DURDURAMAYACAKLAR!..

Yazar Belma Nur Kartal – sol.org

KENTİN SESİ – SAMSUN Yazıları

“binbir çileyle büyüttüm oğlumu/yemedim yedirdim bugüne getirdim/cesurdu mertti kaya gibi sertti/bir gün geldi ki vay vay vay vurdular onu”

‘Oğula ağıt’ türküsü düştü aklıma Bülent’in ölüm haberi gazetede önüme geldiğinde… O gün elimden kaç haber geçti ama o haber geçip gitmedi bir türlü yüreğimden, Bülent’in o yaralı yüzü beynime çakılı kaldı. Gazetedeki o koşuşturmacada, elimden geçen onlarca haber arasında o çocuğun yüzü… “Tashih edilecek hocam” Bu haber de mi tashih edilecek? Daha 19 yaşında bir çocuğun ölüm haberi nasıl düzeltilir ki?

“Kocaeli’nin Gebze ilçesinde Korkak Deresi’nde taşeron firma tarafından yürütülen ıslah çalışması sırasında, dere yatağının yakınındaki eski istinat duvarının yıkılması sonucu, dere kenarına beton dökmek için kalıp çakan Samsunlu işçiler Bülent Yılmaz, Metin Yılmaz, Ahmet Başyiğit ve Mehmet Konut’un üzerine çöktü. Duvar ve kalıp tahtalarının altında kalan Bülent Yılmaz (19) olay yerinde hayatını kaybetti.”Düzeltsem, tashih etsem bu haberi?.. Ben bu lanet haberin neresini düzelteyim? 19 yaşında, taşeron, anası ve tüm sevdikleri yolunu gözlerken, o gurbette, Korkak deresi’nde ölürken… Nasıl düzelteyim? Ben bu ölümü ancak devrim olursa düzeltirim.

Güvencesizlik ve ölüm demek olan taşeronluk artık yasak! Artık herkesin insanca çalışabileceği bir işi var, 19 yaşındaki çocukların ölmesi yasak! Kapitalizm yasak, yağma yok, sosyalizm var! Sosyalizm yoksa yağma var, ölüm, zulüm var. Ben bu ölümü ancak devrim olursa düzeltirim.

“İş makineleri ve itfaiye ekiplerince göçük altından uzun gayretler neticesinde çıkarılan Bülent Yılmaz’ın üzerindeki cep telefonunun çaldığı duyuldu. CumhuriyetSavcısının talimatıyla telefona cevap verilmedi, cesedi incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderildi” Kim aradı seni Bülent? Anacığın mı, sevdiğin mi?,. İnceleyin Bülent’in cesedini, inceleyin… Kesin biçin, adli- adaletli bir rapor verin: Cinayeti kim işledi? Bülent’in cansız bedenine ve taşeron sisteminize kurban ettiğiniz tüm ölülerimizin bedenini inceleyin. Zam, zulüm, işkence…İşte kapitalist sisteminiz! Korkuyoruz artık gözünüzü bürüyen kar hırsınızdan!

15 gündür Ankara’da direnen TEKEL işçisi de korkuyor artık sizin hırsınızdan… Ya açlıktan ya iş cinayetlerinden ölen taşeron işçilerin mezar taşlarından… İşte bu yüzden “ölmek var, dönmek yok” diyorlar. “Taşeron olursak zaten öleceğiz, hiç olmazsa çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için ölelim” diyorlar. “Biz bu ülkenin işçisiyiz, kazanılmış haklarımızı gasbetmeyin, sizde vicdan yok mu?” diye haykırıyorlar günlerdir… Onların işçiye verebildikleri tek yanıt budur: “Bizde vicdan yok ama biber gazı var, cop ve panzer de…”
Samsunlu vekil Suat Kılıç ise Samsun’dan eyleme giden TEKEL işçilerine çıkışıyor: “Ben size sokağa çıkmayın, eylem yapmayın demedim mi!” diyor. Bu uyarılarımı Tokat’tan, Adıyaman’dan, Diyarbakır‘dan gelen işçilere de yaptım diyor. Bu Kürtler adam olmaz değil mi Suat Bey, o kadar açılım yaptınız, oysa Türküyle Kürdüyle binlerce işçi birbirine sarılıp “Açılım burada” dediler.

Suat Bey öyle böyle değil, çok kızmış Samsunlu TEKEL işçilerine… “Bizim sözümüzü değil, muhalefet çevrelerinin sözlerini dinlediler. Kışın ortasında Ankara’ya gelip,izinsiz bir şekilde AK Parti binası önünde eylemlerin içinde oldular” diyor. Halbuki kendileri, 4/C’ye mahkum ederken işçiden izin almış; tabii efendim, sözü mü olur demişti TEKEL işçisi de!..

Ve ekliyor Suat Bey: “Elbette verdiğimiz haklar yeterli olmayabilir ama çalışmalar devam ederken, hükümeti taciz ateşine tutmanın, protesto gösterisi yapmanın ne gereği var? İşçi kardeşlerime sesleniyorum. Tazminatınızı verecek olan biziz. Bakmayın öyle Sıhhiye Meydanı’nda gelip de omuzlarınıza bindiklerine. Allah korusun, yarın Türkiye‘de bir iktidar değişikliği olursa bu gelecek olanlar, 4-C‘yi de ortadan kaldırırlar..”

Bence de Allah korusun Suat Bey!.. Çünkü, Allah korusa da korumasa da yarın Türkiye’de bir iktidar değişikliği olursa biz geleceğiz, sadece 4/C’yi değil, kapitalizminizin bütün pisliklerini kaldıracağız ve o gün sizin gibi değil, hiçbir ücret almadan Küba halkına hizmet etme onurunu yaşayan Kübalı vekiller gibi bu halkın gerçek temsilcileri konuşacak! Bu da bizim yeni yıla direnerek giren yiğit TEKEL işçilerine sözümüz olsun!

“Panzerleri, kelepçeleri, bütün silahları/hepsi halka karşıdır/Zindanları, tutuk evleri, işkence evleri /hepsi halka karşıdır/Borsaları ve şirketleri ve iktidarları/hepsi halka karşıdır.

Bunların hiçbiri onları kurtaramayacak/durduramayacaklar halkın coşkun akan selini…“ belmanur@gmail.com