VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

EMİN KORAMAZ YAZDI: “SARAYIN GÜNDEMİ/HALKIN GÜNDEMİ”

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, 22 Ocak 2021 tarihli BirGün Gazetesi’ndeki köşesinde, siyasi iktidar sahte gündemlerle meşgul olurken ülkemizde giderek derinleşen işsizlik-yoksulluk sorunu üzerine yazdı.

SARAYIN GÜNDEMİ/HALKIN GÜNDEMİ

Türkiye’yi sadece Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarından takip eden birisi, ülkemizin en önemli sorununun “gençlerin dedelerinin mezar taşlarını okuyamaması” olduğunu sanabilir.

Oysa daha geçen hafta en önemli sorunumuz ana muhalefet partisi liderinin Cumhurbaşkanı’nı “sözde cumhurbaşkanı” olarak nitelendirmesiydi. Cumhurbaşkanı her konuşmasında bu konuyu dile getirdi, bakanlar birbiri ardına açıklama yayınladılar, televizyon programlarında saatlerce bu konu konuşuldu.

Keza bir önceki hafta en önemli sorunumuz da, Genelkurmay Eski Başkanı’nın erken seçimlere ilişkin açıklamasıydı. Cumhurbaşkanı yine her konuşmasında bu konuyu dile getirmişti, Genelkurmay başkanlığı tarafından gece yarısı basın bildirisi yayınlanmıştı, bakanlar birbiri ardına açıklamalar yapmış, televizyon programlarında saatlerce bu konu konuşulmuştu.

Ülkemizde yazılı ve görsel basınımızın gündemi Cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklamalar tarafından belirleniyor. Cumhurbaşkanının hedef aldığı herhangi bir konuda “Millet İradesi”, “Dış Güçler”, “Terör” ve “SSK(!)” kavramlarıyla iç içe geçerek önümüze gelen bu gündemler, bakanlar kurulunun, medyanın ve yargı organlarının haftalık olağan çalışma rutini haline gelmiş durumda.

SOKAĞIN GÜNDEMİ

Saraylılar kendi yarattıkları bu “sözde” gündemleri ülkemizin en önemli sorunları gibi göstererek giderek daralan saflarını sıklaştırmaya çalışsa da, “işsizlik” ve “yoksulluk” geniş halk kesimlerinin en önemli sorunu olmaya devam ediyor.

2018 yılında patlak veren ve o günden bu yana artarak devam eden ekonomik kriz, salgınla birlikte bambaşka bir düzeye sıçramış durumda. Başlangıçta kur artışı ve yüksek borçluluk olarak kendini gösteren kriz, uzun zamandan beri hayat pahalılığı, işsizlik, güvencesizlik, geçim zorluğu, yoksulluk ve açlık gibi sosyal boyutlar kazanmış durumda.

Akşam pazarlarında tezgah altlarında erzak arayanlar, ucuz ekmek için Halk Ekmek Büfeleri önündeki uzun kuyruklarda bekleyenler, dükkanını açamadığı için iflasın eşiğine gelen işletmeler, ürününü satamadığı için tarlasını boşa bırakan çiftçiler, sesini duyurmak için var gücüyle çabalayan kafe-bar çalışanları ana akım medyada yer almasa da, gündelik hayatın her alanında karşımıza çıkıyorlar. Yoksulluk ve yoksunluk bu ülke topraklarından hiç olmadığı kadar derinleşiyor.

ZENGİNLER-YOKSULLAR

Madalyonun diğer yüzünde ise giderek zenginleşen, servetine servet katan dar bir sermaye grubu var. Hem ülkemizde hem de dünya çapında, zenginler ile geri kalan nüfus kesimleri arasındaki makas giderek açılıyor. Pandeminin başlangıcında yayılan “virüs sınıf farkı, zengin yoksul ayrımı gözetmiyor” illüzyonundan, “pandemi zenginlerin servetini daha da büyüttü” gerçekliğine gelmiş durumdayız.

Toplumun tüm zenginliği küçük bir sermaye grubunun elinde yoğunlaşırken işsizlik hızla büyüyor. Kriz döneminde kapanan işletmelere, salgın tedbirleri nedeniyle kapatılan işletmelerin de eklenmesiyle birlikte ülkemizde büyük bir işsizlik dalgası yaşanıyor. DİSK-AR’ın verilerine göre ülkemizde Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 10,7 Milyon kişiye ulaşmış durumda.

İktidar ise toplumun geleceğini tehdit eden bu derin işsizlik ve yoksulluk tablosunu inandırıcılığını kaybetmiş TÜİK verileri ile saklamaya çalışıyor. Cumhurbaşkanına göre milli gelirimiz artıyor, işsizlik azalıyor, ekonomimiz hızla toparlanıyor…

Geçen hafta başlayan aşılama programında siyasi partilere, AKP’ye yakın kişilere ve zengin-popüler isimlere tanınan öncelik, AKP Türkiye’sinin ayrıcalıklıları ile geniş halk kesimleri arasındaki ayrımı net biçimde gözler önüne serdi.

Türkiye’de artık iki ayrı dünya, iki ayrı hayat tarzı, iki ayrı gerçeklik yaşanıyor. İktidar politikaları bu ayrımı her defasında daha da derinleştiriyor. Bu ayrım derinleştikçe de iktidarın gündemi halktan daha da uzaklaşıyor.

Sarayın gerçeği ile halkın gerçeği, saraylıların gündemi ile halkın gündemi arasında büyük bir fark var. Geniş halk kesimlerinin yaşadığı derin krizin sokaklara yansıyan çığlıklarının, saray çığırtkanlarının şamatasıyla bastırılmak istenmesine izin vermeyelim. ( Kaynak )

Bültene abone olun güncellemeleri alın, şimdi abone olunuz.

Yorumlar

Bu web sitesinde en iyi deneyimi yaşamanızı sağlamak için çerezler kullanılmaktadır. Kabul ediyorum Detay...