Anadolu Rönesansı Esas Duruşta

YAZIK….

MÜSLÜMAN ÜLKELER
EMPERYALİST BATI’NIN SİYASAL VE EKONOMİK ÇIKARLAR UĞRUNA
KENDİLERİNİ SÜRÜKLEDİĞİ “SİYASETTE DİN İSTİSMARI” BATAĞINDAN ÇIKAMADIKÇA,
SAVAŞLAR, PATLAMALAR, KATLİAMLAR, YAKILIP YIKILAN HAYATLAR GERÇEĞİNDEN UZAK KALAMAYACAKTIR.
ÇÖZÜM, DEMOKRASİYE İNANMADIĞI HALDE DEMOKRASİYİ ARAÇ GİBİ KULLANAN, İLK OLANAKTA İKTİDARININ GELECEĞİ İÇİN DEMOKRASİNİN DİĞER SEÇENEKLERİNİ, KADIN HAKLARINI, SİYASAL ÖZGÜRLÜKLERİ ORTADAN KALDIRMAYA KALKAN MURSİ GİBİ POLİTİKACILARI YA DA ELİ KANLI AMERİKANCI DARBECİLERİ DESTEKLEMEK DEĞİL,
KUTSAL İNANÇLARI POLİTİK ALANIN DIŞINDA TUTABİLMEKTİR.
IRAK’TA, LÜBNAN’DA, SURİYE’DE, MISIR’DA YAŞANANLAR,
EMPERYALİST BATI’NIN ESERİDİR.
OYNAYANLAR İSE, OLUP BİTENİN FARKINDA OLMAYAN,
İNANÇ UĞRUNA ÖLÜMÜ GÖZE ALMIŞ HALK YIĞINLARI
VE ONLARIN ÜZERİNDEN İKTİDAR KOLTUĞUNA OTURMUŞ ÇİRKİN POLİTİKACILARDIR.

BİR VE BÜYÜK İNSANLIK KÜLTÜRÜNÜN
TARİHSEL VE YAŞAYAN ZENGİNLİKLERİ OLAN, ETNİK, KÜLTÜREL, MEZHEPSEL AYRILIK VE FARKLILIKLAR,
İNANÇ DEMAGOJİSİ İLE SÜSLENİP İKTİDAR KOLTUĞUNA SÜRÜLDÜKÇE,
SIFFİYN SAVAŞINDA ASKERLERİNİN MIZRAKLARININ UCUNA KURAN SAYFALARINI GEÇİRMİŞ MUAVİYE
VE İŞGAL İÇİN MISIR’A ÇIKTIĞI GÜN, “BİZ GERÇEK MÜSLÜMANLARIZ” DEMEK YALANINI SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEMİŞ NAPOLYON’UN POLİTİKALARI KARDEŞ KANI DÖKMEYİ SÜRDÜRECEKTİR.
MÜSLÜMAN DOĞU’NUN ACISINA, HER GÜN YÜZLERLE, BİNLERLE ÖLÜP GİTMESİNE, BİRİLERİ KIS KIS GÜLÜP GEÇECEKTİR…

“İnne’şşerre’ddevâbi ind’Allahi’ssummül-bûkmüzelleziyne lâ ya’kılûn!”

(Hiç şüphe yok ki ayaklarıyla yürüyenlerin Allah indinde en kötüsü aklını kullanmayıp sağır ve dilsiz kalan iki ayaklı hayvanlardır)

(Enfâl Sûresi, 22 nci ayet)
KUR’AN’I KERİM

Yukarıdaki Kuran alıntısı, Dr. Hikmet Kıvılcımlı’ya ait, Tarih ve Devrim Yayınları’nca 1974 yılında basılmış ”Türkiye’de Kapitalizmin Gelişimi” adlı kitabın girişinden olduğu gibi aktarıldı. Dr. Hikmet, 1956 yılında kurucusu olduğu Vatan Partisi’nin Eyüp’teki açık hava toplantısında Hz. Ömer’in adaletini ve “İslam Tarihinin Maddesi”ni halka anlatmaya çalışmıştı. Bu nedenle, “dini politikaya alet etmekten” tutuklanıp yargılanmış ilk ve son sosyalist politikacı olmalıdır.
Dr. Hikmet, ne İslamiyet’i ne de diğer hiçbir olgu ya da nesneyi “alet etmeye” kalkışmış bir madrabaz değildi… Ömrünün neredeyse yarısını cezaevlerinde geçirmiş düşün ve eylem insanıydı. İslamiyet’in ruhunda, Hz. Ömer’in davranışlarında bulduğu “eşitlik ve kardeşlik” özlemleriyle çağının insanına sesleniyor olmalıydı.
Aradan geçen yıllar, İslamiyet’in yeni ve çok başka yorumlarını öne çıkardı. Şarkiyatçı emperyalist kültür, Şark’ı sonsuza dek bir sömürge durumunda tutabilmek için “sağır ve dilsiz” bireylerden oluşmuş yeni bir Müslüman-Şark kurma yolunda büyük adımlar attı.

ALPER AKÇAM, ANADOLU RÖNESANSI ESAS DURUŞTA, GİRİŞ…