İŞVERENLER VE HÜKÜMET CAMİ DUVARINA İŞEMEK ÜZERE !!!

Yazar Derleyen: Vatan Postası  

DİSK  CUMHURBAŞKANI’NDAN  ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARININ MESLEKİ FAALİYET OLARAK GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİ KURABİLMESİNE OLANAK SAĞLAYAN 5920 SAYILI KANUNU VETO ETMESİNİ İSTEYEREK RANDEVU TALEBİNDE BULUNDU
Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş), Hükümetin kendince herkesi uyutup sabaha karşı saat 03.00’de geçirdiği “özel istihdam büroları” yasasını, yasanın çıkarıldığı saatte yapılan bir basın açıklamasıyla protesto etti

Dev Sağlık-İş, çıkartılan “özel istihdam büroları” yasasıyla işçilerin istihdam bürolarının kölesi olacağını söyledi.


TEZ KOOP İŞ SENDİKASI: ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI VETO EDİLSİN

Öz İplik İş: “Kiralık işçi uygulaması özel istihdam bürolarını işçi taşeronu firmalar haline getirmektedir”
BU YASA İLE KÖLELİK VE İŞÇİ SİMSARLIĞI LEGALLEŞTİRİLMEK İSTENİYOR 
DİSK’İN AÇIKLAMASI:
AKP İktidarı bir kez daha işçileri ve sendikaları mağdur edecek bir düzenlemeye imza attı.
Alelacele, Türkiye’nin ve sendikaların gündeminden kaçırılarak gece yarısı yasasıyla getirilen ve  “Özel İstihdam Bürolarının Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi”ne olanak tanıyan Kanun ile modern işçi simsarlığı, bordro şirketleri hayata geçirilerek iş gücü piyasası kuralsızlaştırılacak,  parçalanacaktır.
“Özel İstihdam Bürolarının Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi Hususu” 24 Haziran 2009 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapılan “Üçlü Danışma Kurulu” Toplantısının gündeminde bulunmasına rağmen, bu toplantının yapıldığı saatlerde, bu konuda AKP Grup Başkanvekili ve Milletvekillerinin verildiği Kanun teklifi alel acele TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülüp TBMM Genel Kurul gündemine alınmış ve Kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda 25.06.2009 günü görüşülmeye başlayıp, 26.06.2009 tarihinde saat 03.00 sıralarında da Kanunlaşmıştır.
İşçi Sendikalarını ve ülkemiz çalışma hayatını yakından ilgilendiren böyle önemli bir konunun sendikaların gündeminden kaçırılması, görüşlerinin alınmaması  AKP’nin demokratlığını (!) açıkça gözler önüne sermektedir.
Zira, Üçlü Danışma Kurulu 4857 sayılı İş Kanunun 114. maddesi ile kurulmuş olup, bu kurulun çalışma barışının ve endüstri ilişkilerinin geliştirilmesinde, çalışma hayatıyla ilgili mevzuat çalışmalarının ve uygulamalarının izlenmesi ve bu konularda Hükümet, işveren ve işçi sendikaları konfederasyonları arasında etkin danışma amaçlanmıştır.
Bu kurulun en önemli dayanağı  Üçlü danışmaya ilişkin 144 sayılı ILO Sözleşmesi ile Avrupa Birliğinin Sosyal Diyaloğa ilişkin direktifleridir.
24 Haziran 2009 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapılan “Üçlü Danışma Kurulu” Toplantısına katılan üç işçi sendikaları konfederasyonu TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ “Özel İstihdam Bürolarının Mesleki Faaliyet Olarak Geçici İş İlişkisi Kurabilmesi” konusunda yasa değişikliği yapılmasına karşı olduklarını açık bir dille ifade etmişler.
Bu durum sosyal diyalog ile hükümet ve sosyal tarafların etkin danışması ilkelerine açıkça aykırıdır.
Kanun Teklifinin doğrudan ilgilendirdiği halde TBMM “Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  Komisyonu”nda da görüşülmemesi başka bir aykırılık olarak ortada durmaktadır.
“Mesleki faaliyet olarak ödünç (geçici) iş ilişkisi”ne ilişkin ilk düzenleme İş Kanunu Bilim Kurulunun hazırladığı taslak ile 2003 yılında gündeme gelmiştir.
DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ’in ortak tutum alarak karşı çıktıkları bu düzenleme taslak TBMM’ne tasarı olarak sevk edilirken metinden çıkarılmıştır.
O tarihte düzenlemeye karşı çıkılırken ; “mesleki faaliyet olarak ödünç (geçici) iş ilişkisi’nin örgütlendirmeyi zorlaştıracağı, işçi simsarlığına yol açacağı, toplu sözleşmeden yararlanmayı kısıtlayacağı, kollektif hakların kullanımını engelleyeceği, işçiyi korumasız kılacağı” ifade edilmiştir.
Kanunun 1. maddesi ile yapılan düzenleme, esasen  Kanun teklifinin gerekçesinde yer alan 22 Ekim 2008 tarihli “Geçici İstihdam Büroları / Temporary Agency Work Directive)‘ne ilişkin 2008/104 sayılı AB direktifine uyum gerekçesine de aykırıdır, zira, Kanunun bu direktifte yer alan sınırlama ve güvenceleri içermemektedir.
Kaldı ki  ödünç (geçici) iş ilişkisinin mesleki faaliyet olarak yürütülmesini düzenleyen 181 sayılı ILO sözleşmesi ülkemiz tarafından henüz onaylanmadığı gibi,   onaylanan bir çok ILO sözleşmesine ilişkin düzenlemeyi on yıllardır hayata geçirmeyen hükümetin, işveren tarafının ısrarı ile bu düzenlemeyi öne alması kabul edilemez.
Esnek istihdam uygulamalarının istihdamı arttırdığına dair hiçbir somut olgu mevcut değildir. Tam tersine esneklik uygulamaları istihdam azaltıcı sonuçlar doğurmaktadır.
Bu nedenlerle 5920 sayılı “İş Kanunu, İşsizlik Sigortası Kanunu ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmayıp, bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ne iade edilmelidir.
DEV SAĞLIK İŞ’İN AÇIKLAMASI:
Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun yaptığı açıklamada “Gece saat 03.00’lerde çıkarılan yasanın emek düşmanı olduğunun farkındayız” dedi. Çerkezoğlu, “Uyumadığımızı, farkında olduğumuzu ve köle işçiliği anlamına gelen bu yasaya izin vermeyeceğimizi göstermek üzere gece 03.00’de basın toplantısı düzenliyoruz” dedi.

Çerkezoğlu, işçi kiralama ve satışının örtük biçimde uygulandığı Türkiye’de mafya destekli özel istihdam bürolarıyla işçilerin adeta köle pazarındaymış gibi alınıp satılacağını belirtti. İşçi ile işveren arasında yapılması gereken iş sözleşmesinin artık özel istihdam bürosu ile işveren arasında yapılacağına değinen Çerkezoğlu, bunun sonucunda işçinin kendi emeğine dair hiçbir söz hakkının olmayacağını söyledi.

Çerkezoğlu yasa karşısında Cumhurbaşkanı’nın alacağı tavrı merak ettiklerini dile getirirken CHP’nin sessizliğini ise manidar bulduklarını belirtti. Çerkezoğlu, yasaya karşı alınacak tutumun kimlerin işçi düşmanı, kimlerin işçiden yana olduğunu belirleyeceğini söyledi.

“Bu ülkenin işçileri, işsizleri olarak bu yasayı uygulatmayacağımızı gece 03.00 itibariyle Meclise ve kamuoyuna duyuruyoruz” diyen Çerkezoğlu, “Bu ülkenin emekçileri uyumuyor. Bu durum sadece geceleri nöbette, vardiyada olmamızdan kaynaklanmıyor. Hayat pahalılığına, komik ücret zamlarına, taşeron saldırganlığına, kullandırılmayan izinlere, gasp edilen tazminatlara karşı mücadeleyi örüyoruz. İnsanca yaşanacak bir ülke için uyanıklığımızı sürdüreceğiz” diyerek yasaya karşı mücadele edeceklerini belirtti.

Çerkezoğlu, “Her işçinin sendikalaştığı, her sendikanın emekçilerin çıkarı dışında bir çıkarının olmadığı, emeğimizin hakkını alabildiğimiz, insanca yaşayacak bir ülke yaratana kadar da bu uyanıklığımızı(!) sürdürmeye kararlıyız” diyerek diğer sendikaların da bu yasaya karşı mücadele etmesi gerektiğini vurgulayıp açıklamayı sonlandırdı.

TEZ KOOP İŞ SENDİKASI’NIN AÇIKLAMASI:
Hükümetin istihdamı artırmak ve ekonomik krizle mücadele etmek gerekçesiyle hazırladığı “Teşvik ve İstihdam Paketi” yasasına AKP’li milletvekillerinin gece yarısı eklediği “Özel İstihdam Büroları Kurulması” teklifi TBMM tarafından kabul edilmiş ve Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulmuştur.Bu yasa, ortaçağdan kalma “feodal” ve “Köleci” çalışma koşullarını aratmayacak özellikler taşımaktadır. 

İşçiler, güvencesiz, geleceksiz ve sağlıksız koşullarda “beleş ücret”le çalıştırılacak, bir mal gibi alınıp satılacak hale getirilecektir. 

Büro sahiplerinin ne kiraladığı işçilere ne de devlete karşı bir sorumluluğu olmayacak sadece simsarlıktan komisyon alacaklardır.

Uyarıyoruz;

*Güvencesiz, düşük ücretli, esnek ve sendikasız işgücü yaratılmasını sağlayan,
*Çalışma koşullarını kiralayan işverenin insafına bırakan,
*İşçilerin, emekçilerin amele/köle pazarlarındaymışçasına alınıp satılmasını sağlayan,
*İşçilerin emeği üzerinden zahmetsiz tatlı para kazanılmasını sağlayan,
*Belirli süreli iş sözleşmelerini kurallardan ve sınırlamalardan kurtaran,
*Kadrolu istihdamı tehdit eden,
*Sağladığı eşitsizlikler sebebiyle işçiyi işçiye düşman eden,
*İşçilerin yüzyıllık mücadelelerle kazandığı kıdem ve ihbar tazminatlarını fiilen ortadan kaldırarak işverenlerin cebini rahatlatan,
*2001 krizinde 4857 sayılı İş Kanunu ile esnekleştirilen çalışma yaşamını daha da ileri giderek kuralsızlaştıran,
*Greve çıkan işçinin karşısına kiralık işçiyi çıkarak işçiyi işçiye kırdıran,
*4857 sayılı İş Kanunu’nun 7. maddesinde yer alan “işçinin rızası”nı ortadan kaldıran,
*Çalıştıran ile çalışan arasında imzalanan, işçinin çalışmayı, işvereninde para ödemeyi üstlendiği, iş hukukunun temellerinden olan iş sözleşmesini, kira kontratına çeviren,
*İşçilerin birikimi olan ve işsizlere ödenmesi gereken İşsizlik Sigortası Fonunun yatırımlarda kullanılmak üzere bütçeye ödenek kaydedilerek sermaye yağmasına sunan,

Emeği ve emekçi onurunu aşağılayan bu yasadan bir an önce vazgeçilmelidir.

Onaylanmak üzere Cumhurbaşkanlığı Makamı’na gönderilen, Yasannın Sayın Cumhurbaşkanımızca veto edilmesini bekliyoruz.

ÖZ İPLİK İŞ’İN AÇIKLAMASI:
Sendikamız Genel Başkan Vekili Murat İNANÇ  “kiralık işçi uygulaması özel istihdam bürolarını işçi taşeronu firmalar haline getirmektedir” dedi.
Murat İNANÇ, 1 Temmuz 2009 Çarşamba günü gece yarısı, TBMM Genel Kurulunda “ Özel İstihdam Bürolarına ödünç işçilik yetkisi veren yasa tasarısının kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
1 Temmuz 2009 Çarşamba günü gece yarısı, TBMM Genel Kurulunda “ Özel İstihdam Bürolarına ödünç işçilik yetkisi veren yasa tasarısı, yangından mal kaçırılırcasına yasalaştı. Her şeyden önce işçi kesiminin itirazları dikkate alınıyormuş gibi davranılırken işçi kuruluşlarının adeta atlatılarak bir emri vaki ile karşı karşıya bırakılması, yani yasanın çıkış şekli hükümet, işçi ve işveren kesimi arasındaki ilişkilerde ciddi bir güven sorunu doğurmuştur. Çalışma barışı için bir risk faktörü ortaya çıkmıştır. Yeni yasa ile bürolar işçilerle geçici iş sözleşmesi yapıp onu rızası olmadan istediği şirkete kiralayacaktır dedi.
Bu yasanın kendi içinde çok sayıda sorun barındırdığını belirten İNANÇ bu sorunları şu şekilde sıraladı:
Bize göre;
1-       Yasanın çıkarılış yöntemi sorunludur ve etik niteliklerden mahrumdur.
Üzerinde iyi düşünülmemiş ve yeterli hazırlık yapılmadan çıkarılmış olması karşımıza hukuk açısından sorunlu bir yasa çıkarmıştır. Başka bir işverene kiralamak üzere İşçiyi istihdam eden özel istihdam bürolarının mevcut işkolları yasası ve tüzüğünde yeri ve tanımı bulunmamaktadır. Kiralık işçi ile ilgili düzenlemeler istismara son derece açık olduğu gibi sendikalı olamayacaklarından dolayı Toplu sözleşme ve sendikalar hukuku ile çağdaş endüstriyel ilişkiler için kalıcı bir tehdit oluşturmaktadır. Avrupa uygulamalarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Batılı ülkelerdeki örneklerde diğer düzenlemelerin uyumlu, kiralık işçilerin sendikasız bile olsa toplu sözleşme hakkından yararlanılması kabul edilmiştir.
2- Yasa, yasal açıdan ve toplu sözleşme düzeni açısından çelişkilerle doludur.
Yasa, bir işyerinde part-time çalışanlar dahil toplam personelin % 25’i kadar kiralık işçi çalıştırılmasına cevaz vermektedir. Bunun anlamı özürlü istihdamının önünün tıkanması, Anayasa ile teminat altına alınmış eşitlik ilkesinin delinmesi demektir.
3- Yasanın kendisi ile gerekçeleri arasında irtibat ve ilişki yoktur.
Yasanın gerekçesinde yer alan meslek kazandırma ve mesleki eğitimle bu uygulama arasında hiçbir ilgi ve ilişki yoktur. Aksine bu yöntem bazı işyeri sahiplerini geçici işçi çalıştırmaya sevk edecek, daha uzun süreli, daha kalıcı ve daha nitelikli işçi oluşturmayı da ortadan kaldıracaktır’Kayıtdışı mücadele ile de uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı gibi bir tür kayıtlı kayıtdışılık oluşturulmakta, kayıtlı kısmının bedelini devlet öderken işveren kayıtlı işçi çalıştırmanın bütün yükünden kurtarılmaktadır.
4- Yasa kendi içinde tehlikeli belirsizliklerle doludur.
Ayrıca yasa, kiralık işçilerin kıdem tazminatı ile ilgili hiçbir düzenleme getirmediği gibi mevcut yasaya göre işçilerin işe başlamadan 1 gün önce bildirilmesini zorunlu hale getirmişken kiralık işçilerde bu süre hikmetini anlamadığımız bir şekilde 15 güne çıkarılmıştır.
5- Bu yasa sendikalaşmanın önüne yeni bir barikat daha eklediği için aynı zamanda bir sendikasızlaştırma operasyonudur.
Tıpkı sendikalaşmayı önleyen taşeron şirketler gibi istihdam büroları da bu yasayla bir tür işçi taşeronu firmalar haline getirilmekte, çalıştığı işyeri ve sendikalarla bağı koparılmış bir çalışma şekline mahkum edilmektedir.
6- Bu yasa işçinin değil işverenin sorunlarını çözmek üzere çıkarılmıştır
Bu yasa işsizin ve işçinin problemini çözmek için değil işverenin işçilik maliyeti ile ilgili sorunlarını çözmek üzere çıkarılmıştır. Yasanın uygulanmasından doğan faydalar işverene, risk ve kayıplar ise kiralık işçilerle sendikalara ve devlete ciro edilmektedir.
7- Yasa bu haliyle insani özden mahrumdur.
Kiralık işçiler bir çok yasal haklardan mahrum, iş güvenliği ve ücret dahil hayatıyla ilgili bir belirsizlikler evreninde çalışmaya mahkum edilmektedir. Bu yasa, çalışan insanı oradan oraya taşınabilir, her şartta çalıştırılabilir bir robot, bir nesne gibi gören ve gösteren bir zihniyetin ürünüdür.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu yasayı veto etmesi Türkiye’nin bölge ülkeleri üzerindeki yüksek prestijini, AB üyesi olmaya hazırlanan bir ülkenin batı alemi içinde saygınlığını korurken, toplumun devlete olan güvenini de arttırmak anlamına gelecektir.