AZİZ ÇELİK: HAK ARAYAN İŞÇİYE ERGENEKON İFTİRASI

Yazar Aziz Çelik – Birgün  

Ülkemizde hak arayanlar, sendikal mücadele yürütenler, grev-direniş yapanlar yıllar yılı egemen sınıfların ve onların borazanlarının yalan ve iftira kampanyalarına hedef oldular. Siyasi iktidarlar ve borazanları her dönem kirli bilgi (dezenformasyon) yayarak demokratik hak arayışlarını bastırmak, zan altında bırakmak ve meşruiyetlerini yok etmek istediler. Her dönem kullandıkları araçlar değişti: Yeri geldi “komünist” diye korkutmak istediler; yeri geldi “vatan haini” yaptılar, yeri geldi bölücülükle suçladılar. Şimdi moda Ergenekoncu suçlaması…
Logosunun altında “sadece gerçekler” sloganı yer alan Gülen grubuna ait Samanyolu TV birkaç gün önce işçilere ve sendikalara yönelik bu kirli bilgi geleneğinin ve karalamanın yeni bir örneğini verdi. Sendikalaştıkları için işten atılan ve işe dönmek için mücadele eden Desa işçilerine ve onların sendikası Deri-İş’e Ergenekon iftirası, çamuru atmaya kalktı. Asparagas ötesi bu haber geçmişte yapılan karalama ve çamur atmalara rahmet okutuyor. “ETÖ’den akıl almaz oyunlar” başlıklı bu akıl almaz haberin ayrıntılarını www.samanyoluhaber.com/haber-142891.html adresinde bulabilirsiniz.
Samanyolu’nun iftira haberinde bakın ne inciler var: “Ergenekon Terör Örgütü’nün, bazı sendikaları kullanarak işçiler üzerinden akıl almaz oyunlar tezgâhladıkları ortaya çıktı. Sendikaların desteği ile işçilerin işsiz kalmasını ve böylece krizin derinleşmesini planlayan Ergenekon’un oyunu, gizli tanık ifadelerinde ayrıntılı bir şekilde yer alıyor (…)Sendikalar aracılığıyla işçileri sokağa dökecek ve kargaşa çıkaracaktı. Böylece legal eylemler illegal eylemlerle desteklenerek hükümet zor durumda bırakılacaktı. (…) 1980 önce aynısı yaşanmıştı. Bu süreçte sendikaların desteği ile işçilerin işsiz kalmasını ve böylece krizin derinleşmesini planlamaktadırlar.”

Gördüğünüz gibi kriz de Ergenekon işiymiş ve sokağa dökülen, hak arayan işçiler de Ergenekona hizmet ediyormuş. Uyanık editör/muhabir hemen bu duruma somut bir örnek veriyor: “İşte bu tezgâh Türkiye’nin en köklü Tekstil firmalarından Desa Deri’de de uygulanmaya çalışılmış. Çok iyi şartlarda çalışan işçilerin bir kısmı ortada hiç bir sorun yokken iş yavaşlatmaya başlamış.”

Artık akılın, insafın ve gazeteciliğin bittiği bir noktadayız. Gözü dönmüş bir iftira makinesi ile karşı karşıyayız. Nisan 2008’de sendikal nedenle işten atıldıkları yargı kararıyla tescil edilen ve işe dönmek için insanüstü bir çaba ve direnişle fabrika kapısı önünde bekleyen Desa işçileri, onların simgesi Emine Arslan ve Deri-İş Sendikası, faili meçhullerin, katliamların ve siyasi cinayetlerin hükümlü ve zanlılarıyla aynı resmin içine yerleştiriliyor. Böylece bir hak arama mücadelesi yasadışı bir eylem, terör eylemi olarak karalanıyor.

Haberde, Desa işvereninin ağzından sendika’nın ve hak arama mücadelesi, yurtiçi ve yurtdışında yaptığı tüketici boykotu çağrıları bile bir tertip olarak karalanıyor. Haberi yapanlar utanmasa uluslararası işçi ve tüketici örgütlerini de Ergenekoncu ilan edecek. Şöyle diyor haber: “Sendika, yurtdışı bağlantılarını da devreye sokarak Türkiye’ye önemli döviz girdisi sağlayan firmayı zor durumda bırakmak için asılsız iddialar yayıyor.” Neresi asılsız? İftiracılık değil gazetecilik yapsaydınız, mahkeme kararlarına bakardınız, işten atılan işçilerle konuşurdunuz.

Haberin sonunda Desa işvereni bütün işverenleri duyarlı olmaya çağırıyor: “Türkiye’de her sanayicinin bu senaryonun uygulanacağı bir hedef olarak görüldüğünü tahmin ediyorum.”

Gördünüz mü sınıf uyanıklığını! Samanyolu TV ve Desa işvereni şöyle diyor aslında: “İşçi sendikaya mı üye oldu, işten attın direnişe mi geçti, sana boykot çağrısı mı yaptı, sendikacı biraz dik başlı mı çıktı; kolayı var bas ‘Ergenekoncu’ damgasını.” Hem bu iş için borazanlar da hazır. Üstelik o borazanlara yasaları hiçe sayarak, suç işleyerek “bilgi” sızdıran uzantılar da var devletin içinde.

Ama unuttuklarınız var: İftira attığınız o işçiler ve sendikalar bu ülkede demokrasi mücadelesinde bedel ödediler. Öldürüldüler, hapis yattılar, sürgünde kaldılar. Derin devlet, gladyo veya Ergenekon (adı her ne ise) sendikacıları katletti. Bunlardan biri de deri işçilerinin Genel Başkanı Kenan Budak’tır. Derin devletin 1 Mayıs 77’de katlettiği onlarca sendikacının ve işçinin cesedi hâlâ Taksim meydanında yatıyor.

Boşuna çırpınmayın, hiçbir yalan ve iftiranız emeğin onurlu geleneğini karartmaya, mücadeleci sendikalara Ergenekoncu damgası vurmaya yetmeyecek.