BÖLGESEL SAVAŞ TEHDİDİNE KARŞI ORTADOĞU BİRLİĞİ

Yazar Şamanist

“Birimiz, hepimiz için” diyebilmek ile ”allahu ekber”, ”la ilahe ille allah, muhammedin resulullah” diyebilmek arasındaki yaşamsal bağı kurmaya objektif şartlar zorluyor bizleri…

“Komşun açken sen tok yatamazsın” lafı, laf olmaktan çıktı, bir sosyal dayatma ve “emir” oldu…

IRAK SOSYALİST ARAP CUMHURİYETİ’nin kuzeyinde kurulan siyonist sözde Kürdistan Devleti kökenli terör ve saldırılara karşı etkin mücadele edebilmek için İsrail terör ve saldırılarına karşı etkin mucadele edilmelidir.
Siyonist-emperyalist İsrail yayılmacılığına, saldırılarına ve terörüne karşı direnebilmek; emperyalizmin maşası Kürdistan Devleti’nin gerek PKK maskesiyle, gerek başka maskelerle yürüttüğü saldırı ve teröre karşı etkin mücadele ile birlikte mümkündür. İsrail saldır(tıl)ıyor, Kürdistan saldır(tıl)ıyor…

Bölgede İsrail hegamonyasına da, İran hegamonyasına da, emperyalist güç merkezlerinin hegemonyalarına da karşı durabilecek, geri dönüşsüz kardeşliği egemen ve ebedi kılacak tarihi ve sosyal temeller vardır. Bu dinamikleri bulup onlarla birlikte düşünüp davranmalıyız. Emperyalist güç merkezleri ve yerel ortakları tarafından Irak’ın Kuzey’indeki Kürt halkının Ortadoğu halklarının gözünde ve gönlünde düşürüldüğü durum son derece ibret verici ve yeni facialara gebe bir durumdur. Kanayan ve önümüzdeki süreçte de kanatılmak üzere kaşınacak olan bu ortak yaramızı, daha fazla “mikrop” kapmadan, emperyalistleri ve işbirlikçilerini tecrit ederek, halkların kardeşliği temelinde tedavi edip sarmalıyız.

Suriye’yi, Lübnan’ı, Irak’ın emperyalist saldırıdan önceki meşru cumhuriyetini, Kuzey Kore’yi, Venezuella’yı, Küba’yı savunmadan ne Anadolu’yu, ne Kıbrıs’ı, ne adalar denizini (ege) savunabiliriz…

O halde;

Siyonist Kürdistan Devleti’ne ve siyonist İsrail devletine karşı birlikte ve etkin bir mucadele baslatmalıyız. Bu antiemperyalist, antifeodal ve antikapitalist mücadelede Kürt halkları, bölge halkları ile birlik ve beraberlik içinde olmalıdır. Bu, bölge ve dünya halklarının özgürlüğü için bir tercih degil, yaşamsal bir zarurettir.

Bu anlamda;

Ey Samimi ulusalcılar,

Ey “son Türk devleti”nin ‘yılmaz’ bekçileri,

Ey gerçek müslümanım diyenler,

Gerçekten bağımsız ve demokratik bir cumhuriyetten yana olanlar,

Ey ülkelerinin bağımsızlıgı ve demokratikliği için canını vermeye hazır insanlar,

Ey gerçek sosyalistler,

Ve ey benim çeşitli etnik kökenlerden gelen yiğit halkım,

Ezilen ve sömürülen işçi sınıfım,

Tefeci-Bezirganın insafsızlığında, etnik ve dinsel çapraz ateşte yakılan üretici köylüm,

Hassas, alıngan memurum,

Parça-bölük aydınım:

Sadece İsrail haydutunun saldırılarına karşı ve yalnızca PKK maskeli Barzani-Talabani çetelerine karşı değil, ama aynı zamanda herşeyden evvel ve her şeye rağmen daha evvel, hem bireysel hem de toplumsal olarak ruhumuza işle(ttiril)miş “siyonizm”e; 7000 yıllık bencillikler ve yalan ve korku üzerine kurduğumuz ve çocuklarımıza genetik ve miras yollarıyla aktardığımız “yalancı dünya”ya (emperyalist kapitalizme) karşı amansız bir mucadeleye girişebilmeliyiz, bunu göze alabilmeliyiz.

Hangi kökenden ve dini inançtan gelirse gelsin tum vatansever Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak, 1919 kuvayi-milliye azmi, heyecanı ve örgütlenme dinamizmi ile ekonomik ve sosyal adalet temelinde yükselen bir Türkiye ve Ortadoğu ve Dünya için, yani bizzat kendin için, geleceğin, çocukların için, VATANDAŞ olduğunun bilinciyle düşün, davran ve BİRLİĞİNİ KUR. KİMSEDEN ÇÖZÜM BEKLEME. HELE BİR KURTARICI HİÇ BEKLEME. ÇÖZÜM SENİN KENDİ AKLINLA VE ELİNLE YARATACAĞIN BİRLİKTEN DOĞACAKTIR.

Senin o kutsal diriliş ve varoluş isyanının ve kollektif aksiyon gücünün gene bizzat senin tarafından farkına varılmasında ve anlaşılmasında bizler bir basit kaldıraç olabilirsek, “çorbada tuz”, ateşte “kıvılcım” olabilirsek ne mutlu bize…