Web
Analytics

Buradan bir “V for Vendetta[*]” hikayesi çıkar mı dersiniz; Size baba diyebilir miyim?

Yazar: Dr. Mine YILDIZ(**)

Telefon görüşmesini anımsayalım; “Tamam babacım, peki babacım, olur baba, bir daha söylesene babacım, sıfırlamadık henüz babacım.…”
Baba figürünü yücelten toplumumuzda otoriter eğilimler, yerini güçlü karaktere sahip çocuklara bırakır mı dersiniz?
Biz kocaman bir aileyiz! Ailenin reisi belli; “Baba”. Babanın söylediklerine itiraz etmek ne haddinize.
Freud, “Totem ve Tabu” adlı kitabında baba-oğul mücadelesinden söz eder. Totem ve Tabu’daki  “ilksel baba”yı anımsayalım. İlksel baba; kadınlar, mal-mülk, erkekler yani tüm kabile üzerinde egemen. Herşeye sahip olan. Ne zamana kadar peki? Ta ki oğullar babaya karşı bir komplo hazırlayıp, onu devirinceye kadar. Birleşip babalarını öldüren oğulların çektiği vicdan azabı toplumların ve dinin, kurulu düzenin temelini atmıştır Freud’a göre. Ve yine Freud der ki; Otoriter baba figürünün tabulaştırılması insanlık tarihinin bu ilk cinayetinden sonra başlamıştır.  Bu hikayeye göre babanın iktidarını deviren oğullar, kabilede ne varsa bölüşürler. Böylece babanın iktidarının, otoritesinin yerini eşitlik ve demokrasi alır.
Aslında karşımızda kocaman bir kültür ve uygarlık sorunu var!
Doğu toplumlarına yani Şark’a bakacak olursanız baba, her şeyi bilen ve muktedir olandır. Osmanlı Sultanı,  Moğol Hükümdarı, Çin ve Hint İmparatoru… Hepsi birer Doğulu baba figürüdür. O, her şeye kadir olandır. Otoritesi sorgulanmaz. İlk ve son sözün sahibidir. İtaate zorlayan güç ve figür O’dur. Kimi zaman kürsüde, kimi zaman aile meclisinde… Şark’ta babanın otoritesine direkt karşı gelemez, ancak arkasından iş çevirebilirsin. Acaba “Şark kurnazlığı” sözü buradan geliyor olabilir mi?
Batıda böyle değildir durum. Batı, babayı çoktan öldürmüştür sembolik manada. Otoritesi paylaşılmıştır. Yasak koyucu baba, devrilmiştir. Batı, Krala Magna Carta’yı imzalatmıştır! Doğu’da Magna Carta ne arar!
Peki ya Türkiye? Türkiye’nin babası: Cumhurbaşkanı Erdoğan(!). Elbette önceleri baba değildi, abiydi: “Sizin Kasımpaşalı abinizim…” demişti. Abimiz olmayı kafaya koymuştu ve oldu da; “Benim başörtülü bacılarım” dedi. Seçim zaferleri onu abilikten, “babalığa” terfi ettirdi; Bir kesimin sözcüsü ve temsilcisi olarak “demokrasi kahramanı” idi önceleri. Bir önceki babaların iktidarını sarstı. Onları yerlerinden etti. Birilerine parmağını salladı, kadınların kaç çocuk doğuracağına, doğum biçimlerine, kürtaja kadar fikir beyan etti. İçki içenlere ayran için dedi. Fetvaların ardı kesilmedi; Kızlı erkekli aynı evde kalınmaz, taraf olmayan bertaraf olur, dedi. Bu arada “Erdoğan’ın kılıyım” diye bağıran teyzeler ile “senin için kefenimizle geldik” diyenler oldu. Erkek egemen söylemin sahiplenicileri gibi “Hem döverim hem severim, bundan kime ne?” demeye getirdi. Kendisine tapınılır oldu, hikmetinden sual olunmaz, dedirtti…
Doğu kültüründe baba tam da böyle birşeydir. Anne ve çocukların itaat etmesi gereken bir kült! Fevkalade öfkeli, kızgın kimi zaman da sert. Birilerini azarlamaya ve pataklamaya hazır; Berkin Elvan’ın annesini yuhalatacak kadar, sigara içeni fırçalayacak kadar. Fiziki olarak tokatlayamadıklarını da sözleriyle, maliye müfettişleriyle, sansürle döven bir Baba. Yurtiçi, yurtdışına kafa tutan adam! “Eyy Nobel Sen Nasıl Barış Ödülü Dağıtıyorsun!”,“Eyy New York Times, haddini bileceksin”…
Doğu insanı öyle ki; olur ya birileri babaya karşı gelmeye kalkar, bu başkası tarafından kandırılmışların/hainlerin(!) tez kellesi uçurula! Doğu böyle bakar mevzuya. Doğu’da baba, çocuklarının kendisine karşı başka bir baba tarafından kışkırtıldığını düşünür. Ona direkt başkaldırdığını değil. Çocuklarının ona başkaldırabileceğine inanmaz. Doğu’da baba sadece dışardan gelecek olan öteki babadan korkar. Gezi direnişçileriyle ilgili ne demişti baba; Bu geziciler yurtdışı mihraklar tarafından kışkırtıldı, bunların kökü dışarda! , Eyy Geziciler bir tane ağaç diktiniz mi!..
Doğu’da baba çocuklarıyla iktidarını paylaşmaz!
Devlet baba-Cumhurbaşkanı baba… Otoriter Doğu toplumlarında baba “paranoyak bir kabadayıdır” kimi zaman. Kimi zamansa şüpheci veya nevrotik bir vaka. Acaba arkamdan bir iş çeviriyor olabilirler mi? Ne demişti Türkiye’nin babası 17-25 Aralıkla ilgili;   “Komplo kurdular” (!)
Şark (Doğu); kültürüyle, diliyle, diniyle, siyasetiyle, ideolojisiyle, yaşam tarzıyla Garp’tan (Batı) çok farklı.  Doğu toplumları paternalist liderlere tapar. Bu tür liderin toplumla ilişkisi ile Şarklı babanın çocuğuyla ilişkisi benzer. Şarklı baba/lider sadece iş yaşamını değil, çocuğunun özel yaşamını da düzenler. Kiminle evleneceğini, torununa hangi ismin konulacağına  vs… Batıda  liderin/babanın bireylerin özel hayatına ve tercihlerine karışmasına izin verilmez. Doğunun tersine Batıda paternalist liderlik, olumsuz bir anlam ifade eder, otoriterlikle eş değerde algılanır. Doğuda, lidere/babaya saygı ve itaat şarttır. Weber’in de dediği gibi, geleneksel babacıl otorite, köklerini patriarkal (ataerkil) aile yapısından alır.
Türkiye seçmeninin çok önemli bir kısmı oy vereceği siyasi liderde babalık vasfı arar. “Elini masaya vuracak,  erkek egemen söyleme sahip olacak”… Türkiye toplumunun büyük bölümünün Paternalist liderlere oy vermesinin nedeni bu olabilir mi? Seçimlerde bu tür politikacılara meyletmeleri? Naif, barışçı, hoşgörüden yana, yumuşak başlı, konuşarak anlaşalım tipi siyasetçilerle ilgili “Bundan lider olmaz” diye düşünürler. Siyasi tarihimiz boyunca halkın oy verme davranış ve eğilimlerine bakıldığında ağırlıklı olarak bu tür liderlerin tercih edildiği açık ve net görülebilir.
2002 seçimlerinden bu yana 13 yıllık AKP iktidarını ve Erdoğan’ın başarısını makarna, bulgur ve kömür yardımına bağlamak bana göre hiçbir zaman tatmin edici bir yanıt olmadı. Halkı cehaletle suçlayıp, aşağıda gören elitist yaklaşıma göre, AKP seçmeni “oylarını bir paket makarnaya satan cahiller topluluğu”. Aslı öyle değil. Bu bir cehalet meselesi asla değil. Bu kolaycı bir açıklama. Ayrıca yanlış ve de son derece yetersiz. Türkiye insanının kültürel, psikolojik eğilimlerini dikkate almadan yapılan her açıklama yetersizdir. Mesele makarna meselesi değil, mesele çok daha derinde…
Doğulu Türkiye!
Türkiye’de batılılaşma yanlısı ve karşıtlarının mücadelesi bitmez… Batının bilimsel üretiminden/gelişmelerinden faydalanınız, aman ha kültüründen asla! Erdoğan’ın oylarının neden yükseldiğini anlamak mı istiyoruz? Öyleyse önce nasıl bir kültürün içinde büyüdüğümüze bakalım mı? Ne görüyorsunuz? Tipik bir Doğu ülkesi mi? Laik(!) olması dışında Doğu (veya Orta Doğu) kültürüyle son derece iç içe/çok yakın özellikler taşıyan bir Türkiye değil mi gördüklerimiz?  İnsanı, gelenekleri ve yaşam pratiğiyle daha da önemlisi hala totaliter/otoriter bir anlayışla yönetilen Doğulu Türkiye.  Peki bu yapıdan ne çıkmasını bekliyorduk? Demokrasiyi, hukuku, adaleti, insan hak ve özgürlüklerini, siyasi etiği, basın özgürlüğünü yerleştirememiş bir coğrafyadan ne çıkacak? Beyaz Torosların hatırlatıldığı, halka aba altından sopa gösterilen seçim mitinglerinden ne çıkacak?  Hala 12 Eylül cuntasının yaptığı anayasayla yönetilen bir ülkeden ne çıkacak? Elbet Doğu tipi  liderler çıkacak…
Erdoğan Türkiye toplumunun kanıksadığı tip bir “baba figürü”. Sözü kanun yerine geçen bir baba. Aile reisi olan babanın kararlarını sorgulama hakkı olmayan bir toplumsal kültürden/yapıdan ne çıkacak? Sorgulamaya kalkanların kafası ezilirken seyredenler, hatta ‘vay anarşikler, bunların kökü dışarda, mahpusa tıkmak lazım bunları’ duygusuna sahip milli irade (!) çıkacak. Bizden olmayan yaşamasın diyen anlayıştan bu çıkacak. Elbet bu yapıdan, büyük çoğunluğun evdeki babasına benzer yöneticiler/liderler çıkacak. İnsanımızın alışkın olduğu türden. Bu nedenle liderlerinin yani babalarının -her neyle suçlanırlarsa suçlansınlar-  masum olduğuna inanacaklar. Öyle ya babaları yanlış yapmış olamaz. Yapsa bile onu sorgulamak kimsenin haddi olamaz! Annelerin “akşam baban gelsin, bir bir söyleyeceğim yaptıklarını” diyerek tehdit edilerek büyümüş bir toplumun çocuklarının ülkesi güzel ülkem. Babada/erkekte birden fazla kadınla birlikte olma/boşanma/evlenmeyi doğal bir hak olarak görüp, erkek adamdır, elinin kiridir diyen kadın ve erkeklerin ülkesi. Ancak kadını aforoz etmeye hazırların ülkesi. Kadın cinayetlerine seyirci kalanların, tecavüzcüsüyle evlendirilen hiçleştirilmiş kız çocuklarının ülkesi. Ne acıdır ki, eril söylemin savunucusu azımsanmayacak sayıdaki kadınların ve onların yetiştirdiği evlatların ülkesi. Babalarının gölgesi altında yetişen çocukların… İktidardan korkarak büyüyen, hislerini/düşüncelerini açıkça söyleme hakkı tanınmadığı yada bu hakkı kendisinde görmediği için ailesine yalan söyleyerek durumu idare etmeyi öğrenen çocukların ülkesi. Çocuklarıyla arkadaş olmayan, çocuğunu yada karısını eşiti olarak görmeyenlerin ülkesi. Bastırılan, sindirilen, dövülen, kendi düşüncesini özgürce ifade edemeyen, etmeye kalktığında kafasına vurulan çocukların ülkesi..
Demokratik bir düzenin gerektirdiği özgür bireylere, gerçek yurttaşlara neden mi dönüşemiyoruz? Yeşilçam melodramlarındaki yetim çocuk ne der filmin jönüne; “Size baba diyebilir miyim?”. Türkiye toplumu hep yetim, hep kimsesiz ve hep bir baba arayışında…
Patriarkal düzenin ortadan kalkmasıyla özgür, eşitlikçi demokratik bir ülke kurulabilecek yalnızca.
Peki buradan bir “ V for Vendetta” hikayesi çıkar mı dersiniz? Baba otoritesine/otoriter devlete/faşizmin inşasına karşı zeki bir devrimcinin öncülüğünde örgütlenen bir halk hareketinin hikayesi. Kitleleri sokağa dökecek ve otoriteye diz çöktürecek bir hikaye..
Ne dersiniz?…
[*]  V For Vendetta: Yönetmenliğini James McTeigue’nin yaptığı 2005 yılı ABD-Almanya ortak yapımı film. Geleceğin İngilteresinde geçen filmde terör olaylarında büyük kayıplar verdikten sonra kurtuluşu baskıcı bir yönetimde bulan İngiliz halkının uyanış öyküsü anlatılmaktadır. V olarak bilinen maskeli bir adam, geleceğin totaliter rejimle yönetilen İngilteresinde korkuyla sindirilmiş halkına özgürlük ve egemenliğini geri verebilme mücadelesi içindedir. “İnsanlar hükümetlerinden değil, hükümetler insanlardan korkmalıdır” (filmde yer alan  repliklerden).
(**) Siyaset Bilimci-Sosyolog
Kaynak: http://mulkiyehaber.net/?p=10352

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.