GÜRCİSTANLAŞTIRMA SÜRECİNDE TÜRKİYE VE TÜRKİYE’DE BİR İL; BOLU

Yazar Süha Alparslan – soL

Bu başlık okuyucuya şaşırtıcı gelebilir.

Tamam, ABD’nin küreselleşme sürecinde Ukrayna, Gürcistan ve Türki ülkeler dahil 92 ülkede yürüttüğü “project democracy” operasyonu var.

Bu operasyonlarda belirleyici olarak Soros vakıfları, Soros’un 40’ı aşkın ülkede örgütlediği “Açık Toplum Enstitüleri” kullanılıyor.

Bu vakıflarda Paul Henze, Graham Fuller, Richard Perle vb. eski CİA ajanları birikimlerini (!) sergiliyorlar.

Kadife, Gül, Turuncu, Dolar, Silah, Etnik Köken Kışkırtıcılığı aklınıza ne kadar melanet yöntem geliyorsa, karıştırıcı olarak operasyonlarda kullanılıyor.

Operasyonların somut örneklerini görüyor, yaşıyoruz.

En tazesi yanı başımızda Gürcistan.

Bunları biliyoruz.

Peki Türkiye’nin Bolu vilayetinin bu işlerle ne alakası var? diye sorulabilir.

Sorulacaktır.

Aşağıda anlatacağım “hikayeyi” bilmesem ben de mutlaka sorardım.

Aslında anlatacağım tarihsel olaylar ile 2007-08 Bolu’sunda yaşadıklarımız arasında bir ilinti var.
En azından bu ilintiyi ben ve bir grup arkadaş kuruyoruz.

Siz de bir değerlendirin.

Yardıma da ihtiyacımız var, görüşlere eleştiriye de açığız.

E-Posta ile düşüncelerinizi bize aktarırsanız çok faydalı olacaktır.

Buna emin olun.

Bolu’da milli mücadele öncesi yıllara gidelim.

Tarihçi Dr. Hüseyin Sarı’nın ilgili kitabından bir alıntı.

İşgal yıllarında İngiliz heyetleri Anadolu’da cirit atmaktadır.

“Bu heyetlerden biri de 7.Şubat.1919 tarihinde Bolu’ya geldi. 5 İngiliz subayı ile bir Ermeni papazından oluşan bu heyet, Bolu’da ‘Hürriyet ve İtilaf Partisi’ nin ileri gelenleri ile uzun süren yemeli-içmeli toplantılar yaptılar. İrvanyalı Hacı Emin Efendi’nin* evinde misafir kalan heyetle eski mebuslardan Hacı Abdül Vahap Efendi çok ilgilenirler.Yapılan toplantılarda Boyacızade Hamdi Efendi başta olmak üzere, Hilafetçi Liderler de hazır bulunmuş, İngiliz subaylara peşpeşe ziyafetler verilmiştir. Bu arada Ermeni Papaz da halk arasında ‘Gavurlar mahallesi’ diye anılan bölgede oturan Ermenilerle özel görüşmeler yapmıştır. Bu görüşmelerde ne konuşulduğunu bilmiyoruz. Fakat o güne kadar sessiz ve sakin bir hayat süren Ermenilerin, kısa bir süre sonra azgınlaşarak isyan ve teröre yönelmeleri belli ki bir tesadüf değildir. Ayrıca bu ziyaretin hemen akabinde bazı memurlar azledilerek tutuklanırlar.Bunların başında da Ermeni tehcirinden sorumlu tutulan Hattatzade Tahir ‘Hitit’ bey gelir. Tahir Bey bu sırada Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli olup, Kuva-i Milliye nin ateşli bir taraftarıdır.” Bolu’da Milli Mücadele sayfa 16.

Yukarıda ismi geçen ekipin marifetleri bunlarla da sınırlı kalmaz.

1920 yıllında ekip Hilafet isyanlarının Bolu-Düzce ayağının reisleridir.

İsyan, ayrıntıya girmeden geçeyim, Kuvayı Milliye güçlerinin başarısı ile nihayete erer.

İsyancı liderlerden “İrvanyalı Hacı Emin efendi de” dahil 7 kişi 20.Mayıs.1920 Düzce’de idam edilirler.

İrvanyalı Hacı Emin efendinin Ahmet adlı oğlu “Taşman” soyadını alarak evlenir.

Bolu’da yaşamaya devam eder

Üç çocuğu olur.

Feridun, Haldun ve Sara koyarlar çocukların isimlerini.

Bolu’da gözlükcülük yapan Ahmet Taşman çocuklarını iyi (!) okullarda okutur.

Haldun İlköğreniminden sonra sırası ile Robert College ve sonra özgürlükler ülkesi ABD’de Colombia Üniversitesi’ni bitirir.

ABD’de, fırsatlar ülkesi ABD’de kendi şirketini kurar.

The Tech Grup.

Ağabey Ferudun Taşman ise Bolu’da ilk yem fabrikasının sahiplerindendir.

Bolvit.

Ortakları Koçman ailesidir.

Sıtkı ve oğlu fırtınalı yılların TUSİAD Başkanı Ali Koçman.

Aile 1970’li yılların ortasında birdenbire ABD’ye göç eder.

The Tech Group’un işleri iyi gitmektedir.

Aile giderken geride kötü anılarının dışında Bolu’da birkaç arsa bırakır sadece.

Ailenin başarılı ortanca çocuğu Haldun Arizona eyaletinde ikamet etmektedir.

Aileden bizim tespit edebildiğimiz iki fert, Haldun ve Feridun Amerikan tabiyetine geçerler.

İsimler değişir, tabii pasaportlar da.

Haldun “Hal Tashman”.

Feridun ise “Fred Tashman” oluvermişlerdir.

İyi güzel, biz ne diyebiliriz.

Yıllar sonra The Tech Group Vice Chairman Hal Tashman şirketini bol dolara satar.

Satış rakamının “söylenti “ 300-400 milyon dolar olduğudur.

Buna Hal Tashman’ın Singapur’daki yatırımlarının dahil olup olmadığı bilinmemektedir.

Artık yaşı kemale eren Mr. Hal Tashman geri kalan ömrünü hayır(!) işlerine vakfedecektir.

Amerika’da bir “Foundation” Fon kurar, Tashman Foundation.

Bu yeterli gelmez.

Kendine yeni uğraşlar bulmak düşüncesindedir.

Doğduğu ülkesi Türkiye’de de hayır(!) işleri yapmak istemektedir.

Türkiye’ye gelir ve Bebek’de bir yalı satın alır.

Boğaziçi Üniversitesinden Prof. Üstün Ergüder arkadaşıdır.

Prof. Ergüder Açık Toplum Ens. TESEV ve TÜSEV’de yöneticidir.

Aynı zamanda Başbakanı evinde “çok gizli” yemekte misafir eden George Soros’un ülkemizdeki bir no’lu adamı Can Paker’in de sıkı dostudur.

2005 yılı yaz aylarında Hal Tashman , Prof. Üstün Ergüder Açık Toplum Ens. bağlantılı TÜSEV’in yöneticisi Filiz Bikmen Bolu’ya gelirler.

İş adamları ile görüşürler , Mr. Hal Tashman hasret giderir. Görüştükleri kişiler ağırlıkla Abant İzzet Baysal Üni. Mütevelli Heyeti üyeleri ve Rotaryenlerdir.

Projeler masaya yatırılır.

Bir Vakıf kurmaya karar verirler.

İsmi bile bellidir “Bolu Bağışçılar Vakfı”

İsmi ilk başta hoşa giden vakıf doğum sancıları çekmektedir.

Parlamento’dan çıkacak olan yeni “Vakıflar Yasası” beklenir.

Bu Vakfın temel özelliği bilahere araştırmalar sonucu çıkar.

Bağışçılar Vakfı bir zincir vakıfdır.

Dünyanın 45 ülkesinde de faaliyet göstermektedir.

Enternasyonaldir.

Bu bağlamda çok kısaca anlatırsak İzzet baysal Vakfı Bolu’nun en önemli kurumudur.

Sanayici İzzet Baysal bütün servetini Bolu halkına bağışlamış.
Vakıf 20000 öğrencinin öğrenim gördüğü bir Üniversite , Hastaneler sayısız sağlık odası , Lise… inşa edip Devlete hibe etmiştir.

İzzet Baysal vakfı Bolu’nun gözbebeğidir.

İzzet Baysal vefat etmeden önce “Bolu halkı bu vakıf sizindir onu koruyun ve geliştirin” mesajları vermiştir.

Hal böyle iken , geçmişini kimliğini yukarıda anlattığımız Mr. Hal Tashman’nın , Mayıs-2008’de ABD’de 100 Amerikalıya verilen “Ellis adası Onur Madalya” sını ülkemizde yakinen tanınan Dr. Mehmet Öz’le beraber alan Mr. Hal Tashman’ın Soroscuların önderlliğinde Enternasyonal bir vakıf “fon” zincirinin Bolu şubesini açmaya kalkışması ve bunu özelikle AİBÜ Mütevelli Heyeti ile gerçekleştirmek istemesi bir çok soru işaretini de beraberinde getirmiştir.

Duyarlı kesimler endişelerini Bolu halkına anlatmaya çalışmışlar.

Vakfın perde arkasını gün yüzüne çıkarmışlar.

Vakfa kurucu olmaya hazırlanan kimi iş adamlarını dahi ikna etmeye çalışmışlar.

Ancak başarılı olamamışlar aşağıda tüsevOrg.com sitesinden alınan alıntıdan da görüleceği üzere , Türkiye’nin ilk “Sosyal Yatırım Vakfı” ‘ne demekse’ Haziran ayında kuruluşunu gerçekleşmiştir.

Türkiye’nin İlk Sosyal Yatırım Vakfı Kuruldu 05.06.2007
Türkiye’nin sosyal yatırım fonu modelinde işleyecek ilk vakfı olan Bolu Bağışçılar Vakfı kuruldu. Kuruluş çalışmaları Aralık 2006’dan beri TÜSEV danışmanlığında devam eden ve Haldun Taşman, Ahmet Baysal, Şerafettin Erbayram gibi pek çok Bolulu işadamı ve hayırseveri kurucuları arasında bulunduran vakıf dünyanın pek çok ülkesine hızla yayılan sosyal yatırım fonu modelinin ülkemizdeki öncüsü olacak. Yerel düzeyde faaliyet göstererek birey ve kurumlardan fon toplayıp, bu kaynakları hibe olarak uygun sivil toplum kuruluşlarına dağıtan sosyal yatırım fonu vakıfları tek bir bağışçı tarafından kurulması masraflı, idaresi ise zahmetli olan vakıfların aksine bağışların idaresini mümkün olan en esnek, masrafsız ve kolay hale getiriyor. Sosyal yatırım kavramı ve sosyal yatırım fonu vakıflarıyla ilgili ayrıntılı bilgiye http://www.tusev.org.tr/content/default.aspx?c=77 adresinden ulaşabilirsiniz.

Yaşanan sürecin geldiği nokta budur.

Şimdi kentimizde yurttaşların bir bölümü gelişmelerin hangi boyutlara varacağı konusunda bekleyiş içindedir

Operasyonun varacağı hudutlar nerede başlayıp nerde bitecektir.

Dünya ve ülke gündemini takip eden , ancak yorumlarını Yurtsever bazda gerçekleştiren kişi ve kurumlar “halusinasyon” görmemektedirler.

Sınır komşumuz Gürcistan’da ABD ve ABD kökenli Soros vakıflarının ülkeyi ne hallere soktuğu gözler önündedir.

Toplumun dokusunu bozup insanları Amerikanlaştırma piyasacı yaşam felsefesini kısa ve orta vadede bilinçlere yerleştirme çabalarını boşa çıkarabilme görevi Türkiye’de ve bütün Dünya’da Devrimcilere düşmektedir.

Bu ağır sorumluluk dün de bizim sırtımızda idi,

Bugün de yarın da…