Dünya Madenciler Günü

Hayat denilen kavgaya girdik.
Çelik adımlarla yürüyoruz.
Biz bu karanlık yolun sonunda,
Doğacak güneşi görüyoruz.

İşte yeni dünya düzeni, bu düzeninin fıtratında anaları çocukları ağlatmak var. Karaman‘ın Ermenek ilçesinde yaşanan maden faciasında yetim kalan 10 yaşındaki Hanife‘nin sözleri “Keşke toprağın altında ben kalsaydım. BabasıTMMOB Maden Mühendisleri Odasız hiç durulmuyor. Kimin arkasında gezeceğim belli değil” sözleri yürek dağladı. Yine “Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?” diyen Maden şehidi Tezcan Gökçe`nin annesinin bu sözü kalplerimizi derinden yaraladı. Ve tabi Soma, Kozlu, Karadon, Armutçuk başta olmak üzere Zonguldak, Yozgat Sorgun, Kütahya Gediz, Kastamonu Küre, Balıkesir Dursunbey, Bursa Mustafa Kemalpaşa ve daha nicelerinde yitirdiğimiz meslektaşlarımızı ve maden emekçilerini unutmadık unutturmayacağız da.
2014 ve 2015 yıllarını kapsayan 44. Dönem, Odamız tarihine acılarla dolu bir dönem olarak geçecek ve anılacaktır. 13 Mayıs 2014te Somada aralarında 5 maden mühendisi meslektaşımızın da bulunduğu 301, 28 Ekim 2014 tarihinde Ermenek`te 18 maden emekçisi yaşamını kaybetmiştir. Ayrıca 04 Ekim 2015 tarihinde Odamız 41. Dönem yönetim kurulu üyemiz sevgili Mehmet Güler bir trafik kazası, Odamız İzmir Şube Başkanı Muhammed Yıldız ise 13 Ekim 2015 tarihinde geçirmiş olduğu kalp krizi sonucu yaşamlarını kaybetmişlerdir.
Felaketler ve acılar bunlarla da sınırlı kalmamış, 7 Haziran seçimleri sonrasında yaşanan çatışma ortamında yüzlerce vatandaşımız yaşamını kaybederken 10 Ekim 2015 tarihinde ülkemiz tarihinin en büyük katliamı Ankarada yaşanmış ve 103 arkadaşımız, dostumuz, yoldaşımız katledilmiştir. Diyarbakır, Suruç, Lübnan, Ankara ve Pariste yüzlerce insanın ölümü ile sonuçlanan katliamlar tüm insanlığın vicdanını yaralamış ve geleceğe dair endişelerin artmasına neden olmuştur. Sevgiyi, barışı, dostluğu ve adaleti katleden her türlü terörü kınadığımızı belirtmek istiyorum.
Odamız çalışmalarında emeği geçen sevgili Mehmet GÜLERi ve Odamızın temel taşlarından olan İzmir Şube Başkanımız saygıdeğer abim Muhammed YILDIZı, iş kazalarında yaşamlarını kaybeden meslektaşlarımızı ve maden emekçileri ile özgürlük, barış, demokrasi ve eşitlik mücadelesinde yaşamını kaybedenleri sevgi ve saygı ile anıyorum. Işıklar içinde uyusunlar, yıldızlar yoldaşları olsun.
Madenlerin yer altından çıkarılması oldukça tehlikeli ve zordur. Yeraltı kaynaklarını doğayla mücadele ederek yerin yüzlerce metre altında her türlü tehlike ve zorluğa karşı doğayla mücadele ederek yer altı zenginliklerimizi üreten, gerektiğinde bu uğurda yaşamını kaybeden üyelerimize ve maden emekçilerine sadece bizlerin değil toplumun tüm kesimlerinin vefa borcu bulunmaktadır. Her gün eşleri ve çocukları tarafından “hayırlı işler” diye uğurlanan ve her akşam “geçmiş olsun” diye karşılanan ölümle burun buruna yaşayan bu insanlara ve mesleğe sahip çıkmak bir insanlık görevidir.
Madencilik, tarih boyunca uygarlıkların gelişmesinde çok önemli yer tutan sektörlerden biri olmuştur. İçinde bulunduğumuz yüzyılda yeraltı kaynakları insanın yaşamını sürdürülebilmesi ve refah düzeyinin yükselmesi bakımından belirleyici olmuş ve gelecekte daha da belirleyici olacaktır. Bu bakımdan, madencilik sektörü dün olduğu gibi bugün de uluslar için vazgeçilmez konumunu sürdürmektedir. Türkiye ise maden bakımından zengin doğal kaynaklara sahip olan ancak bunları ülkenin yararına sunamayan, nadir ülkelerden birisidir. Türkiye`nin gelişmesi ve periyodik ekonomik krizlerden kurtulması için madenlerin üretime alınması ve bu yolla sanayinin ham ve ara madde ihtiyacının karşılanması gerekmektedir. Ancak yaşadığımız süreçte uygulanan küresel politikalar nedeniyle insan, doğa, ekolojik sistem gibi tüm kavram ve etik değerler “ticarileştirilerek” yıkımının arsızca sürdürüldüğü günümüzde madenlerimiz de sadece ticari bir meta gibi piyasalaştırılarak pazara sürülmüştür. Yaşanan toplumsal yıkım sonucunda iş cinayeti sonucu ölümler artmış, meslektaşlarımızın istihdam alanı daralmış, çalışma koşulların ağırlaşmış ve yaşam standartları sürekli düşmüş, kaynaklarımız talan edilmiştir.
İş cinayetleri istatistiklerinde ülkemiz hala Avrupa`da birinci sırada, dünyada ise üçüncü sıradadır. Bu tablonun bir an önce değişmesi ve yerin altında, adeta ölüm-kalım mücadelesi vererek ailelerinin geçimini sağlayan onlarca madencimizin yaşamlarının güvence altına alınması gerekmektedir. Her ne kadar İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası çıkarılmış olsa da, sadece bu yasayı çıkarmak yetmez. Kuralların yazılı kâğıtlardan çıkması, uygulamaya dökülmesi ve yasanın eksiksiz uygulanması, denetimlerin sıklaştırılması gerekmektedir. Ayrıca, sektörde çalışan madencilerimiz ve meslektaşlarımız yaptıkları emek yoğun bu işin karşılığını hiçbir şekilde alamamakta, üstüne üstlük emeklerinin karşılığını ya canları ile ödemekte ya da mahkemelerde sanık olarak yüzlerce yılı bulan cezalarla yargılanmaktadırlar.
44. dönem yılı içerisinde yaşadığımız sorunlar sadece yaşanan iş kazaları ve katliamlarla sınırlı kalmamış siyasi iktidarın hukuka aykırı bir şekilde “ben yaptım oldu” anlayışıyla yürürlüğe giren “Başbakanlık Genelgesi” ile durma aşamasına gelen sektörümüz “Maden Kanunu” değişiklikleriyle bu yıl yüzde 9 önceki iki yılda ise ard arda yüzde 5`er küçülerek gerileme dönemini yaşamaktadır.
2015 yılı madencilik sektörü için kâbusların yaşanmasına devam eden bir yıl olmuştur. Sektörün ve sektörde çalışanların ihtiyacını karşılamayan bir Maden Kanunu çıkartılmış ancak buna paralel olarak çıkartılması gereken Uygulama Yönetmeliği henüz ortada yoktur. Sektör ve çalışanlar halen ne yapacağını bilmez halde beklemekte ve sektör gittikçe daralmaktadır. Çalışanlar ise işsizlikle karşı karşıyadır. Bütün bu sorunlara çözüm üretmek ve uygulamak ülkeyi yönetenlerin ve siyasi iktidarların asli görevidir. Maden Mühendisleri Odası olarak, geçmiş altmışbir onurlu yılda olduğu gibi kamuoyunu bilgilendirmek ve yetkilileri uyarmak görevlerimiz arasında olup bu görevimizi yerine getirmek amacıyla siyasi iktidarı gereğini yapması için bir kez daha göreve davet ediyoruz.
Acılarla geçen iki yılın ardından ülkemizin üzerinde gezen kara bulutlara, çalınan savaş tamtamlarına karşı yürüdüğümüz bu karanlık yolun sonunda doğacak güneşe ulaşabilmek için türküler susmaz halaylar sürer inancıyla 2015 yılının “Dünya Madenciler Günü” etkinliklerini üyelerimizle birlikte el ele, omuz omuza coşku içinde kutlamaya karar verdik.
Roma İmparatorluğu zamanında babasının gazabından kaçan Santa Barbaranın, 4 Aralık günü bir mağaraya sığındığı ve mağarada çalışmakta olan madencileri koruduğuna inanılmış, bu nedenle madencilerin koruyucu azizesi olarak kabul edilmiştir. Santa Barbaranın İzmitte yaşamış olması ve efsanenin geçtiği mekânların Anadolu olmasından dolayı 4 Aralık, önce Anadoluda daha sonrada Avrupa ve tüm dünyada “Dünya Madenciler Günü” olarak kutlanılmaya başlanmıştır. Bu anlamda 4 Aralık, Odamızın öncülüğünde uzun yıllardır ülkemizin belli başlı madencilik kentlerinde ve birçok maden işletmesinde “Dünya Madenciler Günü” olarak kutlanılmakta ve bu anlamlı günde mesleklerinde 40, 50 ve 60 yılı tamamlayan meslektaşlarımıza onur üyeliği ödülü verilmektedir.
Yeryüzü sıcak olsun diye kazma sallayan, suskun zindanlarda çocukları gülsün diye ölümü göze alan ama yine de evdekileri güldüremeyen, çocuklarını okula göndermekte dahi zorlanan tüm maden emekçilerimizin yaşam haklarının güvence altına alındığı ve yerin metrelerce altında geçirdikleri her saniye emeklerinin karşılığının tam verildiği, emekçilerin haklarını aldığı, iş güvencesinin sağlandığı, gerçek anlamda emekçilerin haklarını savunan sendikaların kurulduğu ve çalışma barışının sağlandığı bir Türkiye dileği ile tüm madencilerin Dünya Madenciler Gününü kutluyor ve onlar için kazasız yarınlar diliyorum.
“Dünya Madenciler Günü”müzü karanlık yolun sonunda doğacak güneşin altında dostlarla birlikte, güneşin sofrasında neşeyle kutlayacağımız günlerin geleceği inancıyla, meslekte 40, 50 ve 60 onurlu yılı dolduran saygıdeğer meslektaşlarımızı kutlarken mesleğimize yeni başlayan genç meslektaşlarımıza aramıza hoş geldiniz diyorum.
Saygılarımla,
Ayhan YÜKSEL
TMMOB Maden Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı