DR. HİKMET KIVILCIMLI: MÂLİK’ÜL MÜLK: MÜLKÜN EZELÎ VE EBEDÎ SAHİBİ

Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı ()

dr.2Sınıflı topluma çözülen bedevi Medineli, Mekkeli fakir fukara: ipotek altında yoksullaştırılmış köylü esnaf ve züğürt bezirganların ganimet: mal mülk gösteriş düşkünlüklerini gördükçe; Muhammed derinden sarsılıp üzülüyordu. Kuracağı yeni İslam medeniyeti de öncekiler gibi bu arsız maddiyatçılık içinde çökecek miydi? Sık sık ayetlerde azarlayarak korkutarak uyardı. Ama en şiddetlisi enfal suresiyle oldu: “Ganimet Allah’ın ve peygamberinindir” keskin savaş komünizmi hükmü bildirilmiştir. Bu hükmü sonradan esnetmek zorunda kalmıştı, çünkü medeniyeti yayılırken kişi mülkü gelişimini gemlemek olanaksız kaldığı gibi, bendledikçe selleşiyordu. Gözleri doyar da belki maneviyata, İslam’ın dediklerine uyarlardı…

() Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın bu yazısı Allah-Peygamber-Kitap adlı kitabından aktaran BİLİM VE GELECEK dergisinden alınmıştır. (V.P.)

Muhammed’in iyi dilekleri Hülafayı Raşidiyn: cennetle muştulanmış dört halife devri kadar, bir çeyrek yüzyıldan biraz aşırı tuttu. Mekke’nin Ebu Sufyan bezirganları-tefecileri iktidarı almakta gecikmediler ama yine de Allah’ın kamunun mallarını özelleştirmeleri kolay olmadı. İslam yavaş yavaş bezirganlaştırıldı. Muhammed’in mülk Allah’ındır prensibi yelle yuf oldu, içi boşaltıldı.

Gerçek değişti mi?

Aradan yüzlerce yıl geçti azgın bezirganlık yerini azgın finans kapitalizme bıraktı, dünya malı Allah malı durmadan kişi mülküne devşirildi, devşiriliyor…

Muhammed’den 700 yıl sonra gelen İbn Haldun; Muhammed’in geleneklerle: Naklen alıp kendi aklıyla sezdiklerini de geleneklerle Allahçılığa tabi tutarak koyduklarını, akılla nakili ayırarak gerçeklerle koymak zorunda kaldı: gerçek bir kez daha hatırlatıldı: mala mülke düşen medeniyetler toplumlar çürüyüp batıyorlardı. Kamu malına kolektif aksiyona gelenekle olsa değer veren o değeri içinde taşıyan göçebeler yerleşikler durumlarını bozmadıkça daha canlı ve uzun ömürlü medeniyetler devletler geliştiriyorlardı…

Muhammed’den 1200 yıl sonra gelen Marks-Engels aynı şeyi üretici güçler temelinde kapitalist toplumun gelişim biçimiyle koydu: modern sosyalizmi müjdeledi.

Ve Marks’tan sonra dünyanın üçte biri sosyalist oldu. Olaylar inatçıydı. Gerçekler neyseler öylece, gidiş kanunları bilinmeli ve uyulmalı aksi takdirde aşırı kayıplarla uymak zorunda kalınırdı.

Muhammed geleneksel olarak, her akılcı sentezini veya sentezlerini Allah’a dinine bağlayarak ilerliyordu. Aklıyla, nakille gelen din geleneklerini ayıramıyordu henüz; tersine aklını da o skolastik din geleneğine sımsıkıca bağlıyordu. O zamanlar içinde öyleydi. Ama bütün o batıni mistik gelişim içinde bile aklını köreltmedi. Aklı kullanmayı Allah emri yaptı. Bizim şu akıllıca rasyonalist geçinen kütüphane fareleri uzmanlar, erüdisyon kırkanbarları şüphesiz ki Muhammed’i beğenmezler, ama kendileri akılcı makyajlarının altında bin beter skolastiktirler ve yaşamdan koparak kitap kemirirken akıllarını törpülerler aslında; gerçeklerden uçup giderler.

Bu yüzden, Muhammed, içinde bulunduğu tarihsel devrim derslerini Allah kanunu yapıyordu. Bizler o batını mistik skolastik kabuğa aldanmadan içindeki özü bulup ortaya çıkarabilirsek dersimizi alabiliriz.

“Mülkün ezeli-ebedi sahibi sadece Allah’tır” sözü yabana atılabilir mi?

Sınıflı toplumun yaşanan realitesi ne olursa olsun, tarihsel akışa kabaca bakan temiz bir akıl, Allah’ın yani doğanın ve kamunun malını varlığını yağmalıyorlar demez mi? Ve çocuklar bile sezmekte gecikmiyorlar. Lakin sınıflı toplum çalmayı öğrettiği için eğitim şimdilik kişi mülkünden yana geliştiriyor.