CIPOML 21. Genel oturumu sonuç deklarasyonu: Burjuvazi saldırıyor emekçiler birleşiyor

CıpomlGeçtiğimiz ekim ayında Ekvador’un başkenti Quito’da 21. Genel Oturumu’nu toplayan Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML) sonuç deklarasyonunu yayınladı. “Uluslararası mali sermaye çevrelerinin 2008 yılında başlayan kapitalist kriz ardından dünya ekonomisinde iyileşme belirtileri içeren beklentisi, uluslararası karakterde yeni bir ekonomik krizin ortaya çıkmasına yönelebilecek unsurların artmasıyla endişeye dönüştü” denilen deklarasyonda, burjuvazinin artan ekonomik ve politik saldırılarına karşı işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesinin yükseldiği ve sınıf partilerinin kitle bağlarının güçlendiği tespiti yapıldı.

CIPOML, Türkiye’de Ankara Katliamı, Burkina Faso’daki darbe karşıtı halk ayaklanması, Meksika ve Kolombiya’da devrimcilere yönelik saldırılar ve Hindistan’daki politik baskı üzerine de dayanışma bildirileri yayınladı.

CIPOML 21. Oturum Sonuç Deklarasyonu’nun tamamı şöyle:

Burjuvazinin açık ve örtülü saldırılarına karşı politik ve ideolojik mücadeleyi yükseltelim!

“Kapitalist emperyalist egemenliğe karşı işçilerin ve halkların mücadelesinin uyanışı ve gelişiminin devrimci güçlerde yarattığı heyecanla Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı CIPOML, 21. Genel Oturumunu gerçekleştirdi. Her zaman olduğu gibi çalışmalarını yoldaşlık, kardeşlik ve proleter demokrasi ortamında tamamladı.

Tüm konular gerçek bir açıklıkla tartışıldı ve hiç şüphesiz ki, Konferansın gelişimi ve güçlenmesi sürecinde, işçiler ve halklar arasında politik çalışması için partilerimize ve aynı şekilde CIPOML’nin proletaryanın uluslararası örgütü, devrimci politik öncüsü olarak ilerlemesine değerli araçlar sunan önemli bir dönüm noktası kaydedildi.

Bu önemli toplantıdan, “CIPOML’nin işleyişi için normlar” ve “Uluslurarası Durum ve Görevlerimiz” gibi değerli metinler kabul edildi. Bu materyaller ilk olarak her bir partide önceden tartışıldı; bu oturumda dile getirilen ve kabul gören fikirler ve görüşlerle zenginleştirildi ve oturumda onaylandı.

İYİLEŞME BEKLENTİSİNDEN KRİZ ENDİŞESİNE

Bugün kapitalist emperyalist sistemin büyük zorluklarla karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Uluslararası mali sermaye çevrelerinin 2008 yılında başlayan kapitalist kriz ardından dünya ekonomisinde iyileşme belirtileri içeren beklentisi, uluslararası karakterde yeni bir ekonomik krizin ortaya çıkmasına yönelebilecek unsurların artmasıyla endişeye dönüştü. Gerçekte, Arjantin, Brezilya, Ekvador ve Venezuela gibi, henüz bir süre önce dünya ekonomisinin itici güçleri görevini yerine getiren bazı ülkeler şimdiden ekonomik kriz içindedir; düşük ekonomik büyüme endekslerini yaşıyorlar ve bu düşüş uluslararası burjuvaziyi endişelendirmektedir.

Bu bağlamda, sosyal demokrat, neoliberal, reformist hükümetler mali sorunlarını aşmak ve sermaye sahiplerinin çıkarlarını korumak için geleneksel ekonomik politik önlemlere başvuruyorlar: Zaten var olan ekonomik sorunları sırtlayan işçiler ve halklara yüklenecek bir dizi tasarruf önlemini uyarlamaktan başka bir şey olmayan uyum programları gündeme getiriliyor.

MÜCADELEYİ FRENLEME SALDIRILARI

Bunlarla birlikle, halkların mücadelesini frenlemek için bir yandan hedef göstererek diğer yandan kör terör eylemleriyle baskı politikaları uygulanıyor. Türkiye’nin Ankara kentinde gerçekleştirilen 10 Ekim terörist saldırısı buna örnektir; saldırıda aralarında EMEP’in ve Emek Gençliğinin 16 değerli komünist militanının da bulunduğu 100’den fazla insan hayatını kaybetmiştir, Konferansımız anılarına kızıl bayrağı yarıya indirirken yoldaşlarımızla; Türk ve Kürt halklarıyla dayanışmasını ifade eder.

Hiç şüphe yok ki, bu durum aynı zamanda, işçilerin ve halkların sadece kendi doğal ihtiyaçları için değil, politik talepler için de tepkilerinin giderek artmasına neden olmaktadır; işçiler ve halklar egemen sınıfların çıkarlarını savunan farklı politik akımların kendilerini aldatmasından artık bıkmıştır.

Bunun bir örneği Burkina Faso’da yaşanmaktadır. Burada emperyalistler ve burjuvazi içindeki çatışma ülkeyi gerici bir iç savaşın sınırına getirmiştir. Ülkede devrimci bir durum yaşanmaktadır ve bu bağlamda Volta Devrimci Komünist Partisi bu durumdan devrimci bir çıkış bulunmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Konferansımız, PCRV ile dayanışmaktadır.

Halklar iş, ücret ve demokratik haklar için ve devletlerin gericiliğine ve faşizmine karşı mücadele etmekte; açlık, kitlesel göçler gibi büyük sorunları beraberinde getiren ve bu sorunların büyümesine neden emperyalist güçlerin karşılıklı çelişkilerinin neden olduğu savaşları lanetlemekte; Filistin halkına yönelik devamlı siyonist saldırıları, Irak ve Afganistan vs. topraklarına yönelik bombardımanları reddetmektedir.
Marksist Leninist parti ve örgütler tüm bu mücadeleler içinde ön sıralarda yer almakta, politikalarını işçiler ve halklar arasında yaygınlaştırmakta, bu mücadeleye devrimci bir yön vermek için çaba sarf etmekte, cesur ve örnek Marksist Leninist komünistler bu nedenle canlarını vermektedir. Ancak, hâlâ yeterince büyük olmadığımızı, bu dönemin komünistlerden beklediği görevleri yerine getirmek için her ülkede yeterince mevcut bulunmadığımızı da kabul ediyoruz.

Çalışmalarımızı eleştiri sürecinden geçirdik, çünkü Marksist Leninist komünistler olumlu deneyimlerle ilerlemek, hata ve sınırlılıkları aşmak için yaptıklarını nesnellikle yargılamalıdırlar.

İDEOLOJİK MÜCADELE ZORUNLULUĞU

Parti ve örgütlerimizin her bir ülkede ideolojik, politik ve örgütsel öncülüğünü yerine getirmek için çaba harcadığını; bu süreçte uluslararası burjuvazi ve her ülkenin hakim sınıflarının kapitalist emperyalist egemenliği devam ettirmek ve işçilerin, gençliğin, kadınların ve genel olarak halkların verdiği devrimci mücadeleye engel olmak için yarattığı farklı nitelikteki sorunları aşmak zorunda ve aşmakta olduğumuzu düşünüyoruz.

Sadece burjuvazinin açık politikalarına karşı değil, ayrıca görünüşte ilerici hatta devrimci pozisyonda olan ancak gerçekte karşı devrimci oportünizm enjekte edilmiş politikalarla da mücadele etmek zorundayız. Öte yandan burjuvazinin hizmetinde buluşan Kruşçevizm, Maoizm gibi çeşitli revizyonist ya da karşı devrimci Troçkizm gibi politik akımlarla da mücadele ediyoruz.

İktidarın ele geçirilmesi ve sosyalizmin inşası için, proletaryanın bilinçlenmesini ve bağımsız örgütlenmesine engel olacak ya da buna karşı gelecek ideolojik-politik her akımla mücadele kaçınılmazdır.

TARİHİ CEVAP MARKSİZMDİR

CIPOML üyesi örgütler olarak ideolojik politik dünya görüşümüzü yeniden ilan ediyoruz. Sadece Marksizm Leninizm insanlığın ekonomik, politik ve toplumsal sorunlarına doğru bir yanıt verebilir, sorunların kökenini ve aldığı yönü doğru tespit edebilir; bu nedenle komünizm için mücadelemiz sadece yeni bir dünya yaratma talebine bir yanıt değil, aynı zamanda işçi sınıfı ve halkların, insanın insanı sömürmesi üzerinde yükselen bütün bir sistemin reddi için de verdiği tarihi cevaptır.

İnsanlığı şiddetin hakim olduğu kapitalist sömürü sisteminden kurtuluşu için mücadele ediyoruz; bu sistemde, emperyalistler arası çelişkilerin keskinleşmesine ve diğer yöntemler başarısızlığa uğradığında silahları dayanak yaparak rakipleriyle hesaplaşma arzusuna bağlı olarak dünya ölçeğinde çağrışımları bulunan bir savaş tehlikesini bu sistem bağrında taşıyor. Marksist Leninist komünistler hakim sistemin savaşçı karakterini lanetliyor, işçiler ve halkların kitlelerin örgütlü devrimci eylemi olmadan zincirlerini kıramayacaklarını da biliyoruz.

CIPOML’nin 21. Oturumunu, örgütümüzün doğru yönde doğru adımlar atmakta olduğuna vurgu yaparak tamamladık. Bu toplantı uluslararası Marksist Leninist hareketin proletaryanın, emekçilerin, gençliğin ve dünya halklarının özgürleşmesi için verdiği kavgada yeni bir başarı olmuştur.

Yaşasın Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı CIPOML!

Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!

Yaşasın Marksizm Leninizm!”
CIPOML ANKARA KATLİAMI BİLDİRİSİ:

Faşist saldırılar Türkiye emekçilerinin mücadelesini durduramayacak!
Yoldaşlar, konferansımız, emek barış ve demokrasi için eylem yapan 103 kişinin katledildiği, yüzlerce kişinin yaralandığı vahşi Ankara Katliamı’ndan kısa bir süre sonra toplandı.

Katledilenler arasında, Türkiyeli kardeş partimizden de, biri GYK üyesi olmak üzere 16 cesur yoldaşımız da vardı. Koordinasyon Komitesi olarak Emek Partisine ve öldürülen yoldaşlarımızın ailelerine başsağlığı diliyor ve tüm yaralıların bir an önce iyileşmesini umuyoruz. Bu gaddar saldırıda yaşamını yitiren yoldaşlarımızı ve tüm kurbanların anısını saygıyla anıyoruz. Onların örneği, cesareti, idealleri her zaman mücadelemizde yaşayacak ve emekçilerin sömürülmediği, halkların ezilmediği yeni bir toplum için verdiğimiz bu mücadeleyi güçlendirecek.

TESADÜF DEĞİL BİLİNÇLİ HEDEF

Yoldaşlar, kardeş partimizin bu kadar çok üyesinin katledilmiş olması bir tesadüf değildir. Ankara Katliamı’nın politik hedefi açıktır: Türkiye işçi ve demokratik halk hareketinin en ilerideki, en kararlı güçlerine saldırmak, kitleleri terörize etmek için liderlerine darbe indirmek.
10 Ekim’de gerçekleştirilen bu korkakça saldırının politik sorumlularının kim olduklarını biliyoruz. Gerici ve savaşçı Erdoğan rejimidir, iktidarı kaybetmemek için Diyarbakır ve Suruç saldırıları ve faşist provokasyonlarının ardından savaş ve faşist terörle saldırı ve provokasyonların seviyesi artırılmıştır.
Bu zalim saldırı Erdoğan’ın, partisinin ve hükümetinin sonunun başlangıcına işaret etmektedir. İşçi sınıfı ve Türk ve Kürt halkları, kardeş partimiz EMEP ile birlikte bu katliamın sorumlularına hak ettikleri yanıtı verecektir.

SOSYALİST TÜRKİYE İÇİN MÜCADELE

Türkiye emekçileri ve halklarını bu faşist ve terörist provokasyonlar durduramayacak, hükümetin ülkeyi yıkıma ve kaosa sürükleyen savaş politikasına boyun eğmeyeceklerdir.

Katliamın ardından emekçilerin ve halk kitlelerinin yanıtı birlik ve kararlılık olmuştur. Birçok fabrika, işyeri ve kentlerde büyük bir güç ile rejimin politikaları lanetlenmiştir.
AKP’nin gerici hükümetine karşı mücadelenin ateşi demokratik, ilerici ve sosyalist bir Türkiye için geleceği hazırlamaktadır.

Türkiye emekçileri ve halkları ile güçlü enternasyonal bağımızı yineliyor, mücadeleleriyle büyük dayanışmamızı ifade ederken, gerici Türk devletinin savaş ve terör politikalarını lanetliyor ve katliamların tetikçilerini ve destekçilerinin cezalandırılmasını talep ediyoruz.

Kardeş partimiz EMEP, yönetici ve üyelerinin gerçek bir demokrasi, ulusal haklar ve toplumsal değişim için ülkelerini özgürleştirme mücadelesine destek ve kardeşçe dayanışma duygularımızı paylaşıyoruz.
Yaşasın Türk ve Kürt emekçilerinin ve halklarının mücadelesi!
Yaşasın Emek Partisi!

Afrika’da halk devriminin ayak sesleri

Burkina Faso’daki devrimci mücadeleler ve ayaklanmalar ile dayanışma mesajı yayınlayan CIPOML, 30 ve 31 Ekim 2014’de 27 yıldır iktidarda olan diktatör Blaise Compaoré’nin yenilgisini sağlayan halk ayaklanmasını hatırlattığı bildiride halk ayaklanmasının kazanımlarını ortadan kaldırmak için ABD, Fransa, Avrupa Birliği gibi emperyalist güçlerin ve Geçiş Hükümeti, askeri darbe ile ifadesini bulan burjuva gericiliğin manevralar yaptığına dikkat çekti.

Açıklamada, “Halk mücadelesi tüm ulusal topraklarda savunma ve güvenlik güçlerinin barbar baskılarına rağmen gerçek bir demokrasi, özgürlük ve toplumsal ilerleme için devam etmektedir. Devrimci ve demokratik hareketin mücadele ve örgütlenme çabaları, özellikle Voltaic Devrimci Komunist Parti’nin (PCRV) siyasi faaliyetleri ve geçici bir devrimci hükümetin ve kurucu meclisin oluşturulması için devrimci bir alternatif ortaya koymasıyla sürdürülmektedir” denildi.

ABD ve Fransa başta olmak üzere yabancı askeri güçlerin ülkeyi terk etmelerinin talep edildiği açıklamada, ulusal bağımsızlık, gerçek demokrasi ve toplumsal ilerleme için Burkina Faso işçi sınıfı, halkları ve gençlik mücadelesi ile enternasyonalist dayanışma içinde olunduğu ifade edildi.

Kolombiya ve Meksika’da siyasi cinayetlere son!

Uuluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı 21. Genel Oturumu’nda Meksika ve Kolombiya’da hükümet güçlerince öldürülen ve tutuklanan devrimcilerin durumlarına da dikkat çekildi. Yayınlanan iki ayrı bildiride katliamların hesabının sorulması ve tutukluların derhal serbest bırakılması istendi.

KOLOMBİYA’DA EPL GERİLLALARI ÖLDÜRÜLDÜ

Kolombiya’da FARC ile “barış görüşmeleri” yürüten hükümet diğer gerilla örgütlerini ise bu diyaloğun parçası yapmayı reddediyor. 3 Ekim 2015 tarihinde ‘Megateo’ olarak tanınan Víctor Ramón Navarro Serrano ve Kolombiya Marksist Leninist Komünist Partisine bağlı Halk Kurtuluş Ordusu (EPL) üyesi 10 halk savaşçısı Catatumbo bölgesinde Kolombiya hükümetinin bombalı saldırısında hayatlarını kaybetti.
Catatumbo bölgesinden Kolombiya-Venezuela sınırına kadar uzanan bir bölgeye yayılan bombardıman ve saldırıların sonucu olarak onlarca köylü ve tarım işçisi aileler gözaltı ve tutuklanma ile karşı karşıya kaldı, yerlerinden edildi ve sayısız insan hakkı ihlalleri devam ediyor.

Konuyla ilgili bildirisinde CIPOML, “Farklı örgütlerden ve politik güçlerden halk savaşçılarının öldürülmesi ve tutuklanmaları, insan hakları ve uluslararası insan haklarına mütemadiyen yapılan saldırılar, yoksulluğu ve bağımlılığı derinleştiren politikaların arttırılması kendini yanıltıcı bir biçimde barış yanlısı olarak gösteren bir hükümet ile çelişmektedir” diyerek, “Saldırılar sonucunda yitirilen EPL’li savaşçıların yaşamları, halkın özgürlük mücadelesine, onun çıkarlarının müdafaasına ve öz-karar alma ve sosyalizm hakkına katılımın onurlu birer örneğidir” dedi. Açıklamada, “Yoldaşımız Víctor Ramón Navarro Serrano’nun -Megateo-ve diğer on EPL üyesi savaşçının ölümüne sebep olan ve şüphe duymadan devletin gerçek suçları arasında gördüğümüz olayları kınıyoruz. Juan Manuel Santos hükümetini toplumsal adaleti getirecek bir barışın, insan haklarının ve uluslararası insani hakların düşmanı olarak ilan ediyoruz. Santos’un aslında adaletsizliği, demokrasi karşıtlığını ve halka karşı şiddeti sağlamlaştırmak için sunduğu barışın bir hile olduğunu açıkça ortaya koyan halkın kadın ve erkeklerinin korkakça ve zalimce katliamlarını, bombardımanlarını ve uluslararası insan hakları ihlallerini reddediyoruz. Juan Manuel Santos hükümetinden bombardıman ve uluslararası insan hakları ihlallerinin son bulmasını talep ediyoruz” denildi.

MEKSİKA’DA İKİ CİNAYET, ONLARCA TUTUKLU

Öte yandan Meksika’da da 3 Şubat 2015 gününde, Morelos Eyaletindeki Ayala kasabasında kaçırılan ve kafası kesilerek öldürülen Devrimci Halk Cephesi (FPR) Yöneticisi Gustavo Alejandro Salgado Delgado ile 7 Haziran 2015 tarihinde, seçim boykotu eylemleri sırasında Tlapa de Comonfort kentinde polis tarafından katledilen Meksika Komünist Partisi (Marksist-Leninist) Polit Büro Üyesi Antonio Vivar Diz -Kumandan Tonyo- da unutulmadı.

Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML) bu cinayetleri de kınayarak, “Aynı tarihte, 7 Haziran’da Oaxaca şehrinde yüze yakın FPR üyesi gözaltına alınmış ve bunların 25’i bugüne kadar tüm temel hakları ihlal edilerek Meksika devletinin ülkedeki işçi ve halk hareketleri karşısında rehin olarak kullanması amacıyla tutuklu halde kalmıştır. Tüm bu olaylar bir yandan Enrique Peña Nieto hükümetinin halkların mücadelesini zulüm ve terör ile bastırmaya kararlı olduğunu göstermektedir. Bir yandan da halkın memnuniyetsizliği ve hareketliliği ilerlemekte ve büyümektedir” denildi.
Açıklamada, “FPR üyesi 25 siyasi suçlu ve diğer yüzlerce siyasi suçlunun özgürlüğüne kavuşturulmasını istiyoruz” denildi.

HİNDİSTAN’DA EMEKÇİLERE VE HALKLARA ÖZGÜRLÜK!

CIPOML, Hindistan’da sağcı Ulusal Demokratik İttifak’ın (NDA) bir buçuk yıldır uyguladığı baskıcı politikaları da kınadı. Yayınlanan bildiride, hükümetin mücadeleci tekstil işçilerini tutukladığı belirtilerek işçiler üzerindeki baskıların derhal sona erdirilmesi istendi. Öte yandan uluslararası burjuvazinin ve Hindistan hükümetinin yerli halklar üzerindeki baskılarının arttığına dikkat çekilen bildiride, Kaşmir bölgesinde yaşayan Müslüman halka yönelik katliam politikaları ve Hıristiyanlara yönelik ayrımcı uygulamalar da lanetlendi. Bildiride, “Hindistan anayasasının seküler maddelerinin uygulanmasını talep ediyoruz” denilerek Hindistan emekçileri ve halkla enternasyonal dayanışmanın sürdürüleceği vurgusu yapıldı.

Kaynak:www.evrensel.net