VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

ISMARLAMA SAVAŞ PROVOKASYONU TUTMADI

okcuoglu

Haftalardır aynı propaganda dozajı arttırılarak sürdürülüyor: Rusya Ukrayna’yı işgal edecek. İşgalin tarihi, hatta bazı gazetelere göre saati bile açıklandı. Rusya, 16 Şubat 2022’de saat 03’te Ukrayna’yı işgale başlayacaktı. Haftalardır Amerikan emperyalizminin borazanı basın tarafından işlenen savaş propagandasına göre işgalin başlamış olması gerekirdi. Hitler’in propaganda bakanı J. Goebbels’e rahmet okutacak savaş propagandası veya provokasyonu tutmadı. Bir taraftan diplomasi trafiği sürdürülürken, diğer taraftan psikolojik savaş, işgal ha başladı ha başlayacak yaygarası Ukrayna Başbakanı Zelenskiy’i bile şaşırtmış olacak ki, ‘elinizde bilgi varsa bize de verin’ açıklamasını yapmak zorunda kaldı. Rusya’nın, kısmen ve Belarus sınırları içinde Belarus güçleriyle birlikte Ukrayna sınırları boyunca tatbikat yapması, söylendiğine göre 130 binden fazla askeri konuşlandırması ve silah yığınağı yapması, Azak Denizi ve Karadeniz-Kırım hattında Ukrayna’yı çevrelemesi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmekte ne denli kararlı olduğunu göstermek için Batı medyası tarafından sürekli kullanıldı. Medyada işgal senaryoları tartışıldı. Ancak, aynı medya, aynı açıklamaları yapan başta Biden olmak üzere Batılı hükmümet ve devlet başkanları, NATO, Baltık ülkelerinden başlayarak Polonya, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan (Dedeağaç) hattı boyunca yapmış oldukları asker ve silah yığınağından tek kelimeyle söz etmediler. Ettilerse de bunun Ukrayna’ya destek olduğunu söylediler. Sanırsınız ki, kuşatan Rusya. Oysa tam tersi geçerli; kuşatan ABD ve NATO. Ortada kalan “göçte öküzün ezdiği otun hesabı tutulmaz” deyişinde olduğu gibi ezilen Ukrayna. Savaş tamtamları hala çalıyor. Özellikle ABD ve NATO; korku ve panik yaratanlar, “gerilimin azaltılması yönünde bir kanıt yok” diyerek gerilimi diri tutuyorlar. ABD-Rusya, ABD-NATO, ABD-Almanya-Fransa görüşüyor; Rusya-ABD, Rusya-Almanya, Rusya-Fransa görüşüyor. Ama her iki taraf da Ukrayna ile görüşmüyor. O zaman sorun Ukrayna değildir; Ukrayna bir vesiledir. Sorun, ABD ve Rusya arasındaki jeopolitik rekabettir. Bu rekabet bugün için Ukrayna üzerinden veya Ukrayna merkezli olmak üzere Baltık Denizi-Karadeniz hattında sürdürülmektedir. Jeopolitik çıkarlar söz konusu olduğunda her iki taraf; hem Rusya hem de ABD, Ukrayna’yı vesile ederek savaşmaya hazır değil. Her iki taraf da biliyor ki, savaş sadece Ukrayna ile sınırlı kalmayacaktır. Her iki taraf dünya jeopolitik çıkarlarına göre savaşacaktır. Bu savaşa Çin de bir biçimde müdahil olacaktır. Böyle bir savaşa Çin hazır değildir. Bu üç ülke; ABD, Rusya ve Çin, dünya hakimiyeti için güçler dengesinin değişimi doğrultusunda hareket etmekten başka bir şey yapacak durumda değil; Amerikan emperyalizmi var olduğu kadarıyla dünya hakimiyetini korumak ve kendine meydan okuyan Çin’i çevrelemek çabası içindedir. Rusya, mevcut jeopolitik nüfuz alanını ABD karşısında savunmanın derdine düşmüş durumdadır. Çin ise yayılmacılığını sürdürmekte, Amerikan emperyalizmine meydan okumaktadır. Bu üç “Ali kıran baş kesen”in üçü de saldırgandır. Gerek Amerikan emperyalizmi, gerek Rus emperyalizmi ve gerekse de Çin emperyalizmi çıkarları söz konusu olduğunda savaşan, işgal eden, hakkı olmasa da hak talep eden ülkeler olduğunu yeteri kadar göstermişlerdir. Ancak, Ukrayna merkezli rekabette gerileyen, bu anlamda hegemonyasını savunan güç olarak Amerikan emperyalizmi saldırganlığın esas kaynağıdır. Bu üç ülke, jeopolitik çıkarları için rekabeti vekalet savaşlarıyla sürdürebilirler, sürdürüyorlar da. Ancak, her üçü de çok rekabet merkezli dünyada değişen güçler dengesinin beraberinde getireceği, saflaşma; kutuplaşma için elzem olan müttefiklik ilişkilerini geliştirmenin henüz başındalar. Amerikan emperyalizminin böyle bir kaygısının olmadığı söylenebilir, hizmetinde NATO, yanında AB var denebilir. Sadece Ukrayna meselesi NATO ve AB içinde ne türden krizlere yol açtığını gösterdi. Her NATO ülkesi, Polonya gibi ABD çıkarları için savaşmaya hazır olmadığını yeteri kadar gösterdi. AB ve Almanya ve Fransa gibi önde gelen üye ülkeler, Rusya ile ekonomik ilişkilerinden ve aynı zamanda her koşul altında ABD çıkarlarına göre hareket etmek istememelerinden dolayı Ukrayna konusunda son ana kadar direndiler. Şimdi soru şu: Amerikan emperyalizmi böyle bir NATO ve AB’ye güvenerek Rusya ve Çin’e karşı, bırakalım savaşmayı, bugünkünden daha provokatif davranabilir mi? ABD müttefiklik ilişkilerini yeniden örgütlemek zorunda olduğunu görmüştür. Hint-Pasifik bölgesinde Çin’i denizden çevrelemek için iki müttefiklik silahı var: QUAD; Çin’e karşı Japonya, Avustralya ve Hindistan arasında 2007’de başlatılan ve 2017’de dörtlü bir ittifak halini gelen Dörtlü Güvenlik Diyaloğu ve 15 Eylül 2021 tarihinde Avustralya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından yine Çin’e karşı kurulan üçlü bir güvenlik paktı AUKUS. Rusya’nın askeri müttefiklik ilişkileri daha sınırlıdır. Rusya’nın elinde, doğrudan kontrol ettiği, Kazakistan’daki halk ayaklanmasında etkili olan Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Özbekistan tarafından 1992’de kurulan “Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü” (KGAÖ) var. Ancak, KGAÖ bir NATO değildir. Çin’in askeri müttefiklik ilişkileri daha da sınırlıdır. En fazlasıyla Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) söz konusu olabilir. 1996’da kurulan bu örgütte Rusya ve Çin’in çıkarları esastır. Ancak, ŞİÖ de NATO gibi askeri bir örgüt değildir. Her halükarda uluslararası alanda jeopolitik çıkarlar ve hegemonya rekabeti için müttefiklik ilişkileri, saflaşma; kutuplaşma olmaksızın bu üç “Ali kıran baş kesen” kışkırtmayı, provokasyonu tırmandırabilirler, karşı tarafın hata yapmasını ve dünya kamuoyu önünde suçlu duruma düşmesini sağlamaya çalışabilirler. Ancak, belli bir noktada diplomasiyi de öne çıkartarak uzlaşma yoluna giderler. Ukrayna’da bu taktik uygulanmaktadır. Ne oldu onca savaş kışkırtıcılığından sonra? ABD’nin kurduğu oyun, savaş kışkırtıcılığı elinde patladı. Savaş tamtamları boşuna sürekli çalındı ama umduğunu elde edemedi. Kremlin “Her zaman askerlerimizin tatbikatlardan sonra üsse döneceğini söyledik. ABD’nin 24 saat içinde saldırı başlatacağımız uyarıları asılsız. Minsk Barış Sürecine bağlılığımızı sürdürüyoruz” açıklamasını yaptı. ABD’nin kurduğu oyun boşa çıktı, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “15 Şubat 2022, Batı’nın savaş propagandasının başarısız olduğu gün olarak tarihe geçecek. Tek bir kurşun atılmadan, rezil ve yok edilmiş olarak” dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Ukrayna’daki krizin diplomasi yoluyla çözülebilmesi için halen imkan olduğuna işaret ederek, “Rusya Devlet Başkanı Putin nihai bir karar verdi demiyoruz. Bu krizi diyalog ve diplomasi yoluyla çözmek için halen bir fırsat penceresi var. Ancak Rusya eğer siyasi karar verilirse hızlı ve agresif şekilde Ukrayna’ya karşı harekete geçebilecek şekilde kendisini konumlandırmış durumda” dedi. Bu psikolojik savaşta yenilginin, geri adım atmanın açık ifadesidir. Rusya Dışişleri Banakı Lavrov, Rusya’nın Ukrayna’ya saldıracağına dair raporlar ‘bilgi terörizmidir’ dedi. Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Rusya Devlet Başkanı V. Putin, Rusya’nın önerilerinin karşılanmadığını belirterek, ‘Tatbikat yapan askerlerimiz bölgeden çekiliyor. Avrupa’da savaş istemiyoruz’ dedi. Bütün bu açıklamalar Rusya’nın ABD’yi Ukrayna konusunda yeniden masaya çektiğini gösterir. Minsk Mutabakatının yolu yeniden açılıyor. Ukrayna sorununa yeniden orada çözüm aranacak. ABD-Rusya rekabetinde; her iki ülkenin Baltık Denizi-Karadeniz hattındaki jeopolitik anlayışının kırılma noktası olan Ukrayna sorunu bir dahaki sefere kadar ertelenmiş oldu. Ancak, konuya ilişkin daha önceki bir makalede de belirttiğimiz gibi, doruk noktasına varmış savaş kışkırtıcılığı Donbass bölgesinde özerkliğini ilan eden ve Rusya tarafından desteklenen Luhanks ve Donetsk “Halk Cunhuriyet”leri ile Ukrayna arasında kontrollü bir savaş başlar ve sonra “çözüm” Minsk Mutabakatı çerçevesinde görüşmelere havale edilebilir. Emperyalist saldırganlık, savaş, işgal, müdahale söz konusu olduğunda uluslararası alanda protestolar yükselirdi. Örneğin Irak savaşı öncesi dönemde. Ancak Ukrayna’da savaş tehlikesine karşı savaş karşıtı güçlerin pasifliği dikkat çekicidir. Nihayetinde Ukrayna krizi emperyalistler arası savaş tehlikesinin ne denli güncel olduğunu gösterdiği gibi, jeopolitik çıkarları için bugün Ukrayna’da, yarın başka ülkelerde işçi sınıfı ve emekçilerin; halkların yaşamını nasıl ayaklar altına alabileceklerini de göstermektedir. Ukrayna sorununda savaş karşıtlığı mücadelenin, Ukrayna halkıyla enternasyonalist dayanışmanın zayıf kalması düşündürücüdür.

Yorumlar