DUBAİ’YE SİYONİST OPERASYON

Yazar Çeşitli Medya   

“Borç krizine giren Dubai’nin durumu Türkiye’ye nasıl etkiler?.. Piyasaların ilk tepkisi yarın belli olacak ama bugünden bazı ipuçları var. Bankacılık sisteminde herhangi problem beklenmiyor fakat bu kez de düşük faiz nedeniyle sorun yaşanabilir”

ERHAN GÖKSEL, KRİZİ 1 YIL ÖNCE AKŞAM’A ANLATMIŞTI: ‘Yahudi sermayesi Dubai’ye el koyar’
(soL – Haber Merkezi) / 28.11.2009 – 07:30: “Çok hukuklu, batı sermayesiyle barışık ve islamcı” oluşu nedeniyle Türkiye’ye model olarak sunulan Dubai iflas edince “Dubai modeli” de çöktü…
DUBAİ’nin borç batağında olduğunu ve batabileceğini geçen yıl AKŞAM’a verdiği röportajda dile getiren Verso Araştırma Şirketiínin sahibi Erhan Göksel, bugün borç ertelemesi isteyen Dubai’ye “Yahudi sermayesi tarafından el konulmak üzere” olduğunu ileri sürdü. Göksel, Birleşik Arap Emirlikleri’nin petrol zengini olan emirliği Abu Dabi’nin de Dubai’yi kurtaramayacağını iddia etti. Göksel, Citibank’ı kurtaran ABD’nin, Lehman’ı kurtarmadığını anımsatarak, Lehman’da batan paranın büyük bir bölümünün Körfez ülkelerine ait olduğunu vurguladı. Dubai’nin Lehman Brothers’a 120 milyar dolar kaptırdığını kaydeden Göksel,  “Dubai ülke olarak el (sahip) değiştirecek. Yahudi sermayesi tarafından el konulmak üzere” dedi.  ANKA
Şeyh, duran inşaatları yok pahasına satmıyor
Dubai’de, borç sorunuyla uğraşan Dubai World şirketi, 59.3 milyar dolarlık borcunun bir kısmını karşılamak için varlıklarını düşük fiyattan satacağı iddialarını yalanladı. Al-Itihad gazetesinin haberine göre, Dubai’deki krizin merkezinde bulunan hükümete bağlı Dubai World yetkilisi, “grubun, son birkaç ayda iyi yatırımlarının ve gayrimenkulerinin bazılarını düşük fiyattan satma fikrini reddettiğini’’ belirtti.
TİCARİ OLARAK ADİL OLSUN
Şirketin yeniden yapılanmasının, ekonomik kriz nedeniyle kötü etkilenen yabancı yatırımlar ve emlaka odaklanmasının beklendiğini ifade eden yetkili, “varlık satışlarının grubun uzun vadeli stratejik amaçlarını, ayrıca ekonomik baskıları karşılamak için ticari olarak adil olması gerektiğini” ifade etti.  BM’nin 2009 yılı verilerine göre nüfusu 4,6 milyon ve başlıca ihracat gelirleri petrol ile doğalgaz olan BAE’de, Dünya Bankası’nın 2006 yılındaki verilerine göre, kişi başına düşen milli gelir 23 bin 770 doları buluyor. Abu Dabi Emiri Şeyh Halife Bin Zayid aynı zamanda BAE Devlet Başkanlığı görevini yürütürken, Dubai Emiri Şeyh Muhammed Bin Raşid El Mahtum ise Devlet Başkanı Yardımcısı ve Başbakanlık görevini üstleniyor.
Abu Dabi 50 baz puan destek verdi
DUBAİ hükümeti, görünürde borç konularını görüşmek üzere komşu emirlik Abu Dabi’ye giderken, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Merkez Bankası yerli ve yabancı bankalara likidite desteği sağladı. BAE’den yapılan açıklamada, “Ülkede faaliyet gösteren yabancı bankalara, 3 aylık bankalararası faiz oranının 50 baz puan üzerinde, cari hesaplarıyla bağlantılı ek likidite desteği sağlandığı” açıklandı. Yerli ve yabancı bankaların arkasında olduğunu bildiren Merkez Bankası, BAE bankacılık sisteminin bugün çok sağlam ve likit olduğunu kaydetti.

28 Kasım 2009 17:01 tarihinde Kemal Simsek < kemalsimsek1963@gmail.com> yazdı:

Dubai modeli çöktü

(soL – Haber Merkezi) / 28.11.2009 – 07:30

AKP’ye yakın medya organlarının Türkiye’ye model olarak pazarladığı Dubai iflas edince “Dubai modeli” de çöktü.

Çok hukuklu, batı sermayesiyle barışık ve islamcı” oluşu nedeniyle Türkiye’ye model olarak sunulan Dubai, geçtiğimiz günlerde borçları için erteleme istedi. Dış borcu 100 milyar doları bulan Dubai Emirliği, kontrol ettiği büyük holdingler Dubai World ve Nakheel için altı aylık borç erteleme istedi. Bu talep sonrasında emirliğin ihraç ettiği borçlanma araçlarından bir kısmının notu, önde gelen derecelendirme kuruluşları tarafından “batık” seviyesine indirildi. Bu durum dünyada Dubai modelinin çöküşü olarak değerlendirildi.

“Dubai mucizesi” neydi?

Dubai’nin ekonomik yapısı ve yönetimin zihniyeti Türkiye’den bir çok kalem tarafından defalarca övüldü, bu yönetimin “başarı”larına da “Dubai mucizesi” dendi. Bu deyimi ilk kullananlardan Taha Akyol, ilk olarak petrole dayanan bir ekonomi ile yola çıkan el Maktum’un, artık petrole dayanmayan bir ekonomi kurmayı başardığını yazmıştı. Petrol zengini diğer ülkelerin Dubai’deki gibi bir mucize yaratamadığını iddia eden Akyol, “Dubai’de ilk atılımı petrol vermiş ama ekonomik mucizenin temelinde “iş zihniyeti” var, liberal piyasa anlayışı var. Bu zihniyet petrolden de, altından da değerlidir. Belki de siyasi ihtiraslara kapılmayacak ya da siyasi kavgalara dalmayacak kadar küçük bir ülke olduğu için, ülkeyi “şirket” gibi düşünmüşler ve turizm, finans ve emlak sektörlerinde mucize yaratmışlar.” demişti.

Ülkeyi şirket gibi yönetmenin ve piyasacı bir zihniyetin önemli olduğunu iddia eden Akyol, “Dubai’den alınacak dersler var. Bunların başında “iş zihniyeti” geliyor. Gerçekten bu zihniyet petrolden değerlidir. Elbette Dubai orta ve büyük ülkelere bir model olamaz; çünkü şirket gibi düşünülmesi mümkün, küçük bir ülke…Ama Türkiye’nin Dubai gibi yaratıcı çok sayıda şirkete ihtiyacı var, bu da kesin” demişti.

Yenişafak yazarı Melikşah Utku da Dubai’nin “başarı”sını, “Burası, Ortadoğu’nun en liberal kültürünün, en açık ekonomisinin barındığı bir kaçamak. Burası, petrolle yükselmiş, ama geleceğini petrolde aramayan bir macera.” sözleriyle anlatmıştı.

Her ne kadar petrol üretimi söz konusu olsa da, yabancı sermayeye ve dev inşaat projelerine dayanan gösterişli büyüme modelini turizm ile de besleyerek Dubai’nin içinde bulunduğu durum bu modelin çöküşü olarak değerlendiriliyor. 26 Kasım’da soL Haber Portalı’nda yayınlanan “Dubai batıyor, AKP yasta” başlıklı haberimizde AKP’nin bu modele neden sarıldığına genişçe yer vermiştik:

AKP ne buluyor?

“Çok hukuklu, batı sermayesiyle barışık ve islamcı” yönetimin prototipi olarak gösterilen emirlik, sık sık AKP’nin önde gelenleri tarafından şehircilik, belediyecilik, hukuk gibi alanlarda örnek gösterilmişti. Ölçüsüz gayrımenkul yatırımları ve sermayeye sınırsız özgürlük modelinin Dubai’yle birlikte çökmekte olduğu düşünülüyor.

BAE’nin başbakanlığını da El Maktum ailesinin bir ferdi yürütüyor. Dubai’nin bir kısım siyasi nüfuz devri karşılığında komşu emirlik Abu Dabi tarafından kurtarılabileceği iddia ediliyor.

AKP’lilerin cenneti, emekçinin cehennemi

Nüfusu 2,5 milyona dayanan Dubai, Birleşik Arap Emirliklerinin en kalabalığı. Nüfusun sadece yüzde 17’si emirlik vatandaşlarından oluşuyor. Asya kökenli işçilerin nüfustaki oranı yüzde 70’in üzerinde. Örneğin Hintli, Pakistanlı ve Afganların nüfus içindeki toplam oranı yüzde 63. Kentte musluklardan para aktığı imajı hakimken, en az 250 bin kişinin günde 10 doların altında çalıştırıldığı biliniyor. Ortalama sekizer kişinin kaldığı bekâr odalarında temel ihtiyaçlarını gidermekten yoksun olarak yaşayan bu emekçiler, karın tokluğuna çalışarak kazandıklarını evlerine göndermeye çalışıyor ve ailelerini yıllarca göremiyorlar. 2006 yılında Burj otelinin inşaatında çalışan işçiler, ağır çalışma koşulları nedeniyle ayaklanmıştı. Kentin hapishaneleri, çalışma koşullarına isyan eden yabancı işçilerle dolu.

Dubai batıyor, AKP yasta

26.11.2009 – 11:53

Dış borcu 100 milyar doları bulan Dubai Emirliği, kontrol ettiği büyük holdingler Dubai World ve Nakheel için altı aylık borç erteleme istedi. Bu talep sonrasında emirliğin ihraç ettiği borçlanma araçlarından bir kısmının notu, önde gelen derecelendirme kuruluşları tarafından “batık” seviyesine indirildi.

Bu kuruluşlardan biri, borç erteleme talebinin bir “iflas” olarak değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı. Bu iki holdingin toplam konsolide borcu 80 milyar doları buluyor. Batığın büyüklüğü ve dolaylı etkilerinin tehlikeleri nedeniyle borç erteleme talebinin piyasaların Şükran Günü ve Kurban Bayramının çakışmasıyla girdiği tatil rehavetine denk getirildiği söyleniyor.

Ölçüsüz borçlanma, büyük batış getirdi

Denize palmiye şeklinde dolgu kentler, deniz üstüne yapılan havaalanları, Burj el Arab adlı dünyanın en pahalı oteli, Burj Dubai adlı dünyanın en yüksek yapısı gibi, “ölçüsüzlük,” “görgüsüzlük,” “zevksizlik,” “sonradan görmelik” türünden kavramların çoğunun sınırlarını zorlayan projeler, Dubai’nin 2002 sonrası büyük çıkışının sembolleri oldu. El Maktum ailesi yönetimindeki Dubai, Doğu-Batı arasındaki ön önemli geçiş noktası ve sınırsız sermaye serbestliği ilkeleriyle, başta AB mali kuruluşları olmak üzere tüm petrolcü sever dünya sermayesi tarafından ölçüsüzce fonlanmaya devam etmişti. Günde 240 bin varil civarında hampetrol üreten Dubai’nin rezervlerinin önümüzdeki yirmi yıl içinde tükenmesi bekleniyor.

Palmiye şeklindeki deniz villaları için yapılan 3,5 milyar dolarlık borçlanmanın 14 Aralık’ta geri ödenmesi bekleniyordu. Ortaya çıkan şok dalgası, Abu Dabi, Suudi Arabistan ve Katar bonoları üzerinde de etkili oldu. Daha önce Suudi Arabistan’ın iki büyük holdingi de toplam 22 milyar dolarlık borç erteleme talebinde bulunmuşlardı. Ortaya çıkan batıkların dünyanın birçok büyük banka ve finansman kuruluşunu zincirleme bir şekilde etkilemesi bekleniyor.

Ülkede son iki yıldır emlak sektörü gerilemeye devam ediyor. Özellikle içinde bulunduğumuz yıl içinde emlak fiyatlarındaki düşüş hızlanmış ve zirve seviyelere göre yüzde 60 oranını geçmişti. Ancak düşüşün hâlâ alınacak yolu olabilir. Çünkü örneğin yıl başında açılacak olan dört milyar dolarlık 818 metre yüksekliğindeki 162 katlı Burj Dubai’nin ofis alanları metrekare başına 43 bin dolardan satılmaya çalışılıyor.