VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

Atalık Tohum, GDO’lu Tohum, Hibrit Tohum

Son günlerde hararetli tartışmalar yaşanıyor, GDO, hibrit ve atalık tohum sözleri havalarda uçuşuyor. Ülkemizde kanun bazında yetiştirilmesi ve ithalatı
Atalık Tohum, GDO’lu Tohum, Hibrit Tohum
yasak olan GDO’lu pirinçler, hemen her gün yazılı ve görsel basının gündeminden düşmüyor. Bakanlıkça yapılan araştırmalar sonrasında analiz yaptırılan bir parti ithal pirinçlerin GDO’lu tohumdan üretildikleri anlaşılıyor, tartışmalar, alevlenmeler, yeşil platformların konu ili ilgili basın bildirileri derken, çoğumuzun çok da fazla GDO’lu tohumlar hakkında bilgi sahibi olmadığını görüyoruz. İnsanlar kulaktan dolma bilgilerle GDO nedir sorularını sorup duranlara, kendince anladığı ifadeleri veriyorlar. Bambum ailesi olarak her zaman yeşile dönük tavrımız, çevreye ve gıda güvenliğine olan hassasiyetimiz, şu soruları tekrar hatırlamamıza vesile oldu…

Gdo nedir hangi yiyeceklerde-gıdalarda gdo var? gdo nun yararları, gdo zararları, derken, şimdi sizlere diğer tohum çeşitleriyle birlikte ama en önemlisi “GDO nedir kısaca” bakmak istedik.

Ülkemizde tarımsal alanlarımızda yasal olarak 2 çeşit tohumun kullanılmasına izin veriliyor. Bunlar atalık tohumlar ve hibrit tohumlar. Atalık tohum, nesilden nesle aktarılmış tohumların yani ülkemizin coğrafi şartlarına özgün olarak yetiştirilen tarımsal ürünlerin yeniden üretim yapılması için kullanılan tohumlarına deniliyor. Örneğin Amasya bölgesine ait elma, adı üzerinde o bölgeye ait bir tohumdan üretilmiş olup, nesilden nesile aktarılmış tohumlardan üretilirler. Dolayısıyla atalık tohumla üretilen tarımsal ürünler, ait olduğu iklim şartlarına dayanıklı ve o bölgeye has ürünler olurlar. Tazeliğini uygun ortamlar sağlanmazsa çabucak yitirebilir, çürümesi hızlı bir şekilde devam eder. Fakat atalık tohumlarla üretilen tarımsal ürünler, biyolojik olarak sağlam, daha lezzetli ve vitamin, mineral bakımından daha kapsamlı olurlar. Mevsim dışı üretilemezler, hava şartlarından ve iklim değişikliklerinden etkilenirler. Kısaca atalık tohumlardan yazın ortasında havuç ya da brokoli bekleyemezsiniz. Dalından kopardığınız atalık tohumdan üretilmiş bir elmanın çekirdeği, size yeniden elma ağacı yetiştirebilmenize fayda sağlıyor. Çiftçi tekrar para vermeden, yeni sene için tohumunu, yetiştirdiği ürünlerden temin edebiliyor. Sürdürebilirlik, permakültür, organik tarım kavramları yalnızca atalık tohumlar sayesinde kotarıla biliniyor.

Hibrit tohumlar ise, melezleştirilmiş tohumlar olarak, iki farklı bitki genotipinin birleştirilmesi suretiyle devreye giriyor. Kısaca Amasya elmasının en lezzetli tarafı alınıp, bir başka iklimde yetiştirilebilen farklı bir iklim kuşağından elma ile yeniden melez bir tohum oluşturuluyor. Hatta bu melez tohumlar seralar vasıtasıyla uygun hava ve nem koşulları sağlanarak, kışın patlıcan ya da yazın ıspanak yememize vesile oluyorlar. Dayanıklı ürünler çıkıyor, buzdolabınıza kışın soktuğunuz bir domates haftalarca bozulmadan kalabiliyor. Ürünlerden yüksek oranda verim alınıyor fakat hibrit tohumdan üretilmiş bir tarım ürününün 2. Kuşak tohumu aynı oranda yeniden ürün veremiyor. Kısaca hibrit tohumla üretim yapan tarımcılar, tekrar yüksek oranda ürün olabilmek için, her zaman yeniden tohum almaya mecbur kalıyorlar. Ayrıca bu noktada lezzet noktasında da kayıplar yaşanıyor. Kışın aldığımız hibrit tohumlarla üretilmiş domateslerin tadının olmaması da işte bu sebepten ötürüdür. Çeşitlilik azalıyor, tek tip güçlendirilmiş ama lezzetsiz ve vitaminsiz ürünlere ek olarak tarımcılar sürekli tohum almaya muhtaç bir duruma dönüşüyor.

Gdo nedir sorusuna ve GDO’nun yararları ve GDO zararları nedir sorularına geldiğimizde ise öncelikle şunu belirtmek istiyoruz. Ülkemizde yasalar gereğince, GDO’lu ürünlerin sınırlarımızdan içeri girmesi ve GDO’lu tohumla üretim yapılması yasaktır. Genetiği değiştirilmiş organizma kelimelerinin baş harflerinin kısaltılmış halidir. Laboratuvar ortamında üretilen GDO tohumlarında amaç, yüksek oranda ürün alabilmek, uzun süreli raf ömrü, böceklere ve zararlı bitkilere ve hatta hava koşullarına dayanıklı yeni bir canlı üretmektir. Sadece bitkilerin değil, doğada bulunan her çeşit canlının(hayvanlar gibi) kaliteli bulunan genleri GDO’lu tohumların oluşturulması sırasında kullanılır. GDO’lu tohumlar toprağa ekildiğinde, etrafa polenleri sayesinde kendi GDO formülasyonunu savurur, geniş bir alanda kısırlaşmış bir toprağa sebep olur. Tıpkı zehirli bir gazın yayılması gibi, aynı şekilde doğal su kaynakları, göller ve akarsularda bu durumdan nasibini alır. Kısaca hava ve suyoluyla tabiri caizse her yanı yakıp geçebilirler. Bir kere toprağa GDO’lu ürün bulaşırsa, ertesi sene “vazgeçtim” deme şansınız kalmıyor. Geçen sene gizli olarak Fransa’da yapılan bir araştırma vardı, belki hatırlıyorsunuzdur. Kobay farelere GDO’lu ürünler yedirilmiş ve farelerin her bir yanında bedenleri büyüklüğünde urlar ve bezeler çıkmıştı. Bunun gibi pek çok araştırma, uzun vadede GDO’lu ürünlerin insan sağlığını ciddi anlamda olumsuz yönde etkilediğini kanıtlıyor. Ayrıca bio çeşitlilik diye bir kavram ortadan kalkıp, tek tip ürünlerin ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Birçok ülke GDO’nun insanlığı kurtaracak tek ürün olduğunu söylüyor. Kıtlık, açlık ve küresel ısınmanın önümüzdeki günlerde tüm insanlığı yok edeceğini öngören bazı bilim adamları, GDO’lu tohumlara muhtaç olduğumuz konusunu her zaman gündeme getiriyorlar.

Son derece basit bir anlatımla bu 3 tip tohumunda neler olduğunu, avantajlarını ve dezavantajlarını inceledik. Umut ediyoruz ülkemiz GDO’lu tohuma ve GDO’lu tarıma olan karşı tavrını her zaman devam ettirir ve topraklarımızda özellikle atalık tohumun yetiştirilmesi için çiftçilerimiz cesaretlendirilip, her zaman desteklenirler.
Kaynak: bambum

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.