VATAN POSTASI
Yaşamımızı Savunmak Üzere,Duygu,Düşünce ve Davranış Birliğini Gerçekleştirmek İçin Varız.

Ali İsmail Kormaz her 18 Mart’ta hep 19 yaşında

Yani ki celladın ölümü onun sonu olacak iken, sen aramızda türlü donlarda türlü özelliklerinle topraklarımızı, dünyayı iyileştirmeye, güzelleştirmeye çalışan, her son olanda yeni bir başlangıçla filizlenen doğumunu sürdüreceksin

Ali İsmail! Annesinin “Alim”i. Ana yüreklilerin ince sızısı. Babaların gözlerindeki saklı gözyaşı tanesi Ali İsmail. Bahar geldi yine sen. Yine sen, yine bahar…

Düşleri yüreğine sığmayıp gökyüzünün maviliklerine el veren delikanlı… Gezi ruhuna yurt olan alanların sıkılı yumruğu. İnsanların, ağaçların, kuşların, suyun hakkı için alanlarda, caddelerde kanatlanan Ali… Sen uyanmayıp orada kaldın ya bizlerde senin 19 yaşında takılı kaldık. Ali İsmail doğdu. Sonra, on dokuz yaşında giderken yeniden doğmaya durdu.

Gezi’nin genç yüzü! Yani bu topraklara bağlılığın, sevginin ve onurumuzun isyan gülü. Gülüşü çiçek Alim… Ali İsmail Korkmaz, doğum günün kutlu olsun. Düşlerin kadar toprağın da bahar kalsın!

Israrlı direngenliğimiz, yarınlara yol alan adımlarımızın dinamizmi gibi sen hep gençsin, acılara inat hep gülümseyensin. Hep on dokuzundasın. Düşlerin her daim sıcak, direnişlerin her adımı biraz Ali, biraz İsmail, biraz da Korkmaz. Milyonlarca zerre, binlerce parça olarak bir bütünde bir canız. Kopan her zerre canımızdandır, canımızda kalan her zerre biraz da gidenimizdendir; sendendir…

Yaşamak çoğalmaksa, sen hep çoğalansın Ali İsmail. Her martın on sekizinde kadim coğrafyanın bereketli toprağında yeniden yeşerensin. Sen toprakta bulursun özünü, toprağın özü bir parça sendendir. Sen bir parça kır çiçekleri; kır çiçekleri de bir parça sen. Arılar çiçeklerden gönüllere dokunan bal taşırlar senden Ali İsmail. Söyle işte; yaşamak ne karmaşık ne basit ve heyecan verici şey Alim. Görünmezken var olmak ne derin acılardan damıtılmış bir şeydir ki tanımı yetersiz haller yaşatır.

Seni yaşarız Ali İsmail. Çoğalırsın maddenin bin bir parçacığı hükmünde. Toprağında uçuşan rengârenk kelebekler hayallerini saçıyor gökyüzüne, ilham veriyor yarının çocuklarına. Gökyüzü renkleniyor, sınırsız sonsuz bir özgürlük boşluğu yeryüzü toprağına inmek için sancılar çekiyor. Gezi ruhu çıkar bir yol arıyor Ali İsmail. Gezi’nin gövdesinde, Gezi’nin sofrasında, Gezi’nin forumlarında şiirlerle, türkülerle, kitaplarla, resimlerle çoğalan Ali İsmail… Her direnenin bir yüzü Ali İsmail, her büyüyen çocuğun engin düşleri bir parça Ali İsmail. İyi ki doğdun… Çokluğun, çok olsun, var olsun Ali İsmail.

Biliyor musun Ali İsmail? Biliyor musun hepimizin Alim’i… Cellatlar kendi döktükleri kanda boğulma korkusuyla can çekişir ölürler. Bu yüzdendir yalanları. Bu yüzdendir kaçışları. Bu yüzdendir gizlenişleri. Yürekleri boşaltılmış pespaye paçavralardır onlar. Dün vardılar, bugün de varlar. Yarın sende cisimleşen güzel düşlerin altında hepten çürüyüp yok olacaklar. Yani ki celladın ölümü onun sonu olacak iken, sen aramızda türlü donlarda türlü özelliklerinle topraklarımızı, dünyayı iyileştirmeye, güzelleştirmeye çalışan, her son olanda yeni bir başlangıçla filizlenen doğumunu sürdüreceksin.

O zalimlerin seni incittiği yerin acısı son nefesinle beraber sözde çekti gitmişti. Yok yok, Ali İsmail. Senin bedeninde senin gidişinle eğlenecek yer bulamayan canını yakan o acı, geride bıraktığın bizlerde birer yürek sızısı. Ha bir güvercin ha sen; ha bir fidan ha sen…Gezi’de şu dizeler vardı ya aklıma hep seni getirir:

“ Bir güvercin ağlıyor
Gaz vurmuş kanadına
Ağlama güvercinim
Faşizmin inadına ”

Bulandığımız acılar yolumuzda taşıdığımız yükün elbet bir parçası. Senin gidişinin acısının ise bir açıklaması bulunamıyor. Biliyoruz artık acı çekmiyorsun ama bir zaman acı çekmiş olmanı bilmek yetiyor bu acının yükünü anlamaya. Başına inen darbeler hepimizin Ali İsmail yanında açılan yaralara dönüştü. Seni doğuran ana Emel Korkmaz mı, yoksa ana-baba olarak her birimiz Emel Korkmaz’ın kendisi miyiz anlayamadık. Baharda, martın on sekizinde senin her doğuşunda o acıyan yerimize parmağımızı basarak doğumuna merhaba diyoruz.

Bildiğimiz yaramızı sağaltma istediğimizdir. Ali İsmail’in hep 19 yaşında her baharda yeniden doğduğudur. Bildiğimiz onun düşlerinin saflığı, iyi olana yol aldığıdır. Bildiğimiz Ali İsmail’in her çocuğun, her gencin düşlerinde ortak bir paydaya sahip olduğudur.

İyi ki doğdun Ali İsmail!

Hatice Eroğlu Akdoğansendika.org

İlk yorumunuz

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul et Devamı