FİDEL CASTRO’DAN TÜRKİYE ÜZERİNE

Yazar Cemal Şener   

F. Castro: “Türkiye’deki olayları yakından izliyorum. Umarım ve dilerim ki, sizinoradaki Kürt Hareketi, Yankee’nin (ABD’nin) petrol bekçisi olmaz. Ancak, gördüğüm kadarıyla bunlar ABD’ye bağımlı, ABD’nin konrolünde hareket ediyorlar. Kürtlerin hareketi bağımsızlık değil, ABD’ye bağımlılıktır.”…

Vatan Postası: “Ülkemiz ve bölgemiz, emperyalizm ve yerli ortakları tarafından ekonomik, politik, sosyal, cografik ve kültürel olarak işgal edilmek ve yüzde yüz teslim alınmak tehlikesi ile karşı karşıya. Bu emperyalist işgalin ilk hedefi, öncelikle insan kollektif aksiyonunu yoketmek, direniş güçlerini dağıtmak, en ufak bir umudu ve kardeşliği ortadan kaldırmaktır. Ülkeler ve halklar sadece parçalanmıyor, parçalananlar arasına kin ve nefret duyguları pompalanıyor, şovenizm kışkırtılıyor. Örneğin yüzyıllara dayanan bir birliktelikle Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda aynı amaç için savaşmış Türk-Kürt kardeşliği yok edilmek isteniyor. Genel olarak tüm halkımızın, özel olarak Kürt halkımızın ve ülkemizin içine düşürüldüğü bu sorunun çözümü; demokratik cumhuriyet temelinde,gönüllü birliktelik esasına dayalı özgür ve demokratik bir barış ortamının tesisi için ezber bozucuçözüm yollarının tartışılabilmesinden, 1919’ları güncelleyebilecek programların uygulanabilmesinden geçmektedir…” (SHP’ye Katılımda Halkımıza Açık Mektup’tan. Vatan Postası)

Fidel Castro, dünya kamuoyunun yakından tanıdığı  en eski ve uzun yıllardır yönetimde olan Küba devlet başkanıdır.

Türkiye sol hareketi Castro ve Guevera’yı 68’li yıllarda tanıdı. Castro ülkesinin ABD’ye karşı verdiği bağımsızlık mücadelesinin önderidir.

Castro, ABD’ye ve yerli işbirlikçilerine karşı verdiği mücadeleyi bir genç Küba’lı avukat olarak; “Tarih Beni Berat Ettirecektir” adlı kitabında detaylı olarak anlatıyor.

Yine, “Havana Duruşması” adlı tiyatro oyunu, Castro ve Che Guavera’nın ABD Emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerine karşı ABD’nin “Domuzlar Çıkarması” ve sonuçlarını izleyicilerine lirik bir dille anlatan bir oyundur.

Bu zaman süreci içinde Castro dünyaya bir olguyu isbat etti. ABD Emperyalizminin burnunun dibinde bir minik adada bu süper gücün binbir entrikasına karşı boyun eğmedi. Tam bağımsız olarak Küba varlığını sürdürdü. Sürdürüyor.

Küba halkı aç kaldı, susuz kaldı. Ama sömürge olmadı.



Fidel Castro bu bağımsızlıkçı tavrını sadece kronik karşıtı ABD emperyalizmine karşı değil, tüm egemenlere karşı sürdürdü.

Bu tavrını gün geldi sosyalist olduğu halde S.S.C.B’ye, gün geldi Başkan Mao’nun Çin Halk Cumhuriyeti’ne gösterdi.

Halkı bir çok şeyden mahrum kaldı. Ama ulusal onuru ayaklar altına alınmadı. Küba halkı parya muamelesi görmedi.

Fidel Castro’yu Fidel Castro yapanda bu onurlu tavrı oldu. O’na sadece dostları değil, karşıtları da saygı ile bakmak zorunda kaldı.

Türk aydınları ile Küba arasındaki ilişkilerde hep sıcak oldu. Bu zaman zaman iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilere de yansıdı. Fidel Castro’ya karşı süren kamuoyu ilgisi, O’nun 1997’de İstanbul’da düzenlenen Habitat toplantısının konuk konuşmacısı olmasına kadar gitti.

Türk medyası ise, ancak bu yıllardan sonra Fidel Castro’nun Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili düşüncelerini öğrenebildi.

22.8.1997 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Barış Doster şöyle yazdı:

“Zapata Caddesi ile Salvadar Allende Bulvarı’nın kesiştiği yer gibi adreslerin tanımlandığı, devrimci bir geleneğin ve anti emperyalist ruhun her sokakta hissedildiği Havana’nın en önemli caddelerinden birinde, bir başka büyük devrimcinin, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olduğu belirtilmiş. Doğum tarihi olarak ise; 19.5.1881 yazılmış. Ayrıca kaidede ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ sözlerinin Türkçesi ve İspanyolca’sı yer almış.”

Türkiye kamuoyu 1997 yılında İstanbul’da yapılan HABİTAT toplantısında Fidel Castro’nun İstanbul’a gelmesinden sonra Yeni Yüzyıl gazetesinde Jale Özgentürk ile yaptığı söyleşide özetle şunları öğrendi:

Castro Atatürk’ü kastederek, “O’nun yaptıklarını ben başaramazdım. Asıl devrimci Atatürk’tür diyor ve şöyle devam ediyor: “Bu kadar büyük bir devrim yaptım ama Atatürk’ün yaptıklarını başaramazdım.”.

O yılların sağlık bakanı Yıldırım Aktuna; Küba ziyaretinde Castro’nun Atatürk’ün tüm yaşamını iyi bildiğini ve O’nun için; “Atatürk’ün büyük bir asker, döneminin en önemli liderlerinden biri olduğunu” ifade ettiğini ardından ise; “Küba’da bu kadar büyük bir devrim yaptım ama Atatürk’ün Türkiye’de yaptıklarını başaramadım. Atatürk, harf devrimi gibi bir takım reformlar yaptı. Ben böyle bir düzen değişikliği yapamazdım” dediğini ifade ediyor.

Bütün bunlardan Fidel Castro’nun dünya siyaseti ve Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya’daki siyasi gelişmeleri ve tarihsel gelişimini takip ettiği de görülüyor.

Bugün dünyada yaşayan ender sosyalist ülkelerden biri olarak Küba ve devlet başkanı Castro’nun aynı zamanda bir ABD uzmanı olduğunu da belirtmek gerekir.

Dünyanın en ücra köşelerinde bile dilediğini yapan ABD emperyalizminin burnunun dibinde bağımsız bir devlet olarak yaşamak ancak böyle olabilir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde işgalci emperyalist devletlere karşı Türk bağımsızlık mücadelesi vererek ulusal devletini kuran Türkiye’ye karşı ABD ve AB desteği ile etnik kalkışma yapmaya çalışan Kürtler için bakın Fidel Castro bundan tam 11 yıl önce ne diyor:

“Türkiye’deki olayları yakından izliyorum. Umarım ve dilerim ki, sizin oradaki Kürt Hareketi, Yankee’nin (ABD’nin) petrol bekçisi olmaz.”

Bu sözleri Fidel Castro kendini ziyarete Türkiye’den gelen bir heyet önünde söylüyor. Bu heyet içindekilerden biri de Esenyurt eski belediye başkanı Gürbüz Çapan’dır. Yıl ise; 1994. PKK Hareketi’nin Şemdinli baskını olayından sonraki yıllar.

Daha ortada ne Irak işgali var, nede Apo’nun yakalanması meselesi.

Ne yazık ki Castro’nun belirttiği gibi Kürt Hareketi ABD’nin yani Yanke’nin elinde adeta oyuncak olmuş durumda.

Yanke’nin AB destekli Ortadoğu işgalinin en büyük destekçisi artık Kürtler oldu.

Kürtler verdikleri mücadeleye “bağımsızlık” adını veriyorlar.

Dünya’nın süper gücüne “petrol bekçiliği” yapmanın adı ne zamandan beri “bağımsızlık mücadelesi” oldu.

Üstelik bu bekçiliğe sadece Kürtler içindeki bir grup değil önemli bir çoğunluk aday, kamuoyuna açıklanan araştırma sonuçlarına göre Türkler’in %80-82’si ABD’nin Irak işgaline karşı iken Kürtler’in %92’si bu işgalden yana ve bu işgalin bölgeye demokrasi getireceği düşüncesi var.

Demek ki, yaşadığımız dünyada bağımsızlık mücadelesi vermek isteyenlerin ABD’ye karşı bağımsızlık mücadelesinde sembol isim olmuş Fidel Castro’dan öğrenecekleri çok şey olduğu görülüyor.