“İyiler”in bu “tahammül” etmesi sorgulanmalı öncelikle ve ivedilikle…

Yazar: Nezih Gençler

İyiler”in bu “tahammül” etmesi sorgulanmalı öncelikle ve ivedilikle… İki grup kötü var. Gözüken, ortada oynatılan kötüler, perde arkasındaki kötüler… Gerçek kötüler zaten durumlarına ve çıkarlarına uygun olarak yaşam düşmanlıklarını hakkıyla yapıyorlar ve hep perde arkasında kalmayı başarıyorlar. Görünen kötüler, yöneticiler, hükümetler hep onların kontrolünde ve onlar tarafından belirleniyor… ‘İyiler’ de bu sahnedeki kötüleri görüyor ve onlara karşı sözde muhalefet yürütüyor… Ancak “iyiler”in, kötülerin egemen olduğu sisteme; ‘özveriyle’, ‘sabırla’, ‘anlayışla’, ‘insancıl’, ‘alçakgönüllüce’, yasalara saygılı, barışçı vs. maskelerle ebedi ‘muhalefet’ anlayışıyla sözde karşı durmaları; ‘iyiler’in de bu sistemden maddi-manevi rant ve çıkar elde ettikleri, en azından rant ve çıkar beklentisi içinde olmalarından kaynaklanıyor…

Onun için ‘iyiler’ her ne kadar gerçek durum ve çıkarları kötüler ve onların sistemiyle zıt olsa da; günlük beklenti ve sözde çıkar hesaplarıyla (kısa vade hesaplar) yaşam düşmanı sistemin devamını en az kötüler kadar istemektedirler… Örneğin “iyiler”in büyük çoğunluğu mevcut sisteme bağlı olarak yaşamakta, beslenmekte, giyinmekte, eğitilmekte, kültürlenmekte, miras ve mülkiyet ilişkilerini, para ve mal mülk edinme ve bu birikimlere göre insan değerlendirme ve ona göre davranma alışkanlıklarını, özel mülkiyet geleneklerini, araba, gayrimenkul, yazlık, eve hizmetçi, bakıcı, küçük işyerlerine işçi, maraba, yanaşma, yarıcı, ortakçı ile iş gördürtme rahatlıklarını asla terkedemeyeceklerine olan inançları allahlarına olan inançlarına bile üstün gelmektedir. İş bulabilen ‘iyi’ işsiz ‘iyi’yi, alt durumdaki ‘iyi’ daha üst durumdaki ‘iyi’yi kendine rakip görmekte, gücünün ancak onu alt etmek olabileceği düşüncesiyle davranmakta, yabancılaşma ve parçalanma kişiliklere kadar sirayet etmektedir.

Onlar her gün iktidara ağız dolusu sövüp sayarlarken; iktidarın nimetlerinden yararlananların nasıl köşeyi döndüklerini, hırsızlık yaptıklarını, yeni araba, ev, yazlık vs edindiklerinden yakınırlarken, aslında onları kıskandıklarını, onların konumunda olmak için can attıklarını ve kendi yoksulluklarına hayıflandıklarını ağızlarından kaçırırlar. Aslında halkı soyup mal mülk ve para mevki sahibi olmak o ‘iyiler’in hakkıdır ama işte ‘düzen bozuk’… ‘Hükümet kötü’, falanca ‘başbakan hırsız’dır ve tüm arıza bu kişi ya da hükümetlerden, yöneticilerin ‘iyi ve dirayetli’ olmayışından kaynaklanmaktadır onlara göre. Ellerine bir fırsat geçtiğinde eski kötüleri mumla aratacak kötülükler yapmaya aday bir potansiyel ‘muhalefet’ oluşur…

Yaşam düşmanı sistemin gerçek egemenleri; yerli-yabancı ortaklı banka-holding sahibi bir avuç parababası hep perde arkasından, parlamento ve politika dışından ama onların aracılığıyla ve üstten duruma hakimdir ve olup biteni izler. Yıpranan eski kötü yönetici ve hükümetlerin yerine, zamanı geldiğinde, bu ‘muhalefetteki iyiler’in ama koalisyonla ama tek başına sözde iktidar olmalarının önünü açar… Milletde ‘KURTULDUK, KURTARILDIK’ havası yayılır… Gerçek ekonomi politik iktidar sahipleri eski kötüleri kurban keserek kanlı ve kirli ellerini yıkarlar… Eski ‘iyiler’ yeni sahnedeki kötüler olur… Halkın içinde olduğu demokratik parlamentarizm kazanı kaynar ve haşlama-kızartma sürer.

Birçok duvar resmimde ve notumda da anlattığım gibi asıl sorgulanması gereken ‘makul’ akıllı, uyumlu, alçakgönüllü, özverili, fedakar, sabırlı, tahammül eden “iyiler”dir…

Ve evet kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar AMA tahammül eden ‘iyiler’ de pohpohlandıkça, yukarıda sıralamaya çalıştığım gizli eğilimleri görmezden gelindikçe, eleştiriye karşı ‘beni yargılayamazsın’ diyen ‘iyi’yi gerçekten yargılamaya girişilmedikçe, ‘iyiler’ daha çabuk ve daha beter kötü olurlar… Eleştirilen eleştirene; “sen önce kendine bak” derse diyalog bitmiştir. Bu; “hepimizin yanlışları var. Birbirimizi eleştirmeyelim. Ahbapçavuşluğumuza halel gelmesin, dalaveramıza bakalım” demektir. Bu çelişkiden kurtulmak için önce SON İNSAN TÜRÜNÜN KENDİ KENDİSİYLE HESAPLAŞMASI, 7000 YILDIR İÇİNDE YAŞADIĞI VE İLİKLERİNE-GENLERİNE İŞLEYEN ÖZEL-MÜLKİYET CEHENNEMİYLE VEDALAŞMASI GEREK. YOKSA ZATEN DÜNYADA YAŞAM İMKANSIZ HALE GELİYOR…

Bir arkadaşımın notunu ekliyorum: “İnsanlar kötü eylemlerde bulundukları zaman bunun kötü olduğunu düşünerek yapmazlar genellikle. Bu davranışlarının altında ya çeşitli kompleksleri, aşamadıkları alışkanlıkları veya iyi zannedişleri vardır. Evrensel anlamda kötü olan davranışları sebatkar, metanetli, sabırlı, olgun vs. davranışlı kişiler hoşgörüyle karşıladıkça, daha da kötüsü bunu karşılarındaki insana belirtmeyip örtbas ettikçe ve halı altına süpürdûkçe, yanlış eğilimleri olan kişi bir türlü yaptığı kötülüğün farkına varamaz. Oysa ki, ona açıkça gösterilse ve tahammül etmek yerine doğru bir tepki verilse, kötü kendini düzeltmek için bir şans elde eder. Gerçek iyilik de budur. Tahammül gücünün bir gün sonuna gelen iyi, sebatkar insan da patlayıp ortalığı kana veya pisliğe bulamaz ve onu iyi bilenleri şoka sokmamış olur.”