VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

“Baş Düşman ” terimi ve içeriği üzerine kısaca

0 8
Türkiyede, özellikle  son gelişmelerde “baş düşman” tartışması ve bunun “Maocu bir görüş” olduğu üzerine ezberci , Marksizm Leninizmin ABC’sinden uzak, ama ML adına yorumların yapılması da yaygınlaştı.
Marksizm Leninizme, onun diyalektiğinden kopuk bir yaklaşım, onun kolunu kanadını koparmak, Marksizm Leninizmin burjuva tek düze  mantıkla bir karikatürünü çizmektir. Çünki (özel olarak sınıf mücadelesinde baş düşman – kapitalizm den bahsedilmediği sürece)  “Baş düşman” terimi Leninistlerin “genel” bir teorileştirmesi değil, somut şartların somut değerlendirilmesine bağımlı olarak ele aldıkları , özgül durumun değerlendirilmesi ile ilgili bir “tesbit” tir.  “Baş düşman”, Sınıf mücadelesinin “siyasi (demokratik) mücadele alan ve biçimi ile ilgili, onun herhangi bir özgül dönemi ve taktikleri ile ilgili olan, “müttefiklerini” bu düşmana karşı harekete geçirmeyi hedefleyen pratiklerin zorunluluğunu ortaya çıkaran “özgül le ilgili” bir tesbittir.

Marksizm Leninizmin  ezberciliği, onu diyalektik bağlantısından kopartarak, Sınıf mücadelesinin  birbirinden ayrılmayan  üç temel mücadele alan ve biçiminden oluştuğu gerçeğini unutur. İdeolojik Mücadele, buna bağımlı biçimsel, alansal olarak Siyasi (demokratik) Mücadele ve Ekonomik (sosyalist) mücadele. “Sosyalistler in görevi” der Lenin, “ proletaryanın sınıf mücadelesine önderlik etmek ve bu mücadeleyi kendisini gösterdiği her iki biçim içerisinde örgütlemektir: sosyalist (sınıf sistemini yıkmayı ve sosyalist toplumu örgütlemeyi hedefleyen, kapitalist sınıfa karşı mücadele) ve demokratik (siyasal özgürlüğü kazanmayı ve siyasal ve toplumsal sistemi demokratikleştirmeyi hedefleyen, mücadele)..” (1) 

Leninin değerlendirmelerini ve tesbitlerini bu iki mücadele biçiminden kopuk, hangisi hakkında yapıldığını hiç merak etmeden , incelemeden ve bu nedenle  iki mücadele biçimini birbirine karıştıran, ya da (Türkiyede yaygınca olan) sınıfsal yapısına ve “duygu”larına uygun olanları seçip öne sürmek, revizyonist akraba olan, ya reformizmle, ya da “hızlı sol” la sonuçlanmakta. 
Yukarıdaki aynı yazısının devamında “bu iki türden faaliyet ve mücadele arasında büyük bir farklılık vardır” diyen Lenin bunu şöyle açıklar;

Farklılık şudur ki, ekonomik  (sosyalist) mücadelede proletarya, hem toprak sahibi soyluluğa ve hem de burjuvaziye karşı, belki küçük-burjuvazinin proletaryaya yönelen unsurlarından aldığı (bu da her zaman değil) yardım hariç, mutlak olarak tek başına bulunur..

 Oysa demokratik, siyasal mücadelede . işçi sınıfı tek başına değildir; bütün siyasi muhalefet unsurları, katmanları ve sınıfları, mutlakiyetçiliğe düşman olduklarından ve ona karşı şu ya da bu biçimde mücadele ettiklerinden, onun yanında bulunmaktadır.

 Burada proletarya ile yan yana, burjuvazinin ya da eğitilmiş sınıfların ya da küçük -burjuvazinin, otokratik hükümet tarafından zulmedilen milliyetlerin, dinlerin, mezheplerin, vb., vb. muhalif unsurları bulunmaktadır.”(1)

Demokratik mücadelede İşçi sınıfının “tek başına olmadığı” nı, “ittifakları” olduğunu vurgulamasından aklı başında bir Marksist Leninist, hatta düşünüp değerlendirme yapabilen averaj bir insan ne anlar.?
Birincisi bunun siyasi mücadele biçimi ve alanı ile igili bir konu olduğunu, ikincisi, ortada bir sürü değişik sınıf ve katmanlardan insanları da kendisine düşman eden, hedef alınması gereken  özgül bir “baş düşman” olduğu gerçeğini vurgular. 
Türkiyedeki “hızlı sol ” Siyasi mücadele ile sosyalist mücadeleyi birbirine tamamıyle karıştırdığı için, onu “sosyalist mücadelenin” kaçınılmaz bir parçası olarak göremez, onu salt  Sosyalist (ekonomik sistem) mücadelesi olarak görür. 
Lenin ”Siyasi mücadeleye ilişkin olarak “sınıf bakış açısı” der, “proletaryanın her demokratik harekete bir itici güç sağlamasını gerektirir. İşçi sınıfı demokrasisinin siyasi talepleri ilke olarak burjuva demokrasisininkilerden farklı değildir, fark nicelikseldir.” der. Arasındaki farkı da “Ekonomik kurtuluş mücadelesinde, sosyalist devrim mücadelesinde proletarya ilke olarak farklı bir temelde ve tek başına ayakta durur. Oysa siyasi kurtuluş mücadelesinde birçok müttefikimiz vardır ve onlara karşı kayıtsız kalmamalıyız.””  (2) 

Siyasi ( demokratik ) mücadelede “baş düşman” özgüldeki durum ve şartlara göre değişir. Belirleyici olan emekci halkların ve onların mücadelesinin o özgülde ve genelde çıkarlarıdır. Stalin bunu”; 

Hareketi hızlandırmak veya yavaşlatmak, kolaylaştırmak veya zorlaştırmak -işte siyasi strateji ve taktiğin alanı ve uygulama sahası bunlardır. ” (3)

diyerek  çok net bir şekilde açıklar.

Stalinin aşağıda belirtilen “özgül” le ilgili Ghosh a cevabı, diyalektik bağlantı kurabilenler için, hem genelde,  hemde özgül de konuyu pratikte açıklayıcı olabilir. 
Ghosh Staline;  “Tüm dünya da şu anda Anti-demokratik kampın başı olarak kabul edilen Amerikan emperyalizmine karşı mücadele devam ederken neden sadece İngiliz emperyalizmine karşı (savaşmamız gerektiği konusu) bana anlaşılır değil ?” diyor. 
Stalin şöyle cevap veriyor;

Çok basit; birleşik ulusal cephesi İngiltere’ye karşıdır, İngiltere’den ulusal bağımsızlığı için, Amerika’dan değil. Bu sizin ulusal özgünlüğünüzdür. Hindistan kimden yarı-kurtarıldı? İngiltere’den, Amerika’dan değil. Hindistan Amerika nın değil, İngiltere nin Common Wealth (Eyaletler) i içindedir. Ordunuzda subaylar ve diğer uzmanlar Amerikalılar değil ama İngilizlerdir. Bunlar tarihi gerçeklerdir ve bunlardan kaçınmak imkansızdır.

Söylemek istediğim, parti kendisini bütün görevlerle, dünyanın tüm emperyalizmiyle savaşmak görevleriyle yüklememelidir. Sadece bir hedef almak gereklidir: İngiliz emperyalizminden kurtuluş. Hindistan’ın ulusal görevi budur.

Stalinin cevabının devamı da aynı şekilde “özgüldeki düşman”, yani baş düşman” a açıklık getiren nitelikte; 

Feodal sınıflar da aynı şekilde. Şüphesiz, kulaklar düşmandır. Fakat hem feodal ağalara hem de kulaklara karşı savaşmak akılsızlıktır. Birinin iki yükü üstüne alması mantıksızlık olacaktır —kulaklara karşı mücadele ve feodalizme karşı mücadele. (4)

“Hızlı  solcu” lara (ezberci demek daha doğru tanımlama) göre, otokratik bir sistem yerine, halkçı bir sistem taratfarı olan ve Otokrasi yi  kendi özgülünde baş düşman ilan eden Lenin de Maocu, ya da reformist. Maksim Grokiye mektubunda Lenin ; “Kapitalizmden kapitalizme fark vardır” diyor. “Kara – Yüz – Oktobrist kapitalizmi (Otoktratik ) ve Na­rodnik (gerçekçi, demokratik , faaliyet dolu) kapitalizmi var. Biz kapitalizmin “aç gözlülüğünü ve zalimliği” ni işçilere ne kadar fazla teşhir edersek, birinci tür kapitalizmin ayakta kalması o kadar güç olur ve kapitalizm o kadar ikinci tür kapitalizme dönüşmek zorunda kalır. Bu tam bize (istediğimize) uygun düşer, tam proletaryanın (istediğine) uygun düşer…” (5)
Lenin ve Stalin in kendi “özgül” lerinde, “otokrasi” yi baş düşman ilan ettiği ve ona karşı mücadele çağrıları ve ittifakları konusunda düzinelerce yazı bulmak zor değildir. Dönemlerindeki “Ya halkla birlikte ya da halka karşı” Sosyalist sloganı, sınıf mücadelesinin Siyasi mücadele biçimi ve alanı ile ilgilidir. Yazıyı uzatmamak için bunlara yer vermeyi gerekli görmüyorum. 
“Müttefik” den bahsedilmesi, farklı olan grupların ortak bir “düşman” ının varlığı temeline dayanır. Bu anlamda, Leninin aşağıdaki şu sözleri biraz Marksist Leninist bilgisi olan ve diyalektik bağlantı kurabilenler için, gerek sözü geçen ” Baş Düşman” kavramının bir “teori” olmadığı, değişken liğe sahip, mücadele çıkarları doğrultusunda  “özgül ” tesbit olduğu, gerekse bunun (sürekli birbirine karıştırılan ) siyasi mücadele biçimiyle bağlantılı olduğunu açıkça ortaya koyar.

Sınıf bilinçli bir işçi, sosyalist mücadele uğruna demokratik mücadeleyi ya da demokratik mücadele uğruna sosyalist mücadeleyi unutabilir mi? Hayır, sınıf bilinçli bir işçi kendisine sosyal-demokrat adını verir, çünkü bu iki mücadele arasındaki ilişkiyi kavrar. Demokrasi yolundan, siyasal özgürlük yolundan geçmeksizin sosyalizme giden bir yol olmadığını bilir.” …….“Demokratik mücadele ile sosyalist mücadelenin koşulları niçin aynı değildir? Çünkü işçilerin elbette bütün mücadelesinin herbirinde, farklı yandaşları olacaktır. İşçiler, demokratik mücadeleyi, burjuvazinin bir kesimi, özellikle küçük-burjuvazi ile birlikte yürütecektir. Öte yandan, sosyalist mücadeleyi ise burjuvazinin tümüne karşı yürüteceklerdir.” (6)

Lenin Sosyalist (ekonomik) ve Siyasi (Demokratik) mücadeleyi birleştirerek, tekleştirmesi gerekliliği, aralarındaki farklılığın, tek başına olma ve müttefiklere sahip olma dönemlerinin somut özgüle uygulanmasının önemini sanırım günümüze uygun olarak şu sözleriyle ortaya koyuyor;

kurucu meclisli bir burjuva cumhuriyetinin, kurucu meclissiz bir burjuva cumhuriyetinden daha iyi olduğunu; ama “işçi ve köylülerin” cumhuriyetinin, sovyet cumhuriyetinin her türlü burjuva demokratik parlamenter cumhuriyetten daha iyi olacağını söyledik. Eğer böylesine detaylı-eksiksiz, dikkatli-tedbirli ve uzun süreli hazırlığımız olmasaydı, Ekim 1917 de, ne zaferi kazanabilir, ne de zaferi sağlamlaştırabilirdik.” (7) 

Sınıf mücadelesinin  nihai hedefi, “baş düşmanı” kapitalizm dir. Bu mücadelenin “siyasi” biçimi ve alanı,  öznel şartları yaratma, demokratik mücadeleyi geliştirme, güçlendirme ile ilgilidir. Bu siyasi mücadele sürecinde emekci halkların çıkarlarına ve mücadelesine karşı değişken “baş düşman” lar, ve buna karşı farklı “müttefikler”  var olacaktır. Böyle dönemlerde,  “burjuva demokrasisi akımının temsilcileri” der Lenin, demokratik görevleri ön plana çıkardığı sürece, sosyalizmin doğal ve özlenen müttefikleridirler.” (8)  Komunist Manifesto da da özetlendiği gibi sosyalistler, işçi sınıfının ve mücadelenin çıkarları, güçlenmesi doğrultusunda, güncel ve acil hedefler için mücadele verirler, ama gündemin mücadelesi içinde aynı zamanda geleceğin mücadelesini temsil ederler. 
Sosyalistlerin görevi sosyalizmi başarmak için demokrasi uğruna verilen siyasi mücadelelerle sosyalist mücadeleyi birleştir­mektir. 

Özellikle nüfusunun % 60 ından fazlası gerici olan, % 99 unun hala parlamentodan umut beklediği , tüm demokratik hakların ortadan kaldırıldığı, adaletsizliğin artık orta çağ iğrençliği boyutuna ulaştığı Türkiye gibi bir ülkede Siyasi mücadeleyi dışlayıp, “baş düşman ” yok ve olmaz gibi ezberci bir anlayışla , “soyut” ve ayağı yere basmayan bir “sosyalist mücadeleden bahsetmek, ML in ABC sinden ve iki mücadele biçiminden haberi olmamak demektir.

Türkiyede acil gündemde olan, “baş düşman” olan  otokrasi ve onun anti demokratik, faşist saldırılarına karşı mücadeledir. Leninin sözleriyle sosyalistlerin “Şu andaki görevi otokrasiyi alaşağı etmek olduğuna göre, Sosyal-Demokrasi, demokrasi uğruna savaşta öncü olarak davranmalıdır, ve dolayısıyla, salt bu nedenle bile, nüfusun tüm demokratik unsurlarına her desteği vermeli ve onları müttefikler olarak kazanmalıdır. ” (9) 

Türkiye de  “demokrasi uğruna savaşta öncü olarak davranma” , “otokrasiyi alaşağı etme” görevi yerine,  otokrasiyi özgüldeki “baş düşman” olarak görmeyen, demokrasi mücadelesini dışlayan yaklaşımlar,  niyetleri ne kadar “iyi” olsa da, pratik sonuçta otokrasinin ve arkasındaki sermayenin ekmeğine yağ sürme pratiğidir. 

Erdoğan A  https://yenidemokrasi.blogspot.com/2019/05/bas-dusman-uzerine-ksaca.html
25 Mayıs, 2019

Notlar
(1) Lenin, Rus Sosyal Demokratlarının Görevi
(2) Lenin, Siyasi Ajitasyon ve Sınıf Bakış açısı
(3) Stalin, Rus Komünistlerinin Stratejisi ve Taktiği Üzerine
(4) Stalin, Hindistan KP Görüşmesi
(5) Lenin, Gorkiye Mektup
(6) Lenin, Küçük Burjuva Sosyalizmi ve Proleter Sosyalizmi
(7) Lenin, Rus Devrimi (1917 Şubatından Ekime).
(8) Lenin, Ne Yapmalı?
(9) Lenini, Rusya Sosyal Demokratlarının Bir Protestosu
Vatan Postası Youtube ABONE OLmak için Tıklayınız

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et! Oku