceğe uyarlayan tarihsel lerden yararlanıyor. Ama bütün bunlar perakende bankerler için yaratılmış olan bir Ana-Cadde folklorundan ve Amerikan Girişimi ideologlarının gündelik eğlencelerinden başka bir anlam ifade etmiyor.”

Büyük Kumarhane’deki bilimsel matematiksel leme tıpkı Şamanların hayat çizgisini açıklamak için sayısal fallara başvurmaları kadar yararsız birşey olduğunu gösterdi.

Kimse yüksek katlardaki büroların pencerelerinden aşağılara atlamaya başlamadı; henüz. İntihar oranlarını düşük tutan şey tam da yatırımcıları ayakta tutmakta olanla aynı şey: Henüz kimse kaç yüz millar doların değersiz kağıtlar halinde tutulmakta olduğunu bilmiyor. Matematiksel lemenin çöküşüyle birlikte, şimdi Mistik Kara Delik döneminde bulunuyoruz. Büyük yatırım merkezleri ve yüksek riskli yatırım fonları, yatırımcıların ne kadar para kaybetmiş oldukları hakkında bilgisiz kılınmaları halinde yatırımcı güveninin geri geleceğini umarak itiraflarda bulunmaktan kaçınıyorlar. Bu ise Vudu İktisadı’nın bir adım öncesi sayılır. Peki ama en büyük kazığın Renaissance Fonları’nın mı, Goldman Sach’ın mı, First Quadrant’ın mı yoksa 1001 adet Ali Baba yüksek riskli yatırım fonlarından birisinin ya da hepsinin çantasında mı olduğu bilinmezse yatırımcı güveni nasıl geri gelecek ki?

Financial Times’daki Marty Wolf gibi ortodoks Piyasa savunucuları bırakın pantalonlarını bile kaybetsinler diye yazıyorlar: “Riski değerlendirmek için, doğru düzgün kaybetsinler”. “Bunları kurtarmak ahlaki bir tehlikedir” diye iddia ediyorlar. Bunun anlamı elbette, üçkağıtçı spekülatörlerin bir Merkez Bankası operasyonuyla kurtarılmaları halinde, hiçbir şey kaybetmeyip gelecekte de aynı şeyleri yapmayı sürdürecek olmaları. Şirket kurtarma operasyonları mali düzenbazlık suçunun yeniden işlenmesi için bir formülden başkası değil. Ama, ne yazık ki, ortodoks piyasa uzmanlarının tavsiyeleri bundan ibaret.

Avrupa Merkez Bankaları ve ABD Merkez Bankası hangi sınıfı temsil ettiklerinin farkındalar: Ders kitaplarındaki risk hesabı yapan değer-yaklaşımlı girişimçilerle onların referans gruplarını değil, gerçekten varolan spekülatör soyguncular sınıfını. Kötü çocukların batmasına izin verme riski bunların sayısının zaten çok fazla olmasından kaynaklanıyor, üstelik bunlar çoğunlukla en güçlü yatırım kurumlarında çalışıp, sürüyle fonu yönetiyor ve en güçlü finansörler adına hareket ediyorlar.

Belli ki çantasında kazık bulunduran felsefeye eğilimli bir fon yöneticisi “İyi ya da kötü finansör yoktur” diyor, “Bu işte hep birlikteyiz, biz batacak olursak bütün mali sistem de batar”. Bu örtük bir Marksistin ya da bir felaket tellalının mali dayanışmayı amaçlayan öz-çıkarcı bir yakarısı mıdır? Mali krizin Kara Deliğinin altını üstünü araştırmadan bunu kimse bilemeyecek. Ama onun içinde çantaların sonuna kadar açılması gerekecek.