GÖKHAN GÜNAYDIN: ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERE 'SELAM'; ŞEKER PANCARI ÜRETİCİLERİNİ MAĞDUR ETMEYE DEVAM!..

Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unun doğrudan geçim kaynağını oluşturan şeker pancarı konusunda vahim gelişmeler yaşanmaktadır. Girdi fiyatları ve enflasyonun sürekli artmasına karşın, şeker pancarı fiyatının, 2006’da uygulanan kilogram başına 9.9 Ykr’lik rakamın bile gerisinde kalacak şekilde 8.9 Ykr olarak açıklanması, sektörde hayal kırıklığı yaratmıştır.
Tarıma dayalı sanayinin en başarılı örneği olan şeker sektöründe halen devlete ait 25 fabrika ve Pankobirlik’e bağlı 6 fabrika bulunmaktadır. Şeker pancarı sektörü, fabrikalarda çalışanlar, tarım işçileri ve üretici ailelerle birlikte 8 milyonu aşkın insanı doyurmaktadır. Türkiye’nin yıllık şeker gereksinimi 2.5 milyon tondur. Bunun yüzde 85’i şeker pancarından, yüzde 15’i ise Cargill ve Amylum şirketlerinin de aralarında bulunduğu 5 adet fabrika tarafından üretilen nişasta bazlı şekerden (NBŞ) karşılanmaktadır. NBŞ fabrikaları, içerden ve dışardan aldıkları mısırı işleyerek fruktoz ve glukoz şurubu üretmektedirler.
Şeker pancarı sektörü tümüyle ulusaldır, dolayısıyla üretilen katma değer de ülke içinde kalmaktadır. Oysa ülke mısırda dışa bağımlıdır, başka bir deyişle yapılan dışalım ile yurtdışına kaynak aktarılmaktadır. NBŞ sanayi piyasasının % 75’ine çok uluslu şirketler egemendir, üretilen katma değer de bunlara transfer edilmektedir.
Buna karşılık Hükümet, yargı kararlarını da çiğneyerek, NBŞ kotasını her yıl yüzde 50 oranında artırarak, şeker pancarı üreticilerini, çok uluslu şirketler karşısında mağdur etmeye devam ediyor. Bilindiği üzere, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (DİDDK) geçen yıl, Cargill şirketinin çoğunu elinde bulundurduğu nişasta bazlı şeker kotasının Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 50 artırılmasına ilişkin işleminin yürütmesini durdurmuştu. AKP iktidarı böyle bir karar hiç yokmuş gibi hareket ederek, 27 Ocak 2007 tarih ve 26416 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2007/11561 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, 2006-2007 pazarlama yılında da NBŞ kotasını yüzde 50 oranında artırmıştır. Söz konusu kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması için de yargı yoluna başvurulmuştur.
Durum böyleyken, sektörün yüzde 60’ını elinde bulunduran Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş tarafından geçen yıl kilogram başına 9.9 Ykr olan alım fiyatının, yüzde 11 oranında azaltılarak 8.9 Ykr olarak açıklanması üreticiler tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Son yıllarda şeker pancarı üretim alanlarının sürekli daraldığı da dikkate alındığında, bu fiyatların uygulanması halinde 1-2 yıl içinde üreticilerin büyük oranda pancar ekiminden vazgeçmesi, fabrikaların çalışamaması ve sonuçta ülkenin şekerde dışa bağımlı hale gelmesi tehlikesi bulunmaktadır.
Kamuoyunun baskısı üzerine aynı zamanda Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş Genel Müdürü olan Şeker Kurumu Başkanı Mehmet Azmi AKSU tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamada, “pancar fiyatlarının hükümet tarafından belirlenmediği” iddia edilerek, hükümet korunmaya çalışılmıştır. Şeker pancarı tarımında yaşanan kötü gidişi görmezden gelen kurumun, “NBŞ arzının kontrol altına alınamadığı” yönündeki açıklamalara tepki göstermesi ise dikkat çekicidir.
2002-2006 yılları arasında gübre fiyatları yüzde 124, motorin yüzde 125, TÜFE de yüzde 56 oranında artmıştır.
Yarattığı inanılmaz rant ile “siyaset-iş dünyası” ilişkisini yeniden kurgulayan şeker sektöründe bugün, pancar üreticileri ve işçileri aleyhine yürüyen bir süreç yaşanmaktadır. Sınırlardan kontrolsüz biçimde binlerce ton kaçak şeker girmektedir. Hükümetin, çok uluslu şirketler yanında yer alarak, kendi çiftçisini toprağından soğutmaması, kaçak şeker sorununu acilen çözmesi ve üretim girdilerindeki artışa paralel biçimde şeker pancarı için yeni bir fiyat belirlenmesi gerekmektedir.
Şeker sektöründeki oyunlara artık açıkça “dur” denmelidir.