19 MADEN İŞÇİMİZİN KATLEDİLMESİ İLE İLGİLİ İTO VE TMMOB AÇIKLAMALARI

Yazar İTO – TMMOB

Dr. Mustafa Tamyürek – İstanbul Tabip Odası İşyeri Hekimliği Komisyonu Başkanı: Bursa Mustafakemalpaşa’da madende göçük, 19 çalışan hayatını kaybetti. Sayın Çalışma Bakanımız “üzücü bir olay olduğu”, “gerekenlerin yapılacağı” açıklamasını yaptılar. Gerekenler yapılacakmış… Kimsenin felaket çığırtkanlığı yapmasına gerek yokmuş… Ne güzel… İçimiz rahatladı. Göçüğün ağırlığı bir anda üzerimizden kalktı. Gerekenler ölümler olmadan yapılabilseydi keşke…

Maden Mühendisleri Odası, Bursa ili Kemalpaşa ilçesine bağlı Devecikonağı beldesindeki yeraltı kömür işletmesinde 10 Aralık 2009 tarihinde meydana gelen ve 19 işçinin ölümüne neden olan grizu patlaması üzerine 14 Aralık 2009 tarihinde bir basın toplantısı düzenledi. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı’nın da katıldığı basın toplantısında, Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun iş güvenliği ile ilgili gerekli önlemlerin alınması durumunda bu kazaların yaşanmayacağını belirterek, “Bu tür ölümlü kazalar artık çok geri kalmış ülkelerde oluyor” dedi.

*Dr. Mustafa Tamyürek – İstanbul Tabip Odası İşyeri Hekimliği Komisyonu Başkanı: … Keşkeler yerine, bugüne kadar olması gerekenler bu ülkede yıllardır söyleniyor. Ancak “ideolojik” olduğu söylenerek hemen karşısına geçiliyor. Ölümlerin olmasını hiç kimse istemiyordur muhakkak. Kimsenin işine de gelmiyordur. Öyleyse neden önleyebilecekken ölümler bu kadar fazla oluyor? Neyi yapmıyor, neleri görmüyoruz?
Özellikle “değişimlerin” başladığı son dönemde bir sürü yasa-tüzük-yönetmelik-yönerge-genelge-tebliğ çıkartılıyorken, neden sonuç değişmiyor. Keşke yapılan değişimler olanları engelleyebilecek, oluşacak yeni keşkelere neden olamayacak cesaret ve içerikte olsa.

Sayın bakan ve ekibi, (ve öncekileri de) değişimler konusunda alınan görüşlere “karşı görüş” saplantısından kurtularak bakabilseler, kafalarının içinde olanların dışında bir şeyler söyleyenlerin görüşlerini “rakip görüş” olarak görmeyip de sağduyu kullanarak dikkate alsalar, yaptıkları yasa – kanun-yönetmeliklerin içine biraz da vicdan katabilseler. Ölmeden- öldürmeden- soruna sahip çıkabilseler keşke. Vicdanlar daha rahat olmazmı.

Sayın bakanımız bu madenin sicilinin temiz olduğunu söylemektedir. Önceki kazalar, işletmenin geçmişi bir göstergedir ancak kaza olmayacağının garantisi değil. “Bugüne kadar bir şey olmamış” yaklaşımı işyerlerinde bu alanın sorunları ile uğraşan profesyonellerin önlerindeki en aşılması zor engellerden olmuştur (Ayrıca yirmi küsür yıldır sorunsuz çalıştığı söylenen bu maden işletmesinde NTV haberlerine göre daha önce dört ölümlü bir kaza olmuştur). Ne kadar güzel, sorunu olmayan, aslında yapılabileceklerin yapıldığı bir maden ocağı. Mayıs 2009 da bakanlık görevlileri tarafından denetlemesi de yapılmış. Öyle büyük kusurları da yokmuş gibi.

İlk aklama sayın bakanımızdan…

Bu açıklamaları yapan Çalışma Bakanı olmamalıydı. İşin sahibi kimse o yapsaydı… Bu görev ona düşerdi diye düşünüyorum. Korkarım bu patlamanın nedeni, işçi hatası veya doğal afet sayılacaktır.

Çöken ilk maden değil son da olmayacak gibi. Önlenebilir ölümlerde ilk değil, korkarım bu anlayışla son da olmayacak. Ölümlerden ötürü kimse özür dilemeyecek mi? Bizim de sorumluluğumuz var demeyecek mi? Herkesin vicdanı rahat olacak mı?

Olayın izlenmesi sırasında “Umutlarımızı yitirmemeliyiz” diyordu sayın bakanımız. Hep beraber kimsenin yaşamını kaybetmemesi için aynı umutla dualar ettik. Ancak umduğumuz gibi olamadı. Dualarımız kabul olmadı, umutlarımız bitti. Önceden gerekeni yapmıyorsan inanmanın, umut etmenin hiçbir anlamı olmuyor.

Sanırım biz gerekeni öncesinde yapmadık…  Saygılarımla.
…………………
TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI YÖNETİM KURULU’NUN AÇIKLAMASI
Maden Mühendisleri Odası tarafından hazırlanarak Ocak 2009‘da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘na sundukları raporda grizu patlamasının meydana geldiği söz konusu kömür işletmesinin çok riskli bölge olarak gösterildiğini ifade eden Torun, “Ülkemizde yüksek risk taşıyan, mühendislik bilim ve tekniğinden uzak, tamamen ilkel koşullarda çalışan çok sayıda maden işletmesi bulunmaktadır. Bu işletmelerde her an kaza olma olasılılığı mevcuttur” dedi.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı da, insan odaklı bir iş güvenliği mevzuatı geliştirilmedikçe bu kazaların devam edeceğini ifade etti. TMMOB‘nin düzenledikleri etkinliklerle, hazırladığı raporlarla konuyu birçok kez gündeme getirdiğini belirten Soğancı,  “Siyasi iktidarlar bunları dikkate alıp bir adım dahi atmadıkları için, bizim raporlarımız da artık birbirinin tekrarı oluyor, aynı şeyleri defalarca tekrarlamak zorunda kalıyoruz” dedi.
Maden Mühendisleri Odası basın açıklaması şöyle:

YETER ARTIK !!!  İŞ CİNAYETLERİ DURDURULSUN…

Bursa ili Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Devecikonağı beldesinde özel sektöre ait bir yeraltı kömür işletmesinde 10 Aralık 2009 tarihinde grizu patlaması sonucu meydana gelen iş kazasında 19 maden işçisi yaşamını yitirmiştir. Olayın duyulmasının ardından Odamız yetkilileri ve iş güvenliği uzmanlarımız olay yerine hareket ederek gelişmeleri ve kurtarma çalışmalarını yakından izlemiştir.
Kazayla ilgili olarak yürütülen incelemeler sonucunda aşağıdaki tespitler yapılmıştır:
·        Kazanın meydana geldiği ocakta kömür üretimi “yeraltı üretim yöntemi”yle gerçekleştirilmektedir. “3 vardiya” üretim yapılan ocakta yaklaşık 150 kişi çalışmaktadır. Kazanın olduğu vardiyada ise 32 işçinin görev yaptığı saptanmıştır.
·        Ocağa, 220 metre uzunluğundaki desandre (eğimli galeri/yol) ile inilmekte olup kömür içinde sürülen taban yolları ile madencilikte “ayak” olarak isimlendirilen, kömür üretim alanlarına ulaşılmaktadır.
·        Kömür damarının kalınlığı 9-12 metre arasında değişmekte olup, damar eğimi 20 derece civarındadır.
·        Ocağın havalandırılması, ana vantilatör ve tali pervanelerle gerçekleştirilmektedir.
·        Üretim yapılırken sert kömür damarında patlayıcı madde kullanılarak gevşetme yapılmaktadır.
·        Ocakta her vardiyada bulunması gereken maden mühendisi sayısı yeterli değildir.
·        Çalışan işçiler çevre köylerden sağlanmakta olup sendikalı değillerdir. Genellikle eğitim seviyeleri düşük olup, düşük ücretlerle çalışmaktadırlar.
·        Kaza, 16-24 vardiyasında ayakta kömür üretimi yapılması esnasında ortamda bulunan grizunun (metan gazı+hava karışımı) patlamasıyla meydana gelmiştir. Grizunun patlaması ile oluşan yüksek sıcaklık ve karbon monoksit (CO) gazı çalışan işçilerin yanmalarına ve zehirlenmelerine yol açarak ölümlerine neden olmuştur.
·        Grizu patlamasının şiddetiyle göçükler meydana gelmiş ve işçiler göçük altında kalmıştır.
·        Yetkililerce olayın/kazanın nedenlerini belirlemek üzere bilirkişiler atanmış ve incelemeler başlatılmıştır. Ancak ilk tespitlerden olayın, çalışma ortamında belirli bir oranın üzerinde bulunmaması gereken metan gazının, bir ısı kaynağıyla (muhtemelen patlayıcı madde kullanılması sonucu) tetiklendiği ve grizunun patladığı anlaşılmaktadır.
·        Kaza sonrası kurtarma işlemlerinde ciddi organizasyon ve koordinasyon yetersizliği bulunmaktadır.
Madencilik sektörü, doğası gereği özellik arz eden ve bu nedenle bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren dünyanın en zor ve riskli iş koludur. Maden kazaları incelendiğinde olayın; teknik, sosyal, ekonomik, eğitim, planlama ve denetim sorunları gibi pek çok nedeni olduğu görülmektedir.
Türkiye iş kazalarında dünyada üçüncü, Avrupa‘da birinci sırada yer almaktadır. Özel maden işletmelerinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri genellikle  maliyet unsuru olarak görülmektedir. Maden kazaları son yıllarda belirgin olarak artmaktadır. Odamız kayıtlarına göre, 2008 yılında 43 maden çalışanı iş kazası sonucu yaşamını yitirmişken,  2009 yılında bu sayı son kaza ile birlikte 76‘ya çıkmıştır. Ancak bu sayının daha yüksek olduğu tahmin edilmekte ve hayatını kaybedenler içerisinde maden mühendisi meslektaşlarımız da bulunmaktadır. Özellikle yeraltı kömür madenciliği, işçi sayısı başına düşen kaza ve ölüm sıralamasında bütün sektörlerin başında yer almaktadır. Bu nedenle, madencilik sektörü daha yakından izlenmeli, değerlendirilmeli ve kaza önleme çalışmalarına daha fazla ağırlık verilmelidir. Odamızın her zaman dile getirdiği gibi meydana gelen bu “kazalar kader değildir”. Bu acı olaylar eğer gerekli önlemler alınmaz ise periyodik olarak devam edecektir.
Özellikle 80‘li yılların başından itibaren uygulamaya konulan özelleştirme, taşeronlaşma, rodövans vb yanlış uygulamalar; kamu madenciliğini küçültmüş, kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim birikimini dağıtmıştır. Yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine üretimin, teknik ve alt yapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması, buna ek olarak kamusal denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması iş kazalarının artmasına neden olmaktadır.
Ülkemizde; yüksek risk taşıyan, kuralsız ve denetimsiz çalışan, mühendislik bilim ve tekniğinden uzak, teknik elemanın gözetim ve denetimi olmaksızın, tamamen ilkel koşullarda çalışan pek çok maden işletmesi bulunmaktadır. Bu işletmelerde her an kaza olma olasılığı mevcuttur. Bu nedenlerle;
·        Sektörün özelliği göz önüne alınarak kapsamlı bir risk haritasının ilgili Bakanlıklarca hazırlanması ve denetimlerin buna göre yapılması gerekmektedir.
·        Teknik nezaretçi ve iş güvenliğinden sorumlu olan mühendis ücretini, denetlemek durumunda olduğu işyeri sahibinden almakta olup bu durum mühendisin işletme ile ilgili kararlarında özgür davranmasını engellemektedir. Bu açıdan, teknik nezaretçinin ve iş güvenliğinden sorumlu mühendisin özgürce karar verebilmesi ve görevini layıkıyla yerine getirebilmesi amacıyla, ücretini oluşturulacak bir fondan alması için gerekli yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır.
·        Kazaların önlenebilmesi için bilimsel ve teknik yatırımların yanı sıra, örgütlenmenin ve sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması, çalışma yaşamı ile birlikte çalışanların sosyal ve ekonomik yaşamlarının da iyileştirilmesi zorunludur. Ayrıca, işçi sağlığı ve iş güvenliği yatırımları teşvik edilerek desteklenmelidir.
·        İş güvenliği denetiminden birinci derecede sorumlu olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yaşanan iş kazalarının önlenebilmesi için görevlerini tam olarak yerine getirmelidir. Yasal mevzuatlarda yapılacak düzenlemelerle denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekirken,  çıkarılan yönetmelikte denetimin özelleştirildiği ve ticarileştirildiği, iş güvenliği mühendislerinin görev, yetki ve sorumluluklarının net olarak tanımlanmadığı, meslek odalarının görüşlerinin dikkate alınmadığı görülmektedir.
·        Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılan yeni İş Kanunu ve ilgili yönetmelikleri, madencilik sektöründe etkin denetlemenin yapılabilmesi bakımından yetersizdir ve ciddi sakıncalar içermektedir. Söz konusu mevzuat, yeniden gözden geçirilerek madencilik sektörünün özellik arz eden sorunları da göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir.
·        Kaza sonrası organizasyon ve koordinasyonun, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde kurulacak bir birim tarafından yürütülmesi, buna ilişkin planlamaların bu birim tarafından geliştirilerek kaza sonrası yaşanan belirsizliklerin giderilmesi büyük önem arz etmektedir.
·        Kazaların oluşmasına neden olan etkenlerin; ilgili kurum ve kuruluşların koordinasyonu ile birlikte en kısa zamanda masaya yatırılması ve çözümlenebilmesi için acil olarak bir eylem planı hazırlanması gerekmektedir. Ulusal ölçekte oluşturulacak bu yapının; kazaların önlenmesi için gerekli risk haritalarını çıkarması, gerekli planlamaları ve eğitimleri koordine etmesi, ilgili yasa ve yönetmelikleri tekrar gözden geçirerek sahanın ihtiyaçlarına uygun olarak yeniden düzenlemesi ve iş güvenliği kültürünün geliştirilmesi için çalışmalar yapması gerekmektedir.
·        Tüm maden işletmelerinde maden üretimi, mutlaka yeterli sayıda maden mühendisi nezaretinde yapılmalıdır. İşyerinde her vardiyada daimi olarak maden mühendisi bulundurmayan işletmelere üretim izni verilmemelidir.
·        Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, denetim elemanı olarak yararlanacağı maden mühendisi kadrolarını çoğaltarak denetimlerini artırmalıdır.
·        Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘nın madencilikten sorumlu birimi olan Maden İşleri Genel Müdürlüğü‘ne, yasa ile “madencilik faaliyetlerinin iş güvenliği ve işçi sağlığı ilkelerine uygun yürütülmesini takip etme” görevi de verilmiştir. Bu kuruluş, madencilik sektörünün ihtiyaçlarına yönelik olarak yeniden yapılandırılarak, iş güvenliği ile ilgili denetim birimini oluşturmalı, personel kadrosu gerek nicelik gerekse nitelik bakımından geliştirilmelidir.
·        Maden Mühendisleri Odası‘nın görevi ve yasal hakkı olan mesleki denetimin engellenerek üye denetimini yeterince yapamaması da sorunların çözümünü zorlaştırmaktadır. Bu çerçevede gereken yasal düzenlemeler zaman geçirilmeden yapılmalıdır.
·        Her işletmede risk değerlendirmesi yapılmalı, değerlendirme sonucunda çalışması uygun olmayan işletmeler kapatılmalıdır.
Bundan önce olduğu gibi “gerekenler yapılacaktır” gerekçesinin arkasına sığınılmadan gerçek sorumlular belirlenmeli, maden mühendisleri, teknik nezaretçi ve bazı çalışanlar günah keçisi olarak seçilmemeli, olayın gerçek sorumluları vicdani ve hukuki gereklilikleri yerine getirmelidir.
Kazada yaşamını yitiren tüm maden emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyor, yakınlarına ve ulusumuza başsağlığı diliyoruz.